Bir Katre Hayat

Gençlere Bedava Yaşam Koçluğu Hizmeti

27 Temmuz 2019
Beddava Yaşam Koçluğu | Şenül Korkusuz

Pıst, pıst asi ergen!!!
Şişt, şişt isyankar genç!!!

Ne çok eleştirilmektesin! Sıklette külçe misali sınavlarla ne ağır yüklerin altında ezilmekte, yarıştığın yaşıtların sana dağ gibi gerilip geçit vermezken Ferhat gibi dağları aşkın için değil; geleceğin için delmektesin. En yakın arkadaşın aşılacak her sınavda en esaslı rakibin aslında.

Üstüne üstlük “Wi-Fi”nin radyo dalgalarında özgürce sörf yaparken “Instagram, Twitter, YouTube…vb” in eğlenceli rüzgarını hissetmek varken bir masa başında test yığınlarının kasvetini hissetmek zorundasın. Çalışmak hadi bir şey değil de, her sene değişen sınav sistemi ve müfredat da azimle çektiğin küreğin boşuna olduğunu müjdeleyebilir her an sana; buna da hazırlıklı olmak gerek elbette. Yazın rehaveti, kışın kasveti seni usul usul uykunun koynuna davet ederken, kapanan göz kapaklarına, uyuşan beynine kahve ve çayı kırbaçlı bir bekçi etmek de en mühim meseledir bu süreçte.

Bunca kaygı yetmezmiş gibi değişen ve gelişen hormonların; duygularında hoyrat bir med-cezir, bedeninde rutini bozan farklılıklar dayatır.

Hadi dik dur, durabilirsen.

En kötüsü de hayatın boyu yürüyeceğin yolu belirleyecek olman. Bu dönemde verdiğin her karar geleceğin için attığın bir tohum aslında. Bu tohum kırılgan bir fidana dönüştüğünde seni endişelendirecek, kafanda “Doğru yolda mıyım?” soruları sana huzur vermeyecek. Verdiğin kararlar kocaman bir ağaç olduğunda; ya doğru kararların gölgesinde huzurla, keyifli bir yaşam süreceksin ya da mutsuz, umutsuz sürüneceksin.

Hayatındaki ilk virajda sanatçı ruhunla geleceği garanti altına almak için fen lisesi de seçebilirsin, sınavdaki bir aksilik yüzünden keskin zekanla ortalama bir liseye de mahkum olabilirsin.

Yaşamının ikinci ve en önemli virajı meslek seçimdir ama ne hazindir ki bu hayati seçimde ne ailen ne öğretmenlerin ne de arkadaşların seni sana bırakmaz inatla. Çevrendeki seni seven herkesin senin için parlak bir fikri, muhteşem bir ideali vardır, ne var ki kimsenin aklına senin hayalini sormak gelmez çoğunlukla. Zaten sen daha küçücük bir çocukken ailen senin hayallerini, kalıplara sokup kendi hayallerini beynine empoze ettiğinden onların hayallerini zamanla kendi hayallerin olarak benimsemişsindir de farkında bile değilsindir.

Peki sonra……

Bu keskin virajlı yolları bir ralli sürücüsü gibi kararlılıkla, hızla ve yarış stresinin yarattığı travmalarla atlatıp bitiş çizgisine varmanın sorhoşluğunu atlattığında ve kendi kendinle kaldığında kendine şu soruyu soracaksın:

“Mutlu muyum?”

Peşi sıra ikinci soru gelecek:

“Mutluluk nedir?”

  • Mutluluk, bir bebeğin huzurla uyuduğu ana kucağıdır.
  • Mutluluk, küçük bir çocuğun oyun oynamaktan yorgun düşmesidir.
  • Mutluluk, başında deli rüzgarlar esen gencin aşık olmasıdır.
  • Mutluluk; kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan idealist, çalışkan bir bireyin geleceğe dair umut taşımasıdır.
  • Mutluluk; azmin, çalışmanın, gayretin hasadını emeklilikte huzurla yaşayabilmektir.
  • Mutluluk, kurduğumuz hayalleri yolun sonunda gerçekleştirmiş olmanın verdiği onurdur.
Ülkemizde kaç kişi mutluluğun tam kalbinden vurmak yerine, mutluluğu teğet geçiyor farkında mısınız?

Bugün birçok insan;

  • Okulu bitirdikten sonra mutlu olacağım diyor ama okulu bitirdikten sonra mutlu olamıyor.
  • İşe girdikten sonra mutlu olacağım diyor ama işinde mutlu olamıyor.
  • Evlenip düzenimi kurup çocuklarım olunca mutlu olacağım diyor ama evlilikteki fırtınalarla mutsuzluk, çocuklara maddi ve manevi yetememe kaygısıyla hayal kırıklığı yaşıyor.

Çocuklarım evlenip, çoluk çocuğa karışınca emeklilikte mutlu olacağım diyor ama kimi zaman yıllarca verdiği emeğin maddi karşılığını alamadığı için kimi zaman da sevdiklerinin vefasızlığı ile mutlu olamıyor.

Nihayetinde hayattan umudunu kesip dine sığınarak ölümden sonra mutlu olacağını umuyor ama mutlu oluyor mu o da kocaman bir muamma.

Yaşamı erteleyenler için mutluluk; dalından koparmaya kıyamadığımız meyve gibidir.

Zamanında tazeyken meyveyi doyasıya zevkle yemezseniz, yemeye niyetlendiğiniz geç vakitte meyve kartlaşır, tat vermez. Kendimize durup dinlenmeden yeni hedefler koyuyor ve onlara ulaştıkça mutlu olacağımızı sanıyoruz. Daha çok ev, daha çok araba, daha çok eşya, daha çok kıyafet, daha daha… Doymak bilmez iştahla elimizdekilerin farkına varmadan yenilerini arzuluyoruz. Kapitalist sistemin açgözlü tüketicileri olarak maddiyat kadar maneviyatı da sömürüyor yine doymuyoruz. Doyma hissinden yoksun Japon balıkları gibi bir gün bile elimizdekilerin kıymetini bilip mutlu olamadan hırsımızla çatlayıp ölüyoruz.

Ne yapalım o zaman, tası tarağı toplayıp uzlete mi çekilelim, diyen gençleri duyar gibiyim.

Hem “Liselere Giriş Sınavı”na hazırlanan hem de “Üniversite Sınavı”na hazırlanan iki kaygılı kız annesi olarak kızlarım nezdinde yaşam savaşının pençesinde kıvranan tüm gençlere sesleniyorum.

Sakın…

Sakın umudunuzu kaybetmeyin…

Başkalarının hayalini değil kendi hayalinizi yaşayın…

Bu yaşamda yalnızca kendi mutluluğunuza odaklanmayın; başkalarını mutlu etmenin, başkalarına yardım etmenin kıymetinin farkına varın. Sosyal sorumluluk projeleri içinde yer almanın, başka hayatlara iyilikle dokunmanın hazzına varın.

Kötü özelliklerinizin farkına vararak onlarla yüzleşin ve acımasızca bu özelliklerinizi törpülemeye gayret edin ama güzel özelliklerinizi de asla küçümsemeyin onları parlatmak için gayret sarf edin. Karamsarlığın yarattığı sisle yol almak yerine, iyimserliğin sıcaklığında motive olarak ilerleyin.

Unutmayın kusursuz olan yalnızca Yaradan’dır. Bu gerçekle hatalarınızdan ders çıkarın, hata yapana da hoşgörü ve empatiyle yaklaşın. Keskin sirke küpüne, sinirli insan da en çok kendisine ve sevdiklerine zarar verir. Kin tutmak yorucudur, affetmek ise huzur verir. Kin tutanlar geçmişe takılır, affedenler geleceğe bakar.

Mutlaka sizi mutlu eden hobileriniz olsun. Hobiler ruhun gıdasıdır; ruhunuz doymazsa fiziksel doygunluğunuz sizi tatmin etmeyecektir. Okuyun, yazın, gezin, enstrüman çalın, şarkı söyleyin, resim çizin, spor yapın… Bunların hiçbirine yeteneğiniz yok mu? Üzülmeyin dünyada her birinin muhteşem örnekleri var, güzel sanat eserlerini, spor aktivitelerini takip edin, bunlardan alacağınız haz da size tarifi imkansız keyifler verecektir. Bir şarkıda kimi zaman hüznü ve mutluluğu dibine kadar yaşarken, bir resimde veya romanda farklı dünyalarda kaybolun. Bir maçı izlerken heyecanı doruklarda hissederken, bir şiirin dinginliğinde soluklanın.

Her problemi kendiniz çözemezsiniz. Kendinizi kapana kısılmış fare gibi hissettiğinizde insan olduğunuzu hatırlayın çünkü insan; düşünen, çözüm üreten, paylaşan bir varlıktır. Çaresiz kaldığınızı hissettiğinizde ailenizden, arkadaşlarınızdan, öğretmenlerinizden yardım alın. Unutmayın labirentin içinde olan çıkışı bulmakta zorlanır, labirente kuşbakışı bakan göz için ise çıkış ayan beyan ortadadır.

Hayatta en büyük erdemin “Bilmiyorum“ diyebilmek olduğunu unutmayın.

Ancak cahil insanlar her şeyi bildiklerini iddia ederler. Bilge insan ise evren gibi bilginin de sonsuz olduğunu bilir ve zihnini öğrenmeye daima açık tutar, tevazu ile öğrendiklerini paylaşmaktan zevk duyar. Siz de hangi yaşta olursanız olun öğrenme arzunuzu asla yitirmeyin.

Doğanın, muazzam işleyişine saygı duyun; hayvanları sevin. Doğanın dengesini bozan hunharca saldırılara sessiz kalmayın; yanan her ağaç sizin de yüreğinizi yakarsa, nesli tükenmekte olan hayvanların endişesi size de huzur vermezse, küresel ısınma sizi de endişelendirirse; “Ne yapmalıyım?” sorusu ve duyarlılık peşi sıra gelecektir. Önce kendi yaşamınızda doğaya ihtimam gösterin sonra çevrenizdekileri uyarın.

Sosyalleşmek dendiğinde aklınıza hemen sanal ortamlar gelmesin. Sevdiklerinize zaman ayırın, onlarla sohbet edin, yaşamı paylaşın. Sevdiğinizi hissettirin, buna mukabil sevilmenin eşsiz güvenini hissedin. Yalnız olmadığınızı bilmek size her daim güç verir, düştüğünüzde kalkabilme inancı kazandırır.

Başarının göstergesi, madalyalar, diplomalar, banka cüzdanınızdaki rakamlar değildir; gerçek başarının göstergesi, dar gününüzde yanınızda olan dostlar ve her gece hiçbir vebalin altında ezilmeden huzurla yastığa başınızı koyabilmenizdir.

Mutlaka ama mutlaka sevdiğiniz, istediğiniz mesleği seçin!!

Gönlünüzde yatan mesleği yaparsanız; az kazanmak sizi umutsuzluğa sevk etmez, zorluğu sizi yıldırmaz, uzun mesailerde zaman su gibi akar. Severek, özveriyle yapılan işte başarı ve tatmin kaçınılmazdır.

Başkalarıyla kendinizi kıyaslayıp yeise kapılmak yerine elinizdekilerin kıymetini bilin. Avucunuzda tuttuğunuz, parmaklarınızla yönettiğiniz telefondaki hayat buzdağının görünen yüzüdür. Ekrana gülümseyen yüzlerin, içlerinde yaşadıkları acıları veya hayal kırıklıklarını bilemezsiniz. Yüreğinizle sahip olduğunuz, aklınızla yönettiğiniz hayatta, elde ettiklerinizi hatırlayıp sık sık şükredin.

Son olarak;

Daima hayallerinizin peşinden koşun çünkü bu uğurda katedilen yolda yara da alsanız, geri de kalsanız, yorgun da düşseniz aklınızdan geçen “Elimden geleni yaptım,” cümlesi yüreğinize merhem, gökyüzü gibi sonsuz umutlarınıza kanat olacaktır.

Bu yaşam sizin semanız, uçun uçabildiğiniz kadar…

Şenül Korkusuz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 28 Temmuz 2019 at 11:20

    Günaydın Şenül Hanım;
     
    Yazınızı üst üste 2 kez okudum. Ne güzel öneriler. Gençlere adeta gidecekleri yönü anlatmış, hatta yolu da tarif etmişsiniz.
     
    Ve bu yazı gençliğini yitireli çok yıllar olan bana da yol gösterdi dersem şaşırmayın.
     
    Çok çok mutlu olduğunuz zamanlarda bile, daha daha başka hayaller kuruyorsunuz. İnsanoğlu; doyumsuzluğu ile elde etmeye uğraştığı şeyleri elde ettikten sonra, yeni hedefler arıyor hep. Ve maalesef yaşamakta olduğumuz zamanı kaçırıyoruz bu arada. Elimizdeki eşsiz değerde olan ve bize Dünyaları bahşeden, yüzümüzü güldürüp, yüreğimizi hoplatan anları, ayları hoyratça harcayıp tüketiyoruz.
     
    Ve sonra bir gün, çaresi ve dönüşü olmayan bir gerçekle karşılaşıyor ve hayal kurmaktan vaz geçiyoruz belki de.
     
    Onun için, bütün zorluklara, sorunlara, kırgınlıklara hatta acı veren olaylara rağmen elde ettiğiniz her anın tadını doyasıya yaşayın gençler. Hiçbir şeyi asla ertelemeyin. Bu hayat sizin. İnanın, bu günkü en büyük tasalarınızı gülerek hatırlayacaksınız ilerde.
     
    Siz, gençler için kaleme aldığınız bu yazınızla beni de yönlendirdiniz. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama, benim için önemli olan ama bir türlü karar veremediğim bir konuda bana yol haritası oldunuz. Eminim siz çok iyi bir eğitmensiniz.
     
    Kızlarınıza başarılar ve size de daima yüzünüzü güldüren mutluluklarla dolu yıllar diliyorum.

    • Cevapla Şenül Korkusuz 28 Temmuz 2019 at 12:15

      Bu sabah güne güzel yorumunuz sayesinde mutlulukla, heyecanla başladım. Yazımı okuyanların yüreğine dokunmak ne büyük keyif… Bunu bana yaşattığınız için çok teşekkür ederim.
       
      Yaşam uzun bir maraton, yorulup kenara çekilmek yerine her engelde daha azimle yol almak gerekiyor. Maddi değerdeki eşyaya tamah etmek yerine, bilgiye, yeniliğe, gelişime aç olduğumuz sürece bu bu maratonda yol almak bize yaşam mutluluğu vermeye devam edecektir.
       
      Hayatınıza dair aldığınız kararın siz mutluluk getirmesini dilerim.
       
      Sevgiler….🙋🏻‍♀️🥰

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan