Fizik ve Ben

Nükleer Enerji Kullanılmalı Mı???

11 Eylül 2019

Yazı: Nükleer Enerji Kullanılmalı Mı??? | Yazan: Çiğdem Mertoğlu

Merhaba SenVeBen okurları;

Bu haftaki yazım nükleer enerjiyle ilgili… Nükleer enerji nedir? Nükleer enerji kullanılmalı mı yoksa kullanılmamalı mı? Nükleer enerji kullanımının artıları nelerdir, eksileri nelerdir? Bunun gibi birçok soru yıllardır dünya ülkelerinde tartışılmaktadır. Fakat bu konuda bir uzlaşma sağlanamadı. Bazı ülkeler enerjisinin büyük bir çoğunluğunu nükleer enerji santrallerinden sağlamaya devam ederken bazıları nükleer enerji santrallerini teker teker kapatmaktadır. Peki olması gereken ne? Bu soruya net bir cevap verebilmek mümkün müdür?

Bakalım yazı sonunda siz değerli SenVeBen okurlarının bu konudaki kararı ne olacak?

Daha önce enerji konusuyla ilgili bir yazı (Temiz ve Yenilenebilir Enerji) yazmıştım. Enerji, küresel bir sorundur ve bu sorun hızla büyümektedir. Dolayısıyla enerji ve enerji kullanımı ile ilgili konularda farkındalığa sahip olabilmek çok ama çok önemlidir.

Yüksek lisans tezimi, yenilenebilir enerji kaynakları farkındalığı üzerine yaptığım için enerji ve enerji kaynaklarının kullanımı konusu üzerinde önemle durduğum bir mesele. Tez çalışmam sonucu daha fazla enerji bilinci kazanarak bu konuda farkındalık kazanmış oldum. Ayrıca enerjinin ülkemiz için hayati önem taşıdığını istatistiksel ve somut çalışmalarla görmüş oldum. Bu nedenle çevremde ulaşabildiğim kadar insana enerji konusunun ciddiyetini gösterebilmek adına her fırsatta bu konuyu dile getiriyorum.

Enerji, iş yapabilme yeteneğidir.

Biz ihtiyacımız olan enerjiyi yediğimiz besinlerden karşılamaktayız. Enerji, günlük hayatımızın en önemli gereksinimidir. Modern çağda teknolojinin gelişmesine paralel olarak enerji ihtiyacı da her geçen gün artmaktadır.

Enerji üretiminin enerji tüketimini karşılamadığı durumlarda enerji ithalatı yapılmaktadır. Enerji ithalatı ise enerji alan ülkeyi, hem ekonomik hem siyasi açıdan enerjiyi aldığı ülkeye karşı bağımlı yapmaktadır. Ülkemiz de enerji ithalatı yapan bir ülkedir. Hatta kullandığı enerjinin %70’ini ithal etmektedir. Bu da bizi ekonomik ve siyasi açıdan olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

Enerji Kaynakları

Enerji kaynakları; temelde yenilenebilir enerji kaynakları ve yenilenemez enerji kaynakları olarak 2’ye ayrılmaktadır.

Yenilenemez enerji kaynakları; fosil enerji kaynakları ve nükleer enerji kaynakları olarak sınıflandırılabilir. Yenilenebilir enerji kaynakları da rüzgâr, güneş, hidrolik, jeotermal, dalga ve biokütle enerjileridir.

Daha önceki yazımda temiz ve sürdürülebilir enerji kaynakları olan yenilenebilir enerji kaynaklarından bahsetmiştim. Bu kaynakların kullanımı çok önemlidir. Çünkü bu kaynaklar tüketilmesinden daha hızlı oranda doğada yeniden varolan kaynaklardır ve kullanımı sonucu çevreye az zarar veren, işletme ve bakım maliyeti düşük güvenilir enerji kaynaklarıdır.

Yenilenemez enerji kaynakları; fosil enerji kaynakları ve nükleer enerji kaynakları olarak sınıflandırılabilir. Fosil enerji kaynakları; taş kömürü, linyit, petrol ve doğalgaz, nükleer enerji kaynakları; Uranyum, Plütonyum ve Toryumdur. Ağır atom çekirdeklerinin nötronlarla bombardıman edilerek parçalanması veya hafif atom çekirdeklerinin birleşmesi sonucu açığa çıkan enerji nükleer enerji olarak adlandırılır.

Günümüzde, enerji ihtiyacının büyük bir bölümü fosil enerji kaynaklarından karşılanmaktadır. Yenilenemez enerji kaynakları kullanıldıkça azalan enerji kaynakları olarak hızla tükeniyor olmalarına karşın ülkeler fosil enerji kaynaklarına yatırım yapmaya devam etmekte ve dolayısıyla bu kaynakları kullanan enerji santrallerinin sayısı sürekli artmaktadır.

Bazı ülkeler enerji ihtiyaçlarını fosil enerji kaynaklarından sağlarken bazıları nükleer enerjiyi tercih etmektedirler.

Yenilenemez enerji kaynakları içerisinde yer alan nükleer enerji santralleri oldukça yüksek enerji elde edilmesi nedeniyle çoğu ülke tarafından tercih edilmektedir. Ayrıca bu santrallerin yapım maliyeti düşüktür ve nükleer santrallerde yakıt kullanımı sonucu atık olarak ortaya çıkan malzemelerden de tekrar yararlanılabilmektedir. Bu da nükleer enerjinin kullanılmasını cazip hale getirmektedir.

Nükleer Enerjinin Tarihi

Bu enerjinin ismini ilk kez 2. dünya savaşında Japonya’nın Nagazaki ve Hiroşima şehirlerine atılan atom bombası sonucu duyduk. 1970 yılında dünya genelinde yaşanan petrol krizi nedeniyle de ülkeler nükleer enerjiye yönelmişler ve böylece nükleer enerji santrallerinin sayısı artmaya başlamıştır. Bu gün dünyada 31 ülkede 437 aktif nükleer santral bulunurken planlanan 317 reaktör bulunmaktadır. ABD ve Fransa nükleer enerji kullanımında ilk sırada yer almaktadır. ABD’de 104, Fransa’da ise 58 reaktör bulunmaktadır. Sırayı Japonya, Rusya, Güney Kore ve Kanada, Hindistan, Çin takip etmektedir.

Nükleer enerji santrallerinin kullanımının risk faktörleri olmasına rağmen baktığımızda gelişmiş ülkelerin çoğu bu enerjiyi kullanmaktadır. En son 1986 yılında Ukrayna’da Çernobil kazası gerçekleşti. Bu olay üzerine çoğu ülke enerji santrallerini kapatma kararı aldı. Ancak bu olay ülkelerin nükleer enerji santrallerini kullanmasını tam anlamıyla engelleyemedi. Nitekim hâlâ yapım aşamasında olan birçok nükleer reaktör var.

Ülkemizde yapım aşamasında olan 2 nükleer reaktör bulunmakta.

Bunlar; Rusya ile Türkiye arasında Mersin Akkuyu Nükleer Santrali ile Fransa, Japonya ve Türkiye arasında imzalanan Sinop Gerze Nükleer Santrali projesidir. Akkuyu projesinin 2020’de, Gerze projesinin ise 2019’da bitmesi planlanıyordu. Gerze’deki nükleer santral siyasi, sosyal ve ekonomik nedenlerden dolayı şimdilik durduruldu, Akkuyu’daki reaktör de yapım aşamasında.

Bugün nükleer enerji santralleri kullanılmış olsaydı ülkemiz enerji ihtiyacının %33’ünü karşılamış olacaktı. Türkiye gibi enerjide dışarı bağımlı bir ülke için bu durum çok ama çok önemli. Çünkü bağımlılık, yani siyasi ve ekonomik özgürlüğün olmaması dünyadaki en kötü şey.

Peki biz nükleer enerji santrali kullanmayarak yaşanacak herhangi bir kazaya karşı ülkemizi korumuş mu oluyoruz?

1986 yılında Ukrayna’da yaşanan nükleer santral kazası sonucu deniz ve hava aracılığıyla ülkemize gelen radyasyonun olumsuz ve ölümcül etkileri hâlen devam etmektedir. Bugün Karadeniz’de ölümlerin büyük bir çoğunluğu kanser nedeniyle olmaktadır.

Komşumuz olan ülkeler nükleer enerji santrallerini kullanmaktadır. O ülkelerde gerçekleşecek herhangi bir kaza ülkemize de büyük zararlar verecektir. Avrupa ve ABD’nin en tehlikeli nükleer santral olarak ilan ettiği Ermenistan’daki “Metsamor” her an patlayabilir. Iğdır şehrine bu santralin yakınlığı sadece 16 km. Çok eski ve güvenlik duvarının olmadığı santral patladığı zaman ülkemizin yarısını yok edebilecek potansiyele sahip.

Öyleyse nükleer enerjisi santrali kullanmayarak ülkemizi nükleer reaktörlerin neden olduğu zarar ve tehlikelerden korumuş olmakta mıyız?

Ülkemizde en çok dövizin harcandığı sektör enerji sektörüdür. Her yıl enerji ithalatında büyük paralar harcayarak cari açığın daha da büyümesine neden olmaktayız. Bu da bizi diğer ülkelere bağımlı yapıyor. Bu bağımlılık ülkelerin uluslararası platformda itibarını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca bağımlılığımızı aleyhimize kullanarak siyasi, turizm ve ekonomik alanlarda bize yaptırımlar uygulamaktadırlar.

Pekala, şimdi siz, nükleer enerji kullanımının bu olumlu ve olumsuz yönlerini göz önünde bulundurarak başta sormuş olduğum soruya nasıl bir cevap verirdiniz?

Çiğdem Mertoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz