Ay Işığı Yolcusu

Övgü

12 Mart 2019

Yazı: Övgü | Yazar: Atakan Balcı
Övgü beklemek insanın en doğal biçimidir. İnsan yaptığı işle bilinir ve hele de iyi yaptığı bir işse “övülmek” ister. Alçak gönüllülük var diğer yanda da. Alçak gönüllülük ve övgü beklentisinin stresli dengesinin arasında da “böbürlenmek” denen bir dengesizlik biçimi bulunmakta yazık ki.

Böbürlenmek

Alçak gönüllü olmak her zaman tinimin en özel parçalarından biri olmuştur, empatik yanım ve aydınlanma yolum ile birlikte. Böbürlenmedim hiç ve bundan hiç rahatsız değilim, olasım da yok zaten. O kıyılarda kurtulmaktansa açık denizde boğulmayı yeğledim her zaman.
Peki övgü beklemez miyim ben de? Ne yalan söyleyeyim, içten içe bir istek yok değil tabii. Ama bu konuda özel bir uğraşım yok. “Övün beni, sevin beni, harikayım, bak ne kadar özelim, ne ihtişam dolu işlerim…” yok daha neler.

Kibir Kıyıları

Kibre giden yol tehlikelidir ve bir kişideki kibir, özenli olunmaz ise, bir çuval değil, bir ülke dolusu elmanın içindeki çürük bir elmadır. Sonunda işler değil biçimler konuşmaya başlar her yerde. “Bak ne kadar parlağım, ne kadar lezzetli ‘görünüyor’um, ne kadar kırmızı, ateşli, doluyum. Çok doluyum ben, özelim.” Ne kadar büyük işler başardığını anlatan kişilerle dolar her yer ve Roma İmparatorluğuna sonunda ne olduysa o olur söz konusu elmalar ülkesine de.

Reklam

Ve sonunda kibrin kıyılarında kurtulmayı seçen kalabalıkları görürsünüz. Bir ada görmektedirler orada ve orayı bir “yaşam kaynağı, kurtuluşun tek şansı” olarak görürler. Gördükleri şey bir ada mıdır, serap mıdır yoksa bambaşka bir şey midir? Oraya döneceğim.

Kulaç Atanlar

Açık denizde kalıp, kulaç atanları küçük görürler ve zamanla giderek artan biçimde küçük görürler. Övgü, övgü, övgü, övgü, övgü… “Övün beni, ben kulaç atmıyorum. Bakın sizler için ne kadar harika bir iş başardım. Kendim için değil, sizler için. Kulaç ötesi yollarım var benim. Bakın ada var orada, adanın patikaları var, yollarım var.” Gördükleri yol mu gerçekten, yol mu yaptılar insanlar için, harikalar mı ürettiler çevreleri için? Peynir üretiminde gerçek bir çığır mı açtılar? Mühendislik alanında yeni bir harikaya mı imza attılar? Çalıştıkları dairede en büyük işlere mi imza attılar? Yoksa orada biri sessiz sedasız işini yaparken, reklamlar üzerinden takdirleri, taltifleri mi topladılar?

Gerçeklik

Öyle bir an gelir ki, reklamsız biçimde işlerini yapanlar reklamsızlıklarının ya da belki de elma çuvalındaki çürümenin yaygınlaşmasının kurbanı olurlar ve uyum sağlayamadıklarından çuvaldan atılan, çıkartılan onlar olur. Çuval ise mutlu kokuşmuşluğuyla çürümenin zirvesine doğru “ilerlemeyi” sürdürür.
Öyle değil mi? Kulaç atmayı bırakıp kibrin kıyılarında “kurtuluşa” ermemişler miydi zaten? Yoksa gördükleri serap mıydı? Yoksa bir tür gerçeklik, ama bambaşka bir gerçeklik miydi?

Ve bu çürümüşlük işte, öyle bir durum alır ki, mecazi cesetler mecazi cesetlerin üzerlerine üzerlerine atılır; soluk alıp veren bu cesetler ordusunu da kurtuluş olarak gören diğer soluk alıp veren, ama kesinlikle yaşamdan uzak olan, “mutlu” ve “övgü ve takdirlerle dolu” cesetler, seçtikleri gri ölümün kucağına atılırlar kendi istekleri ve büyük bir şevkle.

Halbuki Ulu Önder bile, onca inanılmazlığı başaran Ulu Tin bile, yalnızca bir kez, 10. Yıl Nutkunda kendisi için tek bir isteğini kaleme almış ve o tek tümceyi de, konuşmasında dile getirmemiştir.

Övgü isteği bile değil onca başarıya karşın söylemediği;

“Beni hatırlayınız.”

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Özge Can 12 Mart 2019 at 16:37

    Övgü hakkıyla yapılmadığında kibire meylettitiyor kendini tanımaz bünyeyi. Sanırım had bilmez insanların yergileri, haksız eleştirel tutumları insandaki övülme ya da hakkının teslim edilmesi duygusunu doğuruyor olabilir. Bu hafta sevgili Didem de yazısı da bu konuyu çok güzel irdelemiş.
     
    Bir dostumla tam da bu konu üzerine bir konuşma gerçekleştirmiştik dün, üstüne sizin yazınızı görünce hemen onunla paylaştım.
     
    Fikrinize sağlık,
    Sevgiler…

    • Cevapla Atakan Balcı 21 Mart 2019 at 15:33

      Didem’in de çok güzel belirlemeleri var gerçekten bir çok konuda. Kibir, hırs ve kötücüllüğe yönelmeyi anlayamıyorum ama bu gerçeklik giderek yaygınlaştı yazık ki.
      Teşekkürler 🙂

  • Cevapla Hande S. Sinan 12 Mart 2019 at 20:43

    Şu tespite bayıldım:
     
    “Öyle bir an gelir ki, reklamsız biçimde işlerini yapanlar reklamsızlıklarının ya da belki de elma çuvalındaki çürümenin yaygınlaşmasının kurbanı olurlar ve uyum sağlayamadıklarından çuvaldan atılan, çıkartılan onlar olur. Çuval ise mutlu kokuşmuşluğuyla çürümenin zirvesine doğru ‘ilerlemeyi’ sürdürür.”
     
    Bu olay birebir bazılarımızın başından geçti maalesef. Çuvaldan atılmadan önce kendin bile dışarı düşmek istersin; öyle bir durum. Her işe övgü gerekmediği gibi tamamen yapılan güzel işlerin görmezden gelinmemesi de şart bence. Yani arasıra herkes birbirine motive edici laflar edebilir; bu da hem güven yaratır hem de insanı mutlu eder 🙂

    • Cevapla Atakan Balcı 21 Mart 2019 at 15:35

      Memurlukta çok yaygındır bu “reklam” konusu, eski Türk filmlerinden de anımsarız. Uygarlıkların çöküşü de bu temelden başlamıyor mu zaten?
      Teşekkürler 🙂

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Mart 2019 at 01:35

    İnsan “takdir“le daha verimli çalışır hale gelen bir varlık bence. Bu yüzden hak edilen övgünün kişiye teslim edilmesinden yanayım. Bunu da hayatımın her döneminde etrafımdakilere sunduğuma inanıyorum.
     
    İltifatla karıştırılmasını istemem. İkisi birbirinden oldukça farklı kavramlar. Gerçekten emek verilen davranışların ödüllendirilmesinin ise gerekli olduğunu düşünüyorum. Uzun süre takdir görmeyen bir davranış kişiyi demoralize edebilirken, ufacık bir takdir kuvvetle motive ederek bir adım ileri taşıyabiliyor.
     
    Asıl tehlikeli olan övgüyü doğru alabilmek bence. Çünkü kibir asla başarıya götürmez 😉

    • Cevapla Atakan Balcı 21 Mart 2019 at 15:38

      Beğenilmek, övülmek hemen herkesi etkiler ve doğrusu hemen herkes de içten içe ister diye düşünüyorum bu yaşayışı. Başarı ile ne kastedildiği de önemli tabii. Bir şeylerin tepesinde olabilirsiniz ama bu şeyler bir çöp dağı da olabilir ve tam da belirttiğin gibi bu bir başarı kesinlikle değildir. İçsel erinç-dinginliğe ulaştıran dürüst bir yürüyüşle ulaşılır başarıya.
      Belirlemelerin çok güzel. Teşekkürler!…

    Cevap Yaz