Mizahsen

Müsadenizle Çocuklar – 1

27 Mayıs 2019

Yazı: Müsaadenizle Çocuklar | Yazan: Merve Çevik

Ah bu çocuklar…

Hastasıyım.. Hepsi birbirinden renkli pamuk şekeri. Ve hayatımın “Yaş 35 yolun yarısı eder”li dönemlerine doğru ilerlerken çocukları sadece sevmekle yetiniyorum ve terapi gibi geliyor.

Biz büyüklerden farklı bir tarafları var ki masum ve temiz duygularla hissetmeyi bilmeleri.

Arkadaşlarım evlenip barklanıp anne oldular haliyle, bendeniz de geriden takip etmekteyim.

Bizim Valide Sultan bir gün bana:

– Merve! (Sanki felaket tellalı! Öyle bir Merve demek!!)
– Efendim sevgili anacığım ?
– Biliyorsun. Ben seni 26 yaşında dünyaya getirdim.
– Evet? Sonuç nedir?
– Pekiii! Ne yapacaksın? Ne düşünüyorsun? (Sanırsınız ki dünyayı ele geçirme planları yapıyoruz!)
– Anne ben de şu an 26 yaşındayım ama final-vize ve bütünlemelere gebeyim.
– Gevezesin! Kabul et!

Tabii, arada sırada yoklamaya devam:

– Baban diyor ki?!
– Hııı?
– Merve de evlense biz de toruncuklar sevsek, diyor.
– Ne zaman diyor?
– Canım diyor işte.
– Fazla hayal kurmayın derim. Kısmet bu işler.
– Bebişleri seviyorsun ama.. (Cesaretli bir çıkış!!)
– Canım o başka.. Çocukları severim ama bakamam. Üşengecim!
– ??
– Babama söyle Lokum da torunu sayılır.
– Kedi o !! Kediden torun mu olur?
– Kedi medi!! Olur mu olur. Evladım o benim.
– ???
– Bekarlık, kedili sultanlıktır. Hehe!
– Deli çocuk!

Evet; Lokum hazretleri, benim afacan, seksi, alımlı, tüylü ve de kuyruklu çocuğum. Kedi annesi olarak hayatımıza kaldığımız yerden devam etmekteyiz.

“Şu evlilik olayına bakış açın nedir?” sorusunu duyar gibiyim.

Madem öyle efendim bu olası soru üzerine hazırlamış olduğum tezi sunmaktan da geri kalmayayım o zaman!

İlk olarak gerçek şu ki; çocukları seviyorum ama bazı şeylere ciddi şekilde hazır olmak gerekiyor. Bu benim düşüncem haliyle. Elbet farklı düşünenler olacaktır ama hayat bazen planları kabul etmez. Realizme kaymaya başladığımı hissettikçe ve yaşadıklarım da işin içine girince bir güzel harmanlayıp ortaya kendimce şunları çıkardım:

1 – Uygun bir beyaz atlı prens gerekirdi ki (artık beyaz atımız ve standart prensimiz de sadece masal kitaplarında ve genç kızların hayallerinde mesken tutmakla kaldı. Kızlar hayallere kapılmayın diye söylüyorum!)

Kala kala geriye karakaçanlısı, efendim kedilisi, köpeklisi kaldığından, (üzgünüm beyler, çiş molası vere vere gelir böyleleri! Kadın ne yapar ne eder sevdiceği erkeğin kendisine evlenme teklifini öyle ya da böyle bekler diye bazılarınız düşünür ama o durumlar öyle olmuyor, inanın ki kadının da sabrı bir yere kadar!!!)

2 – Bunun tanışma faslı, şu klasik elektriklenme muhabbetleri (Nedir bu elektrik olayı, hala anlamış değilim!)

3 – Sonrasında dünürler arası ilişkiler (Kayınvalide ortaklığı en önemlisidir. Aman dikkat! Şans diliyorum.)

4 – Ardından Türk kahvesi yapımının sosyal medyada adım adım videoya alınıp izleyenlerle buluşturulması. (“Helelelelelöööy!!! Şimdi papatya kokulu yarime ortaya karışık türk kahvesi yapacağım takipçilerim! Bakalım beni ne kadar seviyor, ne kadar dayanıklı göreceğiz! Ay çok heyecanlıyım!”)

5 – Ortaya karışık kebapvari bir Türk kahvesi (Damat is on fire!), istemesi, nişanı, eşyası, mendili, gülü, bohçası, sarması, pidesi, çeyizi, piresi, evi, gelinliği, düğünü, vs. (Yazarken yoruldum!!) Derken??

En sonunda ortaklık adı altında bir hayat birlikteliği başlar.

Neticede bir hayatı ortak olarak paylaşmaya birbirinize söz vermişsinizdir. Buna en önemli neden olarak sevgi, saygı ve güven gösterilebilir.

Sabah uyandığınızda yanınızda hayatınızın biricik anlamı ile göz göze hatta diz dizesinizdir. Cicim ayları başlamıştır ve her şey güzeldir. Ama hayatın genel sorunları, maddi boyutlar, geçim derdi derken o cicim ayları yerini gerçekliklere bırakır. Zira mesleğim gereği bir çok olayla karşı karşıya geldiğimden, yakından tanık oluyorum.

Sanırım evliliğin en önemli iki öğesinden biri sabırlı ve fedakar olmak diğeri ise ottan tüyden meseleleri devasa hale getirmemek. Neden mi? Eğer işin içinde çocuk varsa en fazla zararı o görüyor. Yani özetle çocuk; “Pazardan domates tohumu neyim alıp toprağa ekeyim kırmızı, sulu ve harikulade domatesler olsun, adını da “tomatiye” koyayım yetiştireyim,” der gibi olmuyor. Ya da marketlerde çocuk hazır da satılmıyor.

Ve eminim ki evlilik şans işi ve öncelikli temennim evlenip aile kurmak isteyen ama bunu evlenmiş olmak için yapmayı düşünmeyenlerin dileklerinin kabul olmasıdır. İster ikinci bahar olsun ister ilk baharları. Ama gerçekten isteyenlerin kalplerinden geçenlerin hayırlı şekilde kabul olmasını diliyorum.

Neyse… Yavaştan duygusallaşmaya başladım sanırım.

Düşüncelerim elbet bunlardı ama benim değinmek istediğim en önemli nokta var kiii…..?!

Çocuk!

Evet kedi değil! Çocuk!!

9 ay bekle. Yediğine ve içtiğine dikkat et, doktor, diyetisyen derken kapı kapı dolaş. Baby Shower’lar düzenle! Ardından bin bir seremoniyle dünyaya getir. Ama iş burada bitmiyor. Ya sonrası?

Hamurunu nasıl şekillendirirsen öyle devam ediyor. Ciddi bir sorumluluk. Ama maalesef cânım ülkemdeki insanların çoğu bilinçsiz şekilde çocuk doğurduğundan sonrasında sıkıntılar baş gösteriyor ve giderek bu sıkıntılar artıyor. Ya kimisi aileleri tarafından terk ediliyor ya da zorla çalıştırılıyor. Bu da toplumsal gerçeklerin bir başka yüzü. Daha sade ve duyarlı bir toplum olmamız gerekli diye düşünüyorum.

Arkadaşlarıma gelecek olursam şayet?

Çoğu evlendi.. Çoluk çocuğa karıştılar. Kimisi bana evlilik konusunda “hadi artık” dedi kimisi de “hakkında hayırlısı olsun sen bir karar veriyorsan vardır bir bildiğin” dedi ve saygı duydu. Ama ortak noktaları “hadi artık evlen barklan sonra kucağına bir 3 kg’luk pamuk al biz de sevelim yiyelim ısıralım” idi.

Onların evlatları da ayrı bir güzellikteler. Kimisi ise bebek bekliyor. Yeğenler Karması adı altında bende kaç tane yeğen olduğunu ise şu an sayamayacağım. Ben tek evlat egemenliğini sürdürdüğümden kuzenlerim ve arkadaşlarımın çocukları bana ya hala ya da teyze der. O sebeple “yeğenler karması” altında hepsini topladım. Ama siz sevgili okurlarla bölüm bölüm paylaşacağım bu yazı dizinimin iki küçük kahramanı var:

Ozan ve Ömer Efe.

Onları sizlerle buluşturmak istedim zira hayatımda öyle özel yerleri var ki her ikisinden de çok şey öğreniyorum.

Nasıl mı? Haftaya kaldığımız yerden devam…

Buluşmak dileğiyle…

Merve Çevik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Ateş Karadeniz 29 Mayıs 2019 at 14:56

    Çok güzel bir yazı olmuş. Bende aynı fikirdeyim. Herkes çocuk sahibi olabilir ancak; anne-baba olmak zor iş diye düşünüyorum. Ömrünün sonuna kadar aldığın bir sorumluluk. Zor bir seçim. Olanlara olacak olanlara iyi şanslar. Ben de bu konu da uzaktan bakmayı tercih edenlerdenim.
     
    Kalemine sağlık 🙂

  • Cevap Yaz