Ayurvedik Yaşam

Ayurveda ile Dengede Kalın

11 Haziran 2019
Yazı: Ayurveda ile Dengede Kalın | Yazan: Müge Murat

5.000 yıllık kadim bilim Ayurveda; evren ile dengeli yaşamanın mümkün olduğunun söyler. Ayurveda’ya göre bu dengeyi sağlayan doğada ve insan bedeninde etkisini gösteren beş elementtir.

Evren boşluktan ibarettir.

Sesin iletilmesini sağlayan, boşluk elementidir. Boşluğun hareket etmesinden hava oluşur. Dokunduklarımızı hissetmeyi hava elementi sayesinde başarıyoruz. Havanın sürtünmesinden ısı ya da ateş oluşur. Ateşin değdiği her şeyi değiştirme gücü sayesinde bedenimizde dönüşümler gerçekleşir. Evreni ısıtan ve aydınlatan güneş görmemizi sağlar.

Ateşin yoğunlaşması ile su oluşur. Su elementi, evrenin en güçlü elementlerinden birisidir. İnsan bedeni için yaşam sıvısıdır. İnsan bedeni susuz kaldığında yaşamsal fonksiyonlarını devam ettiremez. Bedenimizin enerji üretebilmesi için sıvının taşıyıcı gücüne ihtiyaç duyar.

Son element olan toprak; evren ve insan bedeni için taşıyıcı ve yapıcı etkiye sahiptir. Bedeninizdeki katı olan tüm maddeler; kemikler, saç, tırnaklar, dişler, yağ dokuları, kıkırdaklar toprak elementini ifade eder. Bu beş element, insan bedeninde beden tiplerini oluştururken; evrende mevsimler ve gün içindeki günlük rutin içinde de etkisini gösterir.

Mevsimleri düşündüğünüz zaman hangi elementin etkili olduğunu anlamak çok kolay. Yazları sıcak ve verimli; ateş ve su (beden tipindeki karşılığı Pitta). Kışlar soğuk ve rüzgarlı; boşluk ve hava (beden tipindeki karşılığı Vata). Baharlar; doğanın uyanışı, verimi ve değişim ile birlikte toprak ve su (beden tipi karşılığı Kapha) elementinin etkisindedir. Bedenimiz fizyolojisini mevsimlere göre yönetebilecek hafıza ve kabiliyete sahiptir.

Bu nedenle doğanın size getirdiği doğalı hayatınıza uygulamak, dengeli yaşam için kolay ve etkin yoldur.

İçinde olduğumuz modern (bunu yazarken soru işaretliyim) ya da milenyum çağında bunun zor olduğunu biliyorum. Hayatımızın dört bir yanı ambalajlı, renkli, eğlenceli yiyecekler, içecekler ve faktörle dolu. Ben bunun çaresi olmadığını, insanın kendisini korumasının zor olduğunu kabul ediyorum. Ama izninizle zararın neresini azaltırsak kardır demeden de duramayacağım.

Akıllı olan bedenimize hükmetmeye, ona doğalının dışında şeyler öğretmeye çalışırken, doğalın ne kadar basit olduğunu da unutuyoruz.

Çünkü aslında yaşamın temel sırrı şu basit formülde:

“Benzer benzeri tetikler, zıtlar dengeler.”

Kabullenmek istesek de istemesek de hepimizin dengelenmeye ihtiyacı var.

Peki nedir bu dengelenme?

İçinde yaşadığımız coğrafya ne güzel ki bize dört mevsimi yaşatıyor. Hani dedik ya; mevsim yaz, ortalık ateş gibi. Elementi ateş ve su. Ateş ve su elementlerinin beden tipi Pitta. Yazılarımı takip edenler ülkemizin Pitta etkisinde olduğunu bilirler. (%75 civarlarında) Şimdi temel formülü de cebimize koyup yaz hayatımıza biraz bakalım.

Yaz mevsimi hepimiz için nimet. Güneşin üzerimizdeki pozitif etkisi yadsınamaz. Güneşin kendisini göstermeye başlaması ile hepimiz mutlu, umutlu, gülümseyen bireyler haline dönüşüyoruz. Kıştan çıkan üşümüş, soğukla yorulmuş bedenimiz önce biraz dinleniyor. Sonra hafif hafif hareketlenmeye başlıyor. Enerjimiz yükseliyor, heyecanımız artıyor. Yaz kendini iyice göstermeye başladığında, ilk başlarda iyi gelen güneşin de yorucu, yıpratıcı etkisi başlıyor. Çünkü güneş ile iletişim arttıkça beden ısınız yükseliyor. Yani benzer benzeri yükseltiyor.

Güneşle mutlu olan Pitta’lar yerini asabi, gergin, heyecanlı, dengesi bozulmuş bireylere bırakıyor. Bu satırları okuyunca gülümsemiş, güneşte uyuyakalıp, sersemlemiş olarak uyandığınız anınızı hatırlamış olabilirsiniz. Uyandığınızda zamanki sersemliği tarif etmenin zor olduğuna adım gibi eminim.

İnsan bedeninin dengesinin bozulması bu kadar kolayken dengeyi bulmak da bir o kadar da kolay:

“Zıtlar dengeler” prensibi ile serin olan her şeyle çok hızlı dengeye gelebilirsiniz. Toprak size serinletici tüm besinleri olması gereken zamanda, yaz mevsiminde verir: Karpuz, kavun, şeftali, kiraz, kayısı.. hepsi bol sulu serinletici meyveler. Sadece bu kadar mı? Tabii ki değil. Salatalık, roka, marul, domates, yeşil fasulye, semizotu da su oranı yüksek serinletici ve dengeleyici besinler arasında.

Buradaki kilit kelimenin “serinletici” olduğunu asla unutmayın. Çok soğuk ya da buzlu, çok sıcak yiyecekler ve içecekler sindirim için zorlayıcı etkiye sahiptir. Bu nedenle oda sıcaklığının üstünde ve altında yemeye ve içmeye özen gösterin.

Biliyorum yazın dondurma olmadan yaz geçmez ve dondurmada soğuk statüsünde. Ufacık kaçamaklardan kimseye zarar gelmez. Bu arada hatırlatmadan edemeyeceğim, küçükken dondurma yedikten sonra üzerine su iç, hasta olmazsın derlerdi. Hatta zorla da içirirlerdi ve o su mutlaka mutfakta tezgahın üzerinde duran sürahiden olurdu. Bize göre yorumu boğazlar, bademcikler şişmesin diyeydi. Şimdi anlıyorum ki aslında soğuğun özellikle sindirimdeki etkisini azaltmak içinmiş.

Doğa her şeyi olması gereken zamanda olması gereken şekilde veriyor. Bedenimiz bize ne yapmamız gerektiğini sessiz sessiz anlatıyor. Kendi fizyolojisini, sosyolojisini ve spiritüelitesini zaten kendisi biliyor. Ses vermeye başladığında dengesini kaybetmiş, çığlık atar duruma gelmiş oluyor. Günümüz hayatında mevsimlerin, günlük rutinlerin hiçbir önemi yok.

Biz bedenimizi ancak çığlık attığında dinliyoruz.

O zamana kadar görmezden geliyor bildiğimizi yapıyoruz. Hazır yaz tüm ihtişamı ile başlamışken yani mevsim Pitta, biz de toplum olarak Pitta iken, dengemiz bozulmadan küçük hatırlatmalar yapmak istedim.

Bayram bitti. Harika tatlıları yedik. Tatilimizi yaptık. İşimize, masamızın başına geri döndük. Dinlenmiş olmanın rahatlığı ile şimdi sıcağın pozitif etkisinden faydalanma zamanı. D vitamini bol bol depolama zamanı. Sıcakladığınız zaman turuncu bir kayısının ya da karpuzun verdiği serinletici keyfin tadını çıkarma zamanı. Sıcakla barışma zamanı.

Hadi o zaman gelsin yaz, bildiği gibi gelsin.

Bir sonraki, “Beden Tipleri ve Sindirim” yazımızda buluşuncaya kadar dengede ve sakin kalın.

Sevgilerimle,
Müge Murat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz