Komos

Yukarda Gene Neler Oluyor?

7 Mart 2019
Yunan Mitolojisi | Artemis
Akteon’un Geyik Oluşu

Bir tanrı kendi güzelliğini kıskanır mı ya? Hadi kendini o kadar beğeniyorsun, eyvallah tamam olabilir, iyi de arkadaş bu sebepten dolayı başka bir gencin felaketine sebep olunur mu ya?

Bir yaz akşamı abi arka fonda gitarda Akdeniz Akşamları şarkısı çalarken ormanların ve avcıların tanrısı Artemis, iki taraflı ağaçlarla kaplı dar bir vadide bir mağara görüyor. Bu mağarada da güzel sesler çıkaran su ile dolu bir kaynak buluyor. Bütün gün ormanda av peşinde koştuğundan leş gibi terliyor ve o berrak suda yıkanmak istiyor. Mızraklarını, okunu arkadaşlarından birine veriyor. Bir peri kızı ince ve narin elleriyle Artemis’in kıyafetlerini çıkarıyor. Diğer peri kızı ayakkabılarını çıkartıyor. Bir diğeri saçlarını toplayıp başının üzerine topluyor. Ohhh anasını satayım. Bir duş alacaksın 10 tane hatun hazırlıyor seni. Neyse bizim Artemis suya giriyor. Peri kızları Artemis’i güzelce yıkamaya başlıyorlar. Artemis, peri kızlarına bir göbeğime su dökün, yok biraz da sırtıma su dökün derken işte tam bu sırada Akteon adında talihsiz bir avcı avlanmasına ara verip ormanda gezerken bu güzel berrak suyun aktığı kaynağı görüp oradan oradan su içmek için yaklaşıyor.

Fani bir erkekle göz göze gelen Tanrı Artemis bakışlarından kirlendiğini düşünerek utanıyor. Ulan nasıl kafalar bunlar?! Neyse yanında okları da olmayınca ne yapayım ne edeyim derken ellerini suyun içerisine bir daldırıp çok sert bir şekilde avcının suratına çok şiddetli su serpiyor. Birdenbire avcı Akteon’un alnından geyik boynuzları çıkıyor. Boynuzlanmadan da boynuzun çıkması ne kötü 😝 Neyse abi avcının boynu uzuyor, kulakları sivrileşiyor, bacakları kolları kıllarla doluyor. Oradaki av köpekleri avcıyı o şekilde görünce havlayıp üzerine atlayıp sahiplerini paramparça ediyorlar.

Hani derler ya; “Allah ölümün de hayırlısını versin.” Şimdi bu avcının ne suçu vardı? Altı üstü nehirden su içip gidecekti.

Yukarıda eceli ile ölme diye bir şey yok. Hep bir oyun hep bir alavere dalavere.

Meleagros’un Ölümü

Penee adında ünlü ve zengin bir kral var abi. Bu kralın da Althaea adındaki karısı bir erkek çocuk doğuruyor. Ona da Meleagros adını veriyorlar. Bu çocuk 7 günlük olunca “Ecel” gelmiş kapılarını çalmış. İçeri girer girmez ocakta yanan bir odun parçasını göstererek aynen şöyle demiş; “Oğlunuz Meleagros bu odun yanıp kül oluncaya kadar yaşayacaktır.”

O zamanlar öyle; ecel senin canını almadan seninle konuşuyor. Böyle çay kahve içiyorsunuz. Artık o da senin kabiliyetine kalmış. Gününü ne kadar uzatabilirsen uzatıyorsun. Şimdi öyle mi? Habersiz çat diye gelip alıp gidiyor.

Neyse çocuğun annesi Ecel’in lafını duyar duymaz yatağından fırlayıp yanmak üzere olan odunu ocaktan çıkarıp gizli bir sandığa saklayarak oğlunun yaşamasını uzatıyor. Ancak oğlanın babası Penee bereketli bir yılın ilk mahsulünü aldığında tanrıça Artemis’e kurban vermediğinden onu kızdırıyor. Ve Artemis vahşi yaban domuzu göndererek kralın tarlalarını yok ettiriyor.

Meleagros o zamanlar gençliğinin en ateşli zamanlarını yaşıyor. Ve ortalığın anasını ağlatan bu yaban domuzlarıyla dövüşmeyi göze alıyor ve yaban domuzlarını gücüyle kurnazlığıyla yere seriyor. Tabi bunu tek başına yapmıyor. Avcılardan destek alıyor. Kendisine yardım eden avcılar arasında da Atalante adında bakire güzel bir hatun bulunuyormuş. Ve ona gönlünü kaptırmış.

Zaten biriniz de güzel bir hatun gördüğünde Allah aşkına gönlünü kaptırmasın. Meleagros öldürdüğü yaban domuzunun dişini ve kafasını nezaket icabı Atalante’ye veriyor. Yukarının nezaket hediyeleri de bir başka oluyor. Bizim burada hatunun birine bir hayvanın kafasını getirdiğini düşünsene.. Ohooo şenlik olur…

Tabi Meleagros’un amcaları zaferin nişanesini bir hatuna vermesini uygun görmüyorlar ve hatunun elinden hediyesini alıyor. Bu kaba harekete sinirlenen Meleagros hatununun elinde hediyesini alanları tek tek öldürüyor. Yürü be koçum benim.

Annesi, öz kardeşlerini kendi oğlunun öldürdüğünü duyunca beyninden vurulmuşa dönüyor. Aman Allah’ım seni doğuracağıma taş doğursaydım diyor. Ve tam o anda zamanında Ecel’in söylediği odun parçası aklına geliyor. Kardeşlerinin öcünü almak için sandıktan odun parçasını çıkarıp, yana ocağın içine atıyor. Ve Meleagros birden fenalaşıp, kül olup can veriyor.

Ulan ne normal bir şekilde doğmayı biliyorsunuz, ne de ölmeyi.

Yunan Mitolojisi | Afrodit


Afrodit

Miss Turkey Güzellik Yarışması

Ne oldu? Başlığa mı şaşırdın? Tanrıların da güzellik yarışmaları oluyormuş. Anlayacağın yukarıda eğlence tavan.

Eşsiz bir güzelliğe sahip Afrodit’in ölmezler arasına katılıp tanrıçalık mertebesine çıkması pek de kolay olmamış. Biliyorsunuz tüm tanrıçalar Afroditi kıskanıyorlarmış. Hera ile Athena kendilerinin de Afrodit kadar güzel olduklarını iddia etmişler. Bizim ondan ne eksiğimiz var. Allah aşkına söyleyin diye yakarmaya başlamışlar.

Bir gün tanrılar bir ziyafetteyken Eris görünmeden Olympos’a giriyor. Tanrıların bir kısmı içiyor, bir kısmı şarkılar dinliyor, bir kısmı karşı masadaki hatunlara telefon numaralarını veriyor. Akşama beni ara gibisinden 😝 Kendilerinden geçen tanrıların bu durumundan yararlanan Eris, üzerinde “En güzel tanrıçaya” yazısı bulunan güzel bir elmayı masanın ortasına bırakıyor.

Puşta bak sen, canı sıkılıyor oyun yapıyor. Tabi elmayı hemen Hera kapıyor. O var ya o, ne anasının gözüdür. Hiç kaçırır mı? Neyse bu duruma tabi Afrodit ile Athena karşı geliyorlar hemen. Ortalık karışınca abi hemen baş tanrı Zeus’un hakemlik yapmasını istiyorlar. Tabi Zeus bu. Hiç o topa girer mi?

Hemen aynen şöyle diyor; “Tanrıçalar, ben üçünüzü de aynı severim. Birbirinizden ayırt edemem. Hemen İda dağına gidin. Orada Paris adında bir çoban var. Hakem olarak onu seçtim. Onun zekâsına, bilgeliğine güveniyorum.”

Ulan altı üstü şu hatun daya güzel diyecek. Ne zekâsı ne bilgeliği amk. Neyse abi Hermes bunları İda dağına çobanın yanına götürüyor. Ve çobana da diyor ki; “Birader Zeus’un emri var. Al bu elmayı bu üç hatundan en güzeline ver.”

Neyse çoban tabi alıcı gözle bakıyor. Ay bunun gözleri güzel ama bunun da kalçası güzel ya ama diğeri de 90 60 90 falan filan derken abi Afrodit diyor, elmayı da ona veriyor.

Dolayısı ile arka fondan alkış sesleri yukarıda havai fişekler veeee karşınızda Miss Türkey M.Ö. 600 güzeli Afrodit.

Mizahla Kalın Efenim,
Gülşah İslamoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

5 Yorum

  • Cevapla Fizikçi Ahmet ve Şiirleri 7 Mart 2019 at 11:03

    Eşsiz anlatım için teşekkürler. Yukarıda neler oluyormuş da haberimiz yokmuş. Kuş sütü eksik diyeceğim, onu da bulmuştur onlar 🙂
     
    Akıcılık mükemmel. Bir ara okurken sanki Fringe‘den, William Bell’in ruhunun Olivia’nın içine girdiğinde, gözlüğünün altından yükselen ahenkli ses tonu geldi aklıma. 🙂
     
    Teşekkürler ve tebrikler…
     
    Yorumunuza ve kaleminize sağlık.

  • Cevapla Mustafa kara 7 Mart 2019 at 11:51

    Yukarıda geyik avlama 😁 türlü oyunlar ama Miss Tanrı’lar ne ya 😁😁😁 Tabii evella Gülşah’ı hesaba katmaları gerekiyor, bence Zeus seni seçmeli idi hakemliğe 😜😜😜😜 Sen bin yaşa e mi 😁😁😁💐
     
    Hadi eyvallah 👋👋

  • Cevapla Ahmet Yonca 7 Mart 2019 at 12:09

    Yeni uyandım. İnsta’da story’de Didem linki paylaşmış. Ya dedim önce el yüz yıkayayım. Dayanamadım. Açtım okuyorum, yine muhteşem bir mitoloji 😂😂 Sen bu işin pirisin. Acil ünlü olman lazım. Güzel işler çıkarıyorsun 🙂 Şimdi gidip elimi yüzümü yıkayayım. Kendime geldim 😁😁

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 7 Mart 2019 at 12:49

    Tüm yazı harikaydı her zamanki gibi 👌🏻
     
    Kuzum son mitin devamını, yani Paris’in Afrodit’i “en güzel” seçmesinin sonucunda oluşan Truva Savaşı’nı da anlatmalısın bence. Evet evet bu Paris, Menelaos’un karısı Helen’i kaçırarak Truva Savaşı’nı başlatan Paris. Üç Tanrıça da Paris’in kendisini “en güzel” seçmesi için çeşitli rüşvetler teklif eder. Afrodit’in teklifi ise yeryüzünün en güzel kızı Helen’dir. Benden bu kadar, gerisi sende 😉 Efsanevi Truva Savaşı’nı nüktedan dilinle senden dinlemeli okurlarımız.

  • Cevapla Özlem 7 Mart 2019 at 19:54

    Sen benim aşkımsın.
    Sen benim bebeğimsin.
    Sen benim her şeyimsin.
    Her yazını 3 kere okuyorum.
    Lütfen yamuk gülüşünden öpeyim bir kere.

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan