Akıl Tutulması

Neden Akıl Sağlığı?

13 Eylül 2019

Yazı: Neden Akıl Sağlığı? | Yazan: İlhan Vardar

SenVeBen dergisindeki bu ilk yazıma en içten merhabalarımla başlamak istiyorum.

Otuz yıldır çalışıp araştırdığım mental rahatsızlıklardan duygu durum bozuklukları (diğer ismi ile manik depresif ya da bipolar) üzerine on beş günde bir yazmayı planlıyorum. Hastalık hakkında bilgileri tabi ki uzmanlarına bırakmak en doğrusu. Bu sebeple hastalık konusunda vereceğim bilgiler uzmanların görüşlerini yansıtacaktır.

Benim uzmanlık alanım bu rahatsızlığa sahip hasta ve yakınlarının sorunları ile ilgili problemleri yansıtarak bu konuda farkındalık yaratma çabası olacaktır. Ya da bipoların toplumsal anatomisini sizlerle paylaşmak.

Bu paylaşımlar sırasında eleştirel dozları belki aşabilirim. Siz okurlarımın eleştirileri ve yorumları benim için çok önemli olacağı gibi bana yol gösterici olacaktır. Kısacası bu köşeyi hep birlikte yürüterek çözüm odaklı hale getirebilmek amaç.

Evet artık başlayabiliriz sanırım:

Neden Akıl Sağlığı?

Her kırk saniyede dünyada bir kişi intihar ediyor. Siz bu yazıyı okurken bir kişi intihara hazırlanıyor olabilir.

İntihar olgusu ile en yakın ilişkisi olan beyinsel rahatsızlıklar arasında duygu durum bozuklukları birinci sıradadır. Bu her hasta için geçerli değildir elbette. Duygu durum bozukluğu olanların %25’inin en az bir kez intihar teşebbüsünde bulundukları ve bu intihar teşebbüslerinden de yaklaşık %15’inin başarıya ulaştığı bilgisi uluslararası istatistiklerde mevcuttur.

2011-2023 sağlık bakanlığı eylem planında ülkemizin ruh sağlığı profilindeki veriler şunlardır:
  • Türkiye’de nüfusun %18‘i yaşam boyu bir ruhsal hastalık geçiriyor. Çocuklarda ve ergenlerde klinik düzeyde sorunlu davranış oranı %11.
  • Ruhsal hastalığı olan 6 kişiden sadece 1’i yardım arıyor.
  • Kalp-Damar hastalıklardan sonra %19 ile ikinci sırada psikiyatrik hastalıklar bulunuyor.

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2020 yılından sonra insanlık üzerinde en ağır bedellerin ödeneceği hastalıkların ilk sırasında akıl ve ruh sağlığı yani psikiyatrik hastalıklar gelecektir. Yine örgütün yayınladığı bir raporda psikiyatrik hastalıkların sadece ruhsal problemler olarak görülmemesi gerektiği, özellikle depresyonun sistematik bir hastalık gibi ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Tedavi edilmemiş depresyon ve kaygı bozukluklarının, halen bir numaralı ölüm sebebi olan kalp-damar hastalıkları riskini kat kat arttırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Bipolar Bozukluğun dünya üzerindeki yaygınlığının %2 ila %5 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yeti yitimine neden olan altıncı hastalık olarak sıralanmaktadır.

Damgalama

Günümüz şartlarında bipolar bozukluk başarılı bir şekilde tanınmakta ve etkili biçimde kontrol altına alınabilmektedir. Ancak hastalığın yineleyici doğası hasta, hasta yakını ve sağlık çalışanları arasında sürekli bir işbirliği gerektirmektedir. Tıpkı diyabet hastalığı ya da kalp hastalıkları gibi bipolar bozukluğun da bir tıbbi rahatsızlık olduğu bilinse de, ülkemizde hastalığa yönelik damgalama maalesef hastaların sağlık hizmetlerine ulaşmasını engellemekte, erken tanı ve etkili tedavi almalarını aksatmaktadır.

İnsanoğlu yüzyıllar boyunca, yeterince tanımadığı ya da bilgi sahibi olmadığı olgu ve kişiler karşısında tedirgin olmuş ve ürkmüş, söz konusu olgu veya kişiye olumsuzluk atfederek onu dışlama, damgalama ve ayırt etme eğilimi göstermiştir. Özellikle ruhsal bozukluklar, damgalanmaya ilişkin tüm olumsuzluklara en üst düzeyde maruz kalınan rahatsızlıklardır. Ve Orta Çağ’da bazı kaynaklara göre 9 milyon, bazılarına göre 50-60 bin kadın şeytan olarak algılanması sonucu çeşitli işkencelerle katledilmiştir. Günümüzde hâlâ katletme olmasa da inançsız kişilerin akıl sağlığının bozuk olduğu görüşü gittikçe yaygınlaşmaktadır. Hatta bipolar olan kişilerin “içimize şeytan” kaçtığı söylemleri de son dönemlerde artarak damgalanma ve tedaviden uzaklaşmaya neden olmaktadır.

Damgalama Etkenleri
  • Ruhsal hastalıklı bireylerden korkulmalıdır ve toplum dışında tutulmalıdır.
  • Otoriterlik; ruhsal hastalıklı bireyler sorumsuzdur, bu nedenle kararlar diğerleri tarafından verilmelidir.
  • Yardımseverlik; şiddetli ruhsal hastalığı olan bireyler çocuk gibidir ve bakıma ihtiyaçları vardır.
Bipolar bozukluğu olan hastaların gözünden damgalanma:
  • Hastaların %57’si damgalanmaktan çekindiği için toplumdan uzaklaşıyor
  • Uzaklaşma nedeni damgalanma değil damgalanma endişesi
  • Hastaların %95’i toplumun hastalık hakkında bilgisini yetersiz buluyor ve%75’i toplumun hastalık hakkında oldukça bilgili olmasını istiyor.
  • Damgalanma deneyimi hastaların %28’inin tedavisini aksatmasına neden oluyor.

Çoğu psikiyatrik bozukluğun kesin nedeni bilinmemektedir. Uzmanlar, psikiyatrik bozuklukların genetik veya kalıtsal eğilimlerin bir etikleme olayı kombinasyonu sonucu olduğunu düşünüyor. Tetikleme olayları çevresel faktörler, çeşitli stresler ve hatta fiziksel sağlık problemlerini içerebilir. Fiziksel sağlık ve ruh sağlığı arasındaki sınır, psikiyatrik bozuklukların nedenlerini bulma alanındaki araştırmalar devam ettikçe daha da bulanık hale gelebileceği bildiriliyor.

Bir dizi faktörün psikiyatrik bozukluk görülme ihtimalini arttırdığı ancak risk faktörlerine sahip olmayan kişilerde de psikiyatrik bozukluk gelişebileceği düşünülmektedir.

Ortak risk faktörleri arasında;

Yoksulluk, kötü beslenme, aşırı kalabalık, kötü davranış veya ihmal gibi dış çevresel faktörler, bir psikiyatrik bozukluğu olan bir ebeveyne sahip olarak genetik yatkınlık, alkol, uyuşturucu, tütün ve bazı virüsler ve toksinler, şiddetli geçimsizlik gösteren ebeveynler, travma (fiziksel yada zihinsel), aile içi yetersiz ilişkiler gösterilmektedir.

Kimi zaman, bipolar bozuklukta olduğu gibi ruhsal durumla ilgili yakınmaların etkilenen kişilerin güçsüzlüğü ya da karakter sorunlarıyla ilgili olduğu kabul edilir.

Bu doğru değildir. Nasıl ki diyabetli ya da artritli kişiler hastalıklarını kendileri seçmiyorlarsa bipolar bozukluğu olan kişiler de hastalıklarını kendileri seçmezler. Bipolar bozukluk beyinde bir şeyler yolunda gitmediğinde ortaya çıkar. Bu kimsenin hatası değildir ve suçlanacak kimse yoktur.

Bipolar bozukluk en yaygın ruhsal hastalıklardan biridir.

Dünyada %3-%5 arasında erişkin bu hastalıktan etkilenmektedir. Bu hastalık kadınlar, erkekler, çocuklar yani herkeste görülebilir.

Çoğunda bu durum yıllarca sürer. Bazen bir ömür devam eder, bazen yatışır bazen de aylar hatta yıllar sonra bile tekrarlayabilir.

Bipolar bozuklukla yaşamak zordur. Bu durum, bu bozuklukla yaşayan kişiler için olduğu kadar bakım verenler, arkadaşlar ve aile üyeleri için de geçerlidir.

Bu bozukluk duygu durumunda, yoğun mutsuzluktan enerji dolu taşkınlığa, çaresizlik hisleriyle birlikte kıpır kıpır ve enerjik olduğu karma duygu durumuna varan ciddi değişikliklere yol açar.

Bu duygu durumlar uzun haftalar veya aylarca sürebilir, “normal” olarak değerlendirilebilecek duygu durum dalgalanmalarının ötesine de geçebilir. Sıklıkla geçimsiz davranışlar, bozulmuş ilişkiler ve okul ya da iş performansında ciddi kısıtlılıklarla sonuçlanır.

Ne yazık ki bu bozukluk adil olmayan ayrımcılığa ve dışlanmaya yol açabilecek bir damgalama taşır. Tüm bunlar yaşam kalitesini belirgin bir şekilde düşürür. İyi olan tarafı, bipolar bozukluğun tanısı bir kez konulduğunda, tüm bu negatif sonuçlardan kurtulunabilir. Duygu durumdaki şiddetli dalgalanmalar etkin tedavilerle kontrol altına alınabilir. Böylece hastalar ve etrafındakiler hayatlarını geri kazanmaya başlayabilirler.

İlhan Vardar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

15 Yorum

  • Cevapla Demet Uncu 13 Eylül 2019 at 16:50

    İlhan Bey, öncelikle Sen&Ben ailesine hoşgeldiniz demek isterim. Yazıya döktüklerinizle, kulaktan dolma bilgilerle bildiğimizi sandığımız bazı konuları, sizin aracılığınızla öğrenebileceğiz sanırım.
     
    Kaleminize sağlık ….

    • Cevapla İlhan Vardar 14 Eylül 2019 at 01:04

      Çok teşekkürler Demet Hanım. Sizlerin bu iyi dilekleri bana güç veriyor. Umarım yaralı olur.
       
      Saygılarımla

  • Cevapla Sedat Gökmenoğlu 14 Eylül 2019 at 01:18

    Çok kıymetli İlhan Abi, hayırlı olsun Sen ve Ben’deki yazıların şimdiden. Yazıları büyük bir keyif ile okuyup takip edeceğim. Çünkü Astronomi ve bipolar ile ilgili çok bilgili olduğunu biliyorum…

    • Cevapla İlhan Vardar 16 Eylül 2019 at 00:45

      Çok teşekkürler Sedat. Bu iki alandaki çalışmalarıma desteklerin ve güvenin için çok teşekkür ediyorum.

    • Cevapla Cihan Vardar 16 Eylül 2019 at 07:58

      İlhan Amca, paylaştığın bilgiler için teşekkürler. Başarılarının devamını dilerim.

  • Cevapla Pınar Sude Genç 15 Eylül 2019 at 09:45

    Öncelikle aramıza hoş geldiniz. Yazıyı keyifle okudum, kaleminize sağlık. Nasıl ki vücudumuzda bir aksama meydana gelip hastalandığımızda doktora gidiyorsak, aynı şekilde ruh sağlığımız için de doktora gitmenin gayet normal bir durum olduğunu düşünüyorum. 🌚

    • Cevapla İlhan Vardar 16 Eylül 2019 at 00:51

      Hoş buldum Pınar Hanım. Çok teşekkürler. Bildiğiniz gibi dergimizin sloganı “İnsana dair ne varsa konuşuyoruz.” Dolayısı ile SenVeBen ailesi olarak hep birlikte insana dair ne varsa üreterek konuşacağız.

  • Cevapla Gül Alper 16 Eylül 2019 at 01:14

    Yazınızı keyifle okudum İlhan Bey. Bir sonrakileri sabırsızlıkla bekliyorum. Teşekkürler, emeğinize sağlık…

    • Cevapla İlhan Vardar 21 Eylül 2019 at 17:53

      Çok teşekkürler Gül Hanım…

  • Cevapla Gürsel Özkan 16 Eylül 2019 at 07:33

    Ben de yazınızı keyifle okudum İlhan Bey. Sayenizde Sen&Ben’i de tanıdım. Bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
     
    Teşekkürler, emeğinize yüreğinize sağlık…

    • Cevapla İlhan Vardar 9 Kasım 2019 at 12:53

      Çok teşekkürler…

  • Cevapla Mehmet Uzun 16 Eylül 2019 at 08:34

    İlhan merhaba;
    Tekrar yazmaya başladığına sevindim.
    Her zamanki gibi çok önemli bilgiler var.
     
    Sevgiler..

    • Cevapla İlhan Vardar 21 Eylül 2019 at 17:53

      Teşekkürler….

  • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 16 Eylül 2019 at 23:17

    Söylemekten çekinmeyeceğim. Yani aslında artık hiç çekinmiyoruz. Eşim yaklaşık 25 yıldır Bipolar teşhisli. Zor geçen bu senelerin beş senesinde ben varım. Beş senede ne mani ataklar, ne depresif dönemler yaşadık… Ne siz sorun ne ben anlatayım.
     
    Son iki senemizi stabil geçiriyoruz çok şükür çünkü Bipolar tedavisinde olmazsa olmaz lityum yüklemelerini ve ölçümlerini zamanında yaptırıyoruz. Ve düzenli ilaç kullanımı aktif sosyal yaşam ile her hafta sonu doğa yürüyüşleri ve yine hastalığımız hakkında her an bilgileniyoruz.
     
    Yani özellikle bu konu hakkında yazıyor oluşunuz bile benim için inanılmaz iyi bir şey. Geçmişte damgalandığını düşündüğü için doktora gitmeyi reddeden bir bireyin, düzenli ilaç kullanımı ve ilgi alanlarını keşfettiği düzenli bir yaşamla nasıl geri döndüğüne birebir tanığım.
     
    Var olduğum bu mecrada sizden de faydalanarak daha iyi günlere kavuşacağımızı düşünüyorum.
     
    Hoş geldiniz.

    • Cevapla İlhan Vardar 21 Eylül 2019 at 18:00

      Çok teşekkürler Gökçe Hanım. Hasta ve yakınlarının sorduğu en önemli soru coşkulu ya da depresif ataklarda ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyız? Bu durumlarda herkes için ne yazık ki tek bir reçete yok. O yüzden hekim tavsiyeleri ve ilaç düzenlemelerine göre hareket etmek en doğru çözüm. Umarım hep birlikte en azından bir farkındalık yaratarak destek olma konusunda yardımcı olabiliriz.
       
      Saygılarımla…

    Cevap Yaz