Turizm

Kuzey Kıbrıs Turizm Politikaları Uygulamalarına Etki Eden Ana Faktörler

26 Haziran 2019

turizm politikalarına etki eden faktörler

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yaşamak, farklı alanlarda değişik görevler ve bakış açısı geliştirmemize de neden oluyor. İster istemez yaşadığımız bu sosyal hayatta ilgi alanlarınıza göre duyarlılık geliştiriyorsunuz. Doğal olan da bu değil mi? Duyarlılık ve yaşanan olaylara karşı algı geliştirebilme içgüdüsü aslında kişiyi birey yapan en önemli özelliklerden bir tanesi.

Birçok alanda yaşanan günlük olaylar zinciri, küçücük toplumumuzun bir anda ilgisini değişik noktalara itebiliyor.

Beklentiler, özlemler, idealler yeniden yazılmaya ve çizilmeye başlanıyor. Üzerinde yaşam sürdüğümüz coğrafya, tüm dünyanın hem siyasi hem de ekonomik olarak inanın ki merkezi olacak. Popülaritesini artık kaybetmeye başlayan Mısır, Tunus yani Kuzey Afrika’ya nazaran turizm destinasyonu olarak; Avrupalı turistlerin tercihlerini etkileyebilecek düzeyde daha yakınız.

Ancak yaptığımız görüşmelerde ya da birebir temaslarımızda, Avrupa’daki ve hatta Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerinde faaliyet gösteren turizm profesyonellerinin, tur operatörlerinin “North Cyprus” markasının bilincinde olmadıklarını gözlemliyoruz. Buna bir de ek olarak; kendi yaşamsal koşullarımızın sonucu, diğer sektörler ile bir türlü başaramadığımız entegrasyon ve birlikte hareket edebilme noksanlığımızdan dolayı, şu andaki turizm destinasyon algımız ve turizm ürünü farkındalığımızda ciddi eksiklikler var.

Bunlar aşılamayacak kadar zor mu ?

Kesinlikle hayır. Eğitimli, donanımlı kendini yetiştirip sektörün ihtiyacını bilen, öncelikle bu güzel ülkenin çıkarlarına hizmet edecek olan turizm politikaları üretmek hepimizin ortak hareket noktamız olmalı.

turizm politikalarına etki eden ana faktörler

Yandaki şemada, KKTC Turizm politika uygulamaları ve buna engel olan nedenleri, doktora öğrencim olan Mohammad Abuhejelah ile doktora sürecinde incelemiştik.(2017)

Bu haftaki yazımın temel noktaları bu şema üzerine tasarlanmış bir yazı olacak.

1-Turizm politikalarının uygulamadaki netliği ve kolaylığı

Otuz yılı aşan devlet kuruluş sürecimizde, politik değişimlerden kaynaklı farklı uygulama alanlarının yarattığı ve hükümet programlarında sürekli değişen turizm politikalarımızın uygulamada gösterdiği boşluklar, hem iç hem de dış dünyadaki turizm ürünü algısında büyük zararlar yaratmıştır.

Eleştirileri bir yana bırakarak, gittikçe etki alanı artan faktörlerin oluşturduğu (terörizm ve savaşlar) bizleri destinasyon pazarlamasında aslında Güney Kıbrıs ile birlikte çok farklı bir yere oturtmaktadır.

Sektörel paydaşların (KITOB,KITSAB,RESBİR…vs) birlikte ortak sinerji oluşturamamaları ve bu noktadaki koordinasyon eksikliği; devletimizin turizm hareketlerinin geliştirilmesinde ve uygulama alanlarının bir türlü istenen seviyelere gelememesinde olumsuz rol oynamıştır. İyi niyet misyonu çerçevesinde atılan her adım aslında uzun soluklu olamadığından dolayı, eksik planlamanın da etkisi ile verimli bir şekilde çalışmamıştır.

Bazen uygulamada yani bürokrasinin aşılmasında olumsuz sonuçlanan güçler paylaşımının dengesizliği, bizleri kolektif hareket anlamında sektör,devlet ve sivil toplum örgütleri üçgeninde çaresiz bırakmıştır.

Turizm politikalarının gelişmesi ve uygulama metotları, mutlak süreç içerisinde farklı karar mekanizmalarının hayata geçirilmesi açısından bir kılavuz niteliğinde olmalıdır. Sadece sektörün bir kesimi örneğin; kitle turizmine yönelmekte ise, turizm ürün farkındalığının tüm nitelik ve nicelik farklılıkları ön plana çıkarılarak bir turizm politikası gerçekleştirilmelidir. Bundan sonraki aşama, turizm politikalarına yön veren uygulamalara ve bunların icra sürecine gelmektedir.

2 Turizm politikalarının uygulanabilme ve icra süreci.

Bu aşamadaki en önemli rol, daha önceki turizm planlarının uygulama sürecidir. Kanun hükmüne dökülen turizm politika uygulamalarının; kimler tarafından uygulanacağı ve bu uygulamada kimlerin açıkça rol alacağının, inisiyatif kullanacağının belirtildiği bir aşamadır. En son olarak yazıya dökülen Kuzey Kıbrıs gelişim planında (tam olarak tamamlanmamış) bu operasyonel süreç içerisinde hangi kurum ve kuruluşların rol alacağı ve nelerden sorumlu olduğu belirtilmiştir. Turizm politikaları gerçek anlamda hayata geçmez ise kağıt üzerinde yazılmış bir ibareden başka anlam taşımazlar. Burada en önemli faktör, tüm birimlerin koordineli bir şekilde çalışmalarından geçmektedir.

Düşünsenize, olası bir Kuzey Kıbrıs Turizm Örgütü özerk yapısı içerisinde rol alacak olan tüm stratejik gelişim planlarının düzenleyicileri ve tüm sektörün oluşturduğu baş aktörler, böylesine bir icra kurulu içerisinde yer alırken; kendi şirket ve veya şahsi çıkarlarını bir tarafa bırakarak ülkenin menfaatine olacak adımları atmaktan çekinmeyecek ve ülke turizm politikaları oluşturma anlamında bir istikrar yakalamak için çalışacaklardır.

3- Turizm politikalarının uygulanma şekli.

Bizim gibi turizm sektörünün baş rol oyuncusu olduğu ada ekonomilerinde (Rodos, Malta, Carribeans, Maldives, Hawaii Adaları, Bali…vs), turizm politikaları, özerk ve Turizm Bakanlığı’nın denetiminde koordineli bir şekilde icraatlarını gerçekleştiren Turizm Örgütleri tarafından uygulanmakta, stratejik gelişim planları ayrıntılı olarak yazılarak en az 5, en çok 10 yıllık bir dönem içerisinde uygulamalar hayata geçirilmek için çalışılmaktadır.

Bu aşamada icraatta olan kişilerin her atılacak olan adımda bir sinerji içerisinde çalışmaları gerektiğini unutmayalım. Aksi, konan hedeflerin planlanmasında ve uygulanmasında çok ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilir.

4- Turizm politikalarının ekonomiyi canlandırabilme kabiliyeti.

Turizm politikalarının ekonomi çarkı içerisinde başarıya ulaşmasının en önemli temeli doğru “Planlama“ hareketinden geçmektedir. Daha önce de bahsettiğimiz üzere; küçük ada ekonomilerini etkileyen başka ülkelere karşı duyulan politik bağımlılık ve bunun sonucunda gelen ekonomik yetersizlikler bazen turizm politikalarımızı hayata geçirebilmek noktasında, tüm kesimleri karamsarlığa itebilir. Tıpkı Nyakunu ve Rogerson’un 2014 yılında yaptıkları bir araştırmada belirttikleri gibi; benzer durumlarda düzlüğe çıkmanın yolu bazı reaksiyonel faaliyetleri ön plana çıkarmaktan geçmektedir.

Bu faaliyetler, bölgesel turizm faaliyetlerini yoğunlaştırarak, yöresel halkın verimliliğini artırmak, özel ve kamu sektörünün birlikte hareket etmesini sağlamak, kaynak kullanım ve dağıtımında ise adil davranarak, yeni fikirlerin doğmasına ve turizm faaliyetlerinde etkin rol oynamasına yardımcı olmaktan geçmektedir.

Dikkat ederseniz; bizim ülkemizin turizm politikalarımızı başarıya götürme adına yapılması gerekenler bu satırlarda gizli.

Peki bu aşamada engellerimiz neler sorusunun cevabı ise;

1- KKTC Ekonomisinin kırılgan yapısı
2- Politik tanınmamışlık
3- Güçler çatışması
4- Uzun vadeli vizyon ve planlama hareketindeki eksiklikler
5- Turizm politikalarına yön veren paydaşların koordinasyon eksikliği
6- Çok sık yaşanan turizm politikalarındaki değişiklikler
7- Tecrübe ve Birikim Eksikliği
8- Turizm paydaşlarının karar alma mekanizmalarındaki net olmayan pozisyonları.

Sürdürülebilir turizm politikalarının başarısı da bir anlamda hükümet içerisinde farklı dairelerin gerçek bir armoni içerisinde çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Özellikle ulaştırma, vergi politikalarına yön veren maliye, konaklama sektörü, çevre uyum yasalarının belirlendiği Çevre Dairesi bahsettiğimiz istikrarın sağlanmasına yön veren en önemli unsurlardır.

Bunlara ek olarak; genellikle kamu ve özel sektör işbirliği ayrıca STK’ların pozisyonunu da unutmamalıyız.

Tüm dünyada olduğu gibi öncelikle kendi ekonomik çıkarlarını ön plana çıkarmaları ve bu sebeplerden dolayı devlet mekanizmaları içerisine tam anlamı ile entegre edilmedikleri zamanları hepimizin aşması gerekmektedir.

Bu bahsettiğimiz nedenlerden dolayı pazarlama ve promosyon faaliyetlerinin nasıl olacağına dair bütünlük sağlanamayan turizm ürünü satış faaliyetleri de; istenen hedeflere devletimizin ulaşamamasında önemli bir etkin rol oynamaktadır. Çağdaş, donanımlı, ve üretken nesiller olarak bizler; hızla ülkemizi imaj anlamında ucuz destinasyon algısından uzaklaştırmalıyız. Bu çok önemli ve uzun bir süreç. Ancak, sektörün tüm paydaşları ele ele vererek böylesine bir turizm endüstrisindeki ihtilali gerçekleştirmek çok zor değil inanın!

Türkiye’mizin her anlamda ülkemizin en büyük pazarı ve ekonomik destek olarak doğru projeler ile gidildiğinde yanımızda olduğunu unutmayalım.

Alternatif turizm pazarı ve ürün çeşitliliğimizi, özellikle MICE turizminden sezon dışı dönemlerde de faydalanarak ve kültür turları bağlamında adamıza düşük oranda çekebildiğimiz, en büyük pazarımız olan Türkiye’mize de tanıtım ve pazarlama faaliyetlerimizi çoğaltmalıyız. Geçmişte çok önemli gelir kaynaklarımızdan olan Alman, İngiliz ve İskandinav pazarlarını canlandırmalıyız. Bu bölgeler, özellikle son yıllarda güvenlik unsurunun ön plana çıktığı bir dönemde bizim için çok önemli pazarlar olmaya devam edecektir.

Ortadoğu ve Birleşik Arap Emirlikleri pazarları, İslam Birliği örgütü vasıtası ile canlandırılabilir ve bizler Müslüman bir toplum ve ülke olarak, doğru stratejiler belirleyerek bu bölgelerden yatırımcı da çekebiliriz. İran pazarı da unutulmamalı çünkü ülkesini batıya açmaya hazırlanan, Avrupa Birliği ve Amerika desteğini yavaş yavaş siyasi anlamda kaybeden İran, uçak tarifelerinin konması ile aktarmalı olarak Türkiye`den ülkemize gelecek olan ciddi bir potansiyel olarak da görülmelidir.

Hepinize turizm dolu günler dilerim.

Prof. İsmet Esenyel

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan