Kırmızı

İstifa Ediyorum

22 Mayıs 2019

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

*Yazarın Notu: Bu yazıyı, Madeleine Peyroux – Smile dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: İstifa Ediyorum | Yazan: Nurdan Yılmaztürk

İstifa Ediyorum

Çok sevdiğim 1 Çin atasözü var, henüz çok küçük 1 yaşımda, kırmızı küçük 1 kitapta rast geldiğim ve hemen aklımın 1 köşesine yazıverdiğim.

“Gece yatağa girerken, bütün gün üzerinizde olan kıyafetlerinizi çıkardığınız gibi, bütün gün yaşadıklarınızı da aklınızdan çıkartın, öyle uykuya dalın..”

Bayılırım bu cümleye. Ve öğrendiğimden beri de uygulamaya çalışırım mutlaka 1 şekilde. Gece; 1 süzgeçten geçmiş gibi uyur, sabah taptaze uyanırım bu sayede. Lakin her şeyin olduğu gibi bunun da istisnası var elbette. İnsanım neticede. Kul yapımı 1 makinenin çalışma sistemine benzemeyen ruh, zihin ve beden bütünlüğümde, aksamalar da olmuyor değil hayat hikayemde.

O aksamaların olduğu günlerden birini bitirmekteydim.

Kıyafetlerimi çıkartmıştım ancak günün tortusu zihnimin dibine çökmüş, ne yaptıysam idrak yollarım onu dışarı atamamıştı. Bildiğim tüm yöntemleri denerken, yorgunluktan uyuya kalmışım diye düşündüm sabah uyandığımda. Böyle zamanlarda, ağzımda paslı 1 demir tadı olur daima. Sımsıkı durur paslı 1 plaka, dilimin tam ortasında. Gitmesi için damağımdan yardım isterim ve üst üste birkaç bardak su içerim. Bu çabam nafiledir bilirim. Uzun 1 zaman zihnimde ve dilimde beklemiş, ancak dışarı çıkması gerek görülmemiş mevzuların tezahürü müdür, acaba?

Bu soruyu kafamda birkaç kez dolandırdım ve hemen yataktan fırladım. Galiba kendime kızgındım. Ben, çok zaman evvel kendine doğru yolculuğa çıkmış 1 insandım, nasıl olur da akşamdan sabaha aynı zihin yorgunluğunu bünyemde tutardım?

Soğuk suyun altında 1 süre bekledim böylece. Kalp ritmim canlanıp, aklım varlığını hissettirince, geçtim aynanın karşısına ve konuştum dış sesimle.

“İstifa ediyorsun. Hemen şu an, şu saniye..”

1 gülümseme yerleşti yüzüme.

“Ha işte şöyleeeee..”

Sıktım 2 yanağımı. “Seni seviyorum kendim..” deyip göz kırptım, aynadaki aksime.

İnsan böyle zamanlarda kusursuz 1 cinayeti tek başına planlıyormuş gibi hissediyor. İçini garip 1 ürperti kaplıyor. Tabanlarına küçük ama çok küçük iğneler batıyor. Suçluluk duygusu ve kendince haklı sebepler aynı anda beyninin virajlarından birbirinin peşi sıra hızla geçiyor. Sonuçta kimsenin ölmeyeceğini bilmek, insanın içini rahatlatıyor.

Mutfak. Genelde akşam saatleri en sevdiğim yeridir evin ama bu sabah daha çok ihtiyacım var ona. Radyomu açıyorum. Hiç tanımadığım 1 kadın, gülümsememi söylüyor ısrarla. Gülümsüyorum 1 daha. Yaşlı pembe fırınımın büyük gürültülü kapağını aralıyorum. Aşağıdaki küçük delikten gönderdiğim yanar haldeki kibritle fırının içinde hayat bulan ateşle ısınıyorum. Un kavanozunun içinden birkaç bardak un alıp, avuçlarımın arasından ipek 1 tül gibi dökülüşlerini izliyorum. Ortasına 1 tutam maya bırakıyorum. Mayası güzel olan herşeyin güzel olacağını biliyorum. Seviniyorum. Ilık su, içine usulca akıyor. Tuz ve şeker, hayatın tadını hatırlatarak bu karışıma eşlik ediyor. Parmak uçlarımla onların buluşmasını sağlıyorum usulca. Ve sonra hepsini yumuşak 1 hamura dönüştürüp, 1 süre uyuması için üzerini örtüyorum.

O sırada, yatağın sol yanından kalktığı gökyüzü rengi gözlerinde çakan şimşeklerden belli en kıymetlim giriyor içeri;

“Anne uyuya kalmışım, neden beni uyandırmadın..” diye homurdanarak.

“Çünkü ben bugün istifa ediyorum, tatlım..”

“O ne anne yaaa.. Nasıl yani?”

“Bugünlük hayattaki tüm rollerimden istifa ediyorum.. Görüşürüz yarın..” diyorum gülerek.

“Öyle saçma şey olur mu? Pantolonumu ütüler misin, 1 de ben kahvaltıda çilek reçelli ekmek yemek istiyorum.”

“Tatlım ben az evvel istifa ettiğim için bunları bugün senin yapman gerekiyor.. Çiçekleri sulamayı, balığa yemini vermeyi, evi süpürmeyi ve çöpü çıkarmayı da düşünmüyorum, haberin olsun.”

“Ayyyy anneeeeee bu gerçekten çok saçma..” demesine fırsat vermeden ona kocaman sarılıp dans ediyorum aynı bebekliğindeki gibi. Gülüyor. İçime güneşler doğuyor. Kahvaltı etmekten vazgeçip, ütüsüz pantolonla okula gitmenin çok da saçma 1 fikir olmadığını iddia ederek çıkıp giderken, “Anne gerçekten ba(ğ)zen çok garip olduğunu düşünüyorum..” demeyi de ihmal etmiyor.

Mayalanmış ekmek hamurumu fırına yerleştiriyorum. Mezatta rastlayıp, eve kadar kucağımda taşıdığım, üzeri pembe kadife güllerle bezeli beyaz porselen demliğimin içine yaprak yaprak çayımı özenle döküp, kaynayan suyun sabırsızlığıyla onu başbaşa bırakıyorum. Ekmeğin kokusu, çayınkine karışıyor. Bu mevsimde rastladığıma şaşırdığım gelincik kırmızısı salkım domatesler, ince uzun sivri dilli biberler, geldikleri bahçenin ferahlığı üzerlerine sinmiş maydanozlar, naneler, 1 sevgilinin parmak uçlarından cam haznesine doldurulmuş son derece içli cevizler; toprak kabın içinde ne kadar da mutlu görünmekteler. Sızma zeytinyağı selamlıyor onları bu şölenin bitiminde.

Ekmeği fırından çıkardığım sırada telefonum çalıyor. Ofisin numarası. Açıyorum. Karşımdakini dinlemeden “İstifa ediyorum..” diyorum.

“Ne, nasıl, niye 1 dakika, e-postalarına baksana.. Allah Allah iyi misin sen yaaaa.. ” gibi 1 dolu cümlenin arasından sıyrılıp;

“Bugünlük, hayattaki tüm rollerimden istifa ediyorum.. Görüşürüz yarın..” deyip telefonu kapatıyorum.

Telefonum 1 daha çalıyor. Uykusunda bile mutsuz olabilen ve sonsuz mutsuzluğunu sürekli anlatabilen 1 arkadaşım arıyor. Açıyorum. Onu dinlemeden “İstifa ediyorum..” diyorum.

“Aaa sen deli misin, bu zamanda iş bulmak kolay mı, bak hem dün ne oldu biliyor musun, Allahım her şey de beni mi bulur..” gibi 1 dolu cümlenin arasından sıyrılıp;

“Bugünlük, hayattaki tüm rollerimden istifa ediyorum.. Görüşürüz yarın..” deyip telefonu kapatıyorum.

Telefonum 1 daha, 1 daha, 1 daha çalıyor. Mesajlar, e-postalar da bu aramalara eşlik ediyor. Müşteriler, arkadaşlar, akrabalar, akraba ol(a)mayanlar, bankalar, okullar ve daha kimler, neler, nereler..
Hep aynı nezaketle, aynı cümleyi tekrar ediyorum;

“Bugünlük, hayattaki tüm rollerimden istifa ediyorum.. Görüşürüz yarın..”

Ancak bu iletişim yollarını kapatırsam istifam gerçek anlamına ulaşır diye düşünerek derhal teknolojik detoksumu uyguluyorum.
Şahane 1 sessizlik bu.

Ve şölenime kaldığım yerden devam etmek üzere; dışı sert, içi yumuşacık, altın sarısı ekmeğimden 1 parça koparıyorum. Kokusunu içime çekip, toprak kasemden aldığım bir çatal sabah salatamla birlikte dilimin tam da o paslı kısmına bırakıyorum. Ağzımın içini 1 ferahlık kaplıyor. Yayılıyor. Yayılıyor. Tüm hücrelerime doluyor. Dünyanın en mutlu insanı benim şu an, hissediyorum.

Bugünlük istifa ettim hayatımdaki tüm rollerimden ve üstelik kimse de ölmedi bu sebepten.

Adını bilmediğim kadının kafamın içinde çalan şarkısını dinliyorum. Gülümsüyorum.

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

12 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 22 Mayıs 2019 at 16:13

    Ba-yıl-dım 😍😍😍
     
    Evet tüüüümmm yazılarını çoook seviyorum ama buna ayrı bayıldım doğrusu. Anlatım zaten her zamanki gibi leziz ötesi fakat fikir ve bu fikri uygularkenki esprili haller gerçekten çok çok keyifliydi.
     
    Aklına, kalemine, hayata bakış açına sağlık bebek 😘
     
    Not: Ses kaydını İlayda‘yla birlikte yapmanıza da ayrı hayran oldum 👌🏻 Öperim iki güzelliğimi de 😘😘😘

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 10 Temmuz 2019 at 13:37

      ahahhahahha 🙂 🙂 bayılma coşkunu belirtmene bayılıyorum ben de didoşum.
      valla böyle ara ara istifa ediyorum işte.
       
      çocukluğumda da vardı ama o zaman bu kadar fark edildiğini sanmıyorum istifa edişlerimin. yılları içinde gelişti. alışan oldu ve alışamayan da ama hiç umrumda değil doğrusu. basıyorum istifayı kafamda 🙂 🙂 1 günlüğüne kimse ölmüyor sonuçta, ev yanmıyor, şirket batmıyor. 24 saat sonra nurdan yine görev başında. çok iyi geliyor bana. tavsiye ederim herrrrkese 🙂

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 23 Mayıs 2019 at 09:30

    Harika bir yazı olmuş gerçekten ve ben de yazını okuyunca, bir günlüğüne bile olsa istifa etmeye karar verdim hayattaki tüm rollerimden 🙂 Yolu açtığın için teşekkürler Nurdancım.
     
    Sevgiler 🙂

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 10 Temmuz 2019 at 13:38

      canım kübracığım. istifa et mutlaka arada. sonra yine daha coşkulu başlıyorsun kaldığın yerden.
       
      1 gün daha büyük istifa etmek ve köyceğize gelmek niyetindeyim haberin ola 🙂 🙂

  • Cevapla Atakan Balcı 23 Mayıs 2019 at 13:14

    Sık sık değilse de, ara sıra kendi özüne ulaşmak için gereksinimler zorluyor sanırım; güzel bir görüş yazıdaki.
     
    Teşekkürler!…

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 10 Temmuz 2019 at 13:39

      evet atakan. ben kendimi bildim bileli yapıyorum bunu. kişinin sadece kendinin bile zihnen bunu bilmesi çok iyileştirici bana kalırsa. uygulamayı denemek istersen, sonuçlarını lütfen paylaş bizimle.

  • Cevapla Atakan Balcı 23 Mayıs 2019 at 13:16

    Ruha ulaşmak ne kadar değerli!… 🙂

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 10 Temmuz 2019 at 13:41

      ennnn değerlisi imiş, ancak öğrendim bu bilgiyi. aklım ve kalbimle ilerlemeye çalışıyorum bu yolda, düşe kalka 🙂

  • Cevapla Demet Uncu 23 Mayıs 2019 at 16:26

    Nurdancığım, pek çok kadına yazdıklarınla tercüman olmuşsun. Kendimize verdiğimiz bu aralar paha biçilemez bence. Daha sık yapmalıyız 😃
     
    Kalemine sağlık …

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 10 Temmuz 2019 at 13:44

      daha sık yapmalıyız. kesinlikle.
      1 durmalı, 1 soluklanmalı, yenilenip, tazelenip başlamalı yeniden kaldığımız yerden.. ohhh missss 🙂 🙂
       
      ruhumuza sağlık değil mi demeti 🙂 🙂

  • Cevapla Cem Bayazit 27 Mayıs 2019 at 09:38

    Tam da bu esasinda hayat. Arada durup bir geriye bakmalı ve seneler boyunca ne yaptığını sorgulamalı. Çok dogru tespitler yapmışsın, tebrik ederim. Geçmişin muhasebesini yapmasan “istifa edemezdin”, bu denetimin sonunca çıkan raporu da okumayı isterim.
     
    Mutlu ve sağlıklı kal.
     
    Not: Bizim ofise geleceğin gün ben de istifa edecegim :)))))

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 10 Temmuz 2019 at 13:53

      ahahahha cem beyciğim çooook teşekkür ederim güzel yorumunuz için.
      hiç inanmıyorum sizin 1 gün istifa edeceğinize 🙂 🙂 🙂 ama insanın kendi hikayesinde doğru tespitlerde bulunup muhasebesini yapması ve neticesinde çıkardığı raporları hayatında doğru şekilde kullanmasının iyi 1 örneğisiniz siz de 🙂 🙂
      bu sebepledir ki; ne mutlu bize 🙂

    Cevap Yaz