İçimdeki Sesler Yurt Dışı Gezi

Yunanistan Tatili | Dedeağaç (Alexandroupoli), Kavala ve Selanik

30 Temmuz 2019

Yazı: Yunanistan Tatili | Dedeağaç (Alexandroupoli), Kavala ve Selanik | Yazan: Demet Uncu

1 haftalığına köşem yaz tatiline girmişti. Sizler için gezdim, gördüm ve anlatmaya başlıyorum. Yunanistan’ın Alexandroupoli, Kavala ve Selanik şehirlerinde konaklayarak tatilimizin keyfini çıkardık diyebilirim.

İlk defa araçla yurtdışına çıktım, ayıptır söylemesi; kahvaltı için ellerimle hazırladığım nefis börek ve termostaki taze kahveyle seyahatimiz başladı. İstanbul’dan yola çıktığımızda hava yağmurlu ve bir o kadar da kötüydü. Tabi ben 1 gün önce bir arkadaşımın Instagram hesabından Thassos’dan yayınladığı hikayesini görüp, hava durumunun detayını almıştım. Neyse ki, ertesi gün Yunanistan’da havanın düzeleceğini öğrendim.

Sınır kapısına yaklaştıkça ayçiçekleriyle dolu tarlalar bizi Yunanistan’a yolcu etti. Bu arada, selfie çılgınlığına kapılan ve ayçiçeklerin kenarlarına doluşan insanların da el sallayarak bizleri selamlamasını da unutmamak gerek. Bu tatilde telefonumu yanıma almadım, inanın eksikliğini de hiç hissetmedim. Yani sosyal medya bağımlılığımın da olmadığını kendime ispatlamış oldum.

Sınır kapısında çok fazla sıra yoktu ancak İstanbul’a giriş tarafında uzun kuyruklar vardı. Biz de dönüşümüzde bu durumu dikkate almaya daha Yunanistan’a girerken karar verdik. Tabii ki; Duty Free’lere hevesle girdik, uygun fiyatta olan bazı büyük ve küçükleri bagaja koyduk ve yola devam ettik. 😁

Yollar geniş ve çok sakindi, daha önceden yolculuğumuz için hazırladığımız şarkılar eşliğinde, yaklaşık 4 saatlik keyifli seyahatimizin sonuna doğru; aracımın ekranında beliren “Ani basınç düşüsü” uyarısı ile kendimizi Alexandroupoli’deki BP benzincide buluverdik.

Tahmin edin, ne oldu? Arka sol lastiğim patladı. Neydi benim bu lastiklerle imtihanım? Bakınız 👉🏻 Siyah ve Beyazın Savaşı

Neyse karı-koca işletilen benzin istasyonundaki beyefendi bizim lastikteki çiviyi çıkarıp, güzelce yama yapıp, suyla testini de tamamladıktan sonra, ücret de almayıp, bizlere iyi tatiller diledi.

Yazı: Yunanistan Tatili | Dedeağaç (Alexandroupoli), Kavala ve Selanik | Yazan: Demet UncuAlexandroupoli (Dedeağaç) ve Leziz Yemekleri

Yandex eşliğinde otelimize giriş yaptıktan sonra saat 15.00’den önce odalara alınamayacağımızı öğrendik. Türkiye’de bir turistte bu söylense; yer yerinden oynardı bence. Neyse, sinirimizi bozmadan, şehri gezmek için arabamıza bindik ve yaklaşık 15 dakika sonra, otoparka aracımızı bırakıp başladık yürümeye.

Önce karnımızı doyurma derdinde olduğumuzdan sahile inip, yan yana sıralanan restaurantların birinde deniz mahsülü makarnası yiyen Türkleri görüp, yanlarındaki masaya oturduk. Deniz mezelerini az tutup, afiyetle leziz makarnamızı bitirdik. Mezeleri az tutmamızın sebebi ise, akşam yemeğini düşünmemizdendi. 😉

Bu arada tatilimizde, bize İstanbul’dan rehberlik eden bir arkadaşımız, sevgili Ilgın da vardı. Sağolsun, daha önce sıklıkla Yunanistan’da bulunduğu için gidilebilecek, gezilebilecek yerleri bize önceden WhatsApp’dan bildiriyor, hepsi de nokta atışı oluyordu 🙏🏻

Neyse, yemekten sonra kısa bir şehir turu yaptık. Alexandroupoli’nin daha çok kafelerin ve balık restaurantlarının bulunduğu bir sahili var. İstanbul’dan çok daha uygun fiyata, porsiyonların büyük olduğu, çok leziz balık ve mezeleriyle ünlü bir şehir burası. Hatta çoğu Türk buraya 1 geceliğine yemek yemeğe gelip, ertesi gün dönüyormuş. Bizler yemek için dünyanın bir ucuna gidebilen bir milletiz, biliyorsunuz. 🙃

Sahilde, betonun üzerine yerleştirilmiş ünlü deniz fenerinin önünde fotoğraf çektirdikten sonra otelimize döndük. Konaklayacağımız yer, bir plaj oteli olmasına rağmen sahildeki bir çalışma sebebi ile şezlonglarının olmadığını resepsiyondaki Fatma Hanım’dan öğrendik. Bu arada Türk çalışan sayısı da az değildi Yunanistan’da. Neyse, tatil sezonundaydık, bu ne çalışmasıydı anlayamadım ama yan tarafında bulunan plaja uğramaya karar verdik. Otelin bahçesindeki ağaçların arasına kurulan salıncaklara da binmeyi ihmal etmedik bu arada.

Plaja doğru gidiyoruz diye neredeyse bir odaya da dalıveriyorduk. Hemen yan taraftaki şezlongtan gelen “Ooo bizlere misafir geldi sanırım,” diyen bir Türk’ün sesiyle uyandık 🙈 Gülümseyerek, onların tarifiyle plajın yolunu tuttuk.

Saatin de biraz geç olması sebebi ile plaj boştu ve deniz de biraz sevimsizdi. Ama ben yine de oraya kadar gelmiştim, bir kere denize dalıp çıkmadan edemezdim. Ardından havuz başında keyfe oturdum.

Akşam ise; şehir merkezinde denize nazır kurulan masaların birinde keyifli akşam yemeğimizin tadını, Blue Barbayanni Ouzo eşliğinde çıkardık.

Deniz o kadar sakin, bir o kadar da huzur vericiydi ki kalbinde sevdiğinle birlikte bir o kadar da romantik …

Bikini Beach

Alexandroupoli’deki 2. günümüz oteldeki kahvaltımızın ardından Türk misafirlerden öğrendiğimiz “Bikini Beach”e varışımızla devam etti. Bu plaj nispeten bir öncekine göre daha güzeldi, şezlonglarımıza güzelce yayıldıktan sonra “Vazgeçebilmek” isimli kitabımı okumaya başladım.

Plajda giriş ücreti yoktu. Öğlene doğru karnımız acıktığında; menüdeki tek yemek olan leziz “kulüp sandviç”lerimizi patates kızartmaları eşliğinde yedik. Ben bir deniz insanı olarak; sıklıkla denize girmeye çalıştım; yorgunluğumu sahilde gün batımı eşliğinde eşsiz bir manzara karşısında yine ve yeniden muhteşem balık mezelerini tatmaya başladığımda üzerimden atmaya başlıyordum…

Artık rotamız Kavala idi. Yine aracımıza bindik, koyu bir sohbet eşliğinde yollara düştük. Şunu söylemeliyim ki; Yunanistan’da trafiğin olmadığı, geniş yollarda araba kullanmak çok keyifliydi ancak her yolun başında ve sonunda 2.40’ar euro vermek o kadar da keyifli değildi 🤨

Yazı: Yunanistan Tatili | Dedeağaç (Alexandroupoli), Kavala ve Selanik | Yazan: Demet UncuKavala

Yaklaşık 2 saat sonra Kavala’ya giriş yaptık ve otelimizi aramaya başladık. Şehrin göbeğinde butik ve şirin bir oteldi bizimkisi, ama nedendir bilinmez yerini zor bulduk. Otelin anlaşmalı olduğu otopark dolu olduğu ve anahtar bırakmamız gerektiği için, geceliği 12 euro olan katlı ücretli bir otoparka aracı bırakıp, otele doğru yürüdük.

Klima ile soğutulmuş, yerleri siyah beyaz taş karolarla döşenmiş, duvarlarında renkli güzel tablolar olan, vanilya tütsüleri ile mis gibi kokan, şirin mi şirin otelimize giriş yaptık. Bizi sarışın bir bayan karşıladı ve Kavala’da yapılacaklar ile ilgili çok güzel bilgiler verdi. Hatta en yakın arkadaşının Ceyda isimli bir Türk olduğunu, bundan yaklaşık 3 sene evvel İstanbul’dan kalkıp, Kavala’ya yerleştiğini söyleyerek, bize olan sempatisinin kaynağını da açıkladı. Her yerde Türk, Türk’ü bulur muydu ? Evet bulurdu 😁

Eşyalarımızı odaya çıkardıktan hemen sonra; şehir otellerinin en büyük avantajını kullanarak merkeze 5 dakikada inip, gezmeye başlamıştık bile.

Burası Alexandroupali’ye göre biraz daha büyük ve gelişmiş bir şehirdi. Bir İstanbullu olarak; her gördüğümüz mağazaya girip, çıktıktan sonra çanta zaafıma yenik düşüp, birkaç çanta satın aldığımı itiraf etmem gerek. 🤦🏻‍♀️

Yorgunluğumuzu atmak üzere ufak, sevimli bir kahvehanede soluklandık ve nescafe bardağında kallavili bir şekilde sunulan nefis Türk kahvemizi içtik. Hemen ardından en yakın plajın yerini öğrenip, kendimizi denize attık.

Plajın bulunduğu yer büyük bir kompleksin içindeydi; restaurantların, dinlenme alanlarının, duş ve soyunma kabinlerinin bulunduğu güzel bir yerdi. Akşama kadar vaktimizi orada geçirerek, bol bol yüzüp, sohbet ederek keyifli bir gün geçirdik.

Otele döndüğümüzde Ceyda ile tanışma fırsatını yakaladık. Yıllarca kurumsal firmalara eğitim vererek, hayatını kazanmış ve bir gün Fenerbahçe’deki evinde otururken, sanırım bir şeyler canına tak etmiş ve Yunanistan’a temelli göçmüş. Ceyda’nın hayatından oldukça memnun olduğunu ve sakin yaşamının tadını çıkarttığını gözlerinden anladım.

Akşam yemeği için mekan önerisi alarak yine ve yeniden balık mezesi soframıza oturduk. İtiraf etmeliyim ki; Alexandroupali’de yediğimiz yemek çok daha hafif ve lezzetli idi. Zaten ertesi gün, bu yemeklere doyduğumuzu fark ederek et yemeklerine yöneldik.

Kavala’daki evler, güzel bir limanın arkasında, yüksekçe bir tepenin çevresine konumlandırılmış. Düşünsenize; bu evlerin hemen hemen hepsinde deniz manzarası var. Gün batımını, bu evlerden birinde seyredebilmeyi hayal bile edemiyorum.

Kavala’nın çarşısında çokça balıkçı var, her gün bütün tezgahlar bol bol taze ahtapot, kalamar, midye ve çeşitli balıklarla doluyor. Pastanelerden bir şeyler satın aldığınızda size her seferinde “kavala kurabiyesi” hediye ediliyor bu arada.

Yazı: Yunanistan Tatili | Dedeağaç (Alexandroupoli), Kavala ve Selanik | Yazan: Demet UncuBreetz Beach | Turkuaz Deniz

Buradaki 2. muhteşem günümüze gelince; mekanın adı “Breetz Beach”. Bu yeri nasıl mı bulduk? Tabii ki Ceyda sağolsun 🙃

Yan yana birçok güzel plajın sıralandığı büyükçe bir koy düşünün. Breetz, Koko Beach ile yan yana bulunuyor. Arabanızı plajın girişine rahatlıkla ücretsiz park ettikten sonra, plaja kumun üzerine çakılmış ahşap zemin üzerinden yürüyerek giriş yapıp, şezlonglara doğru yöneliyorsunuz.

Tabi bunların arasında VIP denilen özel şezlonglar da mevcut. Diğerlerinden ne farkı var diye sorarsanız? Fiyatının dışında; şezlonglara uzandığınızda gökyüzünü değil de beyaz renkli, parça parça sanki perde gibi şeylerin altında güneşleniyorsunuz.

Alanın çevresinde ise gelişigüzel serpiştirilmiş oturma minderleri var bir de. Bunların dışında diğerlerinden pek bir farkı yok bence. Neyse şezlonglara doğru yönelirken bizi genç bir Yunanlı karşıladı. Bu genç, petrol mühendisliği bölümünde okuyormuş ve yaz aylarında burada çalışıyormuş. Mezun olduktan sonra Kıbrıs’a ya da Amerika’ya gitmek istediğini uzun uzun anlatarak, bize oturacağımız yere kadar eşlik etti.

Bu süre boyunca, karşımda çarşaf gibi duran, turkuaz renkli muhteşem denize hayran hayran bakarak yürümeye devam ettim. Evet, deniz gerçekten muhteşemdi. Hiç vakit kaybetmeden, hemen suya atladım ve kendimi mavinin en güzel tonuna teslim ettim.

Denize girmeyi çok sevmeyen, en son seneler önce denize girmiş olanların bile kendini tutamayıp, bu denize karşı koyamadıklarına da şahit oldum burada. 😁

Plaj çok kalabalık sayılmazdı, yalnız 18 yaşında gibi duran DJ’miz oldukça başarılı idi. Daha çok elektro müzik yapan DJ’miz eşliğinde; öğlen yemeği için sipariş ettiğimiz Kids Murger menünün 2 kişilik olduğunu görünce çok şaşırdık. Gerçekten bir çocuk, bu kadar büyük bir hamburgeri nasıl bitirebiliyordu, anlayamadık. Burada tüm porsiyonlar gerçekten bol boldu, tatil dönüşünde 1.5 kilo alışımdan da belli oluyordu bu durum. 🤦🏻‍♀️

Bütün gün deniz, kum, güneş ve yemeklerin tadını çıkararak son gecemizde “Cosmopolis” isimli festivalin ilk günü olan ve şehir merkezindeki tarihi kalenin yanına konumlandırılan eğlenceye de dahil olduk. Festival kapsamında, farklı farklı ülkelerin standlarının bulunduğu masalarda, yerel kıyafetleri ile sizleri karşılayanlarla birlikte fotoğraf çektirebiliyor, çeşitli hediyelik eşyalar alabiliyordunuz. Standlarda benim favorim ise Panama kızları oldu.

Selanik

Ertesi sabah 1 gece kalacağımız Selanik’e doğru yola çıktık. Yine yaklaşık 2 saat sonra şehir merkezine ulaştık. Hemen otelimize eşyalarımızı bırakıp yeniden yollara düştük. Ne de olsa şehri keşfetmek için sadece 1 günümüz vardı.

Atamızın doğup büyüdüğü bu özel şehirde; evine, ziyaret saatlerini ayarlayamadığımız için, maalesef gidemedik.

Selanik büyük bir şehir, uzun ve geniş caddeleri, bu caddeler üzerinde hemen hemen hepsini tanıyabileceğiniz çeşitli markalarda çokça mağaza bulunuyor. Bana İstanbul’u anımsattı, hatta bazı sokakları buram buram Nişantaşı kokuyordu diyebilirim.

Çok şık bir kafede mola verdikten sonra, öğlen yemeği için inanmayacaksınız ama çok ama çok güzel bir salata yedim 🙃 Akşama kadar, tek tek girdiğimiz mağazaların sayısını yazamayacağım ama sizler tahmin ederseniz diye düşünüyorum; tüm gün dolaştık durduk.

Otele dönüp, birazcık dinlenmek istediğimi söyledikten sonrasını hatırlamıyorum. Güzel bir uyku çektikten sonra, İstanbul’daki rehberimiz Ilgın “Kalk artık uyan” diyerek, bizi Rouga Restaurant’ta yönlendirdi.

Telli Turna

Yunanistan’daki son akşamımız olduğu için; süslenip, püslenip yürüyerek restauranttın bulunduğu, renkli ampüllerle süslenen çok şeker bir sokağa geldik. Rouga, sokağın hemen girişinde bulunuyordu, oranın sahibi olan hanım bizi kapıda karşıladı. Türk olduğumuzu, bir arkadaşımızın yemeklerinin lezzetini överek, tavsiye ile geldiğimizi söyledikten sonra bizlere gülümseyerek, masamıza kadar eşlik etti. O akşam leziz mi leziz, çömlek içerisinde, arpa şehriye ile birlikte pişirilmiş bir et yemeği ile kendimi ödüllendirirken arka fonda fasıl grubunun “Telli Turnayı” seslendirerek, bizleri mest ettiğini de sizlere söylemeden geçemeyeceğim. Daha ne şarkılar söylediler bilseniz… “Üsküdar’a gider iken”den tutun da Tatlıses’in “Mavi Mavi”sine kadar.

Son gecemiz gerçekten çok keyifli geçti. Hatta sahibi olan hanım ve eşi yan masamızda otururken, birlikte fotoğraf çektirdik. Sonra öğrendik ki oğulları İstanbul’a aşık olduğu kız arkadaşının peşinden gitmiş. Biz bunu duyar duymaz hemen İstanbul’a görüntülü bağlandık ve onlarla da biraz sohbet ettik.

Mekan çok sıcak, sahipleri ise cana yakın insanlardı. Onlarla vedalaşıp, otelimize dönerken, Selanik’in gece hayatının da oldukça renkli ve hareketli olduğunu gördük. Tabii o kadar yorulmuştuk ki bu eğlencelere katılamadık.

Dönüş

Bir tatilin daha sonuna doğru gelmiştik. Sabah kahvaltısından sonra valizlerimizi arabaya yerleştirirken biraz kendimizi buruk hissettik açıkçası. Ama memleket özlemi de vardı içimizde. Bir de aklımızda sınırdaki muhtemel kuyruk 🙄

❗️Yollarda, dinlenme tesisi veya benzincinin bulunmadığını söylemem gerek. Benzin almak için exitlerden çıkıp, şehre inmeniz gerekiyor maalesef.

Sınır kapısına geldiğimizde, hiç araç olmadığını görünce şok olduk ve bu şoku Duty Free’ye girerek, üzerimizden atmaya çalıştık 😝

Sonuç olarak çook güzel ve keyifli bir tatildi. İnsanın sevdiklerini yanında hissederek, yaşadığı her an kıymetli ve çok özel aslında…

Son olarak sitemizin gezi yazarı sevgili Hande Sönmezerler Sinan‘ın bu şehirlere ait yazılarının linkini, onlara da göz atmak isteyebileceğinizi düşünerek alta ekliyorum.

👉🏻 Kalbimin Sızısı, Tatlı Selanik – 1
👉🏻 Kalbimin Sızısı, Tatlı Selanik – 2
👉🏻 Kavala, Yunanistan

Alexandrrapouli’yi leziz yemekleri, Kavala’yı muhteşem denizi, Selanik’i ise dolu dolu alışveriş yapmanız için öneriyor ve sizleri geziden geriye hatıra kalan fotoğraflarımla baş başa bırakıyorum.

Sevgiyle kalın,
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Temmuz 2019 at 12:27

    Yaa fotoğraflar da yazdıkların da harika, hayran olarak okudum. Lütfen en yakın zamanda tam kadro hep beraber gidelim.
     
    Öpüyor ve özlemle Bodrum’a bekliyorum canım 😘

    • Cevapla Demet Uncu 30 Temmuz 2019 at 12:54

      Didemciğim, çok sevindim beğendiğine. Dediğin gibi tam kadro gitmeliyiz, inşallah kısmet olursa. Bodrum mu? Tamamdır, o iş bende canım 😘😘❤

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 30 Temmuz 2019 at 12:38

    Selam Demet Hanım;
     
    Kısa bir aranız bile biz hayranlarınıza çok uzun geldi. umarım böyle aralar vermeden yazmaya devam edersiniz. Merak ettik nerelerdesiniz diye ama keyifli bir tatil molası vermişsiniz gördüğüme göre. Belli ki tatil güzel geçmiş, ben de yakın zaman da aynı rotayı yaptım, gerçekten çok güzel ve keyifli yerler. Sevgili editörümüzün de dediği gibi en yakın zaman da hep birlikte yapma imkanı olur inşallah. Hem grup olarak birbirimizi yakından tanıma imkanı buluruz 😂😂😂😂
     
    Çok keyifli bir yazı olmuş, çok beğendim. Bu arada resimlerdeki ince detay gözümden kaçmadı 👍👍👍

    • Cevapla Demet Uncu 30 Temmuz 2019 at 13:00

      Cem Bey merhabalar, yazılarımı beğenmenize ve sıkı takip edildiğime çok sevindim. Dediğiniz gibi kısa bir tatil molası verdim köşemde 😃 Bu şehirleri siz de ziyaret ettiğinize göre, sizin de gözlemlerinizi okumak isterim köşenizde. Sevgili editörümüzün dediği gibi; grup olarak hep birlikte oralara gidebilmek çok keyifli olur gerçekten. Detaylar konusuna gelince Cem Bey, detaylar benim işim biliyorsunuz… 😉😍

  • Cevapla Müzeyyen Meral 30 Temmuz 2019 at 14:59

    Canımım benim oldukça akıcı anlattığın yazını bir nefeste okurken kendimi yanında gezerken buldum 👏💞🥰
     
    Yazmak size çok yakışıyor 😘😘

    • Cevapla Demet Uncu 30 Temmuz 2019 at 15:05

      Müzeyyenciğim, beğenmene çok sevindim. Birlikte de gezeriz umarım. Güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim ayrıca. 😘💖💖

  • Cevapla İrem Savaş 31 Temmuz 2019 at 10:11

    Demet Hanım kaleminize sağlık. Ne kadar güzel anlatmışsınız Yunanistan’ı. Meğersem benim de orada uğramadığım birçok güzellik daha varmış. Sıradaki notayı belirledik..
     
    Hayat renkli, günler şeker 🍭

    • Cevapla Demet Uncu 31 Temmuz 2019 at 14:15

      İremciğim, beğenmene çok sevindim. Sıradaki rotayı belirlemenize ayrıca sevindim tabii. 💖😘

  • Cevapla Hande S. Sinan 1 Ağustos 2019 at 11:14

    Merhaba, yazınızı büyük keyifle okudum. Yazın ailecek gitmek bana kısmet olmadı, belki günün birinde tekrar ve bu sefer yaza denk getirip gidebiliriz. Eğer gidersek sizin önerilerinizi de dikkate alacağım.

    • Cevapla Demet Uncu 1 Ağustos 2019 at 14:08

      Çok teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. Tatilinizi orada çok mutlu geçireceğinizi düşünüyorum.
       
      Sevgiler

    Cevap Yaz