Ay Işığı Yolcusu

Gerçeklik

14 Mayıs 2019

Yazı: Gerçeklik | Yazan: Atakan BalcıDoğru ve yanlışı bulmak, büyük bir keşif. Keşiflere karşı azade olmak ise insan ırkının en büyük başarısı (!).

Gerçekten; düşünsenize, dünyanın düz olduğunu kanıtlamaya çalışan ve hatta buna bile gerek duymadan fazlasıyla kendinden emin bir boyutta yaşayan kalabalıklar arasında yaşıyoruz. İnsan bazen kıskanıyor doğrusu. Yalnızca, bazen…

Boyut

Bizim boyutumuz farklı. Biz kim miyiz? Şucular, bucular, şu dinden, bu felsefeden, şu kimlikten olanlar… Etiketlemeye bayılıyoruz, değil mi?

Üç boyutlu bir evrende yaşıyoruz, değil mi? İşte bizler, bu boyutların felsefi göreliliğini görenler, dördüncü ve hattâ beşinci boyutu duyabilenleriz. Mecazın gerçekliğini bilen, aydınlanmanın ışığını alnında duyabilenleriz. Ya siz? Siz de bizden misiniz? Ya da belki de alnından başlayıp tüm bedeni ve kişi evreninde kendine yapıştırılan etiketin aldatıcı evreninde kısılıp kalanlardan mısınız?

Mecazın Mendili

Gerçeklik, emin olmanın sahte makyajı altında ulaşılabilecek bir erek/hedef değildir. Mecazın mendili ile silmeden rujunuzu, kendi elinizle sürdüğünüzü düşündüğünüz; daha kötüsü, yığındaki çoğu atomun (birey değil, yığının atomları) kendi gerçekliği olduğundan emin olduğu, ruja değil dudaklarına dokunduğunu düşündüğü o varoluş biçimiyle evrenin ve bazen evrenlerin dudağınızdaki inanılmaz bir lezzet duyuran öpücüğünü duyabilir misiniz? Mecazın mendili ilk dokunuşta ıslak ve hattâ kullanılmış gibi gelebilir. Siz yine de o kadar emin olmayın bence.

Kan Kokusu

Bazen üzerinizde kan kokusu duyarsınız, özellikle başlarda. İlk anda, ara sıra korkuyu duyar ve geri kaçmak ister bazısı, bazen. Kanın tadı yerleşir damağınıza, mecazın mendilinden. Anlarsınız, bilirsiniz ki ilk adım atılmıştır ve dönüşü yoktur artık.

Duyduğunuz ses, aldığınız koku, tattığınız lezzet damarlarınızda akmaktadır. Dışarıdan değil, içeriden gelmektedir duyuşunuzun temeli. Damarlarınızı sökmeniz bile yetmez, kendinizi yadsımanız gerekir. Halbuki bir kez kendini bildikten sonra, geri dönüş olanaksızdır. Varoluşunuza ermektir yaşadığınız, varoluşmanın ötesinde.

Dışarıda birileri, saygın bir uğraşla yine de, gerçekliği aramaktadır hâlâ. Hâlbuki gerçeklik mecazın mendilindeki gizdir.

Atom

Yığının atomları ise, yine her zaman olduğu gibi, gerçekliği bilmektedir (!) her şeyi bildikleri gibi.

Hâlbuki atom parçalanabilir, ama sahte gerçekliğin içine hapsolmuşsa, yalnızca içeriden parçalanır. Yalnızca içeriden.

Doğru ve yanlış mı? Mecazın mendili, mecazın.. mendili!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Ahu Kınay Zabun 14 Mayıs 2019 at 16:29

    Şu etiketleme işini sevemedim gitti. Yani insan bu ya sanki durduk yerde duruyor, sanki zaman diye bir şey yok. İnsan bu işte adı üstünde hep tek düze mi olmalı.. Sanki közde biberiz hep aynı tadı bekliyorlar. Böyle geldi içimden.. Ne güzel ifadeleriniz, mecazın mendili uzun uzun düşündürür cok sevdim bu tabiri. Gönlünüze sağlık…

    • Cevapla Atakan Balcı 14 Mayıs 2019 at 17:25

      “Bilenlerde” değil “düşünenlerde” umut var. Mecazın mendili her yerde ve ulaşılabilir.
       
      Sevgiyle, teşekkürler!…

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 14 Mayıs 2019 at 18:52

    Kendine giden yol ızdıraplı, yorucu. Varışı da yok çünkü “kendin” sürekli değişirken yeni “seni” bulmak, devamlı kaçan bir kelebeği kovalamak gibi. Gene de kelebeğin büyüsüne kapılan onun güzelliğine ulaşma umudundan asla vazgeçmez. Yığın ise kelebeğin peşindeki sorgulayıcıya deli görmüş gibi bakar 😉 Şimdi bu yığının kısıtlı görüşü kelebeğin peşindeki için önemli mi? Bence hiç değil.
     
    Gerçeklik ise görme yetinizin gelişmişliğiyle orantılı. Aynı yetkinlikte olmayan iki bireyin gerçekliği de elbette aynı olmayacaktır? Peki hangisi salt gerçek? Hiçbiri. Çünkü henüz öyle bir yetkinliğe ulaşan yok 😉

  • Cevapla Atakan Balcı 14 Mayıs 2019 at 21:38

    Niçe mi demişti “Müziğin sesini duyamayanlar dans edenleri deli sanırlar” diye. Aşağı yukarı gerçeklik de bu. Teşekkürler, sevgiler!… 🙂

  • Cevap Yaz