İnce Mevzu

Deniz Kenarında…

2 Mayıs 2019

Yazı: Deniz Kenarında | Yazan: Seda Çağlayan
Deniz kenarında büyüdüm ben. O zamanlar Anadolu yakasında henüz sahil yolu falan yok. Önü iskele ve kumsal olan evimiz Göztepe’de. Şimdiki İstanbul’da hayal edilemeyecek bir lüks. Ben mini mini bir kız çocuğuyum. Havalar ısınmaya başlayınca anneler ve çocuklar hep iskelede. Yaz manzaraları hep böyle bizim orada.

Kopuş

Sonra mevsim dönüyor, kış geliyor. Evimizin çok ama çok büyük camları var. Çok iyi hatırlıyorum. Özellikle yağmur yağdı mı ben hep pencere kenarında. Uzun uzun oturup seyrediyorum. Uzun uzun uzaklara bakıyorum. Dilimde hep aynı şarkı; “Yağmur yağıyor, seller akıyor, arap kızı camdan bakıyor.” Aynen benim gibi. Bu arada yaşım 4 falan. Bu uzun yıllar böyle devam ediyor, ta ki evimizin önünde sahil yolu inşaatı başlayana dek. O inşaatla birlikte babam; “Bu inşaatı kafamız kaldırmaz,” diyor ve biz de Suadiye’deki evimize geçiyoruz.

Deniz Kenarında

Yıllar geçiyor, büyüyorum. Huyum suyum değişiyor, birçok şey değişiyor ama benim denizle aramdaki ilişki hiç değişmiyor. Hâlâ yağmur yağdığı zaman evimin penceresinden denize bakmayı seviyorum, deniz kenarında olmayan ama uzaktan da olsan denizi görebilen evimin pencerelerinden. Hâlâ kafam bozuk olduğu zaman deniz kenarında alıyorum soluğu. Sanki bir tek orada rahatlayabiliyorum. Yanımda biri varmış yokmuş, hiç önemli değil, hatta olmasa daha bile iyi belki. Hâlâ uzun uzun bakıyorum. Çocukluk alışkanlığım bugün artık ruhumu dinginleştirmenin bir yolu benim için. Ve elbette en çok deniz kenarında kurulan bir sofrada sevdiklerimle iki kadeh atıp iki lafın belini kırmayı seviyorum. Uzun uzun sohbet etmeyi ve hatta gecenin sonuna doğru denizden gelen nemin saçımı bozmasını bile seviyorum.

Suyun Üzerinde Olmak

Kenarında bu kadar mutlu olduğum bu büyük su birikintilerinin üzerinde olmak da benim için mutluluk sebebi. İster bilmem kaç direkli tekne olsun, ister balıkçı sandalı, inanın hiç fark etmiyor. Gece suyun üzerine vuran yakamozu, suyun üzerinde hafif hafif sallanan teknede uykuya dalmayı, gecenin zifiri karanlığında gökyüzüne saçılmış minik elmaslar gibi parlayan yıldızları yaşamak ömrüme ömür katıyor.

Asıl Mesele

Yazın kapımızı çaldığı ama bir türlü içeri girmediği şu günlerde yaptığım bu tasvirden sonra şu an karada olduğum için inanın yüreğim burkuluyor. Benim bu arsız yüreğim de ne kolay burkuluyor! Sevdiği, istediği her şey her an kavuşması imkanlı olsun istiyor. Büyümüyor. 4 yaşında evinin penceresinden yağmuru seyreden kız çocuğu, belki çok klişe gelecek size ama gerçekten yerli yerinde duruyor. Ben de büyümesin diye gözünün içine bakarken onu denizlerle kandırıyorum.

Aslında bütün mesele bu…

En derin sevgilerimle…

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

12 Yorum

  • Cevapla İrem Savaş 2 Mayıs 2019 at 09:09

    Günaydın Seda Hanım; sizin sayenizde ben de deniz kenarında geçen gençliğimin ve öncesindeki çocukluk dönemimin anılarına gittim, geldim! Kaleminize sağlık 🙏🏼
     
    Deniz ile iç içe büyümüş birinin ondan uzaklaşması imkansıza yakındır, ben de ‘denizsiz yaşayamam yaa’ diyen tayfadanım. Üniversite seçerken Ankara’dan uzak durmamın tek nedeni de buydu. Madem yazlığımızda üniversite yok tek seçenek İstanbul’du 😂😍
     
    Hayat renkli, günler şeker 🍭

    • Cevapla Seda Çağlayan 2 Mayıs 2019 at 15:28

      İremcim çok teşekkür ederim. Ne kadar paralel hissetmişiz. Ben de bir süre sonra “Eeeeh bu şehirde deniz de yok zaten!” diyip tası tarağı toplayıp Ankara’dan İstanbul’a dönmüştüm:)
       
      Ve “hayat renkli, günler şeker” harikaymış, hatta fevkaladenin fevkindeymiş 🙂
       
      Senin de öyle olsun güzelim.

  • Cevapla Ece Uz 2 Mayıs 2019 at 11:02

    İki lafin belini bu defa kumsaldaki rakı soframızda kıracağız geldiğin zaman. (Tam bu tasvire uyan kaleyi de görüp ayaklarını suya sokarak içeceksin rakını.)
     
    Yine insanı yazdıklarınla alıp götürmüşsün Seda’m ♡
     
    Gelişini mavilerle birlikte 4 yaşındaki Ece’nin sabırsız haliyle bekliyorum!

    • Cevapla Seda Çağlayan 2 Mayıs 2019 at 15:13

      Çok özledim sizi. Senin 4 yaşındaki halin elime düşseydi onu nasıl sıkıştırırdım bilsen.
      Beğendiğine sevindim kuzucum.
      Çok öper, hasretle sarılırım.

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Mayıs 2019 at 16:15

    Nasıl güzel, nasıl huzurlu bir yazı 😍 Son bir iki gündür bu haftaki yazıma gelen yorumlardan cinlerim tepemde geziyorum. Dün gece yazını yayına hazırlarken resmen sakinleştim cümlelerinle. Harikaydı güzellik, tebrik ederim 👌🏻
     
    Deniz özlemi bende de hep var. Bursa’nın Mudanya tarafını saymazsanız öyle İstanbul gibi gün içinde denizle her an karşılaşma durumunuz yok. İlk zamanlar alışmakta oldukça zorlanmıştım. İlk yıllar sık sık arabaya binip, kendimi Mudanya’ya atıp, saatlerce deniz kenarında oturuyordum. Bu yüzden oldukça iyi anlıyorum deniz özlemini.
     
    Bir de Ece’nin ayaklar suda, elde rakı tasvirine bayıldım. Ben de katılabilir miyim 😉

    • Cevapla Seda Çağlayan 2 Mayıs 2019 at 21:07

      Elbette, ne kadar da güzel olur. Giderken haber veririm 🙂

    • Cevapla Ece Uz 4 Mayıs 2019 at 17:46

      Ne güzel olur! Hadi yaz kalabalığı çok basmadan gelin birlikte! ♡

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Mayıs 2019 at 18:13

        Ya ne kadar tatlısın, kendimi zorla davet ettirdim ve karşılığında da bu kadar harika bir cevap aldım. Kucak dolusu sevgiler ♡♡♡
         
        Not: Bir gelişinde Seda’nın peşine takılacağım 😉

  • Cevapla Yeşim Tatari 3 Mayıs 2019 at 12:12

    Yazılarını okurken huzur buluyor insan ,,

    • Cevapla Seda Çağlayan 7 Mayıs 2019 at 10:16

      Sen ki huzurun tam ortasında yaşayan insan:) Çok teşekkür ederim canikom:)

  • Cevapla Didem Elif 4 Mayıs 2019 at 20:34

    Yaz kapımızı çaldı ama içeri girmiyor evet… Huzur dolu bir yazıydı canım. Sevgiler…

    • Cevapla Seda Çağlayan 7 Mayıs 2019 at 10:18

      Orada giremiyorsa düşün burası ne halde 🙂 Baharı da çok severim aslında. Biraz daha kalabilir belki 🙂 İnsanın iç kıpırtısının başladığı o ilk tarihler. Kafasını kumdan çıkartıp tekrardan etrafına baktığı zamanlar. Biraz daha devam etsin, evet 🙂

    Cevap Yaz