Yıldız Tozu

Hoşça Kal

8 Temmuz 2019
Öykü: Hoşça Kal | Yazar: Sıla Malik

Sevmek nasıl bir his diye düşünürdüm, kendimi öyle hayal edemezdim.

Üniversiteye geçtiğimde işler değişti. Aynı sınıftaydık onunla. Başlarda nedendir bilinmez sinir olurdum ona. Duruşu bile batardı. Nereden bilebilirdim ki o sinir olma değil de yanında olma isteğiymiş.

Ben çok dik bakıp dikkatini çektim diye düşünürdüm ama öyle değilmiş işler. Onun da bende gönlü varmış. Tanıştık bir şekilde.

Sonra…

Sonrası cümbüş benim için. Farklıydık karakter olarak ama onlar bile çok çekici geliyordu.

Kavga da ettik, tartıştık da. Beraber büyüdük öylece. Güzel sevgiydi bizimkisi. Gözümüzün içi hep güldü son güne kadar.

Sonra bir kaza oldu.

Aldı onu benden. Anlık yaşamayı severdi, öyle de yaşadı zaten.

Yıkıldım, dünyanın sonu geldi zannettim. Kaç hafta yemek yemedim, kimseyle konuşmadım. Nereye kadar gidebilirdim ki böyle. Hayata döndüm geri, zor oldu ama oldu işte.

Yavaş yavaş karıştım hayata, tekrardan. Yeni işe girdim, yeni insanlar tanıdım, yeni bir görünüş yarattım kendime.

Her sabah aynadaki yansımama bir gülüş bahşederek çıktım evden.

Bir zaman geçti üzerinden. Yerini unuttuğumu zannettiğim kalbim tekrar atmaya başladı.

İnkar ettim, istemedim, ihanet ediyorum sandım.

Ama bir yerde yaşam ağır basıyor işte. Bana çok şey kattı, büyüdüm onunla en başta. İlk heyecanlarımı yaşadım çok kez.

Yaşasaydı diyerek hayatı kendime zehir etmekten yoruldum. Yaşasaydı bunlar olmayacaktı ki zaten.

Artık, başka diyarlarda buluşmayı beklemenin, onu çehredeki her gülüşte yaşatmanın vakti.

Vedanın değil, denk olmayan iki alemin bir olacağı güne kadar yolları ayırmanın vakti.

“Uzun zaman oldu görüşmeyeli, sana sesimi duyurmayalı ha ne dersin? Korkumdan değil de, göz pınarlarımın güçsüzlüğünden bu suskunluğum.
Unutmayacağımı bile bile çabalarken, boynumda hâlâ taşıdığımdan o kolyeyi. Neler yaşadım değil mi? Söylesene, giden olmak mı daha zor yoksa benim gibi biçare kalan mı?

Oysa yaşamak ne kadar basitti eskiden.

Canın kıymetini anlamıyor cananı kaybetmeyen. Yaşamak ne zormuş meğer. Nefes almak bunca zaman hiç bu kadar kahretmemişti bağrımı.

O acı yavaş yavaş sızıya dönüştü biliyor musun? Oluk oluk kanaması geçmişti ve ben kabuk bağlamasına izin veremedim. Senden sonra sevebileceğime inanmak istemedim. Bu hayatta bir tek sen sevebilirsin gibi hissettim, bir tek seni sevebilirim sandım.

Hani kızardın ya bana, kendi kendime üzüntü çıkarıyorum diye. Haklıymışsın. İnsan ne yapıyorsa kendi yapıyormuş, bak öğrendim işte. İçin rahat etsin.

Hiç planlamadığım şeyler oluyor. Hayatın aktığı o ince yol önüne kattı beni, sürüklüyor istediği yere. Karşı koymayı sen gittiğinde bıraktım ben. Sandım ki o yol sana çıkar, sandım ki gün anca böyle doğar.

Sen bana unutamayacağım şeyler kattın be adam, ama artık anılar ağır geliyor.

Bir gece durdum yine, sen gittikten sonra hep yaptığım şey. Sadece dinledim etrafımı. Akşamları içimi kaplayan o derin karanlıklara teslim ettim kendimi. Beyaz senle gitti işte, daha ne çabalıyordum ki?

Ama sen adam, yine haklı çıktın. Siyah, beyaz olmadan benliğini kaybedermiş. Kaybettim.

Olmayacağım bir kişiye dönüşmüşken, kendimi amansız bir kuyuya bırakacakken bir şey oldu. Uzun zamandır eksikmiş bende. Kalbim yeniden heyecanla attı.

Dur! Dedim. Yapma, atamazsın sen. Dinlemedi beni. Bilmez misin başına buyruk o. Vücudum yeniden o tatlı oyunların esiri oldu. Ve bu bana gülümsemek için neden verdi, yıllar sonra ilk defa kendim gibi hissettim. O zaman anladım. Savaşmak yorulmakmış be adam.

Bilsem geleceksin geri. Olmazdı böyle şeyler ama maalesef gelemeyeceksin sona dek. Bu duyguyu ruhumun o kara, ücra köşelerinde ölüme terk edemedim. Yapamadım işte. Geldi ve oturdu baş köşeye.

Bunlar sana son yakarışlarım merak etme. Beni sevebilen biri yapan sen, her daim ruhumda yer alacaksın, ebediyen.

Beni, kardeşini ve arkadaşlarını gör ve mutlu ol. Gurur duy bizimle. Başardık biz. Yeniden yaşamayı, eksik parçayı yamalayıp devam etmeyi.

Ama…

N’olur kızma bana olur mu? Göklerden izle beni gülümseyerek. Gülümse, unutma. Ben senin en çok gülüşünü sevdim be adam.

Affet beni. Yeniden sevdiğim için affet, sözümü tuttuğum için affet… Bugün bu kolye tamamen çıkıyor bu boyundan.

Biz çok güzeldik, yarım kaldık. Ben yandım, küllerim saçıldı dört bir yana. Biri geldi, küllerimden yarattı beni; yeniden.

Şimdi….

Hadi üfle o karahindibayı adam. Uçan her bir zerresi benim onun. Hadi üfle ve özgür bırak beni. Yeniden doğabilmem için, bırak beni…

Ben seni, sen beni, çok sevdik. Biliyorum sevgilim. Ve bana bir iyilik yap. Birini sevmeyi öğrettiğin gibi, bırakmayı da öğret.

Bugün son, bir hikayenin bitişi; kalan bir ömrün başlangıcı.
Sevginin anlamı benimle, hep benimle kalacak. Sevdiğin için minnettarım sana. Artık tamamen elveda deme vakti.

Güzel bir kalbe gidiyorum merak etme. En az seninki kadar sıcak orası da. Mutluyum da hem. Gülmek için bir sebep var artık.

Elbet bir gün kavuşacağız tekrar, ikimizde çok iyi biliyoruz bunu. O güne kadar beni azat et ve kendine iyi bak. Hoşça kal sevgilim, hoşça kal…”

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 8 Temmuz 2019 at 14:18

    Merhaba Sıla,
     
    Önce okudum sonra yanlış mı hatırlıyorum diye bir kez daha yaşına baktım. O kadar gerçek duyguları nasıl yazabildin? Bu acıyı 4 senedir hâlâ taptaze yaşayan biri olarak, yazından bir çok satırı, tekrar tekrar okumak üzere defterime kaydettim. Hele o “Vedanın değil, denk olmayan 2 Alemin bir olacağı güne kadar yolları ayırmanın vakti” beni benden aldı. Sanki biraz da teselli eder gibi geldi bana.
     
    Hep başarılı ve güzel günler yaşaman dileğiyle.

    • Cevapla Sıla Malik 8 Temmuz 2019 at 16:26

      Yazılarıma yaptığınız yorumlar gerçekten yazmak için beni şevklendiriyor. Çok ama çok teşekkür ederim.
       
      Acınız için gerçekten çok üzgünüm ve az da olsa teselli olabilmişsem ne mutlu bana.
       
      Güzel yorumunuz ve desteğiniz için tekrar çok teşekkür ederim.
       
      Sağlıcakla kalın 💕

  • Cevapla Demet Uncu 8 Temmuz 2019 at 15:11

    Seni yürekten, kalbimin en derin yerinden tebrik ediyorum Sılacığım. Bir insanın yaşadığı, iliklerine kadar hissedilebildiği bir acı bu kadar mı güzel ifade edilebilir? Evet, yaşını görünce ben de çok şaşırdım. Ama acıların yarattığı duygular insanoğlunda aşağı yukarı hep aynı oluyor Sılacığım. Hayatımız, dediğin gibi hep vedalar ve başlangıçlarla dolu. Senin vedaların hep güzel başlangıçlara vesile olsun; başlangıçların ise veda ettiklerinden katbekat güzel olsun ömrünce…
     
    Sevgiler…

    • Cevapla Sıla Malik 8 Temmuz 2019 at 16:34

      Duyguları hissetmek için bizzat deneyimlemek gerekmiyor bazen. Başkasının acısını kalpten hissetmek bir nebze de olsa karşı tarafı anlamanı sağlıyor.
       
      Güzel dilekleriniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim. 💖

    Cevap Yaz