Bir Katre Kitap

Dante’nin “İlahi Komedya” Eserini Okuma Kılavuzu

1 Haziran 2019

Kitap: İlahi Komedya | Yazar: Dante Alighieri | Yorumlayan Şenül Korkusuz


İlahi Komedya | Dante Alighieri

Dante Alighieri tarafından 14. yüzyılın ilk yarısında yazılmış, İtalyan edebiyatının en meşhur epik şiiri ve dünya edebiyatının önemli bir başyapıtı “İlahi Komedya” benim için, dokununca sızılı ağrının müsebbibi, cayır cayır yakan bir kor gibiydi yıllardır. Bu korun bir yakut gibi billur parlayan edebiyatı, edebi merakımı usul usul kaşırken; eser için gerekli yetkinliğe erişememiş olma korkusu beni bu erişilmez cevherden uzak tutuyordu.

Instagram ortamında edebi bilgisine ve zevkine güvendiğim arkadaşlarım @erdal_ernl ve @kamilkaraali ‘nin “Birlikte Dante okuyalım” çağrısı ile korkularımdan kurtuldum ve bu gruba dahil olmaya karar verdim. Bu değerli arkadaşlar okuma planımızı yaptılar biz de onların açtığı yolda adım adım ilerledik ve görüşlerimizi paylaştık. Ben hızımı alamayıp bu planın dışına çıkarak farklı araştırmalar da yaptım elbette. Ve nihayet bu uzun ve çetin yolun sonunda durmaktayım.

Kendimi cennet olmasa da Araf’ın son katındaki Dante gibi hissediyorum.

Maalesef kendimi cennette hissedemiyorum çünkü onca uğraşıma rağmen kitabı hakkıyla ve layıkıyla okuduğumu düşünmüyorum. Çünkü bu eser üzerine birçok ülkede faaliyet gösteren Dante kürsüleri ve Dante araştır­ma merkezleri ile pek çok bilim adamının eser üzerine yayımladıkları çalışmaları sayabilmek bile mümkün değilken “ben oldum” ve bu eseri okudum diyebilmek büyük hadsizlik olur elbette. Ama yine de sahilden okyanusu izlemek yerine yüzmeyi öğrenip açılmaya başladığımı söyleyebilirim. Bundan sonra da Dante üzerine okumalarım devam edecek, bakalım daha ne kadar açılacağım bu uçsuz bucaksız okyanusta?

Ben bu yazıyı benim gibi ilk başlarda bu okyanusta yüzmekten korkan edebiyat severler için, naçizane mihmandarlık yapmak için yazıyorum. Deneyimlerimi paylaşırsam benim gibi korkaklara cesaret verebilir, onların kendilerini eşsiz bir edebi şölen yaşama zevkinden mahrum bırakmalarını önleyebilirim diye düşünüyorum.

Yüzme bilmeyen bir aceminin derin okyanusa dalması nasıl abesle iştigalse bu eseri hemen alıp okumak da bir o kadar toy bir hareket olur. Öncelikle Dante, bu eseri yazarken hangi yazarlardan ve eserlerden etkilenmiş bunları bilerek yola çıkarsanız gerekli ekipmanla yola çıkmanın konforunu yaşarsınız; aksi halde yolda çokça tökezleyebilirsiniz.

Dante’nin İlahi Komedyası İtalya edebiyatının temeli sayılan iki büyük epik destan olan Ovidius’un Dönüşümler ve Vergilius’un Aeneas adlı eserlerine birçok yerde selam çakıyor.

Bu yüzden öncelikle bu kitapları okumak gerekiyor. Baştan belirteyim, benim gibi mitolojiye uzaydan gelme absürt bir varlık gibi bakan kişiler için bu iş samanlıkta iğne aramak kadar zor bir okuma maratonu olacak. Ben daha başında Ovidius’un Dönüşümler’ini okurken pes etmeyi düşündüğümü itiraf edebilirim, ama sonra bu yılgınlığı kendime yakıştıramadığım için yola devam ettim; iyi ki de etmişim. Bu kitap sayesinde mitolojiye dair ön yargılarımı kırdım; bu köprüyü geçtikten sonra mitolojiye dair kitapları okumayı da çok sever oldum.

Şimdi biraz Ovidius’un Dönüşümler kitabından bahsedelim mi?

Ovidius’un Dönüşümler kitabı milli mitoloji mantığı ile yazılmıştır. Zamanının öykü anlatıcılarının olduğu kadar günümüz mitologlarının da başucu kaynaklarından birisi olan 15 ciltlik “Metamorphoses” “Dönüşümler” eseri Roma edebiyatının en ünlü şairlerinden biri olan 22 yaşındaki Ovidius’un başyapıtı olmuştur. Dönüşümler şiiri, günümüz Batı mitolojisinin bütün konularını içerir, daha doğrusu bu yapıt, Yunan-Roma mitolojisini, söylencelerini ve öykülerini bir bütünlük içinde veren başlıca yapıttır.

Ovidius’un yazdığı “Dönüşümler”i anlamak Türk okuyucusu için oldukça zor çünkü biz, farklı zamanlarda aynı toprakları paylaştığımız Yunan mitolojisine çok daha yakınız. Bugün bu topraklarda yaşayan birine; Zeus, Hera, Poseidon, Hades, Demeter, Athena, Apollo, Artemis, Hermes, Ares, Aphrodite dediğinizde hemen aşina olduğunu söyleyecektir. Ancak Jupiter, Juno, Neptune, Pluto, Ceres, Vesta, Minerva, Diana, Mercury, Mars, Venus dediğinizde gezegenler aklına gelse de tanrı ve tanrıçalar aklına gelmeyecektir. Bu değişim de Roma mitolojisinin milli tarafını ortaya koymaktadır. Benim de bu kitabı okurken üniversitede Roma Mitolojisi dersinden sınava girecekmiş gibi hissedip ders çalışmam gerekti. İşte bu yüzden bu yola çıkanlara öncelikle mitoloji sözlüğü almalarını öneririm.

Dante’nin İlahi Komedyası’ndaki adalet anlayışını temelini Ovidius’un Dönüşümler kitabında görmek mümkün.

Başkalaşımın düzenindeki ödül ve ceza hem insana, hem de insansal yanılgılara düşen tanrılara yöneliktir. Doğadaki yok olmamayı sağlayan sevgi bağını koparmaya yönelik her niyet ve her eylem karşıt bir tepkiyle yanıt bulup cezalandırılırken, bu bağı korumaya yönelik her niyet ve eylem, dönüştüğü bedenle anlamlanır ve ödüllendirilir. Bu ceza ve ödül sisteminin gelişmiş modelini Dante’nin eserinde okuyoruz. Dante kitabın bir çok yerinde de bu kitaba atıfta bulunuyor.

Dante’nin İlahi Komedyasında Vergilius, hem kendisi hem de Aeneas eseri ile bize rehberlik ediyor. Bu yüzden bu yolculukta başucu kitaplarının en önemlisi Vergilius’un Aeneas destanıdır. Dante’nin İlahi Komedyası Vergilius’un Aeneis destanını örnek alarak, onun gibi sıra dışı bir aşka, mitoloji, tarih ve kutsal metinlere de temas eden, gerçeküstücü konular ve kurmacalara dayanan bir eserdir.

Vergilius’un Aeneas adlı eseri Romalılara şanlı bir tarih inşa edilmek üzere yazılmış destandır.

Buna göre, 12 bölümlük kitabın ilk altıncı bölümü Odysseus ile eş zamanlı Truva’dan kurtulmayı başaran bir grup Truvalı, yarı ölümsüz Aeneas liderliğinde kendilerine kahinlerce vadedilen topraklara çetin bir yolculuk sonunda varışını anlatır. Altıncı bölümde Güney İtalya’da Cumae şehrine varırlar. Burada yeraltı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. Cumae’nin tanrı sözcüsü Sibylla Aineias’ı ölüler ülkesine götürür. Burada Aineias babası ile görüşür ve kendisini bekleyen parlak kaderi ondan öğrenir.

Bu bölüm benim için oldukça önemliydi. Malumunuz, bizim de okuma serüvenimizin vadedilmiş toprakları Dante’nin İlahi Komedyası idi. Dante, İlahi Komedya’da Cehennem, Araf ve Cennet’te yedi gün sürecek bir gezintiye çıkarılışını anlatır. Bu gezinin Cehennem ve Araf kısımlarında kendisine ünlü Antik Yunan dönemi ozanı Virgilius rehberlik eder. Cehennem ve Araf’ın katlarını tek tek gezen Dante, cezaya çarptırılmış günahkarları görmektedir. Virgilius’un Aeneas’ının altıcı bölümü Dante’nin kitabının esin kaynağı olması vechiyle ayrı bir özen ve dikkatle okunması gereken bir bölümdür.

Lütfen buna gerekli ihtimamı göstermeyi ihmal etmeyin.

Sonraki altı bölüm ise Latinlerce yerleşilmiş topraklarda kalabilme mücadelelerini anlatır. Bu bölüm de önemli; çünkü İtalya’nın kuruluşu ile ilgili tarihi bilmek, Dante’nin İlahi Komedya’yı yazdığı dönemin tarihi olaylarını anlamakta da kolaylık sağlayacaktır.

Bu kitapları bitirdikten sonra Boccaccio’nun Decameron adlı İtalyan ve dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birine geçmemiz gerekiyor. Her ne kadar Decameron, İlahi Komedya’dan yaklaşık yüz yıl sonra yazılmış olsa da Giovanni Boccaccio’nun edebiyat yolculuğunda inkar edilemez bir Dante hayranlığı kendini hemen hissettirir. Boccaccio, Dante’nin eserlerini büyük zevkle okuyup feyz almaya gayret etmiştir ancak pek de başarılı olamamıştır. Çünkü Dante ve Boccaccio’nun hayata ve edebiyata bakışları çok başkadır. Dante, din yolunda insanlığı aydınlatmayı hedeflerken; Boccaccio, dinsel konuları değil, doğrudan insanı anlatmış; günlük olayları işlemiştir.

Boccaccio hararetli ve aşkın zevklerine düşkün bir adamdır; bu sayede, Dante’yi çok okumasına ve ona hayran olmasına rağmen, mistik ahlakın sert hakimiyetine uzun zaman boyun eğmemiştir. Yaşlandıktan sonra bile o mistik ahlaka ruhça değil, ancak şeklen dönmüştür.

Ancak Boccaccio, Decameron’da İlahi Komedya’da geçen bazı kişileri kullanmış bu sayede Dante’ye bir selam göndermeyi ihmal etmemiştir. Bu kişilerin ve ailelerinin yaşam tarzlarını, Ortaçağın iktidar uğruna dini kullanan kilise baskısındaki karanlık skolastik düşünce tarzını, Decameron’da somut karakterlerle idrak edip İlahi Komedya’da bu şahısların nasıl cezalara layık görüldüklerini okuyunca içime soğuk sular serpilmedi dersem yalan olur?

Eserin orijinal adı “Komedya” olmakla birlikte daha sonra 1360 yılında Giovanni Boccacciot tarafından başına “İlahi” kelimesi eklenerek Hristiyanlaştırılmıştır.

Bu kitaptan sonra da size, mutlaka Xll. ve Xlll. yy İtalya tarihi hakkında bilgi edinmenizi tavsiye ederim. Çünkü Dante, eserinde tarihi kişilikler ve tarihi olaylara çokça yer vermiş. Dante, yolculuk boyunca efsanelerden, klasik çağdan, erken Hristiyanlık ve İncil tarihinden, Ortaçağ dönemi Avrupa’sından birçok tarihi figürle tanışır: Homeros, Socrates, Aristo, Julius Caesar, Cleopatra, Troia Helen, Büyük İskender, Judas Iscariot, Solomon ve diğerleri.

Dante, eserin özellikle cehennem bölümünde geniş tarih bilgisini ve genel kültürünü ortaya koymakta, gezisi sırasında rastladığı kişiler münasebetiyle açıklamalar yaparken bir ansiklopedi gibi çağının felsefe, astronomi, geometri, edebiyat, tıp, coğrafya gibi benzeri ilim dallarını da yansıtmaktadır. Bu yüzden özellikle Socrates’in ve diğer önemli felsefecilerin düşüncelerine de vakıf olmak çok önemli. Bu konularda da ön bilgi edinirseniz hayrınıza olacaktır.

Ve son olarak cankurtaran yeleği vazifesi gören kitapları kenara koyup hafiften İlahi Komedya deryasında yüzme vakti gelir. Siz yine de yüzme öğrenmenize güvenmeyin ben yine de kitap hakkında bir ön bilgi ile bu maceraya göndereyim sizleri.

Dante Alighieri, 1265 yılında Floransa’da doğar. Çocukluk ve gençlik yıllarında edebiyat ile ilgili iyi bir eğitim alır. Olgunluk döneminde çağının siyasi olaylarıyla daha yakından ilgilenmeye başlayan ozan, felsefe ve tanrı-bilim alanlarında çalışır: Latin ozanlarını, özellikle ustası olarak gördüğü Vergilius’u inceler. Floransa siyasetinde aktif rol üstlenir. Ancak toplumdaki düzensizlik, çatışma hali ve karmaşa ozanı derinden üzer. Diğer yandan, kilisenin siyasete giderek daha fazla karışması, insanlar arasındaki anlaşmazlıkları arttırmaktadır. Dante, din ve siyasetin birbirinden ayrılması gerektiğini savunan Guelfo partisinin beyazlar kanadını destekler. Ne var ki siyahlar kanadının kentte siyasi gücü ele geçirmesiyle birlikte, Dante dahil birçok kişi Floransa’dan sürgüne gönderilir. Böylece Dante’nin yaşamında “ızdıraplı ama bir bakıma da verimli” olan sürgün dönemi başlar.

Dante, öteki dünyada yaptığı düşsel yolculuğu dile getirdiği İlahi Komedya’yı, 1307-1321 yılları arasında kaleme alır.

Siyasi deneyimleri, özellikle de sürgün dönemi, Dante’nin Floransa’nın kapılarını aralamasını ve bakışlarını tüm dünyaya çevirmesini sağlar. Ozan, böylece birey olarak haksızlığa uğradığı düşüncesinden sıyrılarak tüm insanlığın yolsuzluk, karmaşa ve anarşi ortamı içinde olduğu bilincine ulaşır. Dante’ye göre Tanrı, dünya ve ahiret işlerini yönetmeleri için insanlara iki adet kılavuz göndermiştir: Bu kişiler Papa ve İmparatordur. Ancak her ikisi de kendilerine verilen ilahi görevi göz ardı ederek siyasi çekişmelere dalmışlar, insanlığın daha da derin bir çıkmaza sürüklenmesine neden olmuşlardır.

Araf, XVI. Kanto
Gökte buluyorsunuz her şeyin nedenini
siz canlılar, her şey sanki
onunla sürükleniyormuş gibi.

Böyle olsaydı, hiçbir şey elinizde olmazdı,
iyiliğe sevinmenin, kötülüğe üzülmenin
bir anlamı kalmazdı.

Evet, gök başlatır davranışlarınızı,
ama her davranışı değil, öyle bile
olsa, iyi ile kötüyü ayırt edin diye
ışıkla istenç verildi size,
gökle ilk çatışması zor gelse de istence,
sonunda hep üstün gelir, eğer iyi beslenirse.

Özgürsünüz, daha yüce, daha değerli bir güce
bağlı olsanız bile; aklınızı bu güç verir size,
gökler karışmaz aklın işine.


Öyleyse, dünya şaşırmışsa bugün yolunu
sizsiniz nedeni, kendinizde arayın nedeni,
göstereceğim şimdi sana, nasıl olduğunu

İlahi Komedya, Dante Alighieri

Dante, Tanrı’dan gelecek yardım umudunu hiçbir zaman yitirmez.

Bu bağlamda ozan, içinde bulunduğu bozuk düzenden insanlığı haberdar etme görevini Tanrı’nın kendisine atfettiği düşüncesine erişir. Bu ilahi görevle, dünyadaki bozukluğun korkunç sonuçlarını insanlara gösterebilecek bir eser kaleme alacak ve böylece kurtuluş yollarını tüm insanlığa işaret edebilecektir.

Bu büyük eser ise İLAHİ KOMEDYA’dır.

Eserin en büyük özelliklerinden biri, İtalyanca öğretiminde her zaman bir ders kitabı niteliğiyle okutulmasını sağlayan dilidir.

Dante, bilinen on eserinden beşini, Ortaçağ’ın yazı dili olan Latince ile, İlâ­hî Komedya dahil diğer beşini ise İtalyan edebiyat tarihinde ilk defa, halkın konuşma diline yakın olan İtalyanca’nın Floransa lehçesiyle yazmıştır. Böylece İtalyancanın kurucularından biri olarak sayılmaktadır.

Cehennem, dünyanın merkezine doğ­ru inen ve bir huni gibi gittikçe daralan dokuz kat gökten oluşmakta.

Her katta suçlulara aşağı doğru gittikçe ağırlaşan işkenceler yapılmaktadır. Başlıca suçluların işledikleri suçun ağırlık derecesine göre sıralanması şöyledir:

Cehennemin ilk dairesi olan Limbus’taki ruhlar Hristiyanlıktan önce doğdukları için vaftizden yoksun kalmış ruhlardır. Daha sonra asıl cehennem başlar. İkinci dairede şehvet düşkünleri, üçüncü dairede oburlar, dördüncü dairede açgözlüler, beşinci dairede öfkeliler cezalandırılır. Altıncı dairede sapkınlar, yedinci dairede katiller ve diğer insanlara zulmedenler vardır. Sekizinci kata dolandırıcılar, din sömürücüleri, rüşvet yiyenler, hilekarlar, hırsızlar, simyacılar ve kalpazanlar atılmıştır.

Hz. Muhammed de Hristiyanlığın üzerine yeni bir din getirerek bölücülük yaptığı için buradadır. Dokuzuncu dairede kötülüklerin simgesi Lucifer, yarı beline dek buzlara gömülü olarak görülür. Benim en çok etkilendiğim bölüm cehennem bölümü oldu. Bu bölümdeki tasvirler o kadar gerçekçi ve çarpıcıydı ki bazı bölümleri tüylerim diken diken okudum.

Ayrıca Oğlak Yayınları’nın basımında yer alan kitap için Işıl Döneray’ın yaptığı muhteşem çizimler de bu etkiyi arttırmakta önemli bir rol oynadı. Türk edebiyatında benim hayran olduğum İhsan Oktay Anar “Amat” adlı romanında metinler arasılık yoluyla Dante’nin İlahi Komedya’sına selam göndermiştir.

İlahi Komedyada Dante, Latin şair Vergilius eşliğinde cehennemin katlarını dolaşmış ve her katta acı çekenlerin niçin bu acılara maruz bırakıldığını anlatmıştır.

Bu bağlamda Anar, bir paralellik kurarak her güvertede azap çekenlerin neden çektiğine dair açıklamalarda bulunmuştur. Son güvertede ise yalnızca bir günahkar bulunmaktadır. “Kızıl Cüppeli, kara çakşırlı, kızıl Cezayir fesi üzerine kara destar sarmış seyrek bıyıklı” (Anar, 54) olarak tasvir edilen bu karakter, anlaşılacağı üzere Kaptan Diyavol’dur. Kaptan Diyavol ise Dante’nin cehenneminin son katında yer alan Lucifer’den (şeytan) başkası değildir.

Bir sonraki bölüm Arâf; okyanuslar ortasındaki bir ada üzerinde yer alan dünyanın en yüksek dağıdır. Koni şeklinde ve yedi kat olan dağın son katı yeryüzü cennetidir ve buradan on katlı gökyüzü cennetine geçilir. Arâf’ta affedilmeye hak kazanmış, fakat Tanrı’nın sevgili kulları arasına girebilmek için ge­çici bir süre çile çekmeleri gereken, güna­hı az kişiler bulunmaktadır. Arâf’ta suç­ların ve karşılığı cezaların ağırlığı cehennemdekilerin aksine yukarı çıkıldıkça azalmaktadır. Buradaki insanlar sırasıyla afo­roz edilenler, son nefeste tövbe edenler, savaşta veya cinayetle öldürülenler, kibir­liler, hasetçiler, öfkelerini tutamayanlar, tembeller, cimriler, müsrifler, oburlar ve şehvet düşkünleridir.

Cennet, Ortaçağ astronomisinin gök anlayışına paralel olarak yedi gezegen [Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn] ve sabit yıldızlar ve gökleri hareket ettiren (diğerlerini döndüren) gök ve arş-ı a’lâdan oluşmaktadır.

Arş-ı a’lâ saf nurdan ibaret, maddeden arınmış, mut­lak sükûn diyarı olan Tanrı’nın katıdır.

Cen­netin güzellikleri ve içinde bulunanların mertebeleri yükseldikçe artar. En alt kattakiler dış etkiler sebebiyle kulluk sözün­de duramamış, kendi istekleri dışında gü­nah işlemiş kişilerdir; onları sırasıyla iyi­lik severler, âşıklar, âlimler, şehidler, âdil hükümdarlar, ilâhî aşka dalmış olanlar, azizler, melekler, Allah ve insanlarla me­lekler arasından seçtiği maiyet erkânı ta­kip eder.

Bu eşsiz eserin en kapsamlı halini, Rekin Tekinsoy’un kılı kırk yaran incelikli çerisiyle Oğlak yayınları dilimize kazandırmıştır. Kitap altındaki küçük dipnotlar gizemi çözen anahtar görevi görmekte, bu anahtarları bizlere hediye eden Rekin Tekinsoy’un titiz çalışması, şiir sahasında genellikle kendi dilindeki edebi zevki tattırmayan çevirilere inat bize gerçek bir edebi şölen sunmakta. Böylesine kült bir eseri çevirme cesareti göstererek biz edebiyat severlere bu doyumsuz heyecanı yaşatan Rekin Tekinsoy’a gönülden teşekkür ediyorum.

Son bir bilgi; 14. Yüzyılda yaşamış olan Padovalı Antonio’nun yarattığı ışıklandırmaları; 1845 yılında, bir yazar ve İtalyan sanatı üzerine ve eleştirmen olan D. Pietro Zani, değerini keşfetmiş. Daha sonra 1842’de İngiliz Kütüphanesi bu parşöment eserin sahibi olmuş. Yazı, İngiliz Kütüphanesi tarafından dijitalleştirilmiş ve en büyük kamu malı medya arama motoru olan Picryl’de bulunur hale getirilmiş.

Tüm koleksiyonu Picryl’de görebilirsiniz. Ben bu bilgiye “düşünbil” dergisinde Gözlem Küçük’ün yazısı ile ulaştım. İsterseniz bu yazıya da “Resimlerle Cehennemdeki 9 Çember: Dante’nin ‘İlahi Komedya’sı” göz atabilirsiniz.

Evet sevgili kitapseverler; dünya edebiyatına yazıldığı günden bu yana ışık tutan, devrine damgasını vurmuş nice yazarı etkileyen bu muazzam eseri okumak için kendi deneyimlerinden yola çıkarak sizlere bir “İlahi Komedya Okuma Kılavuzu” hazırladım. Bu kitabı okumaktan çekinen ama merak da eden siz kitap dostlarına bu kılavuzun yardımcı olacağını düşünüyorum. Ben bu bilgileri elde etmek için çok uzun bir yoldan geçtim umarım sizler için kestirme bir yol hazırlayabilmişimdir.

Son tavsiyem sakın anlamsız korkularınız yüzünden kendinizi bu başyapıttan mahrum bırakmayın. Açılmaya cesaret edemeyen bir kaptan enginde seyrüsefer edenlerin tayfası olabilir ancak. Siz okuma serüveninizde, gerçek edebi değer taşıyan eserler okuyan bir kaptan mı yoksa sıradan kitaplar okuyan bir tayfa mı olmak istiyorsunuz, öncelikle buna karar verin. Biraz sabır ve emek vermeye hazırsanız muhteşem bir edebiyat şöleni sizi bekliyor.

Sevgiler…

Şenül Korkusuz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Erdal Erünlü 1 Haziran 2019 at 16:01

    Ellerinize sağlık Şenül Hanım, harika bir inceleme ve bilgilendirme olmuş.
     
    Öncelikle Komedya okuma çağrıma cevap vererek, bu muhteşem edebi yolculuğu beraberce tamamladığımız için teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum. Gerçi bu yolculuk hiçbir zaman tamamlanmış sayılmaz. Üçüncü turu yapmama rağmen içimdeki Komedya açlığı her daim sürüyor.
     
    Aldığımız edebi hazzı, bu güzel ve doyurucu yazınız ile umarım tüm edebiyat severler tadarlar.
     
    Sevgiyle…

  • Cevapla Necmiye Hadimioğlu 2 Haziran 2019 at 07:02

    Bu okuma yolculuğunda hislerime tercüman olan yazınızı keyifle okudum. Elinize sağlık. Ayrıca bu keyifli yolculuk için aracı olan herkese teşekkürler, minnettarım.

    • Cevapla Şenül Korkusuz 2 Haziran 2019 at 10:27

      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.😊

    Cevap Yaz

    %d blogcu bunu beğendi: