Portakal Çiçeği

Biz, Yeni Nesiliz

5 Temmuz 2019
Yazı: Biz, Yeni Nesiliz | Sıla Malik

Selamlar herkese!

Baktım çok anlatmak istediğim şey var, dayanamadım. Defterimde durmalarına daha fazla katlanamadım, kendi kendime konuşmaktan da sıkılınca geçtim bilgisayarın başına.

Bugün özellikle bahsetmek istediğim bir konu var. Gençlik ve bir önceki jenerasyonla ilgili bu konu. Benim de bir ferdi olduğum gençlikle ilgili bazı genellemeler, algılar ve ön yargılar var. En azından benim çevremde gözlemlediğim kadarıyla öyle.

Bahsettiğim gençliğin yaş aralığı 15-18, yani lise çağlarındaki insanlar. Şimdi sizden 15 ile 18 yaş arasındaki gençleri kendi perspektifinizden düşünmenizi istiyorum. Bu hayal etme sadece dış görünüş olarak değil, özellikle sosyokültürel açıdan olsun lütfen.
Aklınıza toplu taşıma araçlarında, sırtlarında koca koca çantalarla, olması gerektiğinden daha fazla yer kaplayan öğrenciler gelebilir. 7/24 kulaklıkla gezen yeni nesil oluşum olarak da canlanabilir. Ya da toplu ortamlarda kahkahalarına engel olamayan, ergenliğin de vermiş olduğu müthiş(!) ses tonuyla bağırdığının farkında olmadan konuşanlar da zihninizde belirebilir.

Tüm bunlar düşünüldüğünde, gençlerin yanlış davrandığını düşünebilirsiniz hatta düşünebiliriz.

Bunlar doğal olarak hata yapabildiğimiz ve düzeltmemiz gereken davranışlarımız, bunu söylendiği zaman kabul etmeyen bir kesim genç olsa bile.
Pekala, bu ve bunun gibi toplumsal davranışların hata olduğunu -veya yapmamaya özen gösterilmesi gereken davranışlar olduğunu- kabul ediyoruz. Fakat bizi bunlardan ayrı bir noktada üzen 1 konu var. O da gençlere duyulan güven ve onların fikirleri ve düşünceleri hakkındaki kesin yargılar.

Ne demek istediğimi ufak bir örnekle açıklamak istiyorum. Ben bir Anadolu Lisesi öğrencisiyim ve doğal olarak sınıfımdaki arkadaşlarım da belli bir puanla oraya gelen insanlar.

Bir gün bir hocamızla sohbet ediyorduk. Konu konuyu açar derler ya, aynen öyle bir durum yaşanıyordu. Ülkede ve dünyada olup bitenlere geldiğinde, öğretmenimiz ne yazık ki bizim “bir şeyden haberimizin olmadığını” söyledi. Hayat bize göre fazla “lay lay lomdu.”
O an inanın bana, o ortamda bulunmak istemedim, istemedik. Çünkü bize fikrimiz dahi sorulmamıştı. Ve bu yorum bize bir öğretmenimizden gelmişti.

Evet, dışarıdan çok fazla kahkaha atıyor gözükebiliriz. Anında heyecanlanıyor olabiliriz, duygularımızı dışarı düzgün yansıtmayı becermeyi öğrenme sürecinde olduğumuzdan afallayabiliriz. Çünkü biz daha “genciz.”

Fakat genç olmamız lütfen yanıltmasın sizi.

Elimizde sürekli telefon var diye sadece arkadaşlarımızla konuşup, sosyal mecrada dolaşmıyoruz. Haberleri akşamları saat yedide televizyon başına geçerek değil, İnternette son dakika geçildiği anda internet gazetesinden okuyoruz.

Ülkemizde bir olay olduğunda kendi sohbetlerimizde bunları değerlendiriyoruz. Başka ülkelerde akranlarımız bir şeyler geliştirip dünya gündeminde yer bulduğunda, kendi eksiklerimizi sorguluyoruz. Aynı şartlara sahip olamadığımızı fark ettiğimizde yine birbirimizi biz teselli ediyoruz ve destekliyoruz.

Kitapları tartışıyoruz mesela, yeşil alanımız kalmadığından, iş hayatına atıldığımızda veya büyüdüğümüzde nasıl çare olabiliriz bunu konuşuyoruz. Meslekleri inceliyoruz, hangisinin en iyisi olduğunu bulmaya çalışırken onlarca araştırma yapıyoruz.

Doğru ve anlayışlı insan olabilmeyi hedefliyoruz. Farklılıklarla dolu ortamlarda özellikle bulunuyoruz. Karşımızdakinin kapağıyla değil, içinde yazanlarla değerlendirme yapıyoruz.

Siyaset dahi yapıyoruz. İnanır mısınız en çok o zaman en geniş halkayı kuruyoruz. Bizim yaptığımız siyaset, kişileri değil, ülkeyi ele alıyor çünkü. Büyüyoruz, diyoruz kendi kendimize. Nasıl geliştiririz bu ülkeyi?

Her hafta en az bir ortaokuldan tanıtım gezisine geliyor ufak kardeşlerimiz. Biz nelerle büyüdük, onlara ne aşılayabiliriz? Bunları tartışıyoruz.

Konuştukça, sordukça ve sorguladıkça anlıyoruz ki, biz bir şeyler başarabiliriz. Karakter olarak zıt bile olsak bu konuşmalarla aynı düşünceleri paylaşabildiğimizi görüyoruz.

Ve sizden tek bir ricamız var.

Bizleri herhangi bir yerde gördüğünüzde, gördüğünüzden daha da fazla kapasitemizin var olduğunun bilinciyle yaklaşın bize.

Davranışlarımız hatalı olabilir, yanlış da yapabiliriz. Tüm bunlar için bize kızın da yargılayın da. Ama lütfen bir konu hakkında “Sen ne düşünüyorsun?” demeden bizi yargılamayın.

Bir meşale taşınıyorsa geleceğe, biz onu sizden devralacağız. N’olur, bunu unutmayın.

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz