Gırgırına

Kalamış’ta Geçen Bodrum Tatili

17 Haziran 2019
Gırgırına | Kalamış’ta Geçen Bodrum Tatili | Cem Albayrakoğlu

Ne yazayım diye düşününce aklıma gelmiyor ama işte aynen bu hafta olduğu gibi, bazen de pat diye aklıma geliveriyor yaşadığım maceralar.

Hani 20’li yaşlarda ilk seyahatler vardır ya; arkadaşınla çıktığın…

Tahmin edin neresi olabilir acaba?
Tabi ki Bodrum.
Üstelik arabayla.

Normalde bizimkiler hayatta bana izin vermezler ama nasıl olduysa oldu; aileden izin çıktı.

Yazlıktan bir arkadaşım ve ben, iki sap Bodrum’a gideceğiz.

Arkadaşımın arabasıyla. Bende havalar bin beş yüz tabi. Valizler yapıldı; kıyafetler jilet gibi, ayakkabılar başka çantada falan. Yazlıktan arkadaşım da iki sokak ötede oturuyor. Neyse geldi, aldı beni. Tam yola çıkacağız; o zaman onun aynı yazlıktan bir kız arkadaşı var, tam aşık modunda takılıyorlar. (Tam aşık ne demekse; sanki bunun yarım olanı da varmış gibi 😜)

Neyse, geldi aldı beni. Dedi ki;

“Abi gitmeyelim Bodrum’a, İstanbul’da kalalım, kafamıza göre takılırız.”

Olurdu olmazdı derken; düşündük paramız da cebimizde kalacak, hadi ulan gitmeyelim dedik ve kaldık Kalamış’ta. Neyse arabayı onların garaja geri bırakınca, başladık mal mal gülmeye. Bende tabi büyük hayal kırıklığı var aslında ama kısmet hesabı, çıktık onların evine. Annesi ve anneannesi beni valizlerle görünce;

“Oğlum bu ne hal? Evden mi kaçtın?” diye sordular.

“Yok, senin oğlun … budalası olmuş” diyecektim, diyemedim 😂😂

Zaten hemen arkadaş atladı: “Yok anne bildiğin gibi değil,” deyip topu bana attı. İstanbul’da kalıp, Bodrum’daymış gibi yaşamak… Hadi hayırlısı.

Sonra arkadaşımın ailesi basıp yazlığa gittiler.

Koskoca ev bize kaldı, o zaman kendisinin evde body aletleri var ve her sabah kahvaltıda kuş kadar yiyip, bütün gün saçma sapan aletlerde çalışıyoruz. Neymiş; o kız arkadaşına güzel fit görünecek. Eeee? O zaman benim manita yok ya; hani olursa misali ben de aletlerde bir şeyler yapıyorum yazın o sıcağında. Düşün, evde klima yok; kan ter içinde saçma sapan haller. Bir de açlıktan mide sırta yapışmış gebereceğiz, ama karşılıklı konuşmalar:

“Abi nasıl olmuşum?”

“İyi olmuşsun.”

“Asıl ben nasıl olmuşum?”

Tövbe bismillah 😂😂 Neyse inan iki gün bu gazla geçti evde sıkıntıdan mı yoksa mallıktan mı bilinmez; bilek güreşi falan yapıyoruz. Sanki şampiyonalara katılacağız, o kadar… (Sanki mallıktan diyenler oluyor gibi geldi, çocukluk diyelim.) Bu arada beyefendi manitayla konuşuyor günde en az iki üç defa. Hani ne buluyorlar bu kadar konuşacak, di mi ama? 😂😂 Benki konuşmayı hiç sevmem ✌ Bir aşk sözcükleri konuşuluyor; hep aynı replikler ama. Komik olan da; bu kadar aşk sözcükleri arasından konu nasıl o noktaya geliyor hatırlamıyorum, birden tirip atmaya başlıyorlar birbirlerine. 2 saat küsüp sonra gene barışıyorlar.

Böyle saçma sapan bir döngü içinde, hep evde takılıyoruz. Hayaller Bodrum’du, biz Kalamış’ta evde fit ve aç bir halde takılıyoruz. Dışarı çıkalım diyorum; “Oğlum kızla atıştım zaten” falan modunda.

Sonra Allah’tan kız arkadaşı yazlığa gitti de, bizimki de aşka gelip hadi yazlığa gidelim dedi bana.

“Oğlum en gitmememiz gereken yer orası. Herkes beni Bodrum’da biliyorken; tam da göbeğine, yazlığa gideceğim! Bak sen haaa!”

Bu arada ben Bodrum’un iptal olduğunu ve Kalamış’ta olduğumu söylemiyorum bizimkilere. O da apayrı bir durum tabii. Neyse, arkadaş kandırdı beni; gittik yazlığa ve sitenin girişinden arkadaşı alıp yan siteye geçtik. Arabanın içinde onlar sohbet muhabbet; ben de evet, hayır, tabi ki gibi kısa cümlelerle onların sohbetine eşlik ediyorum. Takribi 1 veya 2 saat sonra gerisin geri Kalamış’a dönüyoruz.

Bu macera 2 gün sürdü ama araba yanıyor. Pegeout 209 GTİ, kırmızı, sanayide egzoz yaptırmışız; bak kıroluğa gel!

Araba bağıra bağıra inliyor ben buradayım diye. Arabanın içinde konuştuğumuzu duymuyorduk ama ne güzel egzoz olmuş diye bağıra bağıra konuşup, gençlik egomuzu tatmin ediyorduk. Yok ama yahu bu da kıroluk sayılmaz ama, işte çocukluk diyelim.

Neyse eve gelip gene bir iki spor hareki yapıp yatıyoruz. Arkadaş tabi bir tekmilde biz geldik diyor ama tekmil, rahat 1 saat! Şimdi düşününce o kadar yoğun yaşanmışlıklar var ve insanlar ne kadar kolay sevgi tüketiyorlarmış diye düşünüyorum. Üstelik çok da kolay söyleyebiliyormuşuz sevgi sözcüklerini.

Artık son günlere doğru moralimiz bozuldu, hiç evden başka bir yere çıkmadan, iki kere yazlığa gitmişiz. O da toplamda 2 saatliğine, hatunu görecek diye.

Güya para cebimizde kalacaktı. Nerdee?

Para suyunu deli gibi çekiyor, neredeyse eve geri dönemeyeceğim. Abarttım biraz ama… Evler arası yürüme mesafesi 10 dakika. Yok yani, arkadaşın demesi o ki; para biterse eve yürüyerek gidersin 😂😂 Ve tabi ki para bitti. Can mı dayanır benzin ve yemek yemeye? Başlarda fit kalacağız; yok o kas mı, bu kas mı derken, ondan da sıkılınca verdik kendimize yemeğe. Ama dönerleri, hamburgerleri gömerken akşama veya ertesi güne şu yaptığımız hareketleri 2 tur fazla yaparız modundayız. Elbette hep bir sonraki güne ertelemekle geçti.

Hele son gece artık bende “Allah’ım kamp hayatı bitiyor, sosyal hayata geri döneceğim” sevinci… Uyku tutmuyor ama tabi hayatımda ilk defa böyle saçma sapan bir tecrübe mi desem; ne desem? Onu da bilemedim ama çok güldüğüm ve eğlendiğim bir anım da olmamıştır… diyeceğim bir anda gülme geliyor sonra, “Cem sakin, sakin” diyorum kendime.

Demem o ki; siz, siz olun tabi ki yalan söylemeyin, Allah korusun başımıza bir şey gelse nasıl açıklardık? Allah bilir… Hakikaten deli cesareti işte…

Gırgırına,
Cem Albayrakoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Demet Uncu 17 Haziran 2019 at 09:23

    Cem Bey yine gülerek okudum yazınızı. Gerçekten maceralar sizde bitmiyor, yani yazmak için kaynağınız derin diye düşünüyorum. Yazınızda arkadaşınızın saatlerce kız arkadaşıyla günde 2-3 defa konuşmasına ben de bir anlam veremedim 😂 Siz de konuşmayı ve telefonla sıklıkla aramayı sevmeyen birisiniz, beni anladığınızı düşünüyorum. Sevgi sözcüklerine gelince; hak edene sıklıkla söylemeyi belli bir yaştan sonra öğreniyoruz. Sizin de bunu bildiğinizi biliyorum. Yeni maceralarınız da görüşmek dileğiyle 😍

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 17 Haziran 2019 at 11:22

    Selam;
    Demet Hanım beğenmenize sevindim. Evet çok fazla konuşmayı sevmediğim doğrudur 😂 Sevgi sözçüklerine gelince hak edene sonuna kadar söylemek gerekiyor.
     
    Haftaya yeni yazımda görüşmek üzere 😍

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 17 Haziran 2019 at 12:33

    Bak gene benim bilmediğim bir macera 😉Fakat “O zeka küpü arkadaşın kimdi?” diye sormayacağım gayet tahmin ediyorum çünkü 😝 Güzelim Bodrum tatilini yakıp İstanbul’da ter dökmek cidden akla ziyan bir fikirmiş.
     
    Bir insan hep mi arkadaş kurbanı olur yaa 😂😂
     
    Ben senin ne harika bir dost olduğunu elbette biliyorum. Kendi mutsuzluğunu göze alacağını da biliyorum dostlarının mutluluğu için fakat canımcım arkadaşın da olsa insanlara “hayır” demeyi öğrenmenmiş olduğunu umut ediyorum artık.
     
    Seni çooookkk seviyorum 🤗

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 17 Haziran 2019 at 13:31

    Didemcim;
    Güzel yorumun için öncelikle teşekkür ederim. Dostlar ne içindir, böyle günler için, yoksa güzel günlerde herkes yuvarlanıp gider di mi ama… Tabi ki eskisi kadar esnek değilim; insan dayak yiye yiye atmayı da öğreniyor 👍✌

  • Cevapla Sinem Çelebi 17 Haziran 2019 at 23:44

    Ahhhh beee canımm, hangi gaflet ve delalet içinde böyle bir hata yaptın sen acaba? Ayrıca bu Bodrum/Kalamış tatilinden benim de haberim yoktu! Ki olsaydı zaten sen kesin o tatile gitmiştin 🤣🤣
     
    Sen gerçekten dostların için hep iyi bir liman oldun, senin gibi bir dostum olduğu için ben de o şanslı kişilerden biriyim 😉
     
    Hep artık hep beraber biliyoruz ki “HAYIR” demek, artık “Evet” demek kadar olağan bizim için 😉

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 18 Haziran 2019 at 12:17

    Pek kıymetli Sinemcim;
    Yorumun için teşekkür ederim. Sen de benim için en yakın liman oldun, her derdimde yanımda olduğun için ben teşekkür ederim. Öğrenmenin yaşı yoktur biliyorsun 😉

  • Cevap Yaz