Kırmızı

Seni Çok Seviyorum Kendim

17 Nisan 2019

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

*Yazarın Notu: Bu yazıyı, Swan Lake For Piano, Tchaikovsky dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: Seni Çok Seviyorum Kendim | Yazan: Nurdan YılmaztürkSeni Çok Seviyorum Kendim

2 elimin baş ve işaret parmakları ile sıkıyorum 2 yanağımı, günün henüz aydınlandığı saatlerden birinde. Gökyüzü durmakta başucumda tüm maviliğiyle. Avuç içlerimi bastırıyorum yüzüme. Elmacık kemiklerimin sertliği iyi hissettiriyor, parmaklarımın son boğumlarıyla temas edince. Göz çukurlarımı dolduruyorum, uçlarından derinlemesine kesik tırnaklarımın başladığı yerleriyle. Bu hareketimle, renk dalgaları uçuşuyor belli belirsiz önümde.

Aklımın içindeki karmaşadan dışarı taşanları toplamak istercesine, kafamın etrafına dağılmış saçlarımı yokluyorum. İnce telli kırıklarından sevip yatıştırıyorum onları naifçe. Beni hafiften bir düşünce alıyor, aklarını görünce.

Ağzım yine türlü lakırdılara gebe; söyleyeceklerine cesurca kefil, sustuklarına çoktan pişman olduğunu bile bile bekliyor 2 dudağımın arasında en kırmızı haliyle.

Düşlerimin hep olmasını dilediğim kadar beyaz, 1 martı geçiyor penceremin önünden; kanatlarımı açabildiğimce özgür, kendime güvenebildiğimce yükseğe, daha yükseğe uçabileceğimi bana hatırlatmak istercesine. Onu kuvvetlendiren rüzgar misali, derin 1 nefes çekiyorum içime. Kavuşturarak ellerimi göğüs kafesimin üzerinde, yolluyorum o nefesi tüm hücrelerime. Kalbimin sesine eşlik ediyor, bedenime göre biraz büyük, kuğularınkine benzer ayaklarım ahenkle.

Hep, 1 kara kuğu olduğuma inanmam bundan sebep değil elbette.

Hayatın hemen her safhasında, ruhumun ve karakterimin sürüden farklı olmayı seçmesinde. Aynı kara 1 kuğu gibi; yüzdüğü, yıkandığı sular ne kadar derin olursa olsun, nazikçe eğdiği başını taşıyan, uzun, ince ve dik boyunları, her göç mevsimindeki mağrur tek başınalıkları, 1 tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarında kanatlarının 2 kat gücüyle sardıkları bedenlerinde saklı kendilerini koruma dürtüsünü, kendimde de çokça görmemde.

İnsan öyle garip 1 varlık ki; ömrünün neredeyse ilk yarısını; kendini yargılamak, eleştirmek ve dışarıdan gelen yargı ve eleştirilere karşı kendini sorgulamak, ispatlamak ve savunmakla geçiriyor. Bu süre zarfında inanılmaz yoruluyor ancak bunu 1 türlü fark edemiyor. Sonra 1 an geliyor. Duruyor. İçindeki ve dışındaki tüm o sesleri, sözleri susturuyor. Kendini bambaşka 1 safhaya taşıyor.

Helalleşiyor tüm varlığıyla öncelikle; “Ben senden razıyım, sen de benden razı ol e mi..” demek suretiyle.

Ve sonra süzülüyor bu yeni, sadece kendine ait sakin, güvenli sularında huzurla, sükûnetle. Kendini seve seve.

Odamın içine dolan gün ışığına gülümsüyorum sahip olduğum en değerli sebeple. Uyandım sağlıkla bu sabah yine. Tekrarladım ezberimdeki cümlemi 1 dua gibi 3 kere, her sabah olduğu üzere:

“Seni çok seviyorum kendim..”
“Seni çok seviyorum kendim..”
“Seni, çooook seviyorum kendim..”

Artık, yeni 1 güne şükrederek başlayabilirim.

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 17 Nisan 2019 at 19:53

    Ne mutlu size darısı başıma 🤗🦋🦋

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 10 Temmuz 2019 at 14:30

      ılgııııııınnn , mavi kelebeeeekk..
      seni ennn çok sennn seviyor olmalısın, bu çok güzel 🙂 🙂

  • Cevapla Nurdan 25 Temmuz 2019 at 23:01

    Çok beğendim. Kalemine yüreğine sağlık adaşım. 😊

  • Cevap Yaz