Akıl Tutulması

Bipolar Bozukluk Ve Yaratıcılık | 1

25 Ekim 2019

Yazı: Bipolar Bozukluk Ve Yaratıcılık – 1 | Yazan: İlhan Vardar


Vincent Van Gogh’un Yıldızlı Gece Tablosu

“Biz sanatçılar hepimiz biraz deliyiz. Kimimiz aşırı neşeliyiz, bazılarımız melankolik, hepimize az ya da çok dokunulmuş.”
– Lord Byron

Yüzyıllardır insanoğlu zeka ve yaratıcılık arasındaki ilişkiyi merak etmiştir. Bunun yanında da bu tür kişileri “deli dahi” kavramı ile tanımlamıştır.

Delilik ve dahilik üzerindeki araştırmalar son yüzyılda başlamıştır.

1949′da Alman sanatçılar ve aileleri üzerine yapılan bir araştırmaya göre bipolar bozukluk ve yaratıcılık arasında tanımlanabilir bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun nedeni hem bipolar bozukluğun hem de yaratıcılığın genetik olarak nesilden nesile geçmesi olarak gösterilmiştir. Bu ailelerde, genetik izolasyon nedeniyle gelecek nesillerde hem yaratıcı olup, hem de bipolar bozukluk taşıma oranı yükselmektedir.

Yazarlar üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göre, yazarların yüzde 80′i ciddi duygu-durum bozukluğu yaşamaktayken bu oran genel olarak topluma bakıldığında yüzde 30′da kalmaktadır.

Bir diğer çalışmada, bipolar kişilerin yaratıcılık üzerine yapılan testlerde kontrol grubuna göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir.

Adele Juda, sanatçılar ve onların akrabalarıyla ilgili ayrıntılı çalışma yapan araştırmacıların ilklerinden biriydi. Juda, 1927-1943 arasında 5000’den fazla kişiyle görüşmüştür; tanı araçları ve yönteminde yetersizlikler taşısa da özenli olmayı hedefleyen ilk araştırmacıdır. Bulgularına göre; sanatçı ve bilim adamları ile akrabalarında ruhsal hastalıkların normal dağılımdan daha fazla olduğunu görmüştür.

▻ Sanatçılarda şizofreni spektrumu ve psikopati, bilim adamları arasında bipolar hastalık sık
▻ Yazar ve şairler daha çok depresif
▻ Her iki grupta intihar oranı yüksek; hem yaratıcılık, hem hastalık kalıtsal.

Psikiyatrik bozukluklar en yüksek oranlarda şairlerde (%50), müzisyenlerde (%38), dahavdüşük oranlarda ise ressamlarda (%27), bilim adamlarında (%19), ve mimarlarda (%17) ortaya çıkmıştır.

▻ Yaratıcılık kavramı gerçekten bizim düşündüğümüz gibi midir?
▻ Nasıl tanımlanmaktadır?
▻ Neleri kapsamaktadır?
▻ Yaratıcılık yalnız görsel sanatlar ve edebiyatla mı ilgilidir?
▻ Zekayla ilişkisi var mıdır?
▻ Yaratıcı kişilerin aynı zamanda hasta olabilecekleri doğru mudur?
▻ Hastalıklar yaratıcılığı etkiler mi?

Dr. Orhan Dogan’ın Konu Üzerine Görüşleri

Konu hakkında bir uzman görüşüne başvurmak en doğru yöntem olsa gerek. Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Dogan’ın Psikoyorum Dergisi’ndeki makalesinde:

“Yaratıcılık, özgün düşünme biçimiyle problem çözme becerisine benzer biçimde işleyen; estetik, bilimsel, sosyal yönlerden biri veya birkaçı için yararlı olan, yeni bir eser, fikir veya buluş ortaya koyma yetisi ve sürecidir.”

Tanımlamasından sonra yaratıcılığın en belirgin özelliklerini şu şekilde anlatmaktadır:

“Özgün ve çabuk düşünebilme yetisi, yeniliğe açık olma, meraklı olma, ilgi alanlarının çok yönlü olması, konulara-sorunlara farklı açılardan yaklaşabilme becerisi, başarılı olma, özgür olma, içe dönük veya coşkulu bir yapıda olma, sezgilerinin güçlü olması, etkileyici olma, soyut veya somut nesne ve kavramlar arasındaki bağlantıları yakalayıp ilişkilendirebilme gücünün olması, yeni olanı yakalayabilme becerisi, hayal gücünün zengin olması, senaryo üretebilme becerisi, sorunlara çözüm arama, üretken olma.”

Yaratıcılığın zekayla ilişkisi konusunda:

“Yaratıcılığın zekayla ilişkili olduğu, ancak zekadan bağımsız bir zihinsel yetenek olduğu kabul edilir. Yaratıcı bireylerin zeka katsayısı diğer bireylerden daha yüksek bulunmuş, bu bireyler yaşıtlarından daha zeki olarak değerlendirilmiştir. Bu konudaki çalışmalar yüksek zeka katsayısına sahip olan bireylerin diğer bireylere göre bazı özelliklerinin farklı olduğunu, fakat yaratıcılık yönünden farklarının olmadığını göstermiştir. Zeka yaratıcılık için gerekli fakat tek başına yeterli değildir. Bir çalışmada, zeka katsayısının 120’nin üstünde olmasıyla yaratıcılık arasında bir ilişki bulunamamıştır. Zeki insanların yaratıcılık konusunda diğer insanlardan farkı, yaratıcılığın daha kolay geliştirilebilmesi olabilir.”

Yaratıcılık ve bipolar arasında ki ilişkiyi Sn. Dogan şu şekilde açıklamaktadır:

“Araştırmalar nevrotik kişilik özelliklerinin sanatsal yaratıcılığa dönüşebildiğini, bipolar bozuklukların yaratıcılığı kışkırttığını, şizofrenide de yaratıcılık örneklerinin görülebildiğini öne sürmektedir. Bunun yanı sıra, sanatçıların beyinlerindeki (bilinç dışındaki) yoğun duyguların ve düşüncelerin dışa vurulması normalden sapma olarak değerlendirilebilmektedir. Oysa yaratıcı bireyler için bunun doğal olduğu ve hastalık olarak görülmemesi gerektiği öne sürülmektedir. Bazı sanatçılar eser yaratmanın kendileri için bir baş etme yolu olduğunu belirtirler. Yaratıcılık olumlu duygu durum, mutluluk ve ruh sağlığı ile doğrudan ilişkilidir.

Hem manide, hem de depresif dönemde yoğun duygular yaşanır; bu duygular manide olumlu, depresyonda olumsuzdur. Bipolar bozuklukların yaratıcılıkla ilişkisi geriye dönük olarak ve halen yaşayanlar incelenerek anlaşılmaya çalışılmıştır. Geriye dönük çalışmalarda sanatçıların eserleri, sanatçıları yakından tanıyanların yazıları ve anlattıkları temel alınmıştır. Geriye dönük çalışmalar her zaman kesin ve doğru sonuç vermez.

Yaşayanlarla ilgili çalışmalar hem sanatçılarda, hem de birinci derece yakınlarında ruhsal bozuklukların oranlarını araştırmıştır.

Bu çalışmaların sonuçları, sanatçılarda ve birinci derece yakınlarında ruhsal bozuklukların (özellikle bipolar bozuklukların) toplumda görülenden daha yüksek oranda olduğunu göstermiştir.

Yaratıcılık bipoların hangi döneminde ortaya konur?

Depresyonda yoğun olumsuz duygular yaşanır. Birey kendine, zihnine odaklanır; dış dünyaya karşı ilgisizdir. Birey kendi duyguları ve düşünceleriyle aşırı ilgilidir, içe bakış en üst düzeydedir. Bu dönemin yaratıcılığa temel hazırladığı kabul edilir.

Mani döneminde sanrı (hezeyan) ve varsanı (halüsinasyon) gibi psikotik belirtiler, dikkat dağınıklığı ve fikir uçuşması gibi belirtiler nedeniyle bireyin bir konuya yoğunlaşıp bir eser ortaya koyması güçtür.

Yaratıcılığın ve yaratıcılık ürününün en çok ortaya konduğu dönem hipo mani dönemi olarak kabul edilir. Bu dönem manik dönemden daha hafif şiddette belirtilerle karakterizedir.

Yukarıdaki açıklamaların tersine depresif dönemde de yaratıcılık ürünleri ortaya konabilmektedir.”

Her bipolar bozukluğu olan birey yaratıcı değildir, her yaratıcı olan bireyin de bipolar bozukluğu olması gerekmez.

Yine de yaratıcılıkla bipolar bozukluklar arasında bir ilişki var gibi görünmektedir. Bipolar bozukluğun mu yaratıcılığı kışkırttığı, yaratıcılığın mı bipolar bozukluğa zemin hazırladığı henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır.

İlhan Vardar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Hakan Sarıkaya 30 Ekim 2019 at 11:19

    Değerli büyüğüm, İlhan Ağabeyim, yine güzel bir yazı kaleme almışsınız. Üzerine kitap yazdığınız konu olunca uzmanlık alanınız demeliyim.
     
    Yazının içeriğini okuduğum zaman emin olun kendimden de bir şeyler buldum. Bazen depresif oluyorum ama o dönemlerde daha üretken de oluyorum. Şiirlerimin bir çoğu bu dönemlerde oluştu diyebilirim.
    Bu durumu sizin yazınıza dip not olarak yazmak istedim.
     
    Emeğinize sağlık

    • Cevapla İlhan Vardar 30 Ekim 2019 at 20:36

      Sevgili Hakan kardeşim çok teşekkür ediyorum.
       
      Sevgilerimle

    Cevap Yaz