İremushka’nın Panosu

Haftasonu Rotası | Nereye Gidiyoruz?

14 Haziran 2019

Yolculuk bizi kendimize geri getirir.

– Albert Camus

Merhaba, yaz ayları ile birlikte biraz kentin yoğunluğundan uzaklaşıp kıştan kalma yorgunluğunuzu atmak isteyeceğinizi düşünerek bu hafta sizler için hafta sonunuzu değerlendirebileceğiniz bir tatil rotası derledim. Aynı zamanda gittiğim ülke ve şehirlere dair ipuçlarını da yazıma iliştirdim, hazırsak yolculuğumuza başlayabiliriz.

Kendimce beğendiğim favori tatil yerleri listemin ilk durağı olan Fethiye ile başlamak istiyorum.

▻ Fethiye

Haftasonu Rotası | Nereye Gidiyoruz? | Fethiye

Dünyaca ünlü koylara ve plajlara sahip Fethiye, her geçen gün popülaritesini arttırmaya devam ediyor. Doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi değerleri ile de gözalıcı bir manzara sunuyor bizlere. Böylece hem yaz tatili hem de kültürel bir tatil yapmanıza olanak sağlıyor.

Bunlardan birkaçı;

Amintas Kral Mezarları | FethiyeAmintas Kral Mezarları

Buradan çıkarılan eserlerin çoğunluğu şu anda İngitere’deki British Museum’da sergileniyor. Yüze yakın düzgün basamakla çıkılan Amintas’tan şahane Fethiye Körfezi ve Şövalye Adası manzarası görünüyor.

Telmessos Anfi Tiyatro

19. Yüzyılda yaşayan gezginlerin bahsettiği notlarda ve dönemin gravürlerinde geçen Telmessos Tiyatrosu, tamamen toprak altındaydı. Fethiye Müzesi’nin yakın zamanda yaptığı kazı çalışmasıyla birlikte bu antik tiyatro gün yüzüne çıkartılmıştır. Tiyatro konum ve plan itibarıyla; Helenistik dönem özelliklerini yansıtmakla birlikte, günümüze ulaşan kalıntılar daha çok Roma dönemine aittir.

Kayaköy | FethiyeKayaköy

Doğa güzellikleri, havası, insanlarıyla anlam kazanan şehirler, bünyesinde bir de tarih barındırıyorsa artık gezilip görülmesi kanun haline gelmiş olur. Şehir hayatından uzaklaşmak istediğimiz an düşünce baloncuğumuzu süsleyen bu kentler; bolca tarih, bazen harika yapılar, bazen harika yıkımlar kısaca farklı hikayeler barındırırlar.

Üstteki fotoğrafta gördüğünüz, Likya Uygarlığı’nın yerleşim yeri üzerine kurulmuş bir Rum köyü. Aslında buraya köy denmesi biraz haksızlık olabilir. Çünkü burası ticareti ve sosyal hayatı gelişmiş, 20.yy’a kadar 25 bin kişinin yaşadığı kocaman bir kent aslında. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye-Yunanistan arasında yapılan anlaşmayla buradaki Rumlar ve Batı Trakya’daki Türkler yer değiştirmiş.

Dalyan | İrem Savaş▻ Dalyan

Geçen yaz, uzun uzun, Güney Batı Akdeniz’de Fethiye ile Marmaris arasında kalan, dünyanın sayılı ekosistemlerinden biri olan Dalyan tatilimden bahsetmiş ve sizler için bir yazı da bloğuma eklemiştim.

Okumayanlarınız kaldıysa diye hemen şuraya linki iliştiriyorum. Mutlaka tatil planı yapmadan bir göz atın:

Rotamız Dalyan | Casa Pallet Hotel

Tatil planında konum belirlendikten sonra insanın en önem verdiği nokta ‘hangi otelde veya nerede kalacağız?’ oluyor. Tabii ki gitmek isteyenlerinizin işini kolaylaştırmak adına bir otel önerim de olacak;

Casa Pallet Hotel | DatçaCasa Pallet Hotel

(@casapalletdalyan)

Aradığı kriterler; temizlik, lezzet ve samimiyet olanlar için biçilmiş bir kaftan.

Ben otelden ayrıldığımda şu cümleyi kurdum;

“Muhteşem bir otel keşfetmiş olmamızın yanı sıra muazzam bir aile de tanımış olduk.”

Buranın sahipleri Özlem Hanım ve eşi Emre Bey her daim size Dalyan hakkında yardımcı olacak güler yüzlü insanlar.

Instagram hesaplarını incelemeyi de unutmayınız 🙂

Bozcaada▻ Bozcaada

Ege’nin en güzel adalarından… Türkiye’nin dört bir yanı sıcaktan kavrulsa da sürekli esen poyraz sebebiyle her daim serin. Başlı başına bu bile adaya gitmek için önemli bir neden.

Akvaryum gibi koyları, Ayazma gibi plajları, bağları, plajları derken ziyaretçilerini büyülemeyi başarıyor.

Bu yaz Bozcaada’nın güney sahillerine giderseniz, Yunanistan’ın Zakintos Adası’ndaki “Gemi Enkazı Koyu” gibi bir yere rastlayacaksınız. Dev bir yük gemisi sert geçen kış aylarında bir fırtınaya yenik düştü. Sürüklenen gemi karaya oturdu. Gemi, mürettebatıyla birlikte aylardır kurtarılmayı bekliyor. Ne olacağı şimdilik belirsiz. Ancak bu manzarayı seyretmek için adanın arkasına mutlaka bir bakmak gerekiyor.

Tenedos Kurabiyesi

Bozcaada’dan dönenlerin ellerinde genelde iki çanta olur. Birinde şarap, diğerinde ise adaya özel yapılan “Tenedos kurabiyesi” vardır. Tenedos adanın eski adı.

Tahir Günday’ın sahibi olduğu Çiçek Fırın, Kavala kurabiyesine benzeyen ancak çok daha lezzetli bir kurabiye yapıyor; damlasakızlı, bademli Tenedos kurabiyesi.

Yemeden dönmeyin bence 😉

Datça▻ Datça

Türkiye’nin Ege Bölgesi’ndeki Muğla iline bağlı 13 ilçeden biri Datça. Yarımadanın Kuzey kıyıları yüksek dağlarla ve sık bitki örtüsüyle kaplı. Datça’ya ulaşım genellikle karayoluyla yapılmakta, en yakın havaalanı 3 saat uzaklıktaki (160 km) Dalaman Havalimanı.

Datça yarımadasının dağlık yapısı Akdeniz ve Ege taraflarında irili ufaklı birçok koy oluşturmakta. Bu koyların çoğuna ulaşım sadece deniz yolu ile yapılabilmekte. Datça limanına bağlı gezi tekneleri Akdeniz tarafındaki koylara günlük turlar düzenliyor, bu turlarla koyları görmeniz mümkün. Yarımadanın Ege tarafı daha dağlık olduğundan ve yolların bozuk olması sebebiyle karayoluyla ulaşılabilen koy sayısı daha da az.

Görmeniz gereken yerleri;

Knidos Antik Kenti | DatçaKnidos Antik Kenti

Knidos geçmişi milattan önce 2000 yılına kadar uzanan, korunaklı limanları, özel konumu, geçiş yolu üzerinde oluşuyla önemli bir liman kentiydi. Dar bir boğazla birbirine bağlanan iki liman şeklinde, ana karaya yakın bir ada üzerine kuruluydu.

Antik tarihçi Herodot, Knidos’u Lakedaimonlu göçmenlerin kurduğunu söyler. Antik literatürde, Knidos’un kuruluşu Dor kökenine ve Spartalı kahraman Triopas’a bağlanıyor. Dor’lar, Knidos antik kentini hem ticari hem de kültürel açıdan devrin en önemli liman şehri yaptılar.

Alaçatı▻ Alaçatı

Buranın adını duymak bile içime bir huzur dolduru veriyor. Ege insanıyım klişesi vardır ya, aslında ben tam da öyleyim. Damak zevki, tatil anlayışı derken ne zaman plan yapıyor olsam aklıma Alaçatı gelir.

Film setini andıran hoş sokakları, begonvillerin eşlik ettiği taş yapıların sıralandığı sokaklar, rengarenk mekanlara ev sahipliği yapıyor. Alaçatı’nın kalbinin attığı Kemalpaşa Caddesi ile Hacı Memiş Mahallesi’nin ara sokaklarında hemen hemen her köşede renkli bir fotoğraf karesine hayat vermek mümkün. Sokaklarda yürürken hediyelik eşya satan dükkanlar, tasarım atölyeleri, butikler, pastaneler, kafe ve restoranlar başınızı döndürecek türden.

AlaçatıRenkli gece hayatı ise göz dolduruyor ve beni daha gitmeden heyecanlandırıyor. Gündüzü kadar gecesi de renkli. Gündüz ağırlıklı olarak plaj ve kafelerde geçen Alaçatı rutini, hava karardıktan sonra eğlence mekanları ve meyhanelerde devam ediyor. Rakı-balık ve mezeli restoranların yanında her zevke hitap eden konsept kafelerde leziz kokteyllerden alkolsüz içeceklere kadar farklı seçenekleri bulmak mümkün.

İzmir merkezden 1 saatlik mesafede bulunan Alaçatı’yı yazın yaşadığı hareketli günlerin yanında kış dönemi sakinliğinde de keşfetmek gerek.

Rotanızı belirlemede yardımcı olacak yazıları beğeniyorsanız yorum bırakabilirsiniz. Belki birlikte daha farklı yerler de keşfederiz.

Hayat renkli, günler şeker 🍭

İrem Savaş

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 14 Haziran 2019 at 17:20

    Albert Camus alıntısı ile yazıya başladın, kalbimi yine fethettin İrem ablacım 🙂 Kalemine sağlık ♥️

    • Cevapla İrem Savaş 14 Haziran 2019 at 17:22

      Canım beniiim senin gibi tatlı ve başarılı birinin yazımı beğenmesi beni çok mutlu etti!

      Kocamaan öptüm 🙂

  • Cevapla Atakan Balcı 18 Haziran 2019 at 18:12

    Albert Camus’yü görmemek elde değilse de, Türkiye’nin ne kadar güzel, derin köşelerinin, kıyılarının var olduğunu anımsatan, aydınlatıcı, çok hoş bir yazı!… Doğa Ana ve çiçekler aşkına!…

  • Cevap Yaz