Cebimdekiler

Sorumluluktan Kaçmak

5 Nisan 2019

Yazı: Sorumluluktan Kaçmak | Yazan: Ahu Kınay Zabun
Sorumluluk denilince çoğu insanın aklına ailesi, işi ve çevresine karşı duyduğu görevler gelir. Ama insan kendisine ait olan iyi yaşama sorumluluğundan çok fazla söz etmez. “Sorumluluktan kaçmak” önce kendimiz için oluyor. Biz hariç çevremizde bulunan herkese karşı sorumluluklarımız var ve bu yadsınamaz bir gerçek. Fakat bunları yaparken kendimize karşı sorumluluklarımızı görmezden gelmek de bir sorumsuzluk değil midir?

Önce Kendin Sonra Başkaları

Önce kendimize olan sorumlulukları yerine getirmek ilk bakışta bencilce gelebilir. Şunu anlamamız gerekiyor bu durumda: Kendimize verebildiğimiz sürece başkalarına verecek bir şeyler bulabiliriz. Mesela, mutlu değilsek karşımızdakini mutlu etmemiz de mümkün değildir ya da nasıl yaşaması gerektiğini bilmeyen anne babanın, çocuklarına bunu öğretmesi de zor olacaktır. Özveride bulunup kendini yok sayarcasına didinip duran bir kişi, kendini değerli hissetmediğini dile getirir sürekli. Klasik, sıklıkla duyduğumuz bir söz vardır; “Saçımı süpürge ediyorum, bir türlü yaranamıyorum.” Böyle hissetmesinin sebebi, kendisine vermediği değer.

Önce kendimize değer vermeliyiz. Kendimize olan sorumluluğumuzdan kaçtıkça, bu gibi cümleleri kurmaya devam edeceğiz.

Kendi Sorumluluğunu Üstlenmek

Belki de en zor şeylerin başında geliyor kendi sorumluluğunu üstlenmek. Bir başkasından kendi adına bir şeyler istemek gerçekten zordur. Sevgiliniz, arkadaşınız, çocuğunuz ya da eşiniz adına yaptığınız her şeyi düşünün. Her defasında onların yapabileceklerini siz mi üstlenmişsiniz, “fedakâr” ya sizin adınız.

Kendi yaşam gemimizin kaptanı olmazsak, rüzgârın götürdüğü yeri kabul etmemiz gerekir. Kendimize karşı sorumluyuz, önce biz geliyoruz.

Eğer Böyle Olmasaydı

“Eğer ailem, eşim ya da arkadaşım böyle olmasaydı…” gibi cümlelerle başlayan zamana ait sorumluklar da kaçış senaryoları. Başkalarını şikâyet de üstlenmemiz gereken bir sorumluluktan kaçtığımızın ayrı bir göstergesi. Şikâyet yerine harekete geçmek daha bilinçli bir eylem olur, değil mi? Şikâyet yerine onu düzeltmeye çalışmak, kendindeki hataları görmek ya da bu neden benim başıma geldi diyerek öğrenmemiz gereken öğretiyi bulmak daha doğru değil mi? Tesadüf yok bu hayatta, bizden daha şanslı diye de bir şey yok. Bunların temelinde sadece bizim kendimize vermediğimiz değer yatıyor.

Sonuç olarak, insan bir zaman tüketicisidir. Bize ayrılan zaman kısıtlı. Ama çoğu insan bu zaman hiç bitmeyecek gibi davranıyor ve yapacaklarını, en önemlisi de “kendini” erteleyip duruyor. Yaşamımız boyunca yitirdiğimiz bazı şeyleri yeniden elde edebilir ya da yerine yenilerini koyarak tekrar başlayabiliriz. Sorumluluktan kaçma!!!

“Bir insanın en büyük hatası; gereğinden fazla değer vermek değil, kendine hak ettiğinden daha az değer vermektir.” – Gabriel Garcia Marquez

Ahu Kınay Zabun

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Sezer Taş 5 Nisan 2019 at 16:34

    Sayın yazar, çok güzel bir konu, çok güzel bir anlatım. Dediğiniz gibi insanoğlunun zamanı hiç bitmeyecekmiş gibi yaşıyor olması çok kötü. Oysa bugün varız yarın kim bilir belki yokuz. O yüzden zamanın değerini iyi bilmeliyiz.  
    Teşekkürler değerli yazınız için.

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Nisan 2019 at 10:40

    Önce ben demediğimizde “önce o” diye hareket ettiğimiz kimseye de aslında gerçek kapasitemizde yardım edemiyoruz. Önce ben demek bencilce değil, tersine gücünüzü arttıran böylece etrafınızla daha sağlıklı bir ilişki içinde olduğunuz bir durum.
     
    Çok güzel bir konuydu, kalemine sağlık Ahucum.

  • Cevapla Atakan Balcı 19 Nisan 2019 at 13:00

    Kendine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeyen bir birey, diğer sorumluluklarını nasıl yerine getirebilir ki? Ara sıra kendime de anımsatmam gereken bir nokta bu; teşekkürler!… 🙂

  • Cevap Yaz