Ayurvedik Yaşam

Denge ve Uyum için 5 Fonksiyon | Beslenme

23 Temmuz 2019
Yazı: Beslenme | Yazan: Müge Murat

Ayur + Veda köklerinden türeyen Ayurveda kelime anlamı olarak hayat bilimi, yaşam bilgisi demektir. Ayurveda bugün beden, zihin ve ruh dengelenmesi olarak tanımlanır. Bu dengelenme fizyolojik, psikolojik, sosyolojik ve spritüel sağlık demektir.

Bu nedenle Ayurveda her bireyin kendini iyileştirme gücü olduğuna inanır ve bize bu yönde rehberlik yapar. Bu rehberlik multi disipliner bir yapıya sahiptir.

Denge ve Uyum için 5 Fonksiyon

1. Nefes
2. Beslenme (Fizyolojik olarak: enterik sinir sistemi)
3. Performans Sporları
4. Beden Denge Egzersizleri
5. Beden Terapi

Her bir disiplin hem kendi içinde iyileştirme gücüne sahiptir, hem de diğer disiplinler ile bütünseldir.

Bu disiplinlerden nefesi geçen yazımızda anlattıktan sonra bu hafta kendi içinde kocaman bir dünyası olan Ayurveda’ya göre beslenmeden bahsedeceğiz.

Ayurveda’ya göre bireyin sağlıklı bir hayat sürebilmesi için sağlam ve istikrarlı bir beslenme rutininin olması esastır.

Beslenme nefesin aksine her beden tipine göre farklılık göstermektedir. Tabii ki yine merkezinde benzerlikler ve zıtlıklar ilkesini alarak. Böyle bakınca aslında çok kolay, kendi beden tipinizdeki dosha oranlarını biliyorsanız, benzer ya da zıt özelliklerdeki yiyecekleri yiyerek dengelenmeyi sağlayabilirsiniz.

İşte tam bu noktada besinlerin tadları, gunaları, etkileri devreye giriyor ki bu temel ilkeyi doğru olarak uygulayabilelim.

Ayurveda’ya göre 6 tür tad vardır:

– Acı
– Tatlı
– Ekşi
– Tuzlu
– Buruk, mayhoş ya da kekremsi
– Keskin

Buruk, mayhoş ya da kekremsi tatlara nar, nohut, bezelye, bamya, ceviz, bazen yoğurt, keçi sütünü örnek olarak verebiliriz. Bu tatlar birçok meyvede ve sebzede olgunlaşma durumuna göre bulunmaktadır. Mesela olgunlaşmamış muz ve elma buruk bir tada sahipken, börülce ve kereviz de mayhoş ya da tatlı olabilir.

Keskin tatlara bakacak olursak; roka, kinoa, çemen, soğan, patlıcan, turp ve kahveyi sayabiliriz. Bu tatları kendimize acı olarak kodlamış olabiliriz ama acı tatlar karabiber, kırmızı biber gibi tam olarak acı, yakıcı tatlardır.

Elementlerin 20 farklı gunası (özelliği) vardır.

Bunlar kendi içinde iki farklı gruba ayrılır. Besinlerin de iki grup halinde 6 tane gunası bulunur:

1. Grup: Isıtıcı, kuru, hafif
2. Grup: Serinletici, nemli/yağlı, ağır

Bu özelliklere sahip besinlere örnekler verelim:

Isıtıcı besinler; baharatlar, ekşi meyveler, turp, sarımsak gibi tadı keskin ve acı sebzeler, kuzu ve dana eti.

Serinleticiler; kavun, karpuz, tatlı portakal ve mandalina, süt, peynir, yoğurt, salatalık, marul gibi su değeri yüksek meyve ve sebzeler.

Kuru besinlere; nohut, fasulye, mercimek gibi baklagilleri, buğday, mısır, bulgur, pirinç gibi tahılları, kuru meyveleri sayabiliriz.

Nemli/yağlı yiyecekler ise süt ürünleri, yağlar, kuruyemişler, bamya, domates gibi sulu sebzeler, şeftali, karpuz, kavun, portakal gibi sulu meyvelerdir.

Hafif yiyecekler; elma, mısır, filizler.

Ağır yiyecekler; et, baklagiller.

Bu özellikler aynı zamanda yiyeceklerin beden üzerindeki etkilerini ifade eder.

Yani ısıtıcı besinler bedendeki ısıyı arttırıcı özelliğe sahiptir, bedeninizde soğuma varsa tercih edilmelidir. Serinletici besinleri ise beden ısınız yüksekse tercih etmelisiniz. Eğer sindirim sisteminizde sorun varsa zor çalışıyorsa nemli ve yağlı besinlerle sindirim sisteminizi dengeleyebilirsiniz.

Beslenme seçiminde sadece beden tipinin özellikleri ile besinlerin nitelikleri ve tatlarını bilmek yetmez.

Bedeninizin biyolojik ritmini, fizyolojisini bilmek, mevsim özelliklerini de göz önüne almak gerekir.

Tabii benzerlikler ve zıtlıklar ilkesini her zaman olduğu gibi merkezimize alıp, dört mevsimi yaşayan ülkemizde mevsimlere göre beslenmeye, beden tipi özelliklerine göre bakalım:

Mevsimlere Göre Beslenme

Şu anda yaz mevsimindeyiz. Yani yaz mevsimi, ateş elementinin yani ısının etkisinden dolayı Pitta’dır. Pitta sıcak, hafif ve yağlı özelliklere sahip olduğu için serin, ağır ve kuru besinlere ihtiyaç duyarız. Yani ızgara, mangal sezonunu açar, yanına yeşil salatamızı yapar, üzerine de tatlı niyetine kavun karpuzumuzu keyifle yeriz. Soğuk çorbalar, zeytinyağlı yiyecekler vazgeçilmezimizdir. Acı baharatlardan, sıcak yiyeceklerden kaçınırız. Bol bol sıvı tüketiriz.

Yazın bitmesi ile gelen serin günler Vata yani hava elementinin etkisindedir. Yazdan çıkan sıcağı, enerjiyi depolamış olsa bile ısınmak, enerji depolamak ister. Hafif ısıtıcı baharatlar, ağır yiyecekler hayatımızda daha çok yer tutmaya başlar. Sıcak çorbalar, çaylar, kestane, lifli yiyecekler hızla hayatımıza girer. Vata etkisinde olan sonbahar ve kış nedeni ile yaklaşık 6 ay ısıtıcı, enerji veren yiyeceklere ihtiyaç duyarız.

Kıştan çıkan bedenimiz yağlı, nemli, ağır yiyeceklerden yorulmuştur, dinlenmek ister.

Bu nedenle ilkbahar Kapha yani arınma mevsimidir. Yağsız, nemli ama hafif yiyeceklere ihtiyaç duyarız.

Doğada bu özelliklere sahip kök ve yeşil sebzeleri, hafif meyveleri ilkbaharda cömertçe sunar.

Aslında bedenimizin ihtiyaç duyduğu her besini doğa ihtiyaç duyduğumuz zaman vererek bize kolaylık sağlamıştır.

Ama artık gelişen teknoloji ve globalleşen dünya ile birlikte her istediğimizi istediğimiz zaman bulabiliyoruz. Durum böyle olunca da tek yapmamız gereken bedenimizi dinlemek, onun ritmine ve fizyolojisine uygun beslenme şeklini benimsemek kalıyor.

Beslenme tabii ki uzmanları tarafından daha derin anlatılacak bir konu. Ben burada Ayurveda’nın bize beslenmeyle ilgili ipuçlarını aktarıyorum. Eğer Ayurvedik bir detoks programı uygulamak isterseniz konusunda uzman kişilerden destek almanızı öneririm.

Haftaya beden tiplerine göre beslenme çeşitliliği ile bir araya gelene kadar dengede ve mutlu kalın.

Müge Murat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan