Mizahsen

Kampusilvanya | Bir Gece Ansızın Gelebilirim

22 Nisan 2019

Kampusilvanya
Üniversite yılları belki de öğrenciliğin en keyifli dönemlerinden biridir. Farklı arkadaşlıklar, güzel anılar derken geriye dönüp baktığımda tatlı mı tatlı dostlar edindiğimi bir kez daha anlıyorum.
Üniversite hayatına hemen adapte olamayışım ise ailemden ilk defa kaldığım içindi belki de. Kampüs hayatımız ise doğa ile iç içe olduğundan babamın tabiri ile “apartman çocuğu” olmaktan “orman çocukluğu”na terfi etmiştim.

İstanbul’u her ne kadar sevemesem de arkadaşlıklarım bir başkadır.
Akşam yürüyüşleri ve yurt kafede çay – kahve eşliğinde sohbetlerimiz, Kadıköy maceralarımız! (Aaah! Duygulandım!)

Lise bebesiyken bizimkiler köye gitmek istediğinde çanta gibi yanlarından beni sürüklemek istediklerinde “Iıııh! İstemem ben evde duracağım!” bahaneleri ile gitmeye üşenir, çalı çırpı böcekten kaçardım. Sanırım bu konuda babamın ahı tutmuş olmalı ki kendimi ormanın içinde buluverdim.

Okuduğum üniversitenin kampüsü doğayla iç içe olduğundan zamanla bu doğa sevgim kat kat arttı. Arkadaşlarımın bazıları bu halimi yadırgıyorlar, bizimkiler de alışmış olduğuma pek inanmak istemiyorlardı. Şöyle ki;

– Kızım ayrı eve çıksana sen! Süper olur. N’apıyorsun dağın tepesinde sıkılmıyor musun? Ben ailemden uzaklaşmak için ayrı eve çıktım ohhh mis mis! Sen de kampus zindanlarına hapset kendini.

– Valide, benim göbek bağını evde sakladığından ev kuşu oldum çıktım. Ondan dolayı bir yere kıpırdamıyorum. Sebebi buymuş.

– Hadi ya!! Gerçekten mi?

– Yersen!!

Bir de yurt maceralarım var kiiiii?!

Sıralasam sonu gelmez cinsten hepsi. Tabi yurt çevresinde kuş kedi köpek v.s. bir sürü ponçik dostlar da cabası. Özellikle bir anım vardı ki. Ah ah o gece altıma etmediğime dua ediyorum.

Kulaklarını çınlatmadan geçemeyeceğim dostlarımdan biri olan Berrak (buradan olan kucak dolusu selamlar olsun!) ve ben farklı yurtlarda kalıyorduk. Bir gece Berrak’ın oda arkadaşı memleketine gitmiş, sevgili dostum da beni aramıştı.

– Merve, gelsene bana… Merve yok, ben de yalnızım. Birlikte laflar, sonra film izleriz kuzu, ha ne dersin?

– Olur kuzum. 15 dakika sonra geliyorum.

Ben yastığı, telefonu ıvır zıvırı kaptığım gibi doğru Berrak’ın kaldığı yurda… Akşamın 8’ini geçmiş vaziyette. O saatlerde kampus Elm Sokağı tadında olduğundan yurda koşarak gittiğimi de bilirim.

Berrak beni karşıladı. O da zemin katta bulunan dairelerden birinde kalıyordu. Bir dairede 3 oda vardı. Zemin kattaki dairelerin diğerlerinden ayrılan tek özelliği belki de kedi köpek girmesin mantığıyla hareket edildiğinden pencerelerdeki demirlerdi. Odaya vardıktan sonra ikimiz de güzelce yataklara bağdaş kurup koyu bir sohbete başladık; bol muhabbet, arada tıkınmalar falan filan… Bir de nedense sebepsiz bir gülme krizleri…

Çok gülme ağlarsın derler ya… Ben katılırcasına gülüyorum.

Peki Merve sonradan başına gelecekleri bilir mi?

Tabii ki hayır.

Saat gece on ikiyi geçmişti ve biz hala uykuya karşı savaş halinde idik. Ara ara kahkaha krizlerine giriyorduk. Bir ara Berrak’a dönüp:

– Berrak böyle gülüyoruz ama başımıza bir iş gelmezse iyidir. (Bu cümleyi kurana kadar gülmekten arada nefessiz kaldığımı biliyorum!)

– Bir şey olmaz kuzum!!! Bak keyfine ! (Berrak’ın da krizleri halen devam!)

En son saate baktığımda 4‘tü. Sonunda bizim uyku perileri yavaş yavaş gıdıklamaya başlamıştı. Sabah da ders vardı ve onun için kalkıp yetişmek neredeyse imkansızdı. Işıkları kapatıp her ikimiz de birbirimize iyi geceler diledikten sonra uyuduk.

Berrak hemen sızdı. Ben de ondan belli bir müddet sonra sızıp kalmışım. Aradan ne kadar zaman geçmiş bilmiyorum ama birden yanağımda bir nefes hissettim. Yanağıma konan sinekmiş gibi adeta istemsiz şekilde sol elimi hareket ettirdiğimi hatırlıyorum. Aradan geçen saniyeler sonra yeniden bir nefes ve o da yetmezmiş gibi bir temas hissettim. O an gözlerimi aniden açtığımı hatırlıyorum. Ama nedense kıpırdayamıyordum.

– Bir şey dokundu Merve! Hayır dokunmadı. Yok dokundu. Merve sakin ol! Merve kıpırdama! (İç Ses)

Sağ tarafıma nasıl yatmışsam aynen o şekilde duruyordum yatakta. O nefes yanağımdan kulaklarıma doğru inmiş sonra da enseme yayılmıştı. Ama bir yandan da yanağıma dokunuyor, ardından konuşacakmış gibi geliyordu.

– Brrrrrrrr!

– Merve sakin ol! Allah’ım bu âna kadar işlediğim günahlarımdan ötürü tövbe ediyorum. İyi insan olacağım. Hatta melek olacağım. Kanat da istemiyorum. Bizimkileri üzmeyeceğim. Allah’ım şimdi altıma edeceğim. Merve yapma altına! Sakıııın!! (İç Ses)

Rahmetli anneannemin bana ezberlettiği ne kadar dua varsa hepsini eksiksiz okudum!

Artık üzerinden ne kadar zaman geçti bilmniyorum ama sonunda Berrak’a seslenmeyi akıl edebilmiştim. “Berrak” demeye çalıştım ama ilk seslendiğimde ses falan çıkmadı. Sadece bir hırıltı!

-Berrak!

Ses yok!

– Berrak!
– Kuzu! (Yavaş yavaş kıpırdanmalar!)
– Berraak!
– Merve! (Bir terslik olduğunu sonunda anlamıştı!)
– Berrak!
– Merveee!
– Bir şey var odada.
– ?!
– Bir şey bana dokundu!!
– N’aptııı?!!
– Bir şey var. Dokundu bana. Berrak dokundu. Kalkamıyorum!

Ve o an kıyamet koptu. Bizim kız can havliyle fırladı yerinden ve:

– Merveeeee! Nerdeeee hani nerdeeeee! Merveeee!!!!

Ondan cesaret alan ben de çığlığı bastım mı!!! İkimiz çığlıklarla odayı inletirken o esnada bir şey hızlıca pencerenin dışına çıkmış, çoktan kaybolmuştu bile. Ben net göremedim ama Berrak gizemi çözmüştü bile.

– Aaaaa! Kedi.. Sana dokunan kediymiş!..

Artık bana dokunanın kedi olduğuna mı gülelim yoksa altımıza etmediğimize mi dua edelim açıkçası ne yapacağımızı şaşırmıştık. Belli ki korku filminin baş kahramanı kedimiz dışarıda üşümüş sonra yarı açık kalan pencereyi keşfedip içeri sızmış ve koynuma gelivermişti. Ben ise yeni teoriler üretmekten geri kalmadım:

– Berrak! Yoksa oo….?! Kedi kılığına girmiş bir….?!”
– Kuzum sus ya!! Merve yaa!!!

Acaba o an kalpten gitseydim, haber manşetlerinde “Üniversite öğrencisi M.Ç. uykusunda kediyle göz göze geldiği için korkudan kalp krizi geçirip öldü” diye 2. sayfada çıkar mıydım? Evet kesinlikle.. Ee benim gibi bir deliye ancak böyle çılgın ve absürd bir son yakışırdı. Zira hayatımın her alanını kediler kaplıyor. Zamanla da bu bıdıklarla aramdaki bağ güçlendi. (Lokum sağolsun!)

Berrak ile halen bu anımız aklımıza geldikçe güler dururuz.

Bu yaşadığım olaydan bağışıklık kazanmış olmalıyım ki Lokum gecenin bir yarısı ses çıkardığında ilk zamanlar buna alışamayan annem yerinden fırlayarak korkuyla:

– Merve! Neydi o ses kızım?”
– Korkma anne! Kedidir kedi!!
– Merveeeeeee!!

– Miiiiiiiiiiiv!!!!

Merve Çevik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz