Üçüncü Göz

Ege’de Bir Ben

26 Ağustos 2019

Yazı: Ege’de Bir Ben | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Kendime Mola: Ege

Bizi korkutan şeyler, tamamen bize ait duygular mı dersiniz? Yoksa kıyımıza kıyımıza mı vuruyor duygular?

Kendimi bildim bileli korktuğum yengeçler bu sefer tam da karşımda nasılda güzel bakıyorlar gözlerime. Yan yan gidişlerini hayattaki duruşumuza benzetiyorum. Arkasında beliren tekneler ve kemik şeklinde yükselen kayalar var görüntüde. Ah! Burası akşam ışıklandırıldığında nasıl bir manzaraya bürünecek kim bilir.

Denizleri kıyıdan gezmek bir yana şimdide koylarını yüzerek gezmek çıktı başıma. Kulaçlarımla dönüyor, suyu harmanlıyorum. Her bir ayrıntıyı göz kadrajıma hapsedip sonra yazıya dökmek ise yaptığım.

Mordoğan | Ayıbalığı Koyu

Yine bir Ege macerası, mecrası ve mağarası bulmak. Mağaralara doğru ilerlerken kayalara çarpan suları ayı sanacak kadar çocuksu, yükselen kayalardan atlayacak kadar cüretkar bir deneyim. Cesaret veriyor yani. Ege’nin böyle bir havası var; “Hadi yaparsın, aslansın, kaplansın!” dercesine güçlü ve güç veren, koruyup kollayan efelerin efesi.

Bu noktada arkadan bir rüzgar esiyor ve kendimi kayalıkların üzerinden denize bırakırken buluyorum. Mavinin yeşille seviştiği suda kendimi pek bir berrak buluyorum.

Ak pak, kendin olmak!

Doğa bize nasıl güzel öğretiler sunuyor, görmeyi bilirsek. Denizlerin içinde olmak, su altının hatta altının üstünden değerli olduğunu anlamak gibi bir şey!

Su altı ile ilgili size destansı sofralar kurabilirim. Mesela mercanlar! Açılıp kapanıp oracıkta salınan deniz kabukları ile akşamın açılış müziğini yapıyorlar sanki. Kulaklarım karaya uzak ve denizin altı huzur dolu. Peki ayağıma dokunan yosunlar? Kayanın ortasında havuz olmuş duran yosunlar? Sofranın salatası.

İnsanın burada karnı tok, sırtı deniz, gönlü derya oluveriyor. İlham zaten içimden çoktan çıkmış yanı başımda benimle yüzüyor. Bedenim kapkara oluyor güneşten, suyun rengine yanaşıyor. Güneş görmüyor belli ki koyu yerler denizde.

Deniz tuzu!

Yazları, denizin tuzu hediye. Ah kayaya çarptı ayağım. Peki o kırmızılık? Kanıyor inceden, içimde denize bir şey bırakmanın huzurunu yaşıyorum. Bakış açım tepe taklak oluveriyor. O kadar ki berrak bu deniz insan yarasını bile hediye sayıyor. Denizde benden bir hücre var artık. Üstelik kanatmış olamaz bir yanımı o mavilik. Olsa olsa iz bırakmak istemiştir. İnceden sızlayan yarama da şifa deniz.

Acısı da şifası da bir deniz. Başka nerelerde vardır bu durum dersiniz?

Ben bunu insanlarda göremiyorum. Hunharca kırdığı, kırıldığı yerden güçlenerek çıkamıyor mesela. Parçaları başka deniz kabuğu ile kaynaşamıyor. Ya da kırdığı parçanın sıvası dökük, ha döküldü ha dökülecek. Yaşanılanlar beni insanlardan uzaklaştırıp, denizin derinliklerine bırakıyor.

Neydi geçen günkü köşe yazısı Demet Cengiz’in; “Ye Kürküm Ye’nin zirvesindeyiz ve hepimiz hem kafayı hem ayvayı yedik. Kişiden kişiye anlamı ve ölçüsü değişse de mahremiyet kavramını yitirdik. Teşhir etme zorunluluğu doğdu. Herkes röntgenci oldu.”

Ne güzel ifade ediyor sevgili Demet Cengiz.

Doğayı ne kadar röntgenlersem röntgenleyeyim kötü bir şey çıkmıyor ortaya. Deniz o kadar varlıklı ki için derya sen kendi içinde ayrı bir deniz ve orada sen, ben ve işte biz tekiz. Düşünce denizi deyin, varlık hali deyin, ne derseniz deyin. Kendi başıma kaldım koskoca denizle ben. Hiç ama hiçbir şey yapmadı, aldı kabul etti, aldım kabul ettim. Sorgulamadım fazlasını. Önümde üç renk; mavi, yeşil ve beyaz. Ak ve pak bir iç deniz.

Kendine Varmak

Denizde yüzmek değil de yürümeyi öğrenmek istiyorum. Ona karışmanın en güzel ve doğal hali bu çünkü. Tam da bunun için bir yer biliyorum Ege’de. Deniz evin bahçesini yalıyor. Deniz feneri bir mum yakıyor, şarkılar hep ama hep o an ne yaşanıyorsa onu söylüyor.

Ben mi?

Geçip gidiyorum sadece, uğradım kendime, döndüm ve baktım yine. “Olduğun halinle yeterli ve iyisin”i en güzel şiirin mısrası yaptım dilime. Tüm bu satırları hissedebileceğiniz bir deniz eviniz olsun ister misiniz? Üstelik yalın ayak, yalnız ve kendinizle kendinize. Çünkü bu sizin yolculuğunuz, rastgele!

İlayda Oylum Güleryüz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan