Kırmızı

Bütün Dilsizler Yüksek Sesle Konuşur

11 Eylül 2019

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

*Yazarın Notu: Bu yazıyı, In the Mood for Love – Shigeru Umebayashi dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: Bütün Dilsizler Yüksek Sesle Konuşur | Yazan: Nurdan Yılmaztürk

Sustu adam. 1 süreliğine de değil. Epey sustu. Susmanın 1 yanıt vermek olduğunu zannederek önce günlerce, sonra haftalarca, aylarca ve en nihayetinde yıllarca sustu. Öyle sustu ki, 1 gün baktı; nasıl konuşulduğunu unutmuştu. Kendi sesini tanıyamayacak kadar sustuğunu fark ettiğinde, artık eşsiz 1 dilsiz olmuştu.

Etrafındakiler konuşmaya devam ediyordu. Ona sorular soruyor, kendi sordukları sorulara kendileri yanıt veriyor, o yanıt vermediği halde yine de kendi verdikleri bu yanıtlardan onu sorumlu tutuyordu.

Adam yine de sustu. Onun bu suskunluğunu, etrafındakiler kendi haklılıkları olarak algıladı. Onun 1 cevap veremeyecek kadar aciz olduğunu sandı. Üstelik bu fikirlerine onu da inandırmaya çalıştı. Birkaç iyi dostu, adamı omuzlarından tutup sarstı; aklının içine, yeşermesi ümidiyle 1 avuç tohum attı. Birkaç kötü tanıdığı, “Ne konuşmuyorsun, konuşsana be adam, 1 şeyler söyle, dilini mi yuttun süneppee!!” demek suretiyle onu horladı.

Oysa bilmiyorlardı; konuştuklarından mesul tutulduğu zamanları hatırladığında adam, suskunluğu onun için adeta 1 sığınaktı.
Dinledi hep. Ba(ğ)zen anlamaya çabalayarak, ba(ğ)zen ne kadar çabalasa da anlamayarak. Oradan oraya savrulurken cümleler havada, kimisini elleriyle tutup yerine yerleştirmeyi de denedi usulünce, gücü yettiğince, lakin kum gibi aktı gitti tüm kelimeler parmaklarının arasından sızıp kendi bildiklerince.

İnceldiği yerden kopmasından korktuğu o ennn 4 kolla sarıldığı hikâyelerinde, incindiği yerden kopunca kalbinin bağları, kendini içine düştüğü tanımsız 1 boşluğa bıraktı. Artık, o ilk sustuğu yerden de çok uzaktı. Kim bilir, bu belki de 1 insanın kendi kendine kurduğu ennn ifadesi güç tuzaktı.

Zira, o da; susarsa geçer sananlardandı.

Sıfır, tüm başlangıçların en kuvvetli noktasıdır insan hayatında.
Şimdi tam da oradaydı. Burada daha evvel hiç olmamıştı. Biraz sendeledi. Sersemledi. Her daim tereddütlü karakteriyle, 1 adım geriye gitmek istedi. Lakin zaman denen kavram buna müsaade etmedi. O da çok iyi biliyordu ki, Yaradan hiçbir canlıyı böyle 1 yetiyle ödüllendirmemişti.

Hem geriye gitseydi de ne değişirdi? 1 kez susmuştu ve tüm yaşananlara verdiği tek yanıt bu olmuştu. Şimdi bu ilk doğduğu günkünden farklı çıplaklığıyla ileriye doğru 1 adım, hem de daha evvelkilere hiç benzemeyen 1 adım atması gerekiyordu. 1 söz söylemeliydi, 1 kelime çıkmalıydı ağzından, öyle 1 cümle kurmalıydı ki daha önce hiç kurulmamışından. İlk gösterisine çıkan 1 trapezci gibi bıraktığında o boşluğun içine kendini, bunları hiç hesaba katmadığını fark etti. Bu yaşam denen sirkte şimdi de 1 ip cambazıydı sanki. Adımlarını dikkatle atmazsa düşüp ölecek miydi? Yoksa altında görmediği 1 ağ, onu tutabilir miydi? Bunu ona düşündürten, geçmiş hayattaki tecrübeleriydi. Hep birilerine tutunarak yol almıştı ve geldiği yer koca 1 sıfır noktasıydı. Üstelik yaşını sorsan, koca 1 ömrün tam ortasıydı.

Ürkek 1 adım attı. 1 adım daha. Ve 1 adım daha. 1 mutluluk kapladı içini. Uzun, ince, sivri çeneli yüzünde yanaklarından dışarı taşan 1 gülümseme. Hayret etti önce. Ve onu izleyen herkes de. Sevindi birkaç iyi dostu. Ayakta alkışladı hatta. Şüpheli 1 kinayeyle baktı birkaç kötü tanıdığı, “Sünneppee” diye bağırdı biri. Umursamadı. O habire adımlarını sevdi. Adımlarının mutluluğu ile kahkahalar atınca ard arda, kulakları bu tanıdık sesi hatırladı 1 anda.

Parmak izleri kadar eşsiz ve biriciktir her insanın kahkahası, zira.
Kendi adımlarını takip ederken adam, önce kendiyle başladı konuşmaya ve hiç acele etmedi konuşmak için başkalarıyla. Üzüldü birkaç iyi dostu, yoksa hep mi susacaktı? Sevindi birkaç kötü tanıdığı, zaten bu adam işte hep bu kadardı, bundan sanki daha ne çıkardı?

Adam tüm bunları hiç duymadı. O artık; kendiyle ilgili söylenenlerin dilediği kadarını işitmeye, ondan talep edilenlerin üzerine düşen kadarını yapmaya, sorumlusu olduğuna inandırılan tüm soruların/sorunların yanıtlarını, çözümlerini duyumsamamaya karar vermiş 1 yarı sağırdı. Bu da onun daha önce hiç atmaya cesaretinin olmadığı yeni 1 başka adımı, herkese yüksek sesle verdiği ilk cevaptı.

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz