Genç Kalemler

Hiç Kimseye Güvenme

5 Temmuz 2019

Senden özür dilerim. Nim Muzlim Mağara, Işıltılı Taşlar, veeee… Ve 3. bölüm yok. Seninle Şehrazat oyunu oynadım, sana yalan söyledim. Artık devamını sen getirirsin.

hiç kimseye güvenme

Hiç Kimseye Güvenme.

“İşte bana yazdığı son şey bu,” diyerek; Teresa’dan bana gelen son mesajı her ne kadar istemesem de Jeremy ile paylaşıyorum.

“Bu karşımdaki adamla hâlâ beraber olduğuma şahsen inanamıyorum. Adı Jeremy ama bence yalancı olmalıymış. Sadece işi düştüğünde arıyor. Başta aramız iyiydi. Ama şimdi berbat. Beni aldattığına hâlâ inanamıyorum. Ondan nefret ediyorum. Kafedeyiz ve ikimiz de telefonla uğraşıyoruz. Ne zaman bana işi düştüğünü söyleyecek acaba?”

Ve buna yanıt olarak Jeremy’den, tam da onun umursamaz ve gıcık karakterine uyan bir mesaj geldi;

“Siz kızlar çok dedikodu yapıyorsunuz.”

Dostum biraz ciddi ol; burada kayıp bir kız var.

Teresa’nın bir haftadır işe gelmemesi yeterince şüpheli değilmiş gibi evinde de değil. Çıldıracağım. Korkuyorum. Umarım başına kötü bir şey gelmemiştir. Jeremy ise hâlâ durumun ciddiyetini anlamamış. Bu çocuktan nefret ediyorum.

“Dünyanın en harika erkek arkadaşına sahip olduğunun farkında değil,” diye yazmış bir de.

Dünyanın en harika erkek arkadaşı olsaydın, Teresa’yı onun kardeşiyle aldatmazdın!

Bir ay geçti.

Hala Jeremy’nin neden polise gitmek istemediğini anlayamıyorum. Kız bir aydır kayıp ve biz hâlâ bunu polislere bildirmedik. Sabıka kaydı da kabarık çıkar bu gıcığın. Artık yetti, bu işin polislere aktarılması lazım. Jeremy bana öfkelenecek olsa bile umurumda değil. Teresa’yı artık bulmak istiyorum. O iyi mi bilmek istiyorum.

Bu konuyu polislere anlatmaya çalışırken, içeriden tanıdık bir ses duydum. Sesin sahibini göremeden beni gönderdiler. Ve beklediğim gibi, Jeremy bu polis olayına pek sıcak bakmadı. Çok da umurumdaydı.

Teresa’yı asıl bulmak isteyen benim.

Bir hafta sonra bir haber olup olmadığını sormak için polis karakoluna gittim ve sonunda o tanıdık sesin sahibinin kim olduğunu öğrendim. Jeremy, çok değerli Yolanda’cığını ziyaret etmeye gelmiş olmalı. Teresa’yı cidden onunla mı aldattın? Demek bu yüzden polislere haber vermemizi istemiyormuş.

Yolanda’yı ziyarete gittiğinde onu görmemden korkuyormuş. Teresa gibi harika bir kızın kardeşi bu kadar kötü kalpli olabilir mi?

Bir yıl geçti ve kızdan en ufak bir iz yok ve bunları umursayan tek kişi benim. Jeremy’nin zaten umursadığı yok. Yolanda ile evlendi. Polislerse hiçbir kanıt olmadığı için öldüğünü söyleyip duruyorlar. Ama o ölmedi bunu biliyorum.

Teresa’nın polislere göre ölüm haberinin üzerinden yirmi yıl geçti.

Ben evlendim, çocuklarım oldu. Ama ben inanıyorum o ölmedi. Sadece polisler öldüğünü zannediyorlar. Teresa’yı bulamadıkları için öyle söylüyorlar. Oysa, öldüğüne dair hiçbir kanıt yoktu. Bence Teresa hâlâ yaşıyor bunu hissediyorum. Yaşadığını hissetmeme rağmen bunca yıl hiçbir şey yapamamış oluşumsa beni çok üzüyor.

Aklımdan bu düşünceler geçerken, telefonuma deli gibi mesajlar yağmaya başladığında koltuğa oturmuştum. Jeremy mesaj atmaktan vazgeçip aradı. Telefonu açtığımda “Alo” dememe bile izin vermeden bağırmaya başladı.

“Julia buna inanamayacaksın, hemen haberleri aç!”

Dediğini yaptım ve gözlerime inanamadım. Teresa bunca zamandır yaşıyormuş da şimdi mi ölmüş?

Haberde:

”Daha önce öldü zannedilen, ve cesedi de bulunamayan Teresa Walker’ın aslında ölmediği ve sadece kaçtığı öğrenildi. Bugün kaçtığı yerde, karşıdan karşıya geçerken araba çarptığı için ne yazık ki hayatını kaybetti. Yanındaki çantada sadece bir günlük vardı. Şimdi sizlere günlükte yazan kaçma sebebini okuyoruz:

‘Artık sıkıldım. Jeremy’den nefret ediyorum. Beni aldattı ve hepsi Julia’nın suçu. O beni, aklımdan geçen şüphelerin doğru olmadığına inandırdı ve şimdi bu oldu. Ondan nefret ediyorum. Bu hayattan da nefret ediyorum. Ben bambaşka bir hayat istiyorum. İşte bu yüzden toparlandım. Gidiyorum. Sonsuza dek buradan kaçıyorum. Muhtemelen beni bulamayıp öldüğümü söyleyecekler. Umurumda değil.’

İşte yazan şeylerin bir kısmı bu sayın seyirciler ve aynı zamanda onu bulamamaları için sim kartını çıkarmış. Ve şimdi kısa bir reklam arası.”

Buna inanamıyorum, yani Teresa bunca zaman bana yalan mı söylemiş?

Yıllardır onun kaybıyla ben o kadar üzüldüm ki.

Hiç kimseye güvenme yoksa öldüğünü düşündüğün arkadaşının aslında ölmediğini ve senden nefret ettiği için kaçtığını öğrenebilirsin. Ve öğrendiğin yer de bir televizyon olabilir.

Bundan dolayı, kimseye güvenme.

Hiç kimseye güvenme.

İlayda Varol

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 5 Temmuz 2019 at 22:31

    Wayy.. harika bir kurgu.. tebrikler.. 👏👏👏

  • Cevapla Günay Aydın 6 Temmuz 2019 at 11:02

    Bazı insanlar olmazlar, öyle doğarlar…
    Öyle bir his benimki… Sanki yazar olmak için doğmuş gibisin. Eminim, çok küçükken sık sık hayal dünyanda yolculuklara çıkardın, yaşıtlarından farklı olarak…
     
    Çok güzel, sağlam bir kurgu…
     
    Tebrik ederim…

  • Cevap Yaz