Kırmızı

Kaçış Planı | 2

10 Temmuz 2019

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

*Yazarın Notu: Bu yazıyı, Sleeping At Last – North  dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: Kaçış Planı | 1 | Yazan: Nurdan Yılmaztürk

Harika 1 kaçış planı yoksa aklında, derhal planla.

Asansör her zamanki ağırlığıyla ve her katta dura dura iniyordu. Bu binayı hiç sevmiyordu. Pencereleri açılmıyor. Ofislerinden içeri temiz hava girmiyor. Suni ısıtıcılar ve soğutucular iklimi belirliyordu. Ne vakit bu binanın içindeki 1 ofiste toplantı yapsa, birkaç saat sonra nefes alamıyormuş gibi hissediyordu. Beynine oksijen de gitmediğini düşündüğü böyle zamanlarda, kafası da 1 türlü çalışmıyor, o şıkır şıkır parlayan fikirleri ancak binanın dışına adımını attığı anda ortaya çıkmaya başlıyordu.

“Yeter..” diye bağırdı, biraz da yüksek sesle. Bunu yüksek sesle söylediğini, asansördeki diğer kişiler onun ve birbirlerinin yüzüne garip garip baktıklarında fark etti. Oysa, yeter demek suretiyle yapmak istediği, sadece zihnini biraz olsun susturabilmekti.

Susmadı tabi ki.

Hiç susmuyordu son zamanlarda. Zihni. Gece tuvalete yahut su içmeye kalktığında bile, onu konuşur halde buluyordu. Bu sesli sohbetlere, kimi zaman video görüntüleri de ekleniyordu.

İş yerinin döner kapısı, 1 mezar taşı, lise sınavları, su kaydırağı, 1 adam silüeti, hiç bilmediği 1 dilde konuşmalar, ruhları hüzün kokan insan suretleri, zeytinyağlı taze fasulye üzerine dilimlenen bahçe domatesleri, güneşte kurutulmuş kayısı hoşafı, Meksika biberleri, antika parkeleri üzerinde kırmızılı, mavili akrilik boya lekeleri, ömründe daha önce hiç görmediği kiraz köpüğü pembesi, bozuk 1 çamaşır makinesi, sıcak pişi arası ezine peyniri, ada bisikleti, eski 1 bağ terası ve daha niceleri. Rüya gibi. Ama değildi. Hepsi zihninin marifeti idi.

Gözlerini açamayacak kadar yorgun olduğu halde, oda-tuvalet yahut oda-mutfak arasında gidip gelirken de mütemadiyen zihnine sövüyordu bu sebepten. Ve yatağına döndüğünde, yine çarçabuk uykuya dalıyor ancak sabahları hepppp çok yorgun uyanıyordu.

Soğuk suyun canlandırıcı gücüne duyduğu inançla 15 dakika kadar bekledi beyaz duş teknesinin içinde. Oysa ne kadar çok isterdi şimdi beyaz porselen 1 küvette; şifalı deniz tuzlarının dinlendirici iyotunu solumayı. Bu hayalin uzaklığına ve aklından derhal uzaklaşmasına iç geçirdi.

Aynada yüzüne baktı. Gözlerine, düşük gözkapaklarına, elmacık kemiklerine, şakaklarına doğru uzanan kaz ayaklarına dokundu parmak uçlarıyla. Gülümsedi. Gülümsemesi üst dudağının sol bitimindeki 1 uçuk sızısı ile kesildi. Bu sızıyı çok iyi tanıyordu. Zihni ne zaman bu kadar gevezelik etse, suskun ağzının kenarında mutlaka 1 uçuk beliriyordu.

Uzun süredir görmediği akıl hocasının karşısındaki ahşap kolçaklı sandalyede oturuyordu bu akşam yine.

Ve yine aynı sandalyenin kenarından sarkan, yıllardır söke söke bitiremediği o brokar kumaş parçasını dolamıştı parmağına anlatıyordu ve anlatıyordu akıl hocasına. Akıl hocası, onun sonsuza dek anlatabileceğini biliyordu. Her zaman olduğu üzere konuşmanın 40. dakikasında ona nazikçe;

“Hadi şimdi tüm bu anlattıklarını toparlayalım..” dedi. Ve bu defa, hep yaptığı o uzun konuşmalarının aksine, sadece 2 soru sordu;

“Sen hiç Kaçış Planı diye 1 şey duydun mu? Hayatında hiç her şeyi ve kendin de dahil olmak üzere herkesi 1 kenara bırakıp, tek başına 1 tatile çıktın mı?”

Düşünmediği yerden gelen bu sorular ile duraksadı önce. Parmakları da duraksayıp, serbest bıraktı kumaş parçasını; onu özgürleştirmek istercesine.

“Yok, hiç duymadım. Kaçış Planı mı? Anlamadım. Tek başına tatil mi? Evlenene kadar ailem arkadaşlarımla bile tatile gitmeme izin vermedi ki tek başıma mümkün değil izin vermezlerdi. Sonra da evlendim işte ve hiç yalnız gitmedim 1 yere. Hem insan tek başına tatile çıkar mı, olur mu öyle? 1 garip geldi şimdi bana siz böyle söyleyince..” dedi, 1 yandan elleriyle az önce bıraktığı kumaş parçasını bulmak üzere sandalyenin altını yoklamak suretiyle.

“Sen 1 düşün bakalım..” dedi akıl hocası, o en muzip tebessümü ile.

Eve giderken düşündü.

Eve vardığında düşündü.

Akşam yemeğini hazırlarken, bozuk çamaşır makinesi yüzünden taşan çamaşır sepetinin kapağı kapanmazken, zeytinyağlı taze fasulye için domates almayı unuttuğunu fark ederken, az dinleyip çok konuşan 1 insana laf anlatırken, “Piiişiii, piiişiiii..” diye zıplayan 1 oğlan çocuğunun eline tutuşturduğu kızarmış hamurun arasına 1 dilim ezine peynirini yerleştirirken, kiraz şurubunu kaynatırken, hepppp düşündü.

Düşünmesi, uyuması ile son buldu.

Sabah her zamanki saatinde uyandı. Onu, yatağının yanında hazır halde 1 bavul bekliyordu. Şaşırdı. “Bu da neyin nesiydi? Nereye gitmekteydi?” Pasaportunun da çantasında olduğunu görünce şaşkınlığı 1 kat daha arttı.

Her sabah olduğu üzere duş teknesinin içine girip soğuk suyun altında 15 dakika kalırsa kendine gelebileceğini düşündü önce. Ama sonra duraksadı. Beyaz 1 küvetin içinde olmaktı onun hayali, deniz tuzuyla dolu iyot kokusu eşliğinde. Ahşap pervazlarından lacivert denizle selamlaştığı 1 oda, bembeyaz çarşaflar, martılı 1 gökyüzü, batışında ve doğuşunda ellerini göğüs kafesinin üzerinde kavuşturduğu 1 güneş.

İşte bu 1 kaçış planıydı.

Havalara uçtu sevinçle. Ayakkabılarını giydi çabucak. Telefonunu ve bilgisayarını 1 köşeye bıraktı.  Kapıyı, kendi de dahil olmak üzere, ardında bıraktığı herkesin fark edebileceği 1 gürültüyle kapadı.

Sokağa adımını attığında gün, tüm renkleriyle yüzünü yıkadı. Şakaklarında oturmakta olan kaz ayakları mutlulukla uzadıkça uzadı. Zihninin akşamdan hazır ettiği bavulunun tekerleklerinin arnavut kaldırımlarıyla kıkırdaşmasını duydukça O da gülmeye başladı. Evet, üst dudağının sol bitimi hala sızlamaktaydı. Varsın sızlasındı.

Başını gökyüzüne çevirdi ve uçmakta olan martılara seslendi; “Ben tek başıma 1 tatile gidiyorum, ne güzel değil mi, geç bile kaldım. Uçun bakalım, görüşürüz oralardaaaa..”

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Özge Can 10 Temmuz 2019 at 16:44

    Benim de okurken şakaklarıma doğru daha bir uzadı kaz ayaklarım 🙂
     
    Valizi toplayıp ardı sıra gidesim geldi.
     
    Harika 1 Kaçış Planı, fikrine sağlık Nurdancanım 🙂

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 1 Ağustos 2019 at 01:30

      ahahahaha can özgem benim.
      varsa aklında harika 1 kaçış planı, sakın kaçırma..
      varsın uzasın kaz ayaklarımız daha upuzuuuunn yıllarda.
      ruhuna sağlık..

  • Cevapla Nalan Erpolat 10 Temmuz 2019 at 18:28

    Harikasın Nurdancım, içimi kıpırdattın🎈🥰😇

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 1 Ağustos 2019 at 01:31

      1 yaşam koçunun içini kıpırdatmak büyük marifet olsa gerek..
      çok teşekkür ederim nalancım..

    Cevap Yaz