Biraz Kitap

Toplum Sözleşmesi

6 Ağustos 2019

Kitap: Toplum Sözleşmesi | Yazar: Jean–Jacques Rousseau | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Toplum Sözleşmesi | Jean–Jacques Rousseau

Rousseau’nun toplum sözleşmesi şöyle özetlenebilir:

“Her birimiz bütün varlığımızı ve bütün gücümüzü bir arada genel istemin buyruğuna verir ve her üyeyi bütünün bölünmez bir parçası kabul ederiz.”

“Bu sözleşme ile doğanın insanlar arasına koyduğu maddesel eşitsizlik yerine manevi ve haklı bir eşitlik gelir.”

“İnsanlar güç ve zeka bakımından olmasalar da sözleşme ve hak hukuk yoluyla eşit olurlar.”

“Yani, toplum sözleşmesi yurttaşlar arasında öyle bir eşitlik kurar ki, herkes aynı koşullar altında verdiği sözle bağlanır ve herkesin aynı haklardan yararlanması gerekir.”

Devlet İçin Kurşun Yemek

Rousseau’ya göre toplum sözleşmesinin amacı, sözleşmeyi yapanların korunması. Bunun için gerekirse ölebilirsin.

“Hükümdar ‘Devlet için çıkar yol senin ölmendir’ dediği zaman, yurttaş ölmek zorundadır. Çünkü o zamana kadar güvenlik içinde yaşadıysa, bu koşulun gölgesinde yaşamıştır ve artık yaşamı yalnız doğanın bir nimeti değil, devletin koşullu bir armağanıdır.”

Hımm, bedeli biraz ağırmış bu güvenliğin.

Cezalar

“İyi yönetilen devlette cezalar azdır. Bunun nedeni bağışlamaların çokluğu değil, suçluların azlığıdır.”

Suçluları vatan haini gibi görüyor Rousseau. Çünkü kötülük yaparak toplumun haklarını çiğnemiş oluyorlar, yasaları çiğneyerek yurdun üyesi olmaktan çıkıyorlar ve bu yüzden bir yurttaş olarak değil, düşman olarak cezalandırılıyorlar.

Küçük Devlet / Büyük Devlet

Küçük devletlerin büyük devletlere göre daha güçlü olduğunu söylüyor Rousseau.

Çünkü sınırları geniş olan büyük devlet için uzaklıkları yönetmek daha zor olurmuş.

Bugün çok da geçerli olmayan bir sav.

Eşitlik

Her yasama sisteminin amacının özgürlük ve eşitliğe vardığını söyleyen Rousseau, eşitlikten de şunu anlamak gerektiğini belirtiyor:

“Hiçbir yurttaşın ne başkasını satın alacak kadar zengin, ne de kendini satmak zorunda kalacak kadar yoksul olmaması gerektiği”

Kendine Göre Gelişim

Her ülke nesi iyiyse, nesi daha çok kullanılabilir durumdaysa ona yönelsin diyor.

“Örneğin, toprak çorak ve verimsiz mi, ya da memleket nüfusuna göre çok mu dar? Endüstriden ve küçük zanaatlardan yana dönünüz.”

“Tersine, zengin ovalarda, bağlık bahçelik yerlerde mi oturuyorsunuz? Bütün çabanızı tarım işlerine harcayın.”

“Geniş ve elverişli kıyılarda mı oturuyorsunuz? Denizi gemilerle kaplayın.”

Vergi

“Dünyanın bütün yönetimlerinde devlet tüketir, üretmez” diyen Rousseau vergi konusunda şunları söylüyor:

“Vergilerin tutarından çok, çıktıkları ellere dönmek için geçmek zorunda oldukları yolu ölçmek gerekir. Bu dolaşım çabuk ve düzenli olursa, verginin az ya da çok olması önemli değildir; halk her zaman varlıklı, devlet hazinesi her zaman yolunda demektir. Tam tersine, halk ne kadar az vergi öderse ödesin, vergi eline dönmüyorsa, durmadan vergi ödediği için elinde avucunda bir şey kalmaz olur, devlet de hiçbir zaman varlıklı olamaz ve hep yoksul kalır.”

Coğrafya Etkisi

“Her yönetim biçimi her memlekete gitmez” diyen Rousseau sıcak memleketlerde zorbalık, soğuk memleketlerde barbarlık, ılıman bölgelerde iyi toplum düzeni olacağını söylüyor.

Bu eskiden pek rağbet gören bir yorummuş, ama artık bu görüş kabul görmüyor.

Sana Mı Kaldı?

Rousseau’nun bu eseri yazarken niyeti toplum düzeninde güvenilir ve haklı bir yönetim kuralı bulunup bulunmayacağını araştırmakmış.

Sana mı kaldı bu, diye soracak olanlara da cevabını hazırlamış:

“Bana ‘Sen kral mısın, yoksa yasacı mısın ki, politika üstüne yazı yazıyorsun?’ diye soracaklara vereceğim karşılık şudur: Ben ne kralım, ne de yasacı; onun için politika üstüne yazıyorum ya! Hükümdar ya da yasacı olsaydım, ne demek gerektiğini söyleyip vaktimi boşa harcamazdım, ya yapacağımı yapar ya da susardım.”

Hiiç!

Oy veriyorsak yönetimde de söz hakkı sahibi olabilmeliyiz:

“Kamu işlerinde sözümün etkisi ne denli az da olsa, oy verme hakkım bu işleri öğrenmek görevini yüklenmeme elverir.”

Kölelik

Aslında hepimizin özgür doğduğunu söyleyen Rousseau, sonra insanın her yerde zincire vurulduğunu belirtiyor.

“Kölelik içinde doğan her insan kölelik için dünyaya gelir. Köleler zincirler içinde her şeyi, hatta onlardan kurtulma isteğini bile yitirirler. (…) İlk köleleri köle yapan kaba güçse, onları kölelikte tutan korkaklıkları olmuştur.”

Yani diyor ki zincirlerinden başka kaybedecek neyin var?

Şu güzel sözle noktayı koymak isterim:

“İnsanın ilk uyacağı yasa, varlığını korumak; yapacağı ilk şey de kendine borçlu olduğu özeni göstermektir.”

Kendinize özen gösteriniz.

Saygılar,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz