İnce Mevzu

Çocuk Olmak

1 Ağustos 2019

Yazı: Çocuk Olmak | Yazan: Seda Çağlayan

Belli bir zaman sonra anne-baba ile ilişkiler enteresan bir hal alıyor. Zaman içinde evrilerek kendi hayatını yaşamaya başlayan biz muhteşem yetişkinler bize göre hayatımızı kısıtlayan ve her işimize bir şekilde müdahale eden ebeveynlerimizle ilişkilerimizi keman yayı gibi gerip sonra da içinden çıkamaz hale geliyoruz.

Bela Paratoneri Çocuklar

Yıllar önce kendisini askere uğurlamak için evlerine gittiğimiz, gerçekten erkek kardeşim kadar sevdiğim arkadaşım Serhan’ın babası (Serhan babasının huylarıyla benim babamın huylarının çok benzediğini söylerdi hep) o dönem benim kendi babamla yaşadığım sorunlarla ilgili olarak bakış açımı değiştirmem gerektiğini kendi çocuklarıyla yaşadığı sorunlar üzerinden anlatmaya çalışmıştı bana.

Savaş amca konuşurken anne-baba olmanın aslında çocuk olmaktan çok daha zor olduğuna karar vermiş ve her türlü belayı başlarına sarabilme potansiyeli olan çocuk milletine hâlâ karşılıksızca verdikleri sevgileri karşısında ebeveynlere bir kere daha minnet duymuştum.

Küskün Durma Baba!

Bir kız çocuğu olarak elbette benim de hayatımdaki en önemli, en çok sevdiğim ve kaybetmekten en çok korktuğum erkek babam.

Yaşlarımız ilerledikçe benim iş ve özel hayatıma daha çok dalmış olmam, onunla paylaştığım zamanların azalması, birbirimizin sorunları, sevinçleri hakkında artık daha az fikir sahibi olmamız, onun giderek daha da duygusallaşması bizim bir dönem birbirimizden uzaklaşmamıza sebep oldu. İşin kötüsü bunlar o kadar doğal bir süreçte gelişti ki ben fark ettiğimde iş işten geçmiş, babamın kalbi çoktan kırılmıştı. Onun bana verdikleriyle kendimi bulmuş olan ben, belki isteyerek değil ama sonuçta onu kırmıştım. Tüm hücrelerimle ve sonsuz bir aşkla sevdiğim babam bana bir dönem kırgın ve yabancı gözlerle baktı. Beni öldürse daha az acı çekerdim. O dönem yaşadığım üzüntüyü anlatmama yetecek kelimeler belki de henüz yazılmadı.

Zaman geçtikçe, aklım başıma geldikçe fark ettim ki babama karşı sergilediğin tüm huysuzluklarım, dik başlılığım, asabiyetim aslında beni asla bırakıp gitmeyeceğini bilmemden. Bana verdiği sonsuz sevginin mükafatını ona bu şekilde veriyordum. Ne ahmaklık!

Bu arada biz babamla böyle bir dönemi yaşarken en büyük sıkıntıyı belki de annem yaşadı. Hep öyle olmaz mı zaten? Çocuk ve baba arasındaki tampon gibidir annelerimiz. Alınacak izinler, edilecek isyanlar, verilecek önemli kararlar önce onlara çarpar, onların göğüslerinde yumuşattıkları sorunlar devamında babalarımızın kucağına düşer. İşleri orada biter mi? Tabi ki hayır. Bu sefer de baba tarafından esen sert ve soğuk rüzgarlardan evladını sakınmaya uğraşır. İki türlü de onlar zararda. Her türlü sinir harbi. Hakları ödenemez.

Uyanın Ey Çocuk Milleti!

Bunları yazıyorum çünkü benzeri olayları yaşayanlarınız olabilir. Ve yaşananların hararetiyle aslında farkında olmasanız da sizin de uyandırılmaya ve silkinmeye ihtiyacınız olabilir. Biz çocuk milleti, kabul etmeliyiz ki sonsuza kadar haklı olmamız mümkün değil! Zaman zaman hepimizin aklından geçiyordur ebeveynlerin zamanın gerisinde kaldığı bazı konularda. Kuşak çatışması diye bir bomba var ortada hiçbirimizin yadsıyamayacağı sonuçta ama şunu atlıyoruz biz çocuk milleti olarak, yaşımız ne kadar ilerlese ilerlesin hiçbir zaman onlar kadar tecrübeli olamayacağız. Bunu kabul edip ortadaki mevzu her ne ise onu gurur ve kişilik meselesi haline getirmeden bize anlatmaya çalıştıklarına kulak asmamız gerekiyor. Edilen kavgaların, küs geçirilen zamanların telafisi yok. Elbette bizim de davamızda haklı olduğumuz zamanlar olacaktır ve buna ısrarla karşı koyan ebevenyler karşısında çaresiz kaldığımız zamanlar. Ama her zaman bir çıkış yolu bulunur, yeter ki insanın uzlaşmaya gönlü olsun. Tatlı tatlı, güzel güzel, bıkmadan, en uygun biçimde konuşmak, anlatmak bizim görevimiz. 

Zaman çok hızlı geçiyor, yaşlarımız çok hızlı ilerliyor, Allah hiçbirini başımızdan eksik etmesin, kimseyi de pişmanlıklarıyla baş başa bırakmasın.

Bu yazdıklarımı önce kendime sonra da sizlere yazdığım bir hatırlatma yazısı olarak kabul edin. Okuduktan sonra bir kenarda tutar mısınız yoksa buruşturup atar mısınız o sizin bileceğiniz iş elbette. Benden söylemesi.

Sevgilerimle

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan