Naftalin

Naftalinli, Vanilinli Şarkılar

16 Temmuz 2019
Yazı: Naftalinli, Vanilinli Şarkılar | Yazan: Gökçe Çiçek Gönülaçar

Muhtemelen hafta sonu. Çünkü annem çamaşır yıkıyor. Evimizin o upuzun koridoru. Solda banyo, tam karsısında benim mağaram. Babamın deyişi ile inime girmişim gene.

Havalandırma boşluğuna bakan kapkaranlık, minnacık bir oda. Benim dünyam.

Ablamdan, babamdan kalan kitaplarla ağzı burnu yamulmuş bir kitaplık. Zor ayakta duruyor. Bir de üstüne, içeri giremesinler diye sağa sola çekiştirip kapının arkasına dayıyorum kendisini.

Kitaplığın üstünde Kıbrıs’tan gelme, simsiyah, çift kasetçalarlı bir stereo teyp.

Kasetler çok pahalı ki o zamanlar… Olmayanları arkadaşlardan bulup çekeceğimiz kasetlerin iki tarafına bant yapıştırıp turlu taklalar atıyoruz.

Aykan var o zaman benim yaz arkadaşlarımdan. Galatasaray Lisesinde okuyan, Disco’ya gitmeyen, topuklu giymeyip makyaj yapmayan, George Orwell okuyan bir kız işte. Walkman’ı var. Benim de var. Bir sürü kaseti de var. Benim de var. Ama benim Leman Sam ve ablamın Ankara’dan getirdiği Azeri Türküler kasetlerim var. Babamın kasetleri de var ama onların içinden Harbiye Marşları ya da Mehter Marşı çıkıyor. Hamzakoy’a giderken o çok havali bel çantama yedek kaset koyamayacak kadar yoksulum…

Şarkıların Da Kokular Gibi Hafızalrı Var

Aykan’ın Beatles kasetleri var. John Lennon diye bi adamın “Imagine” şarkısını on kere çaldığı bi başka kaseti daha var. Güneşlenirken dinliyor.

Aykan’ın babası da emekli asker. İstanbul’da yaşıyorlar. Haziranda Gelibolu’ya gelir gelmez bizim balkonun altından sesleniyor. Dünyalar benim oluyor. Aykan gelmiş. Aykan’ın kitapları, Aykan’ın kasetleri, Aykan’ın Gelibolu ile hiç ilgisi olmayan bakış acısı gelmiş, ben nasıl mutlu olmam?

Aykan’ın vanilya kokulu bir parfümü var, babası Fransa’dan getirmiş ve diyor ki kokuların hafızaları var. Şarkıların da var.

İşte o mutsuz sonbahar öğleden sonrası ben kendimi odama kapatmış “Guns N’ Roses” dinliyorum. Çok üzgün depresif bi genç kızım. Odadan çıkmak dahi istemiyorum. Niye ben burada yaşıyorum sorusuyla annemi babamı suçlu ilan edip lise defterlerimin arasında darağaçlarına asıyorum onları. Şiirler yazıyorum. Blue Jean dergisinden kimin posteri çıktıysa tavana duvara her yere asıyorum.

Yani yaz bitmiş, arkadaşlarım gitmiş, lanet okul başlamış adapte olamayan arıza bir Gökçe var evde…

Bütün yaz, gece 11’de kapanan Disco’da “Don’t Cry” çalarken bir kez dans edememişim kimseyle. Dertlerim dünyalardan büyük…

Tam o sıra Beatles’dan “Don’t Let Me Down” çalıyor. Çoktan ezberlemişim sözlerini. Ben de odamda onlarla beraber şarkımı söylerken mutlu mutlu, bir isyan çığlığı bir hayata kahrediş yumruğu geldi kapıya doğru. Arkasından annemin sesi.

“Gökçeeeiiiii yeteeeerr. Anırtma su eşeklerini yeteeeerr…”

On altı yaşımda ben mi Gelibolu’ya, sonra dünyaya karşı çıkıyordum yoksa annem mi dünya işlerine lanet okuyordu bilmiyorum…

Şimdi Bir Bahar Akşamında

Annemin eşek anırtıları dediği şarkıları açtım mutfakta. Yaşım Kırk bir. Rolling Stones, Pink floyd, Scorpions, Metalica, Bob Marley, Led Zeppelin, The Doors ve Guns N’ Roses, son ses…

Bağırarak söylüyorum. Burnumda vanilya kokusu. Hem vanilyalı kek hem de yemek yapıyorum.

Canım anlayışlı kocam; “Ne oldu sana?” diye soruyor. Şaşkın. Gülüyor bir taraftan.. “Yarım saat sonra salonda buluşalım” diyor. Annemin eşekleri anırıyor, ben mutfakta dans ediyorum.

Aykan’ın soy ismini unutmuşum. Axl Rose‘u hatırlıyorum ama. Lennon’u hatırlıyorum. Arıyorum Aykan’ı, hiçbir sosyal mecrada bulamıyorum. Soy ismini de hatırlasam, hayattaysa da sanıyorum kullanmaz öyle şeyler o. Disco’ya da gelmezdi zaten. Nerededir, ne yapıyordur bilinmez.

Beni ben yapan şarkıları dinlerken ben biliyorum bana kattıklarını. Ben biliyorum bana katlananları bu bana yeter zaten…

Anneanemin Şarköy’deki yüklükten misafir geldiğinde nevresimleri çıkarırken ortama yaydığı naftalin kokusu ve işlenirken söylediği balkan türküleri gibi. Kokuların da şarkıların da hafızaları var.

Gökçe Çiçek Gönülaçar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

7 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 16 Temmuz 2019 at 18:50

    Ne iyi geldi bu yazı bilemezsin Gökçecim. Benim de kendi ergen hallerim gözümün önünde canlandı.
     
    Aynı kuşak olmamız, dünlediğimiz müzikler, kitaplar… Çok çok güzeldi. Yüreğine sağlık canım 👌🏻😘

  • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 16 Temmuz 2019 at 19:53

    Beğendiginize sevindim.. Gerçekten çok sevindim hem de.. ❤❤❤🙏🙏🙏

  • Cevapla Pınar Sude Genç 18 Temmuz 2019 at 13:10

    İlk üç paragrafı okuyunca gülmeye başladım. Çünkü resmen beni anlatmışsınız. Ve ardından Don’t Let Me Down şarkısını görünce şok oldum. Yazıyı okurken de arkadan o şarkı çalıyordu ve tıpkı sizin gibi sözlerini ezbere biliyorum. Çok çok tebessüm ettim okurken. Kaleminize sağlık, çok öpüyorum sizi! ♥️

  • Cevapla Pınar Sude Genç 18 Temmuz 2019 at 13:12

    Rolling Stones, Pink Floyd… Cidden hep dinlerim. Yazmadan edemeyeceğim. 🙈

  • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 18 Temmuz 2019 at 15:55

    Bunları bir de 40 yaş civarı dinlersin.. O zaman çok daha başka… Zaten yazdıklarına inanamıyorum. Müthişsin ama eğer bu yaşında bu şarkılar kulağındaysa, bir on sene sonra nasıl inanılmaz olursun tahmin edebiliyorum. Harika yorumların için çok teşekkürler…

  • Cevapla Pınar Taş 21 Temmuz 2019 at 00:56

    İlk defa böyle bir mecraya yorum yazıyorum. Bir an elim ayağım birbirine dolaştı, sonra PİN, dedim kendi kendime, arkadaşın döktürmüş iki kelam da yazarsın her halde. 😊
     
    Yazdığın yerleri biliyor ve seni tanıyor olmam belki daha da anlamlandırıyor okuduklarımı. Ama şu bir gerçek ki GAYET İYİ 👏🏿👏🏿👏🏿
     
    Tanısam da tanımasam da fikrim hep aynı olacak İYİ, GAYET İYİ 💞

    • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 23 Temmuz 2019 at 16:23

      Aaaaa Pınar yaa. Şarkılarımın arkadaşı. Canımın içisin. Keşke bir eski günleri yad etme gecesi yapsak ta “DEĞİRMENLER” eşliğinde o güzel sesini bir duysak. Çok teşekkür ederim inanılmaz mutlu oldum. 🙂

    Cevap Yaz