Yıldız Tozu

Gizem

30 Eylül 2019

Yine her zamanki yerimde oturmuş o eşsiz maviliği izliyorum. Dalgalar hırçın ve kızgın. Kayalar dalgaların isyanlı çarpmasıyla aşınmış. Ben yine bu olayla yepyeni hikayelere dalıp gitmiş. Aklım İstanbul’da bugün de. Sabahın ilk saatlerinden beri hareketli yine. Soğuk kışa göre süslü de biraz. Güneşli havası, iki haftadır kafamı kurcalayan görevi unutturuyor bana. Kolay mı sanıyorlar İstanbul’un gizemini çözmek. Zor, beklenilmedik ve belirsiz bir şey bu. İpucu için bir sürü mekan, doku ve olay canlanıyor zihnimin dört yanında.

Bir yer belirliyorum ilk başta kendime. Galata.

Tarihi sokaklar merakımı merak ediyorlar. Her bir adımım onlar için dil oluyor. Anlattıklarına göre görebilene Galata dönermiş hep yerinde. Birini arar gibi bakınır dururmuş ama bir gün tutulup kalmış bir yere. Ne hareket etmiş, ne bir ses vermiş sokaklara. O gün bugündür kimse bilmezmiş ne olduğunu.

Galata’ya sordum durumu. “Yedi cihan anladı derdimi. Bir o yılların sokakları, bir de şu zaman anlamadı” dedi. Baktığı nokta can evimden vurdu beni. Kız Kulesi. Tabii ya. Galata Kulesi ve onun o sonsuz aşkı. Ben mest olmuş dururken konuştu ve şaşıran yine ben.

İpucu işte bu. Soluk soluğa çıktım oradan. Saraylar geldi aklıma. Sultanların ve koca bir tarih gizeminin yattığı yer.

Giderken bir uğultu kulaklarımda. Surlar, bir ip varmışcasına çektiler beni kendilerine. Kulak kabarttım konuşmalarına. “Kaç imparatorluk geçti buradan. Kaç asır savundum bu koca memleketi. Yenilsem bin can gidecekmiş gibi.”

Derinden etkilerken bu sözler beni, aynı şeyleri söylediler saraylar. Dolmabahçe ve Topkapı Boğaz’ın o eşsiz manzarasının iki bağımlısı. Anlatamıyorlar bu bağı.

Kesiliyor ayaklarım yerden. Bütün bir heybetle duruyor karşımda Anadolu Yakası. “Nasıl?” diyorum, “Nasıl bu kadar güzel, kusursuz selamlıyorsun beni. Hiç acın, derdin yokmuş gibi.” Burukça gülümsüyor adeta.

“Gökyüzünden bakınca üstümde ilk gördüğün şey nedir?” diyor. Aklıma ilk bayrak geliyor. “Türk Bayrağı” diyorum. “İşte” diyor, “O güzelliğin altındaysam eğer, ne acı uğrar bana ne keder.”

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz