Kırmızı

Saaankiiii Her Tarafta Var 1 Düğün

24 Nisan 2019

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

Yazı: Saaankiiii Her Tarafta Var 1 Düğün | Yazan: Nurdan Yılmaztürk

Çok sevdiğim 1 marşın sözleri.
Doğum günümün hemen ertesinde kutlanan eşsiz 1 bayram sevinci.
İçimdeki lunaparkta 44 senedir; kağıt helvacı, elma şekerci, tornavida marifetiyle çubuğa sarılan renkli macuncu peşinde koşan 1 kız çocuğu hali.

23 Nisan’da yazarların köşelerinde çocuklar oturuyor 1 günlüğüne.

Onlar kadar heyecanlı 1 şekilde derginin sayfalarını çeviriyorum ben de. Kağıttan mamülleri okumayı seven biri olarak, elektronik mecra benim için çok farklı ama ona da eski alışkanlıklarımla dokunuyorum pek çok konuda.

İlk sayfada; Beril Erem’in Uykusuz Klavye’sinin başında, Ali Kemal Acer’in, kağıdı enine kullanarak yazdığı ve resmettiği Bir Toz Hikayesi çıkıyor karşıma. Bir diğer sayfada Mehmet Gökcük’ün Hisli Heceleri’ni Medine Kençü paylaşıyor mısralarıyla. Didem Elif’in Hala’sını açınca, Derin Aykut’u, adı gibi deriiinn Sonu Olmayan Hikayesi ile buluyorum satırlarca. Nil Özkan, Didem Çelebi Özkan’ın Bursa ve Ben’inin içine sızmış, rapunzel saçlarını tepesine toplamış, zaman zaman tepesini attıran kıskanç kedisi Casper’ı kaleme almış. Ve Özge Genç, “Biz Kimiz?” sorusunu bizlere de düşündürmek için Pınar Sude Genç’in köşesini bu haftalık ödünç almış.

Okumak; kadim dinlerin kitaplarında 1 öğüt gibi yer alacak kadar kutsal 1 eylem. Yazmak; kimi zaman sonsuza dek unutmak, ba(ğ)zen sonsuza dek hatırlamak için yapılan 1 davranış. Yaradan’ın kendinde var olandan insana sunduklarının 1 nevi tezahürü olan bu 2 özellik, evrenin kutsal 1 armağanı bana kalırsa.

Hiç okumadığım, hiç yazmadığım 1 anı hatırlamadığımdan belki, belki de babamın 2-3 yaşlarımızdan itibaren bizim için armağan olarak hep kitabı tercih etmesi, okumayı ve yazmayı zaman içerisinde yemek yemek kadar doğal ve sevilir 1 hale getirdi benim için.

Okuduğum ilk anki şaşkınlığım, ilkokulda harçlığımı biriktire biriktire aldığım ilk çocuk dergim, teksir kağıtlarından sayfalarını yaptığım ve 1 karış yeşil yünle bağladığım defterime yazdığım; annesi ölen 1 kuşu anlatan ilk hikayem; hala aklımdadır hepsi ve her hatırladığımda beni gülümsetip umutlandırmaktadırlar yaşama dair.

İşte bu sebepten, çok önemlidir benim için çocukların okuması ve çok okuması.

Okudukça ve okudukça, duygu ve düşüncesinin kalbinden, beyninden, bedeninden açığa çıkması; yazmaya hayranlık ve ihtiyaç duyması. Çocuk denilen canlı, gördüğünü öğrenerek ilerliyor hayatta. İzlediği tekrarlayan davranışlar, 1 süre sonra zihnindeki “sonsuza dek yapılacaklar” odasına yerleşiyor ve çabucak aktif hale gelip kullanılıyor ömür boyunca.

“O” da bizim, henüz kendi büyümemişliğimiz, düşe kalka ebeveynlik denemelerimiz, kitaplar, kalemler ve kağıtlar arasında dünyaya geldi.

Ve sonrasında, “O”nunla başbaşa yol arkadaşlığımızın en kurtarıcı can simidinin kitaplar olması, bizim de hikayemizi renklendirdi, neşelendirdi, kolaylaştırdı ve her ikimize de çok öğretti.

Soğuk 1 Şubat sabahı, ayağımda annemin ayakkabıları ile dolandığım 1 hastane koridorunda, karnımın içinde, benim bedenimden ayrılmakla, aslında bu en korunaklı yerde kalmak arasında kararsız 1 telaşla hareket eden o kelebeğin kozasından çıkıp, uçma arzusunun en heyecanlı anlarından birine şahit oluyorum şu anda.

“O” İlayda Varol.
Benim kızım. Çobanyıldızım.
Gülümsemenin gücünü paylaştığım hayat arkadaşım.
Artık bu dergide köşe arkadaşım.

Sen ve Ben’in Genç Kalemler’inin 2sinden 1i. İlk yazısında “Ben Neyim?” diyerek kendini takdim etti. Aynı başlık altında, hayal gücünün mahsülü hikayeleriyle yer almaya devam edecek bundan böyle.

Kaleminin ucu ve ufkun hep açık.
Hevesin daim.
Heyecanın uçurtma kuyruğuna takılı.
Yazıların okunaklı.
Ve okuyanın bol olsun.
Uç uçabildiğin kadar kelebeğim.
Seni eşsiz 1 gurur ve mutlulukla sonsuza dek destekleyeceğim.

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Sibel 4 Eylül 2019 at 17:14

    Sonra n’oldu?

  • Cevap Yaz