Kara Edebiyat

Maskara

3 Ekim 2019

Öykü: Maskara | Yazar: Sertaç Sural

Yirmi üç defa vuruldum, yirmi üç yerimden. Birbirinden bağımsız yirmi üç katil ve yirmi üç parmak izi. Hepsini taşıdım vücudumda. Doğduğum ilk günden bugüne kadar. Aslında yaşım kadar. Yaşlanmadım, ağlamadım hatta ölmedim. Sadece düşündüm, bana bunları yaşatan herkesi ve her şeyi.

Günlerce düşündüm hatta, aklıma çivi ile kazınmışlardı. O an bir kıvılcım kulaklarımdan girip beyin hücreme, oradan da dilime vardı ve beni konuşturdu.

“Yok et tüm bu saçmalığı ve o kötülükleri” dedi içimdeki ses. Yazarak yok et, ancak öyle kurtulursun hepsinden.

Elime bir kalem aldım en keskininden ve önüme çıkan ilk kâğıdın boğazına dayadım.

Mademki her şeyi hatırlıyor ve unutmam için zihnimi bir uzay boşluğuna fırlatmam gerekiyordu; o zaman yazmalıydım bana kalan her şeyi. Tüm o insanları yazmalıydım, soytarılıkları ve kendimi. Hızımı kesmeden yazmaya başladım, birbirlerini öldürenleri yazdım, tecavüz edenleri yazdım, bir dinin peşine takılıp etmedikleri kötülük kalmayanları yazdım. Sonra âşık olduğum kadını ve bende kalan etkisini yazdım, alkole olan duyarlılığımı, beni sinir krizine iten sebepleri yazdım, işkence etmek istediğim o ahmak insanları ve neler yapmak istediklerimi yazdım.

En derinime kadar…

Sayfalar boyunca kendimi yazdım. Yazılacak başka bir şey kalmadığı için değil, bu dünyanın en kötü insanı olduğum için. Çünkü bendim en bağımlıları. Kendime değil, dünyaya değil, Tanrı’ya bağımlıydım. Tanrı’yı öldürme isteğime bağımlıydım. Bağımlı olduğum ne varsa onları yok etme isteğime bağımlıydım. Tümüyle yarışıyordum. Sonra bıraktım kalemi, kalktım yerimden dolapta ne kadar içki varsa hepsini açıp içtim. Bir fıçının içine düşmüş gibi içtim. Kendimi kaybetmek, zihnimi birkaç dakika da olsa uyuşturmak için, belki de sadece Jack London kadar içmek için. Gene de bitmedi düşündüklerim. Aynanın karşısına geçtim, bir ceset kadar berbat olan suratıma baktım uzunca. İzlerimi hatırladım o an tekrar. Saç tellerimde, kollarımda, bacağımda, kasığımda ve daha derinlerde olanları.

Hepsi bir sanat eserini aratmayacak biçimde işlenmiş gibi duruyorlardı. Bağımlılıklarımın sonucuydu hepsi. Bağımlı olduklarımın. İzledim olabildiğince, bana kalan tüm gücümle.

Gördüklerimi anlamayı elimin tersiyle reddettim.

Düşüncelerimden kurtulmak için kendimi terk etmeyi denedim bir gece. Bir şişe viskiyle bunu kutladım, üçüncü kattaydım, terasta. Fazla heyecanlıydım, şişeyi elimden düşürdüm ve paramparça oldu. Kim düşse paramparça olurdu o üçüncü kattan. Ama umursamadım. Biraz cesaretim olsaydı kendimi atardım o terastan ve bitirirdim her şeyi. Çünkü ölmek bitirirdi hepsini. Bitirirdi beni, bitirirdi düşündüklerimi.

Sonra kalemi elime aldım ve kâğıdın boğazını kestim.

Sertaç Süral

2 Yorum

  • Cevapla Ateş Karadeniz 3 Ekim 2019 at 11:36

    Harika bir yazıydı. Kaleminize sağlık…

    • Cevapla Sertaç Süral 3 Ekim 2019 at 16:53

      Teşekkürler.

    Cevap Yaz