Ay Işığı Yolcusu

İçimdeki Deniz

3 Eylül 2019

Yazı: İçimdeki Deniz | Yazan: Atakan Balcı

Bir film adı “İçimdeki Deniz”. Yıllar önce, sinemada izlemiştim. İyi bir konusu ve çok güzel bir anlatımı olan bir filmdi. Genel Ağ/İnternet üzerinde ise, ünlü yönetmen Orson Welles’in, genç eşinin ölümcül hastalığı üzerine seslendirdiği “I know what it is to be young!” adlı şiir-şarkıya görüntü fonu olarak kullanılıyor bazı sahneleriyle.

Benim de içimde sonsuz bir deniz var, tertemiz, capcanlı, yaşam dolu. Ama öyleleri var ki, içlerindeki denizi öylesine bir kir ve çöp yığınıyla kirletmişler ki onların içinde sanki engin bir kir yığını var yalnızca, boz renkli bir yığın, birey olarak (bilinçli bir kişi anlamında “birey” olamasalar da) içlerinde yer aldıkları yığın da içlerindeki yığının bir yansıması gibi.

İçerdeki Kir

“Ben genç olmanın ne demek olduğunu biliyorum, fakat sen yaşlı olmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun,” diyor eşine “Yurttaş Kane”in ünlü yönetmeni Orson Welles. Bunun adı sevi, masumca, içten sevi ve ne kadar hüzünlü bir söylem. İçindeki denize ulaşabilen sevdalı, sevdasıyla, deniziyle bir olmuş ve hüzünle bırakıyor kendini dalgalara. Ah ama kir, içindeki denizi kir yığını edenler bırakmazlar, sevmezler masumluğu. Nasıl bir kin, nasıl bir kıskançlıktır onların ki? Ama ah, aşabileni görüyoruz, değil mi? Yığınlar yığınlığını yapsa da denizler de denizliğini yapacaktır her zaman.

Kir Yığını- İftira

Halide Edip Adıvar’ın “Vurun Kahpeye” romanı geliyor örneğin usuma/aklıma kir yığını gelince. Bu kir yığınında kirli ruhları boğulasıcalar, yalan söyler, iftira atar. Vurun Kahpeye’de de, yurtsever, “Kemalci” bir subayın sevgilisi olan kadın kahramana, subayın yokluğundan yararlanıp iftira atıyorlardı. Okunası bir kitap, yaşanmış ve yaşanan gerçekleri anlatıyor kurgusunda. Bir kişiyi kirlerinde boğduklarını sanırlar, onun adımına bir sonraki adımı başkası ekler. Adım adım ilerler içimizdeki denize doğru varlığımız.

Ulaşmak

Ulaşmak, vazgeçilmezim. Hem “ulaş” ne güzel bir sözcük. Kir yığını dört yönden boğmaya çalışır, boğamazsa duvarlar örer yalanlarıyla yine, yine, yine önüne. Yığınlar “ahlak abidesi”dir, gerçekten ahlaklı insanlara karşı bile, düşünmeden saldırırlar. Kötücüllüğün, iblisin yaşayan, krater bakışlı karşılığıdırlar.

Linç usuna/aklına uymak ya da düşünmek, tefekkür etmek, derinleşmek… İçimdeki denize kadar!… Seçim kolay aslında. Ama neden linç aklını seçerler, bilinmez ki!

İçimdeki denize kadar!… Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz