Genç Kalemler

Okumak

21 Temmuz 2019
okumak

Okumak ilkokulda hayatıma giren, o zamanlar bu kadar haşır neşir olacağımı bilmediğim bir eylemdi benim için. Birinci sınıftaki basit cümlelerin hemen ardından, elimden düşmeyen basit hikaye kitapları dördüncü sınıfa geldiğimde kalın romanlara dönüşmüştü artık. Teyzemin o zamanki iş yerinin hemen altında bulunan sahaf sayesinde okuduğum kitap biter bitmez bir koşu aşağıya inip yeni bir tane seçiyordum.

İlk romanımı yine o sahaftan almıştım.

Girişte solda çocuk kitapları için tavandan yere kadar uzanan kocaman bir raf bulunuyordu. Girer girmez kapıyı kapatır hemen kitapları kurcalamaya başlardım. En son iki kitap arasında kalır, oradaki abiye sorardım:

“Bu mu, yoksa bu mu?”

Gülümserdi, seçerdi bir tanesini ve poşetin içine de bolca ayraç koyup yollardı beni. Bazen de “İkisini de almaya ne dersin? Ben ikisini de çok beğendim,” derdi. Cidden çok okurdu o abi. Kim bilir kaç yaşındaydı ama elinde çocuk kitapları da görürdüm kapkalın kitaplar da. Nasıl da hoşuma giderdi bu durum.

Yıllar geçti bu durum devam etti. Oradaki abi de büyümeme şahitlik etmişti. Tatillerde gelen, gülümseyerek “merhaba” diyen, bazen iki saat boyunca kitaplar arasında gezinen, kumral, zayıf, çıtı pıtı bir kız. Zaman geçtikçe benim de eskisi kadar boş vaktim kalmamaya başlamıştı artık. Teyzemgil oradaki evden taşınmıştı; eh ben de eskisi kadar gidemiyordum artık sahafa. Geçen yıl ablamla beraber yeniden o sahafın yolunu tuttuk. İki yıldır ilk defa gidecektim. Bir yandan da kızıyordum kendime koskoca iki yıl gitmemişim diye.

Heyecanla, yıllar boyunca defalarca açtığım kapıyı açtım.

Alışkanlık bu ya, hemen sola döndüm. Tavandan yere kadar uzanan o büyük raf ve eski kitaplar yoktu. Yerine kırmızı bir raf gelmişti, üzerinde de hoş kupalar. Estetik bir görüntü olmuş olsa da pek hoşuma gitmedi. Şöyle bir ilerledim, her köşesini karış karış bildiğim sahafın içinde. Kitaplar bile değişmişti. Eskiden çok okunan, çok okunması gereken, eski kitaplar olurdu bol bol. Tam bir sahaf havası olurdu. Şimdi ise piyasada en çok satan kitaplar almıştı rafları. Eski kitaplar yerine, ciltleri parlayan yepyeni kitaplar. Bilmiyorum; alışkın olmadığımdan mıdır yoksa o nostaljik hava yok olduğu için midir, hoşlanmamıştım sahafın yeni halinden.

İnternetten almayı düşündüğüm birkaç kitabı aldım ve kasaya gittim. O abi de yoktu. O zaman anladım sahafın neden bu kadar çok değiştiğini. Öğretmenmiş, atanmış. Buruk bir tebessüm yerleşti yüzüme ve o gece boyunca silinmedi. Hüzünlendim. Sonraları sahafa yeniden gittiğimde o abiyi yeniden gördüm. O beni tanıdı mı bilmiyorum ama gözlerinin içi gülüyor derler ya, öyle bir bakış selamladı beni. Çekindim konuşamadım ama o da beni tanımıştır bence.

İşte bu şekilde tutkuya dönüştü benim için okumak.

Annem, ablam, teyzem… Bir sürü kişi benimle okuma faaliyetleri yapmış, okumayı bana sevdirmiş falan. Teşekkür ederim onlara ama benim hafızamda kalan en baskın şey o sahaf. Eminim ki çevremde okuyan bireyler olması çocukken beni etkilemiştir. Ancak bana asıl kılavuzluk eden şey Eylül Sahaf’tı.

Şimdileri eskisi kadar okuyor muyum diye soran meraklı gözler var etrafımda. Eskiden Instagram üzerinden okuduklarımı paylaştığım bir hesabım vardı. Hoş, hâlâ var ama uzun süredir paylaşım yapmıyorum. Bunun benim için hobi olmaktan çıkıp üzerime bir yük bindirdiğini görünce ara verdim. Bazen bir haftada dört, beş kitap okuyorum ama sanırım şu sıralar okuduklarım ile ilgili düşüncelerim kendime kalsın istiyorum.

Okul zamanları, özellikle sınav zamanı, eskisi kadar okuyamasam da bir günde on sayfa bile olsa okuyorum çünkü okumak zaruri bir ihtiyaç haline geldi benim için. İlaç gibi geliyor; dinlendiriyor, uzaklaştırıyor. Bazen odama geçiyorum, elimde kahvem saatlerce kitap okuyorum. Kitabın son sayfasını da çevirdikten sonra şöyle bir etrafa bakıyorum, gerçek dünyaya dönüyorum, dönmek zorunda kalıyorum. Saatlerce aynı pozisyonda durmaktan ağrımış belimi dikleştiriyorum. Ağrıyan gözlerimi ovalıyorum.

Kitaplarla ilgili sohbet ettiğimiz WhatsApp gruplarımız var. Sosyal medyadan, okuma alışkanlığı kazanmak için benden yardım alan arkadaşlarım var. Okuma alışkanlığını senin sayende kazandım diyenler var. Nasıl mutlu oluyorum böyle şeyler duyunca.

Bu yazıyı okuyan herkese sesleniyorum şimdi, herkese!

Okuma alışkanlığı kazanmak istiyorsanız tek yapmanız gereken iyi bir kitapla karşılaşmak.

Yine de yardım edebileceğim bir şey varsa benimle iletişim kurabilirsiniz. Zevkle yardımcı olmaya çalışırım. Elimden bir şeyler gelirse ki getirtmeye çalışırım, ne mutlu bana… Bir öğretmen değilim, bir danışman değilim. Kendi halinde kitaplar okuyan bir kızım. Çok beklentiye girmeyin ama kitaplar ile ilgili şeker tadında bir sohbet de edebiliriz. 🙂

En içten sevgilerimle,

Pınar Sude Genç

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 21 Temmuz 2019 at 12:03

    Canım benim, her yazında gelişen üslubunu gördükçe inanılmaz mutlu oluyorum. Çok güzeldi anlatımın, tebrik ederim güzellik 👏🏻👏🏻

    • Cevapla Pınar Sude Genç 21 Temmuz 2019 at 12:26

      Çok teşekkür ederim Didem Ablacım. Sayenizde… 😘

  • Cevapla Gülsüm Urlu 21 Temmuz 2019 at 12:35

    Nasıl gurur duydum seninle Pınar, duygularını ne de güzel ifade etmişsin. Yolun açık ve aydınlık olsun.

    • Cevapla Pınar Sude Genç 21 Temmuz 2019 at 13:08

      Çok teşekkür ederim canım hocam. Nasıl mutlu ettiniz beni… Sizi çok seviyorum!

  • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 28 Temmuz 2019 at 15:50

    Sudeciğim tam da aynı şeyleri düşünürken bir baktım senin yazın da “okumak”la ilgili. O kadar haklısın ki… Okunacak yüzlerce kitap var fakat biz zamanımızı verimli kullanamıyoruz (kendi adıma söylüyorum). Bu kadar erken kitap okuma alışkanlığını kazandığın için çok şanslısın. Ve böyle güzel yazmak ancak çok okumakla mümkün 🙂

    • Cevapla Pınar Sude Genç 31 Temmuz 2019 at 14:00

      Çok haklısın Çiğdem Ablacım. Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim ♥️♥️♥️♥️

    Cevap Yaz