Aşk ve Farkındalık

Aşk Sonsuzdur

4 Temmuz 2019

Yazı: Aşk Sonsuzdur | Yazan: Ateş Karadeniz

Çoğunlukla kendimi kandırdığım ilişkilerin ardından ilk defa aşık olmuştum. Hayatıma ışık hızıyla girip aynı hızla çıkan, tutkulu, çoğunlukla ayna görevi gören ve fazlasıyla intihara meyilli bir aşktı.

Birini sevmeyi, kendimi sevmeyi ve sabretmeyi öğreten bir ilişkiydi.

O hayatıma girmeden önce aşksız yaşanmayacağını düşünen biriydim. Aşkın herkesin başına yalnızca bir kere gelebileceğine ve gelse de bir nokta da imkansız olacağına inanırdım. Ancak illa imkansız olacağını düşünmeme rağmen birini “can havliyle” sevmeyi de merak ediyor ve o kişiyi bulmak için denemekten korkmuyordum.

Ancak aşkla ilgili en önemli detayları da epey gözümden kaçırmıştım.

O hayatıma girdiğinde hayat sorunlarını çözemeyen ve sürekli yerinde sayan biriydim. Oysa olmayanı oldurmak ve bunun için savaşmak en sevdiğim şeydi. Ancak o zamanlar içinde bulunduğum durum buna asla müsade etmiyordu. Zamana bırakılması gereken bir sürecin en sancılı kısmındaydım. Belki de aşkı onda bulmamın en büyük sebebi de buydu. Bazen insan kendi sorunlarını çözemeyince, karşısındaki kişinin sorunlarına yardımcı olarak kendini rahatlatır. Zaten başlarda birbirimize de bu yüzden iyi gelmiştik.

Yanlış yapmaktan korkmasını, genelde bu yüzden vazgeçişlerini, bazen gürültülü bazen sessiz kavgalarını, kendini aç bırakacak kadar yemek seçmesini, sürekli mantı yemesini ve uykuyla arasına girildiğinde yaşadığı sinir krizlerini bile çok seviyordum. Zaten bir insanı sevmek sadece iyi yönlerini sevmek değildir. Tüm güzel yanlarının yanında benim de ilgilimi çeken hep bunlardı. O beni bana unutturan biriydi. Bu yüzden; işin içinden çıkamadığım o dönemde ona rastlamak başıma gelen en güzel şeydi. Ama kendimi unutmam aslında hiç doğru da değildi.

Ayrılığımız ve sonrasında yaşananlar da doğal olarak üzerimde güven kırıklıkları ve giderilmesi zor inançsızlıklar bırakmıştı. Ondan sonra, sadece bir kez yaşanabileceğini düşündüğüm aşkı, tamamen hayatımdan çıkarmıştım.

Bu olayların üzerinden epey zaman geçtiğinde bana ikinci kez aşkı hissettiren biri girdi hayatıma. Ancak içimdeki duygular beni tamamen acıyla yakıp, küllerimden doğurmadıkça bu durum sadece içimdekini aldatmak olacaktı. Benim için ikinci bir aşk anca ilkinin tamamen bitişiyle doğabilirdi. Bu yüzden kendimi dinlemek için herkesten uzaklaştım. Bitirmek için uğraşmadan, doğru zaman gelinceye kadar inzivaya çekildim. Seçilmiş yalnızlığımla gelen onca duygu; saygı duymayı, aşka bakış açımı değiştirmeyi, atladığım bir çok detayı görmeyi ve çözmeyi öğretti.

Aşkla ilgili çözdüğüm detaylar:

Aşk, karşımızdaki kişiyle ilgili değil.

Tamamiyle bizim içimizdeydi ve hayatı nasıl gördüğümüzle alakalıydı. Sayılara sığamayacak kadar bağımsız bir duyguydu ve aşkta “imkansız” diye bir şey yoktu. Kimse kimsenin doktoru değildi. Aşk sadece duygu paylaşmaktan ibaretti. İyi duyguları yansıtmak, kötü duyguları kendiliğinden hafifletmek içindi. Ve en önemlisiyse o ince çizgiyi aşıp nefrete karışmamaktı.

Ben kendimle hep yazarak yüzleştim.

Başlarda göremediğim yanlışları da böyle buldum. Sancılı süreçlerimi çözdüm. En büyük yüzleşmemse güneşin doğuşuna uyandığım bir sabah, şiirlerimi uzun süredir o ilk aşkımdan bağımsız yazdığımı fark etmemdi. Aslında içimde kalmasının asıl sebebi veda etmekten kaçıyor olmam gerçeğiydi. Fazlasıyla gecikilmiş veda içinde, yine yazmaktan daha güzel bir şey olamayacağını düşündüm. Her yazımın sonunda kendimi rahatlattığım sahte vedalar yerine acı tatlı tüm öğretilerine bir teşekkürle nokta koymak istedim.

Hayatıma, mükemmelliğini getiren ikinci aşk için de minnettarım. “Bir”e indirgediğim aşkın aslında sonsuz olduğunu, bunu “kimsede değil, kendimde” bulabileceğimi gösterdi. Ben öğrenirken de yaptığım yanlışları yüzüme vurmadığı için sonsuz teşekkür ederim.

Lütfen aşkı kalıplara koymayalım, bırakalım içimizde olabildiğince özgür kalsın. Ayrılıkları; vedayı geciktirmeden ve kendi yaramızı kendimiz kaşımadan geçirelim. Her yeni gün bir umut ve güzel olan her şeyin, aşkın içinde olduğunu bilelim.

Ve unutmayalım; nefes aldığımız sürece aşk sonsuzdur…

Aşkla kalın,
Ateş Karadeniz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Demet Uncu 4 Temmuz 2019 at 16:59

    Ateş, yine çok güzel bir yazı olmuş. Veda ettiğini, unuttuğunu düşündüğün duygularının ansızın karşında belirmesinin yarattığı acıyı ve ardından içindekileri kağıtlara dökmenin ne demek olduğunu az çok biliyorum. O vedaları yapmadan da umutla beklediğin o güzel aşk da kapını çalmıyor dediğin gibi. Büyük bir keyifle okudum yazını.
     
    Kalemine, yüreğine sağlık ….

    • Cevapla Ateş Karadeniz 4 Temmuz 2019 at 18:04

      Bu güzel yorum için çok teşekkür ederim. Bence aşk; içsel yolculuğumuzun en büyük öğreticilerinden biri. Bu yüzden başlarken nasıl güzelse, vedalaşırken de aynı güzellikte olması lazım. Böylelikle özgür kalabilir ve ayrılıklardan bile yeni umutlar doğabilir.

      Kalbi aşktan geçen herkesin mutlu olması dileğiyle…

      Sevgiler 🙂

  • Cevapla Pınar Sude Genç 5 Temmuz 2019 at 16:29

    Çok güzel bir yazı olmuş.. Kaleminize sağlık. ♥️

    • Cevapla Ateş Karadeniz 5 Temmuz 2019 at 16:33

      Beğenmenize çok sevindim. Teşekkürler 🙂

    Cevap Yaz