Münferit Tatile Giderse

Değil Misafir, Bana Muhabbet Kuşu Emanet Edilmez

3 Ekim 2019

Gülşah İslamoğlu | Münferit Tatile Giderse | Değil Misafir, Bana Muhabbet Kuşu Emanet Edilmez

Bizim bu otelcilik sektöründe sevdiğim mevzulardan biri de yakın çevrenin sana güvenerek çalıştığın otele misafir göndermesi.

“Bak sen ordasın diye oraya gönderiyoruz.”

“Lütfen güzel oda ver.”

“Özel ilgi olsun.”

“Sen halledersin.”

Bende zaten herkese “Tamam abi, hallederiz abi” dediğimden insanlar gönül rahatlığı ile çevresini bana gönderiyor. Allah var hallediyorum da… Ancak bazen işlerin yolunda gitmediği zamanlar da olmuyor değil.

Bir gün otelin birinde çalışıyorum.

Sezon sonlarına doğru gelmişiz. Cinlerimizin tepemizde olduğu zamanlar. Arkadaşım, kuzenlerini benim çalıştığım otele tatile gönderiyor. Neyse aylar öncesinden rezervasyonu yaptırdı. Tanıdık olduğu zamanlar rezervasyonun içerisine not alıyoruz. Ben de içerisine notlarımı eklemeyi unutmuşum.

Misafirler gelmiş odaya girmiş konaklıyorlar. Bir gün sabahın köründe bir misafir ile tartışmaya başladım. Adam hiçbir şeyden memnun değil. Odadaki mobilyaların rengine varana kadar her şeye takık bir halde otelde dolaşıyor. Sürekli resepsiyona geliyorlar, bağırıp gidiyorlar. Bir değil, iki değil, üç değil..

Hani yardımcı olmasak eyvallah haklısın diyeceğim. Ama yok adama ücretli hizmetlerin hepsi free olarak sunuluyor. Maksat mutlu olsun artık. Lanet olsun.

Yok, abi baktım olmayacak şalterlerim bir attı. “Çabuk topla valizini çık dışarı” diye bir cümle çıktı benden. Normalde tartışırız, sinirlenirim vs. Ama otelden kovma gibi bir durumum yoktur. Artık adam beni nasıl çıldırttıysa kovdum otelden. Aradan 2 saat ya geçti ya geçmedi. Bizim arkadaş arıyor; “Gülşah benim kuzenler dün gelmiş olması lazım. Nasıl bir sorun var mı? Güzel oda verdin mi?” Cart, curt..

“Kimdi senin kuzenler? Bir isim verir misin?”

Bir isim söyledi, sisteme girdim baktım. Aman Allah’ım az önce otelden kovduğum adam.

– Bu mu senin kuzenin?”
– Evet. Nasıl memnun mu?
– Ohoo hem de nasıl. O kadar mutlu ki mutluluktan oteli terk etti.
– Nasıl yani?

Dedim kanka, sana da kuzenine de abi; “Az önce kendilerini otelden kovdum. Bana hiçbir şey sorma. Kuzeninle görüş.”

Başka bir sezonda tanıdık bir acenteci arkadaş, bizim otele bir satış yapmış.

Adamlar onun sürekli müşterisiymiş. Bu kez de benim otele göndermiş. Gülşah sizinle ilgilenir. Kimi gönderdiysem otelden memnun döndüler vs.

Neyse abi, sonra da beni arıyor. Gülşah falanca kişileri gönderdim sana. Ne olur güzel oda ver. Manzarası olsun falan filan.

“Tamam, hallederiz sorun yok” dedim. 😝

Bu dönemde otel overbook oldu. Fazladan bayağı bir oda var alamayacağımız. Acentelerden yardım istiyoruz. Sattıkları birkaç odayı başka otele kaydırsınlar diye. Neyse kabul ettiler. Kaydırılması gereken misafirleri de ben seçip acenteye mail gönderdim.

Bir gün resepsiyonist beni çağırdı. Gülşah, kaydırdığımız odanın misafirleri otele gelmişler. Ne olacak? Ben de ofisimden çıkarken efeleniyorum:

“Ne demek gelmişler? 50 kere mail attım. Odam yok arkadaş!”

Misafirler ile göz göze geldik. Adam bana böyle yapıyor, “Gülşah Hanım bizi falanca kişi gönderdi. Size yönlendirdi. Şimdi de arkadaşlar odamız yok diyor.”

Eyvaaahhh onlar siz miydiniz?

Ulan bendeki şansa tüküreyim. Otelde o kadar oda var. Ben tutup bana emanet edilen odanın misafirini seçiyorum.

“Olur mu öyle şey efendim. Bir yanlışlık olmuştur. Odanız hazır.”

Sonra başka bir odayı otele almadım 🤦🏻‍♀️

Acenteci arkadaş arıyor; “Geldi mi bizim misafirler?”

“Geldi geldi. Her şey kontrolüm altında 😁”

Bir gün acentede çalışıyorum.

Bizim patron da muhabbet kuşu almış. Kafeste ofise getirdi. Ulan o kadar insan var dönmüş “Gülşah bu kuş sana emanet” diyor.

Lan niye ben, niyeeee?

Neyse kuş da o kadar sevimli ki azıcık seveyim diye kafesin kapısını açtım elime alacam diğer ofisten çağırdılar. Ben de koştum, kafesin kapısını kapatmamışım.

Bir geldim ulan kuş yok. Allah’ım beynimden aşağı kaynar sular indi. Ofisler bölgesinde dolanıp kuş arıyorum. Hayır, bir de Türkçe malum nereye çekersen oraya gidiyor.

“Patronun kuşunu gören var mı?” diyerek de ortalarda dolanmak pek hoş olmuyor.

Rahat bir 45 dakika hayvanı aradık. Pezevenk fotokopi makinesi ile dolabın arasına saklanmış. Sonra patron geldi. “Nasıl geçti Gülşah, çok öttü mü?” diyor.

“Yok,” dedim “Ya kafesten hiç çıkmadı sessiz sessiz durdu bütün gün 😝”

O zaman ne diyoruz; “Mizahla kalın.”

❗️Aaa bak az daha unutuyordum. Benim 2. kitap bu hafta baskıya giriyor. Lütfen Instagramdan @glshislmgl sayfasından beni takipte kalın.

Gülşah İslamoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Mustafa Kara 4 Ekim 2019 at 09:22

    😄😄😄😄 Sende de ne şans varmış be Gülşah 😊
     
    Hem adamı kovmuş hem de git ona sor demiş 😎 Valla senden korkulur.
     
    Sevecegim diye kafes açık mı bırakılır 😆😆😆
     
    Kitabı dört gözle bekliyorum 👍👍👍
     
    Hadi eyvallah 👋👋👋

  • Cevap Yaz