Martan'ın Sepeti

Delirdim

25 Mayıs 2019

Öykü: Delirdim | Yazar: Zeynep Mete

“Akıl kıl üstünde” derdi ninem. Böyle söylerken; deli ve akıllı arasındaki o her an karşı tarafa geçmeye müsait incecik eşiği mi, yoksa çaresizliğin akıla aldırdığı uzun ince yolu mu kastettiğini hiç bileme(z)dim. Fakat bunca olan bitenden sonra tek bildiğim; zamana yayılan çaresizliğinizle baş etmenin en erdemli yolu delirmektir. Ben de öyle yaptım, delirdim.

Güzel bir ailede büyüdüm. İyi olmanın ötesinde geleceği görme gibi sıradan olmayan bir yetileri de vardı. Olacakları bile bile delirdim yani ben.

İlkin sevdadan delirdim.

Aşık olunca bir sürü masala ortak olan ruhum; o, “Aşkın karşılığı mı olurmuş?” diye haykırmaya başlayınca sessizce ve birer birer gömdü dileklerimi. Önce ümidi, en son da beklemeyi. Üstelik karnımda onunla benim bebeğimiz vardı. Her şeye rağmen yaşamak istiyordum. Öyleyse karanlığa gömülmüş bu ruhun, siyah küflerinin güneş altında hallaç pamuğu gibi atılması gerekiyordu.

Peki ya güneş, onu nerede bırakmıştım?

Buldum sonunda günEşimi! Biraz yaralı, çokça kırılmıştı. Kendi kalbinin sıtma nöbetlerine çare bulamamış ben, başka kalbe nane limon kaynatacaktım. Kim demiş; “İki yaralı kuş birlikte uçmaz,” diye? Bir yuva kurulmuş ve her şeye rağmen o yuvadan başını bir yavru uzatmışsa yaralı da olsa kanatlar havalanacaktı. Ne zamana kadar? Alıcı kuş, bir zamanlar ona ait olanı almaya gelene kadar.
Kanattan vazgeçtim; tek bir terek oynatacak hâl kalmıyor o vakit. Tam da günEşim ben, ben günEşim ve birlikte bizken. Tam da yaralar yersiz yurtsuz kalıp çekip gitmeye karar vermişken. Tam da kendinin olmayan bir bebeği uzattığı şefkatli kollarıyla büyüten günEşim kedere pes ettirmişken. Tam da mutluluğun çanı eteklerimize dokunmuşken çıkagelen o adam; hem çocuğunu, hem de doymaz iştahlarını bastıracağına inandığı parayı istiyordu.

Delirdim.

Halimi görünce; taksite bağlamaya karar verdi herhalde beni. İstediği parayı zaman zaman verir ve kızını ona göstermeye devam edersem kimseye bir şey anlatmayacağını söylüyordu. Elbette çaresiz inandım. Fakat kızıma her şeyi anlattı. Yine delirdim. “Bunca zaman neredeydin?” diyen kızımı şartlarının müsait olmadığını söyleyerek iknâ etmeye çalışıyordu. Ancak kızım günün birinde benden para aldığını öğrendi. Artık ikimiz de ondan nefret ediyor ve korkuyorduk. Ama korkumuz herkesin her şeyi öğrenmesinden daha büyük değildi. Evimizin hakkı olan parayla onun arasında köprü olmuştum.

Bu arada beklenmedik bir misafir daha katıldı aramıza, bir bebek. GünEşimin ortağının anasız kalan bebeği de bizimleydi. Hayatın kırılan parçalarını, su kaçıracağını bile bile yapıştırmaya devam ediyorduk.

Onunla en son buluşmamızda günEşim bizi görmüş.

Konuştuk. Yapacak bir şey yoktu, her şeyi anlattım. Çözeceğini söyledi, yanımda olduğunu, üzülmememi. Nasıl bilmiyorum çözdü de. İnanmak istedim yeniden mutlu olabileceğimize. Oysa biliyordum alıcı kuşun yalnızca bir süreliğine gittiğini, geri döneceğini ve bunun bizim sonumuz olacağını. Çok eskiden bir yerlerde okumuştum; insanoğlunun kusursuz bir cinayete gücü yetmezmiş ama kader tek başına bunu başarırmış.

Yıllar sonra tekrar çıkıp geldiğinde; eğer onunla ve kızımla gitmeye razı olmazsam günEşimi öldüreceğini söyledi bana. Önce biriktirdiğim bir miktar para ve kızımla ortadan kaybolmaya karar verdim. Abimin uzak bir şehirdeki evine sığınacaktım aklımca.

Küçük kızımla konuştuk, döneceğimizi söyledik ve onu almadan evden ayrıldık. Küçük kızıma kıyamamıştım. Sonu başı belli olmayan, üstelik ait olmadığı bir hikâyede yeri olsun istemedim…

Evden henüz çıkmıştık ki o bizi yakaladı. Bana; gelmek istemediğimi düşündüğünü, kararımı verene kadar burada kalmam gerektiğini, ne zaman karar verirsem o zaman beni almaya geleceğini ama kızımı götüreceğini söyledi. Kızım itiraz edip bensiz gitmeyeceğini söylediğinde ise “Kaybedecek bir şeyim yok. Ya benimle gelirsin ya cici baban ölür,” dedi. GünEşimi kızım için bile olsa bu adamla birlikte giderek terk edemezdim.

GünEşim; yuvaydı, umuttu, nefesti. Daima bizimle ve bizim için yaşamıştı. Yapamazdım; onunla gidemezdim. Üstelik ondan bu kadar nefret ederken bunu düşünmek bile imkânsızdı. GünEşim mutlaka bir yol bulup bizi yine birleştirirdi.

Olmadı… Benim o evden, o adamla gitmek için çıkmadığıma bir türlü inanmadı. Eğer inansaydı; çaresi yoksa bile mutlaka bir çare bulurdu. Olanları herkes öğrenmişti artık. Acıdan, utançtan zavallı anam ve babam peşpeşe göçüp gittiler bu dünyadan.

Delirdim.

Bir daha o eve giremedim, giremezdim. Fakat günEşim beni hiç terk etmedi. Bana inanmadı biliyorum ama hep yanımdaydı. Birlikte çok uğraştık, çok çabaladık, ancak kızımı geri alabilmek artık imkânsızdı. Son bir kez görebilmek bile hayaldi.

Öğrendiğim gün yine delirdim bu kez sokaklarda delirdim.

Evladımı kaybetmenin ateşi, bir gün dönebileceği ümidine rağmen yüreğimi dağlasa bile; ben asıl, kaderin yıllardır peşimi bırakmayan cinayet tutkusu yüzünden delirdim…

_.

* Yazarın Notu:

Olmuş ve olacaklar için başkaları ve kendimizle bir ömür antlaşmalar düzenleriz. Akıl antlaşmalara yetmediğinde ise aklın yanına biraz da çılgınlık ekler ve yeniden deneriz. Bu süreç uzadığında çılgınlığın dozu giderek artar ve aklımızla kumar oynamaya başlarız. Neticede bazen nasıl davranırsak davranalım antlaşmalar, oynadığımız kumarlar ve aklın gösterdiği yollar çöpe gider. İşte o zaman en güvenilir sığınak deliliğin ABC’sidir ve biz onu deneyimlemeyi seçeriz. Bu durumda delilik; çaresizlik değil, son çaredir ve son çare cesaret ister.

Şimdi o güzel başınızla düşünmenizi isteyebilir miyim sizden?Kahramanımız; üç öyküden oluşan olaylar zincirinin sonuncusunda; “Kader işte, delirdim…” derken acaba kızı Kader için mi, kendi kaderine yetmeyen aklından intikam almak için mi delirmiştir?

Kader
İşte
Delirdim

Keyifli okumalar diliyorum.
Zeynep Mete

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Beril Erem 25 Mayıs 2019 at 16:24

    Sevgili Zeynep,
     
    Şimdi ben de “İlkin Kanatlar ile delirdim…” diye başlarmışım. 😄
     
    Her öykünüzü gerçekten çok severek okuyorum ama bu üçlü bir başkaydı. Üç farklı karakterin, bir anne, bir eş ve birey rolleri ekseninde nasıl farklı seviyelerde delirdiklerini (kliptomani, inziva ve intihar) böyle başa sara sara nasıl güzel okuttunuz. Böyle iç içe geçmiş kurgulara DELİRİYORUM 😍😍😍
     
    İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz ❤

  • Cevapla Zeynep Mete 25 Mayıs 2019 at 18:44

    Sevgili Beril…
    Cesaret, ilerleme isteği ve mutluluk veren sözlerin için teşekkür ediyorum.
     
    Bir şey itiraf etmem gerek; eğer yazmazsam ben de deliriyorum. Bu yüzden desteğiniz ve varlığınız için minnettarım.
     
    Sevgilerimle

  • Cevap Yaz