İçimdeki Sesler

İstek mi, İhtiyaç mı?

10 Eylül 2019

Yazı: İstek mi, İhtiyaç mı? | Yazan: Demet Uncu

Sonbahar mevsimi, ağaçların yemyeşil yapraklarının sararmaya, kurumaya başlaması ile hep hüznü çağrıştırmıştır bana. Oysa her dönüşüm, aynı zamanda yeni bir başlangıç demektir değil mi? Neyse; yazımda bu benzetmenin hüzün kısmında olup bu hüzün duygusundan çıkma çabalarımızdan bahsedeceğim biraz. Birçok kadın, içindeki sıkıntılardan kurtulmak için kendini alışverişe verir, kimisi kuaförüne koşar; saçını kestirir, boyatır; kimisi en yakın arkadaşı ile buluşup saatlerce sohbet eder. Bu süreçte zaman öldürüp, kendimizi iyi hissettiğimizi düşünürüz.

Günün sonunda eve gelip, kendi kendimizle kaldığımızda tükenmiş, bitmiş hisseder ve daha da mutsuz olduğumuzu fark ederiz. Şimdi iç sıkıntılarımızdan kurtulabilmek için harcadığımız zamana mı yoksa paraya mı yanalım? Her seferinde bu tuzağa düşmemeliyim desem de ben de bir insan evladıyım, benzer şeyleri ben de yapıyorum tabii. 😉

Miktar Artar, Etki Azalır

Bu tür durumlarda içimdeki ses şunu sorar bana; “Şu anda yapmakta olduğun şey senin isteğin mi yoksa senin ihtiyacın mı gerçekten?”

Ah, bu sesler yok mu bu sesler? Zaman zaman bu sesler yüzünden, neler çektiğimi önceki yazılarımdan biliyorsunuz 🤦🏻‍♀️

İyi de, o iç sıkıntısında ya da kendinizi mutsuz hissettiğinizde bunun ayrımını yapabilmek kolay mı? Tabii ki değil ama kıymetli olan da zoru başarabilmek değil mi 😉 Aslında işin özü şu; her seferinde tüketime yönelmeyeceğiz. Örneğin; alışverişte beğendiğimiz bir şeyi ihtiyacımız olmamasına rağmen, sırf egomuz bunu istediği için almayacağız. Ya da sırf tek taraflı konuşmak olsun diye bir arkadaşımızla saatlerce kendimizden bahsetmeyeceğiz. Sürekli konuştukça, karşımızdakinin dinleme kapasitesinin azaldığının farkında bile olmuyoruz. Çünkü o tür durumlarda, önemli olan bizi dinlemesi değil sadece tek taraflı kendimizi anlatabiliyor olmamız önemli oluyor. Yani içimizden hep tüketmek, zamanı tüketmek her şeyi tüketmek geliyor.

İnanın eskiden ben de hep böyle yapıyordum. Saatlerde karşımdakine kendimi, içimdekileri anlatmaya çalışıyordum. Zannediyordum ki ne kadar çok anlatırsam, ne kadar çok kendimi ifade edebilirsem karşımdaki o kadar beni anlayabilecek.

Öyle mi oluyordu gerçekten?
Asla!
Hiçbir zaman da olmadı.

Sonradan öğrendim ki herşeyin miktarı arttıkça etkisi azalıyormuş. Bunu öğrendikten sonra bu ilkeyi yaşamımın her alanında kullanmaya çalıştım. Belki de o zamanlarda ihtiyacım olan tek şey aslında evde tek başıma kalıp kendimi ve ruhumu dinlendirmekti…

Evet & Hayır: İrade Gücü

Peki ama neden bu tür geçici çözüm sandığımız şeylere yöneliyoruz? Böylesi çok daha kolay ve çok daha hızlı oluyor çünkü. İnanın bana hayatımızdaki herhangi bir olay çabuk ve kolay olmuşsa, bizlere tesiri, etkisi de bir o kadar az oluyor. Tabii ki hayatımızdaki bazı şeyler bizim dışımızda, çabuk ve güzel ilerliyor ise ona sözüm yok. Ona takdiri ilahi diyoruz zaten. 😉

Sınav Yeri başlıklı yazımda da bahsettiğim gibi hayatımızda sınavlarımız hep bu isteklerimiz üzerinden olacak. Onları kontrol edebilme gücümüzle ile ilgili olacak. Yani işimiz hep zor olacak. Her isteğe “evet” dememek, egonun himayesi altına girmemek, her yiğidin harcı değil tabii.

Bunu yapabilmek için neye ihtiyacımız var peki? “İrade gücü”ne ihtiyaç var gerçekten. O da maalesef durduğu yerde güçlenmiyor. Onun için de çalışmamız gerekiyor. Tam olarak, ne mi yapmamız gerekiyor? Bahsettiğim sürekli değişen isteklerimiz var ya onların tersine hareket etmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde irademizi güçlendirebilir, ihtiyaçlarımız doğrultusunda yaşayabilir hatta herkese “evet” dememeyi öğrenebiliriz. Bu şekilde kuvvetlenebilir ve o güce sahip olabiliriz. Gerçekten istemediğimiz şeyleri, sırf karşımızdaki kırılmasın, ona ayıp olmasın diye “evet” demek ve “hayır” kelimesini kullanamamak, ne kadar da yorucu ve yıpratıcı …

Düne Göre İyi misin?

Hep düşünmüşümdür, sürekli “evet” diyen kişiler merhametli insanlar oldukları için mi hep “evet” derler? Yoksa bu insanlar “evet”leri nedeniyle, hayatlarında hep taviz veren kişiler midir? Maalesef, öyle…

Kişinin karşısındakine karşı gücü yok ise ona karşı hep taviz verecektir. Oysa yukarıda bahsetmeye çalıştığım iradeyi kuvvetlendirme çalışmaları, bu işe de yarayacaktır.

Yaşam çok kıymetli ve herkes için tek! Kıymetini ve bunun sorumluluğunu bilmeli insan…

Şimdi bazıları, hayat bu kadar düşünmeyi kaldırır mı, diye sorabilir? İnanın bu şekilde düşünmeye başladıkça ve alıştıkça, artık bunu otomatik bir şekilde yapmaya başlıyorsunuz. Yani düşünmeden; tıpkı sevdiğiniz bir işi yaptığınızda yorulduğunuzu hissetmemeniz gibi bunu da hissetmeden yapıveriyorsunuz.

Temelde hepimizin bakması gereken şey; “Düne göre iyi miyim?” sorusuna vereceğimiz cevap olmalı. Bugünkü yaşantınız, dününüze göre iyi mi? Evet iyi, hatta çok daha iyi diyebiliyorsanız, ne mutlu size. Hayır aslında değil diyorsanız, anlatmaya çalıştığım alanlara bir göz atmanızda fayda var diye düşünüyorum. İçinize bir istek düştüğünde, önce bu benim ihtiyacım mı diye sormak ihtiyaç değil de, sadece bir istek ise o zaman bu isteğin peşinden koşarak, yapacaklarıma değecek mi, benden neler götürecek diye düşünmek yeterli bence. Karar verdiğimiz an, “öğrenme” sürecimiz başlayacak zaten.

Yaşamımıza yeni şeyler öğrenerek devam edebilmek ise en güzeli… Bugün zamanımızın bir kısmını, nerelerde yanıldığımızı düşünmeye ayıralım ve bulduğumuz alanları güçlendirmeye çalışalım. Ne dersiniz?

Hayatımda şu sonradan öğrendiklerim var ya benim için gerçekten çok kıymetli. Bu bilgileri katıldığım çeşitli eğitimlerde, bana sunan değerli hocalarıma da bu vesile ile yeniden teşekkür ediyor ve şükrediyorum.

Şükürlü olmanın sizlere sağlayacağı o tatlı huzurun hep içinizde olmasını dilerim.

Sevgiler,
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Zehra Konukman 10 Eylül 2019 at 14:09

    Güzel bir yazı keşke her zaman yapabilsek yazdıklarınızı.
     
    Sevgiler

    • Cevapla Demet Uncu 10 Eylül 2019 at 14:45

      Çok teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. Haklısınız her zaman yapamayabiliyoruz, ne kadar yaparsak kar bize ama .😊 Sevgiler

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 11 Eylül 2019 at 23:34

    Demet Hanım;
    Yazınızı ancak okuyabildim. Gene döktürmüşsünüz. “Düne göre iyi miyim?” kısmı bayağı sorguladığım kısmı oldu. Bilmem anlatabildim mi ✌️❤️
     
    Sevgiyle kalın

    • Cevapla Demet Uncu 12 Eylül 2019 at 10:57

      Cem Bey yazımı beğenerek okumanıza çok sevindim. Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Sorduğum soruya cevabınızı anladığımı sanıyorum. 😃❤ Sevgiler.

    Cevap Yaz