Mavi Okyanus

Yağ Satarım, Bal Satarım, Ustam Ölmüş Ben Satarım…

14 Mart 2019

Yazı: Yağ Satarım, Bal Satarım, Ustam Ölmüş Ben Satarım… | Yazar: Mustafa Çağa | Satış
Siber çağımızın çocukları, birçok sokak oyunu gibi, artık bu oyunu da oynamıyorlar. Geçenlerde bu konu ile ilgili konuştuğum bir kardeşim öyle bir aplikasyon veya bilgisayar oyunu duymadığını söyledi. Abilik yapıp, ayaküstü oyunu anlatmaya başladım daha yarısında; “Bunun bir aplikasyonu yapsan fena tutar, ben sana söyleyeyim abi,” dedi. Tabi ki ben şok 😳

Bu nedenle öncelikle kısa da olsa, geleceğe aktarmak üzere oyunu herkes hatırlasın ve bilmeyen öğrensin diye tarif etmeyi kendime görev edindim.

Yağ Satarım, Bal Satarım, Ustam Ölmüş Ben Satarım…

En az altı kişi ve bir mendil ile oynanır. Bir ebe seçilir, mendil ebeye teslim edilir. Diğer oyuncular yüzleri birbirine dönük olacak şekilde çember oluşturarak yere otururlar. Oturan oyuncular oyun esnasında arkalarına dönüp bakmazlar. Sadece arkalarındaki zemini elleriyle yoklayabilirler. Ebe, elinde mendili, çemberin etrafında dolaşmaya başlar, bir yandan da durmaksızın aşağıdaki ezgili tekerlemeyi söyler:

Yağ satarım, bal satarım,
Ustam ölmüş, ben satarım
Ustamın kürkü sarıdır,
Satsam on beş liradır,
Zam-bak Zum-bak
Dön arkana iyi bak.
Yağ satarım, bal satarım,
Ustam ölmüş, ben satarım,
Alacağına, vereceğine,
Bir kaşık ayran,
Yarın sabah bayram…

Bir süre sonra mendili oturan oyunculardan birinin arkasına çaktırmadan bırakır. Bu oyuncu arkasına mendil bırakıldığını fark etmez ise ebe bir tur döndükten sonra bu oyuncunun omuzuna dokunur ve mendili fark etmemiş olan oyuncu yeni ebe olur. Eğer fark ederse de ebeyi mendille kovalamaya başlar. Oyun böyle sizlerin de hatırlayacağınız şekilde devam eder gider. Oyunun tarihçesi ile ilgili net bir bilgi yoktur fakat türevleri dünyanın dört bir yanında farklı ezgilerle oynanmaktadır.

Satabilmek

Oyunda da defalarca tekrar ettiğimiz gibi, yağ satarız, bal satarız fakat asıl sormamız gereken soru, günümüz teknolojisinde her şeyi kolaylıkla üretebilmemiz bu kadar mümkün ve kolay iken, üretimi ekonomik hale getirebilecek kadar satabilecek miyiz? Daha önceki yazılarımda da bahsetmiş olduğum gibi satış süreçleri iş ekonomisinin geneli ile ilgilidir ve insanlık tarihi kadar eskidir.

Önceden yapmış olduğunuz planlar, programlar ve stratejilerin doğru sonuçlar doğurması için iyi bir satış personeli olmazsa olmazınızdır. Hedeflediğiniz noktaya ulaşabilmeniz için tüm süreçlerin merkezine, sahayı seven ve sahada olmaktan keyif alan, alanına hakim satış personellerini konumlandırınız. İşin bütününe oyun gözüyle bakıp, iş akışını oyunlaştırınız.

Ustası öldüğünde bile satmaya teşvik eden oyunu olan bir milletin evlatlarıyız biz. Peki, böyle bir milletin evlatlarından doğan satış personeli nasıl mı olmalı?

Satışçı

Avcı ruhlu bir balıkçının düşünce yapısına sahip olmalı. Yakalayacağı “Büyük Balık” için oldukça heyecanlanmalı, sınırsız hayalleri olmalı, tutku dolu bir motivasyonla müşterisinin de müşterisini düşünerek, geniş bir alanı hedeflemeli. En hızlı balık için bile her zaman hazır olmalı. En değerli hazinesi tutarlılığı ve takipçiliği olmalı. Soru sorma sanatına hakim olup, basit ve anlaşılır sorular ile iletişimini sürdürebilmeli.

En tehlikeli yeri olan masasından uzak durmalı. Satış elemanı masasında en az oturan adam olmalı. Müşterisi ile her zaman beraber olmalı ve onlarla vakit geçirmeyi arzulamalı.

Karizması olmalı, kibir ve gurura kapılmadan, bu karizmasının farkında olmalı. Samimi, içten, dürüst, yaratıcı, hızlı ve zeki olmalı. “Hayır” yanıtını asla kabul etmemeli. Kibar ve ısrarcı olmalı. Siz de takdir edersiniz ki hem ısrarcı hem kibar olmak oldukça zor bir iştir. Pazarlık sonucundan ne kadar olumsuzluk çıkarsa çıksın, kapıyı kesinlikle tamamen kapatmamalı. Her zaman bir aralık bırakmalı ve her zaman bir fırsat kollamalı.

Müşterisini çok iyi analiz etmeli. İhtiyaçlarını, taleplerini not almalı. En iyi çözümü uzman bakış açısı ile sunmalı. Müşterisinin karşısında hayatı boyunca hatırlanacak bir değer olmalı. Çok iyi bir dinleyici olmalı. Müşterisinden daha fazla konuşan bir satış personeli, müşterisinin gerçek ihtiyaçları ile çözümleri arasında bağlantı kuramaz. Bunları anlayıp uygun ürün ve hizmeti sunamaz.

Tüm bu özelliklere dikkat ederek kendi iyileştirmelerini gerçekleştirebilen bir satış personeli yağ da satar, bal da satar, ustası ölse de o yine satar…

Mustafa Çağa

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 15 Mart 2019 at 01:50

    Bu tekerlemenin “Ustam ölmüş, ben satarım” cümlesi çocukluğumdan beri her duyduğumda beni biraz dehşete düşürür. Hayatın gerçekliğini, acımasızlığını anlatır gibi gelirdi bana. Bugün senin yazından sonra biraz olsun komik bir anlam kazandı. Satışçı gözüyle oldukça motive edici bir cümle olduğunu anlıyorum artık 😉
     
    Yazının başlığında bu cümleyle karşılaşınca tahmin edebileceğin gibi büyük bir merakla okumaya başladım yazdıklarını. Her zamanki gibi nüktedan bir üslupla harika tavsiyeler vermişsin. Kalemine, bilgine sağlık Mustafacım.

    • Cevapla Mustafa Çağa 15 Mart 2019 at 11:56

      Mükkemmel, motive edici yorumun için çok teşekkür ederim. 🙂

    • Cevapla Didem Elif 15 Mart 2019 at 22:21

      En son elmalı başlıktan sonra bu başlığı görünce bir içim hopladı valla. Satalım anasını satıyım diyesim geldi. 🤣 Tabi esprisine. Yok yok benden satışçı olmaz… ☺️ Cık.
       
      Eline sağlık sevgiler…

    Cevap Yaz