Yaşamak Yaratmaktır

Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 6

24 Temmuz 2019

Yazı: Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 6 | Yazan: Prof. Dr. Atilla ErdemliMutluluk, Yaşama ve Spinoza yazı dizisinin tüm bölümleri:

Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 1
Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 2
Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 3
Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 4
Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 5
Mutluluk, Yaşama ve Spinoza | 6

Spinoza’nın ruhun öncesizliği anlayışına farklı bir yönden yaklaşmak istiyorum.

Spinoza ruhun öncesizliği anlayışında daha önce de ifade ettiğim üzere ruhun ölümsüz olduğunu söz konusu etmemiştir. Bununla birlikte Spinoza’nın düşüncesinde bir ölümsüzlük anlayışı olduğunu söylemek benim açımdan mümkün gözükmektedir.

Spinoza’nın düşüncesinde doğada var olan her şey sonlu bir “modus”tur. Spinoza’nın kendisine ve kendisinden ötürü de eseri olan Etika’ya bu bağlamda bakarsak Etika’da sonlu bir modus’tur. Bu bakımdan Spinoza’nın eseri nedeniyle bir ölümsüzlüğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Spinoza’nın Etika’sı kendi yapıp yarattığı, kendi özünü gerçekleştirerek, yetkinleşerek ortaya koyduğu bir eseridir. Spinoza’nın düşüncesinde insanın kendi özünü gerçekleştirmesi, yetkinleşmesi yaratıcılığını ortaya koyması ve kendisini aşmasıdır. Bu insanlığa bir katkıda bulunmaktır.

“ … burada insan, kendi varlığından yaratıp, kendi zenginliğinden devşirip insanlara sunan, armağanlar veren bir yaşamadadır…”

Bu da özgürlüğün ta kendisidir.

Özgürlük kendini aşma olayıdır.

Burada insan belirli bir ölümsüzlüğü kazanır. Belirli diyorum çünkü dünyamız sonlu olduğundan sonsuzca bir ölümsüzlük olarak anlaşılmaması için; insanlıkla var olacak bir ölümsüzlük kazanır.

Spinoza insanlık var oldukça 500 veya 1000 yıl sonra da okunacaktır. Bu bakımdan Spinoza’nın düşüncesinde eserinin sonlu bir modus olması ve kendisi ölmüş olsa bile eserinin sonlu bir modus olarak var olması ona belirli bir ölümsüzlük kazandırmıştır. Eseri var oldukça adı ve düşünceleri var olacaktır.

Spinoza’ya bu açıdan yaklaşıldığında Platon’un ölümsüzlük anlayışı ile aralarında temelde olmasa da belli bakımlardan paralellikler bulunmaktadır. Platon ruhun bedenden ayrıldıktan sonra yaşayacağını ve ruhun ölümsüz olduğu anlayışını savunur. Bu bakımdan bakıldığında Spinoza ile aralarında hiçbir paralellik yoktur ve Spinoza böyle bir ölümsüzlük anlayışına karşıdır. Platon Symposion (Şölen) dialoğunda sevgi kavramını açıklarken ilkin her insanda bulunan bir ölümsüzlük çabası olarak tanımlar. Bu Platon’un bahsettiği ruhun ölümsüzlüğü değildir, insanların ölümsüz olmak için döl yetiştirmek ve nesil üreterek kendilerini yok olmaktan kurtarmak istemeleridir. Bu bedene yönelen sevgidir.

“Sevginin güzele yönelmesi yaratma nedeniyledir. Dolayısıyla sevgi ölümsüzlüğe ulaşma gücüdür. Ne var ki bu sevginin en alt, fakat tüm canlılara özgü aşamasıdır; çünkü her canlının ölüme bir direnişi vardır ve bunu türünü sürdürerek gerçekleştirir.”

Platon & İdealar

Bedene yönelen sevgi insanın gerçek ölümsüzlüğünü sağlayacak olan idealara yönelen sevgi için ilk basamaktır. Bu basamaktan sonra ruh güzelliği, ruh güzelliğinden sonra da asıl ulaşılması gereken mutlak güzel gelir. İnsan idealara ulaştığında ruhu ölümsüzlük olacak ve gerçek mutluluğa ulaşacaktır. İdeaları gören kimse kendi bilgisinin eksikliğini fark edecek ve bundan kurtulmayı isteyecektir. İdeaları görerek insanlar erdemli işler yapacak ve üretecektir. Bu insanlar ölümsüzlüğün yaratma ile sağlanacağını bilirler ve bu bakımdan bu dünyada sürekli anılmalarını gerektiren işler yapmaya çalışırlar.

Platon’da yukarıda değindiğim üzere insanın ölümsüzlüğü kendini geliştirmesi, yetkinleştirmesi ve yaratmasında ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan Spinoza ile aralarında paralellik bulunduğunu söyleyebiliriz.

Prof. Dr. Atilla Erdemli

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan