Satır Arası

Anneler Günü

10 Mayıs 2019

Yazı: Anneler Günü | Yazan: Nalan Erpolat

Yine bir mayıs ayının ikinci pazar gününe geliyoruz. Kutlanacak en güzel günlerden biri anneler günü.

Her yerde yine renk renk bahar çiçekleri göreceğiz, yine itina ile süslenmiş hediye paketleri içerisinde, özenle seçilmiş hediyelerle karşılaşacağız. Sosyal medya “Anneler Günü” postları ile dolup taşacak. Herkes kendi annesine, anneannesine, teyzelerine, anne yerine koymuş olduğu çok sevdiği büyüklerine ve hatta anne olan tüm arkadaşlarına, dostlarına kutlama mesajları atacak.

Anne olmanın en keyifli halleri sergilenecek yine gözler önüne. Çocukların bebekliğinden itibaren çekilen sıkıntılar, uykusuz geceler, doğum kilolarını verirken çekilen zahmetler ya da verememenin getirdiği iç acısı, annelik endişesinin yoğunca yaşandığı saatler, zaman zaman yaşanan yürek hoplamaları hepsi hoooppp diye silinecek annelerin akıllarından yine; çünkü annelik mutluluğu her şeyi unutturmuş olacak.

Kimi annelerin, çocukları kendilerinden uzakta olacaklar, belki elzem olacak bu ayrılık belki değil; zaten özlemle, hasretle yanan yürekler daha bir cız edecek, burun direği daha bir sızlayacak o gün. Ama sonunda yine o cümle çıkacak annelerin ağızlarından “Olsun, o iyi olsun da,” çünkü annelik fedakarlığı bu cümleyi kurmayı gerektirecek her zaman olduğu gibi.

Bu dünyada yaşanabilecek en büyük acıyı yaşamış olan kadınlar, evladını ebediyete uğurlamış anneler de hatıraları ile ve hiç sönmeyecek iç yangınlarıyla yaşayacaklar anneler gününü.

Yani, kimi evde neşeli, kimi evde hüzünlü geçecek anneler günü. Ertesi gün yine hayat eski ve normal haline dönecek herkes için.

Rutin Hayatta Annelik

Günlük hayatlara göz atarsak, anneler aynı hassasiyeti her zaman görmüyor; ne kendi evlatlarının gözünde ne de toplumun gözünde. Hatta bırakın hassasiyeti, her olumsuz durumun sebebi olarak görülebiliyor. Hani anneler gününde, her annenin anneler gününü kutlayan, yaşı olgun amca var ya, dışarıda burnu akan bir bebek görse hemen annesine dönüp, “Üşütmüşsün sen bu çocuğu,” diyebiliyor. Ya da
minyon tipli bir çocuğun annesine “Sen bunu yedirmiyor musun?”diye sorulması hayatın olağan akışı gibi algılanıyor.
Okulda biraz hareketli olan bir çocuk varsa, velilerin tümü çocuğun hırçınlığını annesine bağlıyormuşçasına, anneye tavır alıyorlar.

Yaşı biraz büyüyen çocuklar, ergenliklerinin tüm stresini annelerini tenkit ederek geçiriyorlar. Ya da yetişkin olmuş bir birey, kendinde beğenmediği yönlerinin ilk faturasını annesine kesiyor. “Sen beni yanlış yetiştirdin,” diyor.

Ve Anne olmuş olan kadın,
bunların hiçbirine olumsuz tepki vermiyor ama içinde bir yerlerde sürekli vicdan azabı çekiyor. Anne olmanın en zor yanı belki de bu his. Kendince ve kendi hayat hikayesinin içinde çocukları için hep en iyisini istemiş, en iyisi için çabalamış olmasına rağmen, olumsuzluklardan sorumlu tutulmak… Bu muhasebe her annenin en zor sınavı…

Kendi annelerimizin ve hiçbir annenin sınavını zorlaştırmayalım.

Anneler Gününüz Kutlu Olsun.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz