Yoga

Yoga Felsefesi – 3 | Şavasana

27 Mart 2019

Yoga Felsefesi – 3  | Şavasana
Evetttt yoganın 5 prensibini anlatmaya kaldığımız yerden devam etmek için buradayım 😁

Ne demiştik yoga çalışmaları, beş temel prensip çerçevesinde yürütülmektedir.

Peki neydi bu bize sağlıklı, huzurlu, dinç, esnek, mutlu ve başarılı bir yaşam sunan mucizevi beş prensip? Bir kez daha hatırlayalım:

1- Doğru Egzersiz (Asana)
2- Doğru Nefes (Pranayama)
3- Doğru Gevşeme (Şavasana)
4- Doğru Beslenme (Vejetaryen, Satvik)
5- Doğru Düşünce (Pozitif Düşünce ve Meditasyon)

Bir önceki yazılarımda önce Doğru Egzersiz (Asana) konusuna, daha sonrada Doğru Nefes (Prayanama) prensibine değinmiştim. Bu sefer Doğru Gevşeme (Şavasana) prensibini anlatmaya çalışacağım.

Ve yine ilk olarak Hara Yoga Vedanta Center eğitim kitabımızla başlıyorum.

Doğru Gevşeme – Şavasana (Śavāsana)

Tam gevşemeye sadece kasla değil, tüm fiziksel, zihinsel ve manevi kaygının sona ermesiyle ulaşılır.

Vücut ve zihin sürekli aşırı yüklenirse verimsizleşir. Modern sosyal yaşam, beslenme, iş ve hatta eğlence, rahatlamayı zorlaştırıcı bir etkiye sahiptir. Çoğu kişi rahatlamanın doğanın kendini yenileme yöntemi olduğunu bile unutmuş durumda; sadece daha gidemeyecek kadar yorulduklarında duruyorlar.

İnsanlar genellikle rahatlamaya çalışırken bile duyularını, vücut ve zihinlerini yormaya devam eder. Vücudun enerjisi boşa harcanır; kasları harekete hazırlamak için kullanılan enerji, hareketin kendisi için kullanılandan daha fazladır. Yaşamımızı dengelemek için enerjimizi ekonomik kullanmayı öğrenmeliyiz. Bunu, doğru zamanda, doğru şekilde rahatlamayı öğrenerek gerçekleştirebiliriz.

Fiziksel Gevşeme

Her hareket bir düşünceden kaynaklanır. Düşünceler, hareketle cisimlenir. Zihin, kaslara kasılma komutu gönderebildiği gibi, rahatlama komutu da gönderebilir. Yoga’da çeşitli fiziksel gevşeme teknikleri vardır. Genel hatlarıyla şöyledir: vücuttaki tüm kaslar tek tek sıkıp bırakılır. Bu teknik, sinirlere gerginliğin ve gevşemenin zıtlığını hissettirir. Ardından ayak parmaklarından başlayıp ve yukarı doğru çıkan bir tarama yapılır. Her vücut parçası tek tek zihinde canlandırılır ve gevşetilir. Bu rahatlama yöntemi, Śavāsana, yani ölü pozu olarak bilinir.

Fiziksel gerginliğin güvensizlik veya travma gibi nedenleri vardır. Tehdit altında hissettiğimizde karın ve boyun gibi bölgeler yoğun olarak kasılır. Bu dinamik, hayvani altyapımızdan gelir, çünkü boyun ve karın, bir hayvanın en savunmasız bölgeleridir. İnsanlar artık nadiren fiziksel tehdit altındadır ama özel hayatında ve iş hayatında kesintisiz bir tehdit altında yaşayan çok sayıda insan olduğunu görebiliriz. Burada yapılması gereken, bu hisleri fark etmek ve nefes, tarama veya telkin gibi yöntemlerle hali dönüştürmektir.

Bazense yaşamımızın ayrı kısımları birbirine karışır. Örneğin, iş hayatımızda bir şeye kızarız, eve dönünce bu kızgınlığı ev arkadaşımıza yansıtır, aynı kızgınlıkla yatağa gireriz. Sabah kalktığımızda boynumuz tutulmuştur ama açık kalan camı suçlarız. Burada yapılması gereken, gerginliği fark etmek ve ait olduğu yerde bırakmaktır.

Fiziksel gerginlik somuttur ve fiziksel gevşeme direkttir. Kas kasılıysa gerginlik vardır, yumuşaksa gerginlik yoktur. Bu nedenle fiziksel gevşemeye ulaşmak nispeten daha kolaydır.

Zihinsel Gevşeme

Zihinsel gerginlik hayal gücünün sonucudur. Zihin anın gerçeklerinden koptuğunda ve gerçeklerden farklı hayallere bağlandığında, hayaller ve gerçekler uyuşmadığı için gerginlik, yani stres deneyimler.

Kaslarımıza “gergin olmayı bırak” komutu vermek mümkündür, fakat zihnimize “şu düşünceyi düşünme” komutu verirsek o düşünceyi düşüneceğini garanti etmiş oluruz. Neyse ki zihin bir anda sadece bir şey düşünebilir. Bu nedenle zihinsel gevşeme için farklı bir yaklaşım gerekir; zihne ilgisini yönelteceği bir obje vermek. Kişi nefese yoğunlaşmışken bir yandan kaygılanamaz. Ya birindedir, ya diğerinde. Nefes gibi sürekli yanımızda taşıdığımız ve ilgi çekici bir obje, zihni hızla sakinleştirip “An”a bağlayabilir. “An”a bağlandığımızda sorunlar “sorun” olmayı kesip “durum” olurlar.

Örneğin, bankasında para kalmamış biri “Mahvoldum!” diyebilir, ama mahvolması bir seraptır ve tek gerçek bankasındaki 0 sayısıdır. Durumu olduğu gibi görebilmek hem daha kaygısız hem daha verimli çözüm yolları bulmamızı sağlar.

Gerginleşen zihni gevşetmek için nefes dışında pek çok odak noktası verebiliriz. Dışarıdan gelen sesler dinlenebilir, bir şarkı söylenebilir, mantra tekrarlanabilir veya yürüyüşe çıkılabilir. Bir çoğumuz zaten kaygılı zamanlarımızda bunları yaparız, fakat genelde amacımız kaygıyı çözmekten çok kaygıdan kaçmaktır. Bu teknikleri bilinçli olarak, sabırla ve disiplinle uygularsak daha dingin bir zihne kavuşacağımız kesindir.

Manevi Gevşeme

Zihnimizi ne kadar rahatlatsak da manevi rahatlamaya ulaşmadan tüm gerginlikler ve kaygılar sona ermez. Vücut ve zihni kişileştirdiğimiz sürece onların limitleri, duyguları, korkuları, kaygıları bizim olur ve onları sahipleniriz. Bu durum gerginlik ve stres getirir. Yogiler bilir ki, vücut ve zihinden bağımsız kimliğimizi idrak etmediğimiz sürece sürece tam gevşemeye ve huzura ulaşamayız.

Bir yogi, kendini her yeri kapsayan, her şeye kâdir, hep huzurlu olan o Benlik’le, içerideki saf Farkındalık’la özdeşleştirir. Bu yeti, tüm gücün ve huzurun vücuttan değil, Benlik’ten geldiği bilgisinden kaynaklanır.

Bu bilgiye Vedantik söylemlerle, “Ben o saf Farkındalık’ım, Benlik’im” söylemleriyle ulaşılır. Bu, gevşeme sürecini tamamlar.

Fatoş’ca Şavasana

Shavasana (Şavasana) bugünlerde üstünde çok durduğum ve anlamını düşündüğüm pozlardan biri. Bütün bir fiziksel yoga uygulamasının son hediyesi, derin dinlenme hali. Uygulamanın en önemli hali. Sırtüstü yerde uzanarak bedeni gevşemeye bıraktığımız ve bütün bir uygulamanın faydasını emmeye başladığımız bir hal shavasana (Şavasana).

“Shava” sankrit dilinde ceset demek. Ancak ben yoga gibi olumlu ve güzel bir felsefede “ceset” kelimesini kullanmak istemiyorum. Bu nedenle derslerimde olduğu gibi yazımda da derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu olarak nitelendiriyorum “Şavasana”yı.

Derin gevşeme halinin içine girmek.

Esiri olduğumuz ama yaşamak için ihtiyacını hissettiğimiz egomuzun, “ben”liğinin ölmesini simgeliyor ve aydınlanmış yüksek bilincin uyanmasına bir davet sunuyor adeta.

Metafor olarak ölmek, herşeyimiz ile anın boşluğuna ve bütünlüğüne dönüşmek. Ölüm nihai farkındalığımızı uyandıran hal. Bu hayata boş ellerle geldik. Ve boş ellerle gidiceğiz. Hiçbir şey bize ait değil. Nefesimiz dahi. İşte Shavasana (Şavasana) bütün bu ilahi duyumları anımsatan farkındalığımızı arttıran bir hal oluyor zaman içinde.

Şavasananın en önemli ödevi ve hedefi vücudumuza ve zihnimize tam ve derin bir gevşemeyi öğretmektir. Bu durumda sinir sistemi tamamen dinleniyor.

Şöyle de bir durum var ki tam gevşemeyi herkes yapamayabilir ve bu hemen olmaz. “Haydaa şimdi bu neden böyle bir şey yazdı,” diyorsunuz sanırım 🙂 Efenim çünkü sevgili zihnimizi gevşetmek, vücudumuzu gevşetmekten çoook daha zordur.

“Sırt üstü yere yatmak ne kadar zor olabilir?” mi dediniz?

İlk yoga deneyimimden bahsedeyim o zaman. Neden dersin son ve en zor duruşuydu benim için ifade etmeye çalışayım…

Şavasana, neydi?
Derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu.

Kıpır kıpır bir insanım ben, zihnim de kıpır kıpır. Nasıl yatayım ben koskoca birkaç dakika hareketsiz? Her iki saniyede bir başımı kaldırıyorum yerden, çevreme bakıyorum, öğretmene bakıyorum. Yok hayır bitmemiş, bitmiyor bu işkence, yatmaya devam. 😛

Yıllar önceydi bu yaşadıklarım.
Şimdi öyle mi ya değil, hem de hiç değil.

Artık “Şavasana” en sevdiğim duruş. Hatta gün içinde biri bana hadi biraz “Şavasana” yapalım dese, hiç hayır demem.

Peki neydi seneler içinde değişen?
Ben nasıl alıştım benim için işkence olan bu duruşa?

Kelime anlamından da anlaşıldığı gibi, “Şavasana” bir ceset gibi yatmayı gerektiriyor ya hani (benim yapamadığım). Yani beden hareketsiz, nefes dingin ve sakin, zihin suskun… Peki bu her zaman mümkün mü? Ya da kolay mı sizce?

Yine söylüyorum bana göre, “Şavasana” yoga asanaları içinde en zoru(ydu) “Şavasana”da kalabilmek için öncelikle zihni susturacaksın. Bunun için de nefesini sakinlestireceksin çünkü beden, ancak ve ancak zihin ve nefes sakinleştiğinde hareketsiz durabiliyor. Yani Şavasana, “ne var ki sırt üstü yatmakta” diyeceğiniz, sadece öylesine yatmak değil, tıpkı “Tadasana”nın (dağ duruşu) sadece ayakta durmak olmadığı gibi…

İşte tüm bu nedenlerle, “Şavasana” yoga duruşları içinde en zoruydu benim için.

Bence bende olduğu gibi birçok kişi için, hareketsiz yatmak zaten başlı başına bir sorun. Özellikle benim gibi aktif bir hayat yaşayan ve mizaç itibarıyla hareketli olan kişiler için. Bir de, az önce yazdıklarımı hatırlayın, sadece hareketsiz yatmak yetmiyor. Hareketsiz yatarken, zihnin ve nefesin de sakinleştirilmesi gerek. Zihin bir yerlere gitmemeli, o an nerdeysek orda kalmalı…

“Şimdi bu ne demek?” diye düşünüyor olabilirsiniz?

Yoga Felsefesi – 3  | Şavasana

Kısaca açıklayacak olursak, “Şavasana”da yatarken zihnimiz de sınıfta olmalı. O anda kalmalı. Dersten önce başımıza gelen bir olayı ya da dersten sonra yapmamız gerekenleri düşünmemeli. Sadece ana odaklanmalı. Tabi ki, bu bu kadar kolay bir şey değil. Tam da bundan dolayı “Şavasana” yoganın belki de en zor duruşu… Hahaaâaa farkettim ki bu kısacık paragrafta tam dört kez ‘zor’ 3 kez de ‘kolay değil’ kelimesini kullanmışım 😂😂😂 Neyse bu kadar gülmek yeter konumuza dönelim 😛

“Şavasana” demek herşeyi bırakmak demek, vazgeçmek demek aynı zamanda.

Bedenimizi yere teslim etmek, toprağın enerjisiyle zeminde erimek demek, bedenin yok olması demek, bedeni hissetmemek demek. Bunun da yolu, bedenimizin tüm noktalarını rahatlatmaktan ve serbest bırakmaktan geçiyor. Ayak parmaklarımızdan başlayarak başımızın en tepesine kadar her bir organımızı, bedenimizin her bir noktasını öncelikle sıkıp, kasıp sonra rahat bırakmak, “Şavasana” için çok iyi bir hazırlık olabilir çünkü her şeyin başı gevşemek.

Ayak parmaklarımızdan başımızın en tepesine kadar bedeni bir kere taradıktan sonra, vücudumuzda hala bir gerginlik hissediyorsak bedenimizi bir tur daha gözden geçirmek iyi bir fikir olabilir.
Bedenimizi tekrar tekrar tarayıp, tamamen gevşetip rahatlattıktan sonra, nefese odaklanmak anda kalmak için iyi bir yöntem olabilir.

Nefeslerimizi saydığımızda zihnimiz sadece nefes alışverişlerimizle ilgilendiği için başka yerlere kayıp gidemez. Böylece anda kalırız. Anda kaldıkça da, ruh-beden-zihin birliği ve bütünlüğü, yani meditasyon, bizden hiç de uzakta değildir. Zaten gözlerimiz kapalı; gözlerimiz kapalı olduğunda zihnimiz de susuyor.

Bir de nefesimize odaklandığımızda, anın tadını çıkarmamamız için hiçbir engel kalmıyor. (Hemen şu an bunu denemenizi istiyorum ✌)

Şavasana; tüm yoga derslerinin sonu, son asanası, son duruşu

Eğer yogayı hayatla karşılaştırırsak, (ki her anı hayatın ta kendisi lokantası) derin gevşeme ve dinlenme pozisyonuna yani “Şavasana”ya gelene kadar bir sürü aşamadan geçiyoruz.

Tıpkı doğmak, büyümek, yaşamak, olgunlaşmak, yaşlanmak ve ölmek gibi. Şavasana da bedenin, zihnin ve ruhun bir süreliğine ölümü gibi. Bu nedenle, herşeyi bırakmak demek, vazgeçmek, kendini bırakmak, adamak, tamamen yok olmak, erimek ve geçici ölüm demek.

O an ne hissediyorsak onu yaşamak demek. Mutlu hissettiğimiz bir dersin sonunda dudaklarımızda bir gülümsemeyle yerde uzanmak demek, yoga dersi bizde bir takım duygular uyandırdıysa onları hissetmeye devam ederek yere uzanmak demek, belki gözlerimizden sessiz yaşların akması demek, belki kalbimizin acıması, belki de karın ağrıları çekmemiz demek. Ama herşeyden önemlisi, tüm yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi kabul edip, sadece gözlemleyip, sadece izleyici olup, gelip geçmesini izlemek demek.

Bana tüm bu hissettirdikleri sebebiyle yıllar önceki yoga deneyimimde, en zorlandığım duruş artık en sevdiğim ve keyif aldığım duruş oldu.

Eskiden bir iki saniyelik bir “Şavasana” bile bana zor gelirken, şimdi biri bana “yavaş yavaş nefeslerimizi derinleştirelim ve el ve ayak bileklerimizi çevirerek bedenimizi uyandırmaya başlayalım,” demezse “Şavasana”dan kalkmayı hiç düşünmem 😍

Şavasana, yoga derslerinin son duruşu ve sonu… Ancak bir son olmadan yeni bir başlangıç, uyanma, uyanış, yeniden doğuş olmaz ki… İşte “Şavasana” hem bir son hem de bir uyanış ve yeniden doğuş…

Yazıyı ve en son paragrafı tefekkür edin, düşünün, sonra da cevap verin lütfen; “Sizce Şavasana yoganın en zor duruşu mu?”

Fatoş Şahin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 28 Mart 2019 at 11:04

    Kesinlikle inanılmaz zor olabileceğini daha okurken bile hissettim. Fiziksel olarak bir şekilde kıpırdamamayı başarsam da susmak bilmeyen zihnimi sessizleştirebileceğimi düşünemiyorum bile. Fakat başarıldığında kişinin muazzam bir dinginlik hissiyle dolacağına da eminim. Gerçekten denemek isterim 😉
     
    “Yoga Felsefesinin 5 Prensibi” yazı dizisiyle harika bir iş çıkartıyorsun canım. Yüzeysel bilginin altına inebilmek harika oldu tüm okurların gibi benim için de. Çok teşekkürler Fatoşcum 🤗

  • Cevapla Fatoş Şahin 9 Nisan 2019 at 15:05

    Teşekkür ederim Didemcim. Birlikte deneyimlemeye, kolaylaştırmaya niyet edelim o zaman 🤲😘

  • Cevapla Honeysofie 21 Nisan 2020 at 10:22

    Mey Hoca’nın bloğundan alıntılar eşliğinde…

    • Cevapla Sen Ve Ben Online Dergi 21 Nisan 2020 at 10:37

      Merhaba;
       
      Öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederiz.
       
      Yazıda intihal olduğunu mu söylemek istediniz? Bu konuyu aydınlatırsanız çok seviniriz.

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan