Yıldız Tozu

Görünecek Geçmiş Zaman | 1

5 Ağustos 2019
Öykü: Görünecek Geçmiş Zaman | Yazar: Sıla Malik

Gergindim, etrafımda olup bitene odaklanamıyor ve en önemlisi korkuyordum. Çok severek başladığım Tarih bölümünde okurken kendimi atılmama ramak kala buldum. İşler nasıl böyle bir hal aldı, bilmiyordum. Üzgün değildim, beni okuldan alıkoyan bir şeyler yoktu. Hatta her derse katılmış ve zevkle dinlemiştim.

Ancak bir şeyler ters gidiyordu ve ben bu gidişata dur diyemiyordum. İlgimi kaybettiğimi düşünenler vardı ama ben hâlâ aynı keyfi alıyordum derslerimden. Bunu bir sorun olarak görmesem de notlarımdaki düşüş maalesef rektörün dikkatinden kaçmadı. Bilinir ve sevilen bir öğrenciyken başarı ivmemin gözle görülür azalışı onu da endişelendirmişti.

Titreyen ellerimi son kez sıkarak kapıyı çaldım.

Kalın ses bana girmemi söylediğinde derin bir nefes alarak içeri adımladım. Rektörümüz benim korkumun aksine yumuşak yüzlü ve güleç biriydi. Öğrencilerle iyi geçinir ve bizi gerçekten anlar, dinlerdi. Benim gerginliğimse tüm bu iyilik dolu yaklaşımlara karşılık verememe korkusuydu. Aradığım cevapları bulabilmiş değildim.

“Sana birkaç sorum var Cansu. Eminim ki ne ile ilgili olduklarını biliyorsundur.”

Tek yapabildiğim yavaşça kafamı sallamak oldu. Bu durum şey gibi hissettiriyordu; “kurbanlık kuzu”.

“Sen her zaman dersine çalışan ve bunun karşılığını da sınavlarda alan bir öğrenciydin. Dersimi de keyifle dinlediğini biliyorum. Peki ne değişti de birden bire notların düştü? Sadece bunun nedenini merak ediyorum.”

Başımı yavaşça önüme eğdim. Bu soruya verebileceğim düzgün bir cevabım yoktu. Son birkaç gündür çevremdeki herkes bu konuda verdiğim cevaplardan tatmin olmuyorlardı. Yalan uydurmak da istemiyordum. Endişeli bir şekilde cevapladım.

“Size yalan söylemeyeceğim. Aslında ben de ne olduğunu tam çözebilmiş değilim, derslere aksatmadan geliyorum ve dinlerken gerçekten keyif alıyorum. Grup çalışmalarında da etkin bir şekilde rol alıyorum ancak notlarımın düşüş nedenini ben de bilmiyorum.
Şu ana kadar hissedebildiğim tek farklılık evdeki çalışma yöntemimin hatalı olabileceği yönünde. Belki de çalışmaya olan isteğimi kaybetmişimdir. Dediğim gibi, bilemiyorum.”

Son kelimemle birlikte nefes vererek profesöre baktım.

Kızgın bir surat bekliyordum ancak karşımda tatlı bir gülümse vardı. Kaşlarımı çatmaktan kendimi alıkoyamadım.

“Pekala Cansu, sence bu durumu nasıl çözebiliriz? Bir önerin var mı?”

Bu cümleyi duyduğumda bir bakıma rahatlamış hissetmiştim. Çünkü sonumun pek iç açıcı olacağını düşünmüyordum.

“Sizin vereceğiniz her türlü görevi kabul ediyorum hocam, yeter ki beni bu durumdan kurtarsın.”

Profesörle kısa bir bakışma yaşadık. Ben içimden tüm bunların bir an önce sonlanması için dua ederken o bir kağıda bir şeyler yazmakla meşguldü. İşi bittiğinde kağıdı katlayıp bir zarfa koydu ve bana üzerinde bir adresin yazılı olduğu ufak kağıtla uzattı.

“Yarından itibaren bu adrese gidip gözlem yapacaksın. Gözlemini dönem sonunda rapor halinde istiyorum. Gözlemin ne hakkında olacağını ise gideceğin adresteki kişiden öğrenirsin. Ayrıca oraya gittiğinde zarfı ona ver. Gerisini o halleder. Ancak, akşam eve gittiğinde zarfı açmak yok. Anlaştık mı?”

“A-anlaştık. Çıkabilir miyim?”

İzni aldığım gibi kendimi dışarı atıyorum.

Her ne kadar kafaya takmamaya çalışsam da aklım zarfın içinde yazılanlarda kalıyor. Merakıma yenik düşmemek adına zarfı çantaya kaldırıyor ve arkadaşlarımın yanına gidiyorum.

Ertesi gün ilk dersim profesörün. Geç kalmadığım için sevinerek sınıfa giriyorum ancak daha oturamadan biri gelip beni profesörün çağırdığını söylüyor.

Bekletmemek adına hızlıca ilerliyorum. Odasının bulunduğu katın merdivenlerinde karşılaşıyoruz.

Cansucum bugün derslere girmiyorsun ve doğruca benim sana verdiğim adrese gidiyorsun. Hatta bu iki hafta boyunca benim ders saatlerimde oraya gitmeni istiyorum. İki hafta sonra ilk bölümün taslağını masamda istiyorum ona göre.”

Duyduklarımı idrak etmeye çalışırken hızlıca onaylıyor ve çıkışa ilerliyorum. Neyle karşılaşacağımı bilmiyor olsam da garip bir şekilde heyecanlanıyorum.

Taksiye binip elimdeki adresi uzatıyorum. Bir zaman sonra beton yığınından kurtulup yeşilliklerle çevrili bir yola giriyoruz. Etrafın güzelliğini incelerken iki katlı bir çiftlik evinin önünde duruyoruz. Açıkçası fazlaca çekiniyorum ancak buraya kadar geldiğim ve geri dönüş yolunu bilmediğimden el mahkum kapıya doğru ilerliyorum.

Zili çalıp bir süre bekliyorum.

Kapı açıldığında beklediğimin aksine genç biri karşılıyor beni. Ancak hiç arkadaş canlısı durmuyor.
“Merhaba, beni Prof. Dr. Murat Sönmez gönderdi. Emre Akgün siz misiniz acaba?”

Sesimi olabildiğine sıcak ve samimi tutmaya çalışıyordum. Emre olduğunu düşündüğüm kişi uzunca beni süzdükten sonra konuştu.

“Demek o şanslı sensin. Bakalım sen neden düştün buraya? Zarf verdi değil mi Murat Hoca? Ha bu arada, çok özür dilerim. Evet Emre ben. Sen de?”

Bir anda samimi bir şekilde konuşan Emre beni şaşırtıyor. Adımı söyleyerek elini sıkıyorum.

İçeri girdiğimizde genişçe bir alan karşılıyor bizi. Uzun, dikdörtgen masa odanın ortasını işgal etmiş durumda. Masanın üstünde ise bir sürü kitap, alınmış çıktılar duruyor. Karşı duvar boydan boya kitaplık. Bir tarafsa tamamen camlarla kaplanmış ve bahçeye açılıyor.

Burada ne için bulunduğumu bilmemen dışında her şey gayet iyi görünüyor. İncelemem Emre’nin sesiyle bölünüyor.

“Şu zarfı ver bakalım da anlayalım neymiş sıkıntın? Murat Hoca kolay kolay öğrencisini yollamaz benim yanıma.”

Son söylediğine aklım takılarak çantadan çıkardığım zarfı ona uzatıyorum. Sakince yazılanları okuduktan sonra kağıdı tekrar zarfa koyarak masanın çekmecesine kaldırıyor.

“E işimiz uzun, kahven nasıl olsun?”

Karşımda gülerek soru soran Emre’ye şaşkınlıkla bakarken, nereye düştüğümü sorguluyorum.

“Sade olursa iyi olur da ‘işimiz’ ne tam olarak bizim?”

İşimiz kısmını beden dilimle de vurgulamaktan kaçınmıyorum. O ise gayet rahat.

“Geçmişi geleceğe taşımanın yollarını arayacağız, o kadar.”

Tabii canım, bir saate biter zaten işimiz. Biz bunu nasıl başaracağız??

Devamı için ▸ Görünecek Geçmiş Zaman | 2

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Ağustos 2019 at 18:22

    Sılacım büyük bir merakla devamını bekliyorum.

  • Cevap Yaz