Hâlâ

Ev

3 Mart 2019

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

Ev

Bir ev istedim ondan. Öyle içi koltuklarla, masalarla, yataklarla doldurulanlardan değil ama. Hele dört duvar olanından hiç değil. Sıcak olanından, yumuşak olanından. Ekmek gibi taze kokanından istedim.

İlk defa birinden bir şey istedim. Küçük bir şey.

Bana bir ev aldı. Dört duvar olanından. Yepyenisinden. Koltuklarla, masalarla, yataklarla donatılanından. İçine kilim bile koyduk.

Evin yeşillik vadeden bir bahçesi vardı. Begonviller açıp dört bir yanı saracaktı. Limonlar verecekti. Kahkahalarımız yeri göğü inletecekti.

Begonvillerin bazısı açtı, bazısı açmadı. Limon çok az verdi. Bazen topladık, bazen toplamadık. Toprağa elimi bile sürmedim.

Ben bir ev istemedim ki, topraklı bir ev hele hiç istemedim. Ben daha kendim toprağa köklenemedim, ondan öyle bir ev niye isteyeyim?

Toprak

Bir toprak aldı bu sefer. İçinde ev olan kocaman bir arsaydı. Eski, yıkık-dökük, taştan bir hikayesi vardı. Evi köyün gözbebeği yaptı. Bahçesinde kocaman gövdesi olan bir yaşlı ağaç, göğe kadar uzanmıştı. Rüzgarda uçuşan dikenli yaprakları, her daim üstümüze yağacaktı.

Havada, toprakta, duvarda; dokunmaktan korktuğum şeyler vardı. Küçük şeyler. Evimin içine girmesini istemediğim şeyler. Bazen biraz daha büyüktüler. Akrep gibi, örümcek gibi, uçan hamam böceği gibi böcekler. Onları gördükçe çığlıklarım, yeri göğü inletecekler.

Ev

Şimdi ne ağaç kaldı. Ne de ev.

Dün yine bir ev istedim ondan. Başımı sokacak bir ev. Sayfalarında pencereleri olan, başka diyarlara kapıları açılan bir ev. Taptaze bir ekmek gibi kokan, odaları ışık dolan bir ev istedim. Kızımı getirirken, İlhan Berk’in Ev adlı kitabı olacaktı, onu da getir dedim. Ben onun evinin odalarında gezinmeyi çok özledim.

Kızımı getirdi. Kapıdaki kızım neşe içinde; “Anne gözlerini kapat, ben sana süpriz getirdim. Bak!” dedi. Kızımın arkasından çıkarttığı elinde; plastik oyuncaktan, düğmesine basınca müzik çalan, rengarenk bir ev vardı.

Kızım benim, annesinin bir ev istediğini nasıl da anladı? İnanılmaz bir andı.

Oda

Kitap, kızımın çantasının içindeydi. Bir şairin defteri olduğu gibi temize çekilmişti. Bu şekilde birbirine bağlı olan dizeleri okumak güçleşmişti. İstemeden de olsa, bana yanlış baskıyı getirmişti.

Zar zor okuyabildiğim sayfaların içinde, yine de buldum Oda‘yı. Bütününü kavrayamasam da içinde anlayabildiğim kelimeler vardı. Nihayet onu okudukça, karanlık odam ışıkla dolacaktı.

Didem Elif

Not 1: Bazı gerçek karakterler hikayelerle yaşatılmalı. İlhan Berk’in “Şeyler Kitabı-Ev” adlı şiir kitabındaki Oda adlı şiirinin anısına…

Not 2: Sen ve Ben Dergisi yazarları olarak, hep beraber aldığımız bir kararla; Mart ayını “Kadın” ile donatalım istedik. Bu öykü “Kadın Ne İster?” sorusuna, Elif olarak cevabımdır. Diğer kadınların cevapları beni bağlamaz.

Not 3: Ev adlı hikayemdeki mekanlar gerçek; bütün karakterler hayal ürünüdür. Ahmet bu notum sana… Ne de olsa adını hikayelerimde görmeyi pek seviyorsun 🙂

Son olarak: Yanıbaşınızdaki sevdiklerinizi “yitirmeden” duyabilmeniz, görebilmeniz, dokunabilmeniz, doya doya öpüp koklayabilmeniz dileğiyle; Pinhani’den size bir şarkı seçtim. Keyifli dinlemeler…

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Yorum

  • Cevapla Merve Çevik 3 Mart 2019 at 13:40

    Kadın…
    O, herşeyiyle bir bütün.
    Anka kuşu gibi küllerinden doğan bir dünyadır kadın..
    Şu koca dünyadan apayrı dünya yaratacak güçtedir kadın..
     
    Kelimelerinin yumuşaklığı ve sadeliği alıp götürüyor insanı..
    Kalemine ve yüreğine sağlık olsun, nice güzellikler dokunsun..
     
    Pazar gününde ne iyi geldi..
     
    Kucak dolusu sevgiler…🌷

    • Cevapla Didem Elif 3 Mart 2019 at 16:12

      Canım benim yumuşaklık ve sadelik kadar içim bir o kadar da yangın yeri… En çok kendime iyi geldi bu yazı o yüzden… Bahar da (varlığıyla hala gelmese de) geldi… Hayatın beni yumuşatarak, şifalandırarak güzel bir yere vardıracağına inancım yüksek. Varlığınla beni yalnız bırakmadığın için teşekkür ederim. Bu sesli kayıt ise ne harika oldu. Sanki ordaymışım duygusu veriyor. Yani umarım öyle oluyordur. Ben dinliyor olsam öyle hissederdim. 💛
       
      Seninkileri de merakla bekliyorum. 🙏
       
      Sevgilerimle

  • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 3 Mart 2019 at 23:23

    Elif Hanım şiiriniz için teşekkür ederim. Sesinizle şiiri tamamlamışsınız adeta. Kadınlar gününe dikkat çekmeniz çok güzel. Benim bu haftaki yazım için de bir ipucu oldu.
     
    Teşekkür ederim.

    • Cevapla Didem Elif 4 Mart 2019 at 09:41

      Ben teşekkür ederim. İpucu verebilmek harikaymış. Sevindim buna.
       
      Sevgilerimle…
       
      kalp kalp kalp

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Mart 2019 at 13:39

    Harika bir öykü. Kadının ne istediğini bir an olsun düşünmeden, kendi arzularını kadının da isteğiymiş gibi sunmalarını, hem de bir lütufmuşcasına sunmalarını ne güzel anlatmışsın. Asıl isteklerimiz ufacık şeyler bile olsa görememeleri ne acı…

    • Cevapla Didem Elif 4 Mart 2019 at 14:00

      Evet bazı şeyleri zamanında görememek ne acı. Benim de kendi adıma nasıl da görmemişim dediğim zamanlarım var.
       
      Bu arada verme duygusu çok ilginç. En çok anneler bu konuda yanlış yapıyor. Çocuğunun istemediği yemeği sırf iyilik olsun diye yedirmeye çabalaması gibi. Dolayısıyla göreceli hale geliyor. Kör bir kadının hayat hikayesini yazmaya niyetlendiğimde öğrendiğim bir şey vardı. Kör birinin çantasını taşımaya yardım etmek ona bir iyilik değil. Adam görmüyor eli tutuyor. Ama işte insan iyi bir şey yapayım derken bazen kötülük yapıyor. Kendi de bilmiyor…
       
      Teşekkür ederim canım…

  • Cevapla Seda Çağlayan 7 Mart 2019 at 03:45

    Satır satır okumak ayrı keyif, kaleminin mürekkebini akıtanın sesinden dinlemek ayrı.
     
    Bayıldım, çok sevdim.
     
    Ah be Elifçim, kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar!..
     
    Güzel ruhuna sağlık gerçekten.

    • Cevapla Didem Elif 7 Mart 2019 at 06:01

      Çok teşekkür ederim canım. Beğenmene sevindim. Anlayanlar anlamayanlara anlatsın diye yazdım ben de… 😂😍😘 Öperim çok…

  • Cevapla Ahmet Yonca 7 Mart 2019 at 23:07

    Senin sesinle dinleyince öyküyü, o kadar başka oldu ki. Bayıldım. Yazan gibi okumak mevzusunu hep merak etmiştim. Bunu da hissetmeyi nasip etti Zeus 🙂
     
    Ayrıca bana bıraktığın not, FBI ajanına bırakılmış bir mesaj gibiydi 😂😂😂
     
    Velakin hikayenin konusu benim naif noktama dokunan bir mesele. Heleki begonvili ayrı severim. Bir çeşit kendim yaşadım sen anlatırken, öyküde ne var ne yoksa…
     
    Ayrıca hikayen yayınlanacak mı diye beklerken, bunu nasıl gözden kaçırdım bilmiyorum 🙂 Geç ama güzel oldu 😁😁 Emeğine sağlık.
     
    VAR‘ı da bekliyorum 🙂

    • Cevapla Didem Elif 7 Mart 2019 at 23:37

      Hehe ilk defa tam üstüne bastın FBI ajanına mesaj konusunda 😋😋😋
      Hayır dedim şimdi Ahmet kesin bunu yaşamışsın dicek gardımı baştan alayım. 😺

      Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için… Var yakında var olacak…

    Cevap Yaz