İnce Mevzu

Kankalık Müessesesi

21 Mart 2019

Yazı: Kankalık Müessesesi | Yazar: Seda Çağlayan
Şimdilerde önüne gelen herkesin herkese merhaba bile demeden önce bonkörce harcadığı “kanka” kelimesinin gerçek anlamı ve kankalık müessesesinin önemi hakkında esaslı biçimde yazmak arzusu var içimde ve sizi de buna maruz bırakmak istiyorum.

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne bile girmiş olan ve aslında sokak jargonuna ait bu kelime hakkında önce küçük bir açıklama verelim bilmeyenler için, ardından itibarını iade edelim. Sonrasında bu konuyla ilgili ne düşündüğünüzü dinlemek çok keyifli olacak benim için.

Kanka

Ad
Kan kardeşinden yapılmış bir kesik sözcük. Kan kardeşi ya da ant kardeşi, can ciğer arkadaş, çok yakın dost, gizdeş, sırdaş.

Kankalarım ve ben

Ben birden çok kankası olan biriyim. Hepsiyle de birbirimize farklı şekillerde hitap ediyoruz. Aynı sevgililik müessesesinde olduğu gibi yani. Aşkintom, Balım, Bezelyem, Elmam bu hitaplardan bazıları. Süper saçma gibi görünse de bu isimler/lakaplar uzun süren gözlemler, deneyimler ve içten gelen coşkulu sevgi patlamaları sonucunda sahiplerine bağışlanmışlardır, o yüzden lütfen gereken değeri kendilerine verelim. Ve elbette yukarıda koyu renk harflerle yazılmış olan lakapları/kişileri alfabetik sıraya göre dizdim, zira hiçbirini diğerinden ayırarak öncelik sırasına sokamam, Allah çarpar 😊

Peki ne işe yarar bu “Kankalık müessesesi”?

Bir kere kesinlikle kaybettiğinizde kendinizi bulmanıza, fazla bulduysanız da kaybetmenize yarar. Yani “Hop hemşerim, kendine gel!” ya da “Allah aşkına bi’ sal ya! Bırak! İçinden ne geliyorsa onu yaşa!” komutunu en doğrudan ve kafana vururcasına verir kankan çünkü sen iyice b.ka batmadan dost acı söylemelidir. Dinlemeyeceğini ve kendi kafanın dikine gideceğini bile bile söyler, söylemelidir, racon budur.

Sabahtan akşama, akşamdan sabaha, sonra tekrar sabahtan akşama ve akşamdan sabaha derdini dinler. Aynı hikayeyi 1500 kere dinler. Teselli eder. Ağlaman için omzunu açar. Bazen günlerce evini açar, depresyon hırkası, koyu kahve ve içki tedarik eder. İçini açana kadar uğraşır. Sarar, sarmalar. Öper, saçını okşar, gözyaşını siler. Her zaman üzüntünü ya da depresif halini hafifletemez belki ama çabası bile yaranın %50’sini sarar. Sevgi en ağır yaranın bile görünmez ilacıdır.

Kankalık Müessesesi

Seninle meyhanelerde, evlerde, sokaklarda sarhoş olur. Şarkılar söyler, gerekirse nara atar, kahkakalarıyla sokakları, semtleri çınlatır. Kol kola yürür aşkın anarşistliğini yapar. Ertesi gün ikiniz de bir şey hatırlamadığınızda ise devreye diğer kankanız girer ve en aklı başında haliyle siz pis sarhoşlara detayları verir. Oh canınıza değsindir! İyi ki de yaşanmıştır ve yaşanmaya devam etmektedir bütün bunlar taa ne zamandır.

Okul yıllarında edindiğiniz kankalarınızla her türlü ergenlik triplerinizi, gençlik heyecanlarınızı ve aile çatışmalarınızı paylaşırsınız. Yollarınız öyle bir kesişmiştir ve kaderiniz öyle bir birbirinin içine geçmiştir ki aslında belki de hiç ama hiç bir arada olamayacakken birbirinizden bir adım öteye gidemez olursunuz. Karı-koca kavgasından beter kavgalarınız da sonuçta bir yere bağlanmaz, zira karı-koca olmadığınız için boşanamazsınız da ve manyakça bir şekilde hep ama hep birbirinizi çok sevmeye devam edersiniz. İzahı yok. Birbirinizde en büyük yaraları belki zaman zaman kendiniz açarsınız ama yine sonunda siz tamir edersiniz. Bazen zaman alır ama sonunda mutlaka onarırsınız. Çünkü birbirinize olan sevginiz ve inancınız aslında hiç yok olmamıştır, sadece sizin saçmalıklarınızdan yorulup bir süre inzivaya çekilmişlerdir ve sizin akıllandığınıza ikna olduklarında tekrardan ortaya çıkarlar.

Kazık kadar insan olmuşsundur ama ergen gibi seninle gidip aynı dövmeyi gözünü kırpmadan yaptırır mesela kanka dediğin. Biri bu fikri ortaya attığında diğerleri tereddüt etmez bile. Düşünsenize, birbirinizi fişlemek gibi bir şey! Tövbe Yarabbim ya 😊 Hani bir masaya yeni biri geldiğinde ya da senin yokluğunda yeni biriyle tanıştığı zaman falan senle herkesten daha yakın olduğunun teminatıdır kollarınızdaki dövmeler. Ona göre yeni gelen kızlar ayaklarını denk alsınlardır yani. O kadar!

Bir zaman sonra kankalarınla birlikte aileleri de hayatının bir parçası haline gelirler. Hele bir de benim gibi tek çocuksan o kalabalık ailelerin içinde önce pek bir değişik hisseder sonra da vaz geçemezsin. Böylece gittikçe çoğalır, kendi aileni de kankalarınla seve seve paylaşırsın.

Benim olan senindir

Kankalar arasında senin-benim yoktur. Evini, işini, başarısını, parasını, hayalini, üzüntüsünü, arabasını, kahvesini, ekmeğin köşesini, içkisini, sigarasını, kitabını, annesini, babasını, ablasını, abisini, evladını, sevgisini, nefretini, ölümü, doğumu, düğünü-derneği, bazıları sarı-kırmızı renkleri, kedisini-köpeğini, ayakkabısını, yüzüğünü ve en çekilmez anlarda hayatını oyun bahçesine çevirebilmek için umudunu paylaşır kankan seninle.

Karşı cinsten kanka olur mu?

Hem de miss gibi olur. Kadınla erkek arasındaki “ateşle-barut” meselesini yerle bir eden bir durumdur kadınla erkek arasındaki kankalık. Bir kadınla bir erkek öpüşmeden de sadece gerçekten arkadaş olarak çok yakın olabilir ve kankalık mertebesine erebilirler. Bunun tersini düşünerek olaya magazin katmaya çalışıp insanları bunaltmaya çalışmaktan vaz geçilsin artık mümkünse. Yıl olmuş 2019!

Kendi penceremden değerlendirmem gerekirse gerçek kankalık müessesesi benim gibi bir tek çocuğun başına gelebilecek en güzel şeylerden biridir. Hayatımda oldukları için her birine tek tek teşekkür etmek istiyorum tüm kalbimle.

Şöyle bitirelim o halde 😊

Sevgilerimle

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

13 Yorum

  • Cevapla Leyla Sabuncu 21 Mart 2019 at 07:47

    Kankalık müessesesi hani bizim çocukluk yaşlarında yaşadığımız çok ozel bir bağlılikti, cok ozel bir değerdi… Simdi bakıyorum da cocuklarımdan görüyorum bu yaşlarında herkes kankalari olmuş dedigin gibi.. 🙄 En önemlisi ve en değerlisi de kankaligin (ay çok da hoslanmiyorum artık bu kelimeden orta yaş sendromumumdan dolayi🤣) biraktigin yerden devam edebilmektir yan yana geldiğinde… Çok öperim yanaklarından…💋💖💋
     
    Leyloş’un..

    • Cevapla Seda Çağlayan 22 Mart 2019 at 10:33

      Canım Leyloşum 🙂 Tam da dediğin gibi, her şey gibi arkadaşlık, dostluk da daha yüzeysel artık, dijital ve online üzerinden arkadaş oluyor daha çok çocuklar şimdi. Aslında bu da başka bir keyif, oturdukları yerden dünyanın her yerinden arkadaşları oluyor, özellikle de online takılıyorlarsa. Duyguya çok yer yok, daha mantıklılar 🙂 Bizim gibi duygusal tipler için soğuk bir dünyaları var. Ama mutlular, tek önemsediğim de bu aslında, mutlu olsunlar. Biz de böyle klasik akımcılar olarak takılmaya devam edelim.
      Ben daha çok öperim güzelim.

  • Cevapla Çiğdem Özdemir 21 Mart 2019 at 14:01

    Eline sağlık Sedacım. Askintom’u bana dediğini varsayarak okudum bu yazıyı 😀

    • Cevapla Seda Çağlayan 22 Mart 2019 at 10:37

      Yaaa, kızım, bu ne hasrettir ya, bir türlü kavuşamıyoruz biz! İsyanım var!

  • Cevapla O. K. 21 Mart 2019 at 23:12

    Senin ağzını ve kelimelerini yerim ben kankam 🙂

    • Cevapla Seda Çağlayan 22 Mart 2019 at 10:25

      Yaaaa, sevdin demek 🙂 Çok özledim seni. Artık yurda kesin dönüş yapmanı istiyorum.

      • Cevapla O. K. 25 Mart 2019 at 18:41

        Sen disinda yurtta benim icin bir sey yok + gelir nereden gelir o zaman XD Yok mu arttiran 🙂

        • Cevapla Seda Çağlayan 26 Mart 2019 at 01:00

          Sen de haklısın ne yazık ki ama ben ve benim gibiler burayı senin için katlanılır kılacağız valla bak, söz:) Bari yakın tarihe bir uçak bileti al, özledim çok.

  • Cevapla İrem Savaş 23 Mart 2019 at 13:01

    Ne tatlı bir yazı olmuş! Ben de bir tek çocuk olarak bunun öneminin aşırı farkındayım 🌸

    Kalemine sağlık 🙏🏼

    • Cevapla Seda Çağlayan 24 Mart 2019 at 03:57

      Tek çocukların kaderi dostlarına yapışmak 🙂 Allahtan kader bize bu konuda bonkör davranmış 🙂 Beğendiğine ve kendine yakın hissetmene çok sevindim 🙂
       
      Sevgiler çok çok…

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 27 Mart 2019 at 09:10

    Ne büyük bir zenginlik böyle dostluklar. Her satırına yürekten katılıyorum canımcım. Ömrümce en büyük şükürlerimin başında dostlarım geldi. Bugün bu sitenin neredeyse yarısından fazlası kankalarımın eseri. Geriye yaslanıp baktığımda bununla gurur duyuyorum.
     
    “Dost acı gününde yanında olandır,” diye bir klişe vardır ya hani, açıkcası ben ona katılmıyorum çok da fazla. Acından zevk alacak çok insanın o günlerde yanında olabildiğini gördüm çünkü. Bence gerçek dostlar, seninle en harika zamanı geçiren, seni olduğundan da yükselten, en güzel günlerinde seninle kahkahalarını ve mutluluğunu paylaşan kişiler. Yazından anladığım kadarıyla sen bu tarz bir dostluğun keyfini süren şanslı insanlardansın. Şansın hep daim olsun bebek.
     
    Öperim kocaman 😘

    • Cevapla Seda Çağlayan 28 Mart 2019 at 02:30

      Hepimizin şansı daim olsun güzelim. Büyüklerimiz “Allah iyi insanlarla karşılaştırsın.” derdi ya biz küçükken, o zamanlar çok anlam veremezdim. Yılları devirdikçe anladım. Arkadaştan gelen acı tecrübe insanı fena sarsıyor, hepimiz yaşadık. Çok şükür ki benim bu tecrübem ömrüme oranlanınca epey düşük kalıyor. Şimdi ben de elimize doğan her bebek için ilk olarak bunu geçiriyorum aklımdan. Zira sürekli yaşanan hayal kırıklığı insanı zamanla taşlaştırıyor. Çevremizde var örnekleri. Oysa ki pamuk şekeri kıvamındaki yüreklerle yaşamak lazım hayatı mümkünse. Beni bu kıvamda tutan tüm kankitolarıma bir kez daha selam olsun:)
       
      En kısa sürede masa başında iki kadeh atarken bunları konuşabilmek dileğiyle…
       
      Öperim çok çok

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 28 Mart 2019 at 07:55

        Vaowww iki kadeh atma fikrini çok sevdim. Hatta mekanı bile belirledim anında zihnimde: yazın Bodrum 🙃
         
        Ben de öperim güzellik kocaman 😘😘😘

    Cevap Yaz