İnce Mevzu

Çocuklar

26 Eylül 2019

çocuklar

Masumiyet kelimesinin en çok bir çocuğa yakıştığını hepimiz kabul ediyoruz sanırım. Tertemiz kalpli, yumuk yumuk elli çocuklarımız. Yaşadıkça kirlenecek olan zihinleri henüz pırıl pırıl, hinlik, kötülük bilemeyen çocuklarımız.

Keşke öyle muhafaza edebilsek onları.

Bizim yaşadığımız bugünün dünyasında bazen psikolojik, bazen göğüs göğüse sürdürmek zorunda kaldığımız, bir parça ekmek kapabilmek ya da bir demirden yumruk olabilmek, bazen de sadece kendimiz olabilmek uğruna girdiğimiz mücadelelere bulaşmadan yaşayabilseler. Keşke…

Dün

İki gündür evimden işime giderken sabah sabah ilginç çocuk manzaraları takılıyor gözüme. Özellikle dün gördüğümü sizin için fotoğraflayabilmeyi ne kadar çok istedim. Yandex’in beni soktuğu kaçış yollarından birinde çıktı karşıma ufaklık. Bir parça gece kondu mahallesi diyebileceğimiz bir mahalleye girdim. Benimle birlikte birçok Yandexçi de girdi. İp gibi arka arkaya ince ve dar bir sokakta ilerlerken takıldı gözüme. Bizim ilerlediğimiz sokağın sağ girişlerinden birinin başında: Biraz bombeli bir zemin, düz asfalt gibi düşünmeyin, o hafif bombenin üzerine serilmiş bir eski halı, üzerinde oturan 4 – 5 yaşlarında bir erkek çocuğu, güneşin altında sapsarı parlayan saçları, üzerinde hırkası; montsuz. Yanında kendi gibi, oturan ama otururken bile kendi boyunu çoktan geçen ve kendisine gülen bir suratla bakan bir sokak köpeği. Köpeğin sırtındaki minik eli ve attığı şen kahkahasıyla bir filmden fırlamış bir sahne gibi orada öylece duruyordu. İster istemez gülümsedim görünce bir süre.

Çok mutlu görünüyordu köpeğinin sırtını okşarken. Sonra yavaş yavaş o ince gülüşümün yerini endişe aldı. O mutluydu ama arabaların geçtiği bir yola sadece 2 metre mesafede, yerde, üzerinde onu koruyabilecek bir giysi yokken, üstelikte sabahın 07:50’sinde, güneşe rağmen insanı kesen ayazda ne işi vardı? Ya kalkarsa yerinden, ani bir hareketle fırlarsa yola! Üşümüyor mu peki? Falan falan falan… Aramızdaki fark buydu, o minicikti, yanında köpeğiyle oturduğu yerde çok mutluydu. Ben kocamandım ve onun bulunduğu yerden epey mutsuzdum. Tıpkı onun da yaşı ilerlediği zaman düşündüğünde büyük ihtimalle çok da mutlu olamayacağı gibi.

Bugün

Bu sabah ise tüm kaçış yollarından geçmiş ve iş yerime çok da yaklaşmışken denk geldim ikincisine. Bir yol ayrımında kendiliğinden oluşan üçgen çim bir zemine karşılıklı saplanmış iki kalas, kalasların arasına gerilmiş bir ip, ipin üzerinde temiz, henüz yıkanmış çamaşırlar ve bu çamaşırları gerçekten birlikte çok da eğlendikleri belli olarak asan bir kız çocuğu ve yanında çok da güzel annesi. İki asfalt arasında attıkları kahkahalarla beni bu kez de onlar gülümsettiler. Mutlu mu olsam, hallerine üzülsem mi bilemedim. Sonuçta mutluydular.

Çocuklar

İki gün üst üste gördüğüm bu minik, masum, henüz içinde bulundukları yoksunluğu pek de farkında olmadan şen kahkahalarla yaşayan ufaklıklar zaten bu konuda yüksek olan duygusal durumumu hepten zirveye taşıdı. Bırakın başka kıtalardaki, başka ülkelerdeki miniklere destek olmayı; biz kendi ülkemizin doğusundaki, onu da bırakın aynı şehirde, aynı muhitte, 5km’lik çemberin içinde birlikte yaşadığımız çocukların hayatına bile dokunamıyoruz.

Çok mu biliyoruz her şeyi? Bizim çocuklarımız kıymetli birer hazineyken yukarıda size hızlıca tasvir ettiğim ve daha benzeri yüzlerce çocuk hiç mi? Aynı masumiyet değil mi hepsini çocuk yapan? Attıkları kahkaha aynıyken, hepsinin ellerinin üzerindeki o minik tepecikler ve çukurlar birbirinin aynıyken neden bu uçurum?

Canım sıkılıyor anlayacağınız dünyanın bu adaletsiz haline. Bari çocuklar muaf olsaydı…

En derin sevgilerimle,

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 26 Eylül 2019 at 10:31

    Günaydın,
     
    Benzer düşünceler, her zaman düşünüp kahrolduğum şeyler. Masumiyetin yanında, o koca yürekleri ile hiç karşılıksız ve çıkarsız verdikleri sevgi, ta yüreğimden vurur hep. İşte o zaman, neden, bu nasıl adalet, nasıl eşitlik diye söylenir, üzülürüm.
     
    Keşke bütün çocuklar, hiç ağlamasa, yokluk yaşamasa, özenerek bakmasa, mutlu olsa ve kendileri kadar masum bir dünyada yaşasa. Artık umut bile edemiyorum.
     
    Çok güzel anlatmışsınız. Görüp, hissedebilenlerin, çözüm arayanların! çoğalması dileğiyle.
     
    Kaleminize sağlık.

  • Cevap Yaz