Mavi Okyanus

Yapay Gelecek

9 Mayıs 2019

Yazı: Yapay Gelecek | Yazan: Mustafa Çağa
Gelecek geldi geçiyor, zaman akıp gidiyor, biz insanlar da sürekli bir kavram arayış çerçevesinde geleceğimizi tasarlamaya çalışıyoruz.
En güzel yaptığımız iş, taklit etme yeteneğimiz, en çok sevdiğimiz oyun ise kulaktan kalağa…

Duyarız, araştırmayız ama fiber hızda yayarız. Gözlemlerimizi değerlendirmeden uygulamaya geçer, dersimizi almadan yaşar gideriz.

Geçen sene her platformda Endüstri 4.00 kavramı konuşuluyordu. Türkiye bu kavram çerçevesinde Endüstri 2.00 seviyelerinde yön çiziyordu. Bu sene gelişmiş ülkeler Endüstri 5.00 kavramını konuşmaya başladılar.

Korkutucu bir şekilde hızla gelişen ve ilerleyen Yapay Zeka’nın yakın gelecekte birçok mesleği yok edeceği aşikar.

Özellikle insan duygularının alınacak kararları etkileyecek olduğu işlerde Yapay Zeka’nın daha fazla kullanılmasına çalışılıyor. İşe alım görüşmelerini ve değerlendirmelerini yapacak robotların üretilmesi daha adil değerlendirme süreçlerini getireceği düşünülüyor. Fakat gözden kaçırılan konu, bu robotların kodlamalarını da insanlar yapıyor. Kodlamalar yapılırken yazılımlar oluşturulurken bunları yazan kadın ve erkeklerin düşünceleri, dini inançları, dilleri, kültürleri, etik ilkeleri, yaşam tarzları ve ahlâk anlayışlarındaki önyargılar veya savundukları düşünceler ister istemez o teknolojide kendine yer ediniyor.

Daha ileri noktalara gidersek yapay zeka, adalet mekanizmalarında, mahkemelerde kullanılmaya başlanıldığında, bu etkilerden ötürü insanların adil yargılanıp yargılanmadığı üzerine çok tartışmalar yaşanabilir. (Not: Bu noktada düşünürken Türkiye’yi baz almayın.)

2018 yılında Türkiye’de 69 büyük yeni AVM açıldı. Bu AVM güzergahlarında seyrederken trafikten dolayı çok çile çekmekte ve zaman zaman şu AVM’leri yapmadan önce yollarını yapsalar diye söylenmekteyiz. Bizim Yapay Zeka ile imtihanımınız bu durumla çok benzer. Altyapısız yaşamımızda, gelen teknolojiyi ilk biz keşfetmişiz gibi kabul etmekte, sahip çıkmakta ve biz bulmuşuz gibi havasını atmakta, biz üretiyormuşuz gibi tüketmekteyiz.

Türkiye’de elli yaşın üzerinde yer alan büyük bir kesim akıllı telefon kullanma konusunda zorluk çekerken, otomotiv sektöründeki firmalar geliştirdikleri teknolojiler sayesinde sürücüsüz otomobil üretmeye başladılar. Bize de “Peki trafik cezası kime kesilecek?” gibi saçma espriler yapma fırsatını verdiler. Biz espriler ile yaşamımızı daha da absürt hale getirmeye devam edelim.

Teknolojinin insanı modernleştirme ve daha konforlu yaşatma misyonu devam ederken, gelişmiş ülkelerde aileler çocuklarını teknoloji ile haşır neşir olmaya zorlarken biz kendi çocuklarımızın elindeki tablet ve telefonları almaya, onları engellemeye ve kısıtlamaya devam edelim. Mantıksız olan kısım sizin de gözlemlerinizde yerini bulmuştur umarım. Yanında yürürken koşmaya başlayan çocuğuna dur koşma diyen anne – baba olmaktan vazgeçin. Çünkü o artık koşmaya başladı, koşuyor, koşmaya başladıktan sonra senin koşma diye bağırman sana da, ona da özgürlüğü kısıtlamaktan başka bir şey getirmez. Çevrenizi kısıtladığınız her alanda asıl ilk kendi özgürlüğünüze gem vuruyorsunuz.

İleri teknoloji yapay zeka denildiğinde benim de aklıma bir çok soru gelmekte.

Örneğin;

– Ticari çerçevede ilerleyen dünyamızda bizim için üretilecek olan robotlar nasıl olacak?
– Hayatımızı kolaylaştıracağı öngörülen yapay zekanın bizim kültürümüz ile uyumsuz olması doğrultusunda robotları kim satın alacak?
– Hangi pazara, hangi iklime göre üretilecek ve gerçekte neye hizmet edecek?
– Birçok meslek yok olacak ama sıcak satış, müşteri ile birebir iletişim kurulması gereken alanlarda nasıl bir yöntem izlenecek?
– Yaratıcılık sadece üretim aşamasında mı yer alacak?

Aklımda deli sorular ile gelişmeleri takip etmeye devam edeceğim.

Bir sonraki yazımda da bu konu hakkında yazıyor olacağım…

Sevgiler,
Mustafa Çağa

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 9 Mayıs 2019 at 14:40

    Tam da Harari’nin 21. Yüzyıl İçin 21 Ders kitabında nasıl işsiz kalacağımızı okuduğum günlerde bu yazın düştü elektronik posta kutuma 😉
     
    Durum ortada, kaçış da yok. Sağlayacakları yararlar göz önüne alındığında algoritmaların her şeyi devralacağı neredeyse bir kesinlik.
     
    Yalnız kurtulacak mesleklerden biri de filozofların icra edeceği olacak 😉 Çünkü algoritmaların etik kurallarını yazacak birilerine hep ihtiyaç duyulacak. Senelerce “Felsefe okudun da ne oldu?” diye beynimin etini yiyenler işlerini robotlara kaptırdığında ve felsefeciler algoritmaların seçim kriterlerini yazdığında çok güleceğim bu duruma 😉🙃😁

    • Cevapla Hülya Erarslan 16 Mayıs 2019 at 16:13

      Harari’nin o kitabını ben de okumuştum. Biraz ürkütücü ama sanki şu anki insanlar olarak o günleri görmeyeceğiz gibi geliyor bana. Birkaç nesil sonrasının yaşayacakları gibi. Benden sonra da tufan zaten amaaaaan 🙂

    Cevap Yaz