İçimdeki Sesler

Sınav Yeri

9 Nisan 2019

Yazı: Sınav Yeri | Yazan: Demet Uncu
Hayatınızda başınıza gelen olayları ceza ya da ödül olarak yorumladınız mı hiç? Herhangi bir olay karşısında;

“Acaba nerede yanlış yaptım?”
“Ne günah işledim de bunlar benim başıma geldi?”

diye sordunuz mu? Dürüst olmam gerekirse kendime bu soruları sorduğum zamanlar az değil. Sanırım insan ister istemez bu şekilde düşünüyor ve bu dünyada yaptıklarının sonucu ile cezalandırıldığını veya ödüllendirildiğini zannediyor. Oysa şöyle düşünmeye ne dersiniz:

Hayat alanı bir sınav yeri.

Bu alanda bildiğimizi düşündüğümüz şekilde hareket ediyor ve sonuçlarına katlanmaya çalışıyoruz. Ama hangi sınavda, sınav devam ederken sonucunu öğrenebildik şimdiye kadar? Sınav salonunda kaç tane hoca yanımıza gelip, bu sınavı geçtiğimizi veya sınavdan kaldığımızı bize fısıldadı? Bize verilen bu hayatta yapıp ettiklerimizle sınanıyoruz ama değerlendirme tabii ki sınav bittikten sonra yapılacak. Sınav sonucumuzu ise sadece Yaratan bilecek.

Sizi bilmem ama ben bu düşünceyi duyduğum gün rahatladım. Yani başımıza gelen olaylarda sürekli neyi, nerede yanlış yaptık da bunlar başımıza geldi diye düşünmek çok yorucu ve yıpratıcı oluyor. Hepimizin başından ufak tefek olaylar ya da travma denebilecek hadiseler geçmiştir. Olaylar karşısında artık kendime; “Önce bir dur, şimdi sana bir soru geldi, önce bu soru sana neden soruldu ve bu soruya karşı senin tepkin ne olacak?” diye soruyorum.

Olaylar gerçekleşmeden evvel, bize bazı izler ve işaretler gösteriliyor aslında. Yani eğer yolumuzu şaşırmışsak veya bir türlü karar veremiyorsak doğru olan yolun işaretleri bize sunuluyor. Bunları görebilmek, fark edebilmek ise yaşadığımız bu hızlı tempoda hiç kolay değil gerçekten de. Ama bir an için yavaşladığımızda, neyi neden yaptığımızı ve hedefimizi hatırladığımızda bunları fark etmemiz daha kolay oluyor.

Hata Yapmak Mı?

Bazen yanlış olduğunu bile bile adımlarınızı atarsınız o yöne doğru. Sizi üzeceğini, yıpratacağını bile bile gözü kara girersiniz o girdaba.

Neden yaparız bunu kendimize sizce?

Kimisi başına gelen olaylardan dolayı, sırf kendisinden bunun acısını çıkartmak istediği için; kimisi de hayatı çok da fazla önemsemediği, bir amacı olmadığını düşündüğü için göz göre göre girer, üzüleceğini bildiği bu çıkmaz yollara. Oysa gideceği yeri bilmeyen gemiye, inanın rüzgar da fayda etmiyor. Hedefiniz olmadığında savrulup durmanız, içinizin sürekli acıdığını hissetmeniz hiç de şaşırtıcı bir durum değil. Yani hayatımızda önce yönümüzün belli olması gerekiyor. Şu hayatta; yük alanlar bir de yük olan insanlar var. Bir kere yönünüzü kaybetmeye başladığınızda, ilerleyemediğinizde geriye doğru gitmeye başlıyorsunuz.

Burada “hedef” derken gözünüz korkmasın, bunların öyle büyük hedefler, uzun vadede gerçekleşecek olan hedefler olması gerekmiyor. Kendimiz için ufak hedefler belirleyerek, o büyük resme ulaşabiliyoruz sonunda. Bu cümleyi özellikle kendim için kuruyorum. Çünkü bazen hedeflerim konusunda çok abartılı düşündüğümü fark ediyorum. Öyle bir hedef belirlemişim ki kendim için ufuk çizgisinin de ötesinde duruyor. Hal böyle olunca, olduğum yerde kalıyorum, o hedef için adımımı bile atamıyorum. Bu durumda böyle bir hedefi ben ne yapayım? Artık şunu düstur edindim:

Minik hedefler belirle, o hedefleri başardıkça büyük hedefine de yaklaştığını göreceksin.

İnanın öyle de oluyor; hem ilerlediğim yol daha keyifli oluyor, hem de yolu tadını çıkara çıkara yürümüş oluyorum.

Bu yollarda yürürken zaman zaman kendime, hata yapma lüksümün olup olmadığını da soruyorum.

Gerçekten de hata yapamaz mıyım ben?
Yoksa mesele hata yapmaktan korkmam mı?

Tabii ki ben de hata yapabilirim, yapıyorum da zaten. Burada önemli olan; hata yaptığımı fark ettikten sonra aynı hatayı tekrarlamamak, yönümü hatırlamak, iz ve işaretleri okuyup o yoldan geri dönebilmek.

Çok mu kolay bunu yapabilmek?

İşin içinde duygular, hayal kırıklıkları, yaşanmamışlıklar da var ise hiç de kolay değil tabii. Ama mümkün.

Peki bu hayatta öğrenemeyenler var mı? Ya da öğrenmek istemeyenler sizce? Bu tür insanları gözlemlediğinizde; her konuyu bildiklerini söyleyenleri; bir de onlara çözüm yolunu göstermenize rağmen şikayet etmeye devam edenleri görürsünüz.

Biliyorum diyenler, neyi bilip, neyi bilmediklerini bilmeyenler, şikayet edenler ise, kendi bedellerini ödemek istemeyip, bu bedelleri başkasına ödetmek isteyenler. Kendi bedellerini ödemedikçe, belirledikleri amaçlara ulaşabilmeleri pek mümkün değil aslında.

Zorluklar bazen yıldırıcı olabiliyor gerçekten ama dönüp baktığınızda onlar sayesinde kuvvetlendiğimizi, bir sonraki zorluğu aştığımızda onu zorluk olarak bile görmediğimizi fark ediyoruz. Aslında bu yolla daha becerikli insanlar haline geliyoruz. Yani sorunları çözme kapasitemiz artıyor. Kızmayın bana ama şu teknoloji bence bizim bir çok marifetimizi elimizden aldı. Artık bizim yerimize teknoloji dediğimiz, hayatımızı kolaylaştırdığını düşündüğümüz şey, bizim adımıza her şeyi yapıyor. Sonunda hayatın zorluklarına karşı daha mı dirayetli oluyoruz? Yoksa teknoloji olmadan kendi becerimizle herhangi bir şeyi yapamaz hale mi geliyoruz?

Kasını Kuvvetlendirmek

İnsan, yaş aldıkça zaaflarını, zayıf olan taraflarını daha rahat görmeye başlıyor. Zaten yediğimiz golleri hep buralardan yiyoruz. İşte fark ettiğimiz ama her seferinde karşısında yenildiğimiz bu tarafımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Bunu kaslarımızı güçlendirmek için yaptığımız bir spora benzetiyorum. Bir kasımız da, bu zayıf yanlarımız… Bunları fark edip, onları güçlendirmemiz gerekiyor.

Bu zayıflıkları kullanmak isteyenler ya da hiçbir zaman kullanmayacak olanlar da elbette var. Örneğin, çevrenizde gerçekten “dost” gibi dostlar vardır ki onlar sizin bu zaaflarınızı görür, bunları ilk fırsatta kullanmaya çalışanlara inat, sizi korumak için onların üzerini ince bir örtü ile örterler adeta. Onlara hiç lafım yok, onlar çok ayrı benim için…

Başlama ve Bitirme Stiliniz

Hatırlarsanız, bir önceki yazımda sayıları git gide artan mutsuz insanlardan bahsetmiştim. Bu insanların ortak özelliklerine baktığımızda tükettiklerinin, ürettiklerinden daha fazla olduğunu görürüz. Burada “tüketim” derken sadece alışverişten değil, birileriyle sohbet etmekten, sosyal medyada gezinmekten, bunun gibi zamanı tükettiğimiz her şeyden bahsediyorum. Şunu söyleyebilirim; “üretmek” insanı mutlu eden, huzurlu kılan ender unsurlardan biri.

Günün sonunda kendimle baş başa kaldığımda ürettiklerimle tükettiklerimi düşünüp, kendime not vermeye çalışıyorum. Her günün sonunda notum çok mu yüksek, tabii ki değil. Ama en azından çabalıyorum, bunun için çalışıyorum.

Hayat bu kadar mı zor?

“Hayır zor değil, biz zorlaştırıyoruz,” demek çok isterdim ama; bunun için kırk fırın ekmek yemem gerekiyor 🙈 Oysa her söylediğimde bir kez daha hayranlık duyduğum;

“Bir öyküden çıkma stiliniz, bir başka öykünüzün başlama stili olacaktır.”

cümlesiyle hayatınızda başladığınız ve bitirdiğiniz her durumun sizin tarzınızı ve sizi yansıttığını söyleyerek sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Bu yazımda, yine katıldığım bir eğitimden aldığım ve beni etkileyen bazı bölümleri sizlere aktarmaya çalıştım. Bu eğitimi almış olduğum ve bu bakış açısını bana kazandıran sevgili hocama da sizler aracılığıyla selamlarımı gönderiyorum buradan…

Sevgiler,
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 11 Nisan 2019 at 15:33

    Çok beğendim, kaleminize sağlık. Tam da düşündüklerimi hazır bir yazı üzerinden okumuş gibi hissettim. Ben de bir süredir farkındaydım, büyük hedeflere odaklanmaktan küçük anları göremediğimin… Şimdi sıra uygulamaya geldi sanırım. 🙂

    • Cevapla Demet Uncu 12 Nisan 2019 at 13:58

      Pınar Hanım güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Küçük anları yakalayabilmek dileğimle 🙂

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Nisan 2019 at 11:14

    Bitmiyor, bitmiyor bu sınavlar 🤦🏻‍♀️ “Artık yeter,” dedikçe ya kendi başımıza yeni işler açıyoruz ya da hayat her zamanki yaratıcılığı ile yeni zorluklar fırlatıyor önümüzde. Belki de senin dediğin gibidir; kası kuvvetlendirirken vücut nasıl ağrı çekiyorsa ruhu kuvvetlendirmek için de bu sınavlar gereklidir. Nietzsche dedemizin 😝 dediği gibi öldürmeyen kuvvetlendiriyor olsa gerek 😉
     
    Gene motivasyon dolu, harika bir yazıydı bebek 👌🏻😘

    • Cevapla Demet Uncu 15 Nisan 2019 at 15:32

      Didemciğim güzel yorumların için teşekkür ederim. Sınavlarımızda başarılar 🙂

    Cevap Yaz