Yıldız Tozu

Görünecek Geçmiş Zaman | 2

26 Ağustos 2019

Öykü: Görünecek Geçmiş Zaman | 2 | Yazar: Sıla Malik

Masaya iç çekerek baktım. Tam anlamıyla her yer her yerdeydi. Geçmişi geleceğe nasıl taşıyabilirdik ki? Ben kara kara düşünürken Emre gıcık olmaya başlayan bir enerjiyle konuşmaya başladı.

“Söyle bakalım çaylak, sen neden tarih okumak istedin? Neden tarih?”

Ne yapmaya çalıştığını anlamak için, neler dönüp bittiğini çözmek için çabalamaktan ve gerilmekten yorulmuş, saldım kendimi.

“Her zaman ilgimi çekti, tarihle ilgili bir şeylerle uğraşmak beni mutlu etti hep. Sınava hazırlanırken hep aklımdaydı, eski dönemlerde yazılan yazıları, antlaşmaları anlayabilen biri olacaktım. Bu beni cezbetti sanırım. Bir de eğitim hayatın boyunca en iyi dersim hep tarihti.”

Beni sessizce dinleyen Emre tepkisizdi. Açıkçası bir mimik ya da yorum beklerdim. Bunun aksine o ayağa kalkıp kitaplığın önüne geçti. Ne yaptığını çözmeyi bırakalı olmuştu. Omuz silkip önümdeki kağıtları incelemeye başladım.

Farklı dönemlerle ilgililerdi. Bağlantı kurmak zordu.

“Sana Osmanlı’nın yükseliş dönemini sorsam peki. En çok neyi merak ederdin? Padişahın yaptıklarını mı sarayın günlük hayatını mı?”

Sorusu beni güldürmüştü.

“Açıkçası hiçbiri. Padişahın neler yaptığını arşivlerden bulabilirim ve bulduğumda bilgiyi alır ve yoluma devam ederim. Saray hayatına gelince, araştırmaktan zevk alacağıma eminim ama popüler kültür dizileri sağ olsun, herkes gelip ‘Sen tarih okumuyor musun? Söylesene gerçekten de böyle entrikalar var mıydı?’ sorusundan bıktığımdan ona da yanaşamıyorum.”

Emre ilk sorunun aksine duraklamadan cevapladı beni.

“O zaman sen neyi merak ediyorsun o dönemle ilgili? Neyi araştırmak isterdin?”

Düşüncelerimi kafamda kısaca topladıktan sonra yavaşça konuştum.

“Okullarda bize tarihimiz öğretilir ama o tarih hep yönetici kesiminin ya da saray ve çevresinindir. Halka gelince her şey daha terimseldir ve yüzeyselleşir. Ama ben halkı bilmek istiyorum. Ne düşünürlerdi? Çarşıya çıktıklarında genel olarak ne konuşurlardı? Nasıl bir sosyal yapı vardı? Giysileri, yemekleri, evleri nasıldı? Yükseliş döneminde saray ve çevresinin refah seviyesi yüksekti. Peki bu seviye halka nasıl yansıdı? Ben bunu bilmek isterdim.”

“Tüm o sarayın şatafatını merak etmiyorsun yani.”

“Hayır, merak ediyorum ancak irdelemeye başlamak için gerekli olan o kıvılcımı çoktan yok ettiler. Çünkü zaten herkes tarafından merak edilen olgu sarayın şatafatı. Biri de çıkıp demiyor ki o zamanda sadece şatafat yaşayan değil, senin benim gibi olan da vardı diye.”

Emre son dediğime gülüyor.

“Sen daha fazla celallenmeden ben konuyu değiştiriyorum. Peki senin özellikle ilgilendiğin dönem hangisi?”

“Orta Asya Türk Tarihi ve Mısır Tarihi. İlk uygarlıklar her zaman ilgi çekicidir. Düşünsene kaç yüzyıl önce hatta milattan önce yaşadılar. Gizemli kutu gibi araştırdıkça büyüsüne kapılıyorsun.”

Söylediklerimden sonra Emre karşıma oturuyor. Gözlüğünü hafif indirerek bana bakıyor.

“Murat Hoca seni bana göndermeseymiş de olurmuş aslında. Hiç de söylediği gibi değilsin halbuki.”

Kaşlarımı istemsizce çatıyorum.

“Murat Hoca ne söyledi ki benim hakkımda?”

“Tutkunu kaybettiğini düşünüyor, derslerini iyi dinlediğin hâlde notların düşükmüş. Sende gelecek görüyor olmalı ki seni bana yollamış. Ama konuştuklarımıza bakılırsa bende de senin ilacın var mı pek bilemiyorum.”

“Ah hadi ama o kadar yolu boşuna gelmiş olamam değil mi? Hem kaç tane ders kaçırdım ben. Alabileceğim nottan da oldum iyi mi?”

Sıkıntıyla iç geçirdim.

“Hemen süngüleri düşürme, biraz konuşalım, belki ben bir çare bulurum. Hem Murat Hoca yolladı seni bir kere bana. Düzeltmeden sorunu asla yollamam ben seni yanımdan.”

Aklıma gelen detayla çekinerek soruyorum.

“İyi de sen beni birkaç günde yollarsan ben dönem sonuna kadar olan gözlem raporlarını neye göre yazarım? Hadi ilkinde bunlardan bahsederim de diğerleri ne olacak?”

“Zaten tam da dediğin gibi olacak. Yalnız çok telaşlısın, biraz sakinleş. İlk raporun benimle deneyimlediklerin olacak, diğerleri derslere girerken, sınavlara çalışırken hissettiklerin hakkında olacak. Kendini gözlemleyecek ve neyin eksik olduğunu sunacaksın hocaya.”

Sabırla iç çekiyorum. Gerçekten neyin değiştiğini bulmanın bu kadar önemli olması bir bakıma canımı sıkıyor. Kendimle ilgili bir şeyi çözemiyor, sorunun nerede olduğunu saptayamıyorum.

“Umarım ayakkabıların rahattır,” diyor Emre. Ardından nedenini soracağımı anlamış gibi cevaplıyor; “Uzun bir tura çıkıyoruz çaylak. Bakayım, aferin spor ayakkabı giymişsin. Hazırsan, çıkalım mı?”

“Nereye gidiyoruz peki Bay Gizemler Adamı?”

Emre son dediğime ufak bir kahkaha atıyor.

“Sen demiyor muydun halkı merak ediyorum diye. O yüzden eski İstanbul’a gidiyoruz.”

Devamı için ▸ Görünecek Geçmiş Zaman | 3

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan