Gırgırına

Aşk Tesadüfleri Sever

3 Haziran 2019
Gırgırına | Aşk Tesadüfleri Sever | Cem Albayrakoğlu
Bak ne anlatacağım 😉

Hiç aklımda yokken ansızın bir an çıka geldi.
Ne de güzel oldu, anlatamam.
Ya da anlatırım yaa.
Dinle bak…

Son gözde mekanlarımdan olan Akbabalı Meyhane‘de bir geceye götürüyorum sizi bugün. Bu arada tavsiye ederim; fazlasıyla eğleneceğiniz, pahalı da olmayan bir mekan Akbabalı Meyhane. Hatta selamımı söyleyin indirim yaparlar.

Instagram’dan sürekli paylaştığım video ve postları gören canım arkadaşımlarım Verda ve pek sevgili kocası Alon, evet evet sevgili Alon, bir paylaşımımın altına “Biz de gitmek istiyoruz,” diye yazınca başladı hikaye.

Dedim; “Ne zaman isterseniz gidelim.” Ama pek de ihtimal vermiyorum. Alon pek sevmez gibi geliyor çünkü. (Tabi ki o da bayıldı o gece mekana.)

Neyse hikayeye geri dönüyorum. Verda ve Alon için Türkiye’de olacakları bir tarih belirledik. Memleket hasretindeki arkadaşlarım “Kalabalık gidelim ki tadı çıksın,” deyince “Tamam orası bende” deyip topladım sokaktan geçenleri, kapadık mekanı, kimse kimseyi tanımıyor ama olsun kalabalık işte. Yok şaka şaka 😂😂

Biz bize, çekirdek kadro, 8-9 kişilik yaptırdım rezervasyonu.

Hem Sen ve Ben yazarlarından, hem de editörümün üniversiteden arkadaşı, eskiden tanıdığım ama senelerdir görmediğim bir dost yüzün daha o gece bize katılacağını öğrendim ilerleyen günlerde. Dedim; “Ne güzel; hem Verdalar da tanıyor, hep birlikte koparız.”

Uzatmayayım; yatcaz kalkıcaz, yatcaz kalkıcaz, hop ordayız. Malum gün geldi. Akşam sekizde mekanda toplanacağız. Mekana gittim ki Laz Kardeşler, Verda, Alon ve yazar kadrosundan arkadaşımız masada. Hoş geldin, beş gittin faslından sonra oturdum masaya. Bismillah daha rakıyı koymadan ulan bir baktım masada benim maceralar konuşulup, kahkalar atılıyor; yok Cem sen şöyle yapmıştın, yok böyle yapmıştın. Yaş 44 hala benim maceralar meze konusu 😝

Hayır sorun değil, masamızda yabancı yok ama olsun başka konu kalmamış gibi, hem yazar arkadaşımız belki dinlemek istemiyor di mi 😂😂 Çok ayıp cık cık cık… Sevgili editörüme bakıyorum olmuyor, dürtüyorum olmuyor, almış sazı eline “Cem de Cem”.

Bir yandan da masada gizli bir kulis var ki hiç sormayın; fısır fısır… Dedim herhalde aralarında bir konu konuşuyorlar.

Tabi ki alkol şişede durduğu gibi durmuyor, her gelen şişenin dibi delik sanki… Mekana söylüyorum; şu şişeleri dolu getirin masaya 😂

2-3 kadeh sonra bile konu benden hiç çıkmadığı gibi bir de yakıştırmalar başlamasın mı? 😳

[Burada ne anlatmak istemişsin anlamadım. Bir toparla canım yeniden: konuya giriş bile klas cem efendim biraz hababam sınıfı gibi oldu Şaban neeee 😂😂]

Lazların küçüğü; “Ayy çok yakıştınız. Bu iş oldu, tamam.” Büyüğü gülmekten konuşamıyor ama tam destek, full destek. Diğer arkadaşlar da aynı şekilde. Bir an dedim; “Galiba nikah memuru mekana gelecek 😝”

Hanımefendi de aynı derece şaşkın. Fakat gülüp geçiyoruz ikimiz de.

Bu arada inanmazsınız, ben ne kadar konuyu değiştirmeye çalışırsam çalışayım, hâlâ benim kirli çamaşırlar anlatılıyor. Allah’tan fasılcılar bizim masaya geldi de konu kapandı…

Bütün gece inanılmaz güzel, bol göbek atmalı, kurtların içimizde kalmadığı, hepsini dışarıya çıkardığımız bir eğlenceyle sürdü. Fakat sonu karakolda bitti! Yok be şaka şaka 😝 Çorbacıda bitti.

Çorbacının da ardından Laz kızlarla hanımefendiyi evine bırakırken tam sokağına gelince taksinin ön koltuğundan; “Şu apartman ve şu daire di mi?” deyince ben, hanımların arkada “Yok artık” sesleri ve şaşkın bakışları arasında uğurladık hanimefendiyi evine.

Ardından Dido; “Nasıl hatırlarsın yaa!! Bunca yıllık arkadaşım ben bulamazdım evi,” deyince “Aklımda kalmış,” dedim sadece.

Aklımda kaldı dediğim süre 20 yıldan fazla, taaa üniversite yıllarından bahsetiyorum. Arada da hiç görüşme fırsatımız olmamıştı. Sosyal medyada kalan takipleşmenin ve son dönemde aynı dergide yazmamızdan ötürü birbirimizin yazılarına yorum yapmaktan öteye gitmeyen ince bir bağlantı vardı aramızda sadece.

Gelelim Ertesi Sabaha

Sabah elbette gecenin kritiği yapılmalıydı fakat herkes pert olduğundan anca öğlene doğru ayıldık ve anında telefon trafiği başladı. Başta herkes sakin sakin “Abi çok eğlendik. Şöyle güzel, böyle güzel. Gene gidelim,” falan… Sonra Alon’dan ilk kelimeler süzülmeye başladı; “Sen nereden tanıyorsun yazar arkadaşı? Çok mu yüklendik yoksa size? Bak aslında çok iyi kızdır…”

Dedim; “Ne yüklenmesi, gırgır yaptık.”

Sonra Sino’yla konuştuk ki bomba üstüne bomba…

– Cem??
– Efendim?!
– Nasıl buldun?
– Neyi?
– Yazar kızımızı.
– Güzel, hanım hanımcık, bildiğimiz tanıdığımız bizden biri.

Onunla telefonu kapatıyorum, şimdi hatta Verda var. Onunla da aşağı yukarı aynı şeyler konuşuluyor. Hanımefendinin ne kadar doğru biri olduğunu anlatıyor o da ince ince.

Sonradan öğreniyorum ki hanımefendiyle de bir bu kadar telefon görüşmesi yapılıyormuş. Aynı pazarlama taktikleri ona da uygulanıyormuş meğerse.

İş bitirici Verda, gecenin fotoğraflarını paylaşalım, sanırım biraz da hanımefendiyle benim kontağım kopmasın diye, anında bir WhatsApp grubu kurdu. Hemen ilk iş; “Sende ne video var? Bende ne resim var?” muhabbetti başladı.

Allah’ım ne göbekler atılmış, sanki düğündeyiz. Bir fotoğraf var ki hiç sormayın, gecenin olayı ama telif hakları falan gösteremiyorum 🤣

Bu kadar konuşmaya dedim bari özelden bir mesaj atayım hanımefendiye, nasıl bulmuş mekanı, gece eğlenmiş mi falan 😂😂 Başladık mı konuşmaya… Mesajlar falan, susamıyoruz…

Dedim o zaman bari bir yemek yiyelim.

Sağ olsun kırmadı beni. Rakı kebap yaptık; on numara beş yıldız…

Hanımefendinin ismini yazamıyorum çünkü daha haberi yok bu yazıdan. Bir ara icazet alacağım kendisinden. İzin verirse ilerleyen satırlarda yazarım ismini 😉 Gerçi bilmeyen de kalmadı yaa… Ama adet yerini bulsun, di mi?

Uzun süreden sonra böyle heyecan yaşamadım doğruyu söylemek gerekirse. Yazışmalar, saatlerce telefon konuşmaları falan 😉 Bir de inanılmaz gülüyoruz birlikte….

Azıcık kontrol frik ama ne demiş ünlü şahıs; ne olursan ol gel 🤣🤣 Kimdi lan bunu söyleyen? Neyse editor nasılsa biliyordur o buraya monte eder. Kurtarıcım benim. [Ettim: Mevlana 😂 Ve yuh demekten kendimi alamıyorum. Aşık mısın oğlum? İnsan Mevlana’yı da unutmaz. Ahh evet aşıksın 😝]

O ilk hafta yaşadığım telefon trafiği inanın Nasa’da veya FBI’da yoktur. O ne dedi, bu ne dedi…

Cuma akşamı ikinci bir yemek daha yedik ki mekanı kapatmış gibiyiz; in cin top oynuyor. Tabi ki rakı içmedik 😉 Yahu meyva nasıl kafa yaptıysa bir dökülmeler, bir dökülmeler karşılıklı 🤣🤣 (Bakalım buraları okuyunca neler olacak 🙈)

Sonra oradan çıktık; genciz, güzeliz Nispet’e gittik. Sabah 4’e kadar dans dans dans…

Ertesi gün Bursa’ya editörümün yanına gittim. Konuyu masaya yatırmalı, kutlamalı…

Teknolojiyi sonuna kadar kullanarak görüntülü konuşmalar falan da yaptık hanımefendiyle Bursa’dan.

Derken derken bir baktık ki hoop olmuşuz…
Tabi ki konuşacak ve yazacak çok şey var ama her şeyi tüketmemek adına biraz yavaş ilerleyip sindirmek lazım sanki 😉😉

Bundan sonraki maceralarda kimden bahsedeceğim belli oldu sanırım…

Gırgırına,
Cem Albayrakoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Demet Uncu 3 Haziran 2019 at 13:40

    Aniden hayatlarimiza giren bu guzel baslangiclar konusunda benzer hislere sahip oldugumuzu ifade etmek isterim. Yine harika bir yazi olmus Cem Bey. Baslangiclar bu kadar mi guzel ve nuktedan bir dille ifade edilir 😄 Bazi seyleri akisina birakma konusunda calisiyorum siz de biliyorsunuz. Bundan sonra benim de yazilarimda birkac cumle de olsa sevgiden, guzel sevmekten bahsedilecek hep sanırım … Sevgiler

  • Cevap Yaz